• Merhaba Ziyaretçi hoşgeldin! Forumdan daha fazla yararlanmak için buradan kayıt olunuz...

Her şeyi Allah'ın Takdir Etmesi İle İnsanın Seçme Özgürlüğü Zıt Değil midir?

dogangunes

Profesyonel
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye
Bir taraftan her şeyi Allah takdir etmiş diyoruz, diğer taraftan insanın seçme ,özgürlü ğünden bahsediyoruz. Bu iki hüküm birbirine zıt değil midir?
 

sailor

Amatör
Üye
Allah'ın takdiri, diğer adıyla kaderdir.Kaderle kazayı karıştırmamak gerek.Kader insanın elinde olmadan yaşadığı olaylardır.Kaza kişinin kendi iradesiyle meydana gelen olaylardır.Allah insanları kaderden sorumlu tutmuyor kazasıyla işlemiş olduğu olaylardan sorumlu tutuyor.Öğretmen öğrenciye sorular sorar seçmeli cevaplar verir iyi çalışan öğrenci direk cevabı bulur diğer öğrenciler yanlışları eliye eliye doğruya ulaşabilirler.Allah'ın insanı bu dünyaya göndermesinin sebebi Allah'ın bilinmek ve tanınmak istemesi dolayısıyla insan o seçme özgürlüğünde doğru olan yola ulaştığı takdirde sonuca ulaşmış olacaktır.
 

Ma-i Nisan

Tecrübeli
Üye
Bir taraftan her şeyi Allah takdir etmiş diyoruz, diğer taraftan insanın seçme ,özgürlü ğünden bahsediyoruz. Bu iki hüküm birbirine zıt değil midir?
"Takdir" kelimesinin anlamı yerine oturtulmadığı için bu feci cümle kurulmuş olabilirmi sizce ?
Hüküm cümlesi mi ? hemde iki tane diyorsunuz. yok yok cümle katl olmuş bence:)
 

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
Bir taraftan her şeyi Allah takdir etmiş diyoruz, diğer taraftan insanın seçme ,özgürlü ğünden bahsediyoruz. Bu iki hüküm birbirine zıt değil midir?
Güzel bir soru sevgili doğangüneş.

Sizin sorunuz, duayla bir şeylerden korunma veya bir şeylere sahip olma, cüzi irade gibi
kavramların cevabı bence aşağıda alıntısını yaptığım hadisin açıklamasında mevcut.

Hadisin açıklaması yapıldığında tüm bunların cevabı ortaya çıkacaktır diye düşünüyorum.

Şüphesiz sizden birinizin teşekkülâtı annesinin karnında kırk günde toplanır.
Sonra orada o kadar bir müddet de bir pıhtı olur.
Sonra o kadarmüddet de oradû bir parça et hâline gelir.
Sonra melek gönderilir ve ken*disine ruh üfürülür.
Meleğe dört kelime emrolunur: Rızkını, ecelini, ame*lîni ve şakı yahut satd olacağını yazması.
 

spartaküs

Tecrübeli
Üye
Sevgili Sosyalist;


Aynı hadisin devamında da şunlar yazar;

''Kendinden başka ilah olmayan Zat`a yemin olsun, sizden biri, (hayatı boyunca) cennet ehlinin ameliyle amel eder. Öyle ki, kendisiyle cennet arasında bir ziralık mesafe kaldığı zaman ona yazışı galebe çalar ve cehennem ehlinin ameliyle amel ederek cehenneme girer. Aynı şekilde sizden biri (hayatı boyunca) cehennem ehlinin amelini işler. Kendisiyle cehennem arasında bir ziralık mesafe kalınca yazışı ona galebe çalar ve cennet ehlinin amelini isteyerek cennete girer."
 

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
Sevgili spartaküs, hadisten ve devamından da anlaşılacağı gibi doğangüneş o soruyu sormakta çok haklı.
Çok büyük çelişki ve ''öz''den saptırmalar söz konusudur.
Yani insan aklı ve mantığı doğrultusunda açıklamalar yapılmaktadır.
Halbuki asıl gerçek aşağıdaki alında saklı:
Meleğe dört kelime emrolunur: Rızkını, ecelini, ame*lîni ve şakı yahut satd olacağını yazması.
 

kapkale

Tecrübeli
Üye
___şimdi arkadaşlar allahın takdir etmesi şöledir

___allah(cc) insanı bir nutfeden yaratması ve zamanı ve anne babasının kım olcanı ve nerelerde yaşayacağını ve toplumunu ve ne zaman öleceğini takdir etmiş


___ayrıyeten bu insan için alınyazısı kader kaza takdir etmiş ve demişki bu iki yoldur burdan giderse bu kadar sevap burdan giderse bu kadar günah yazılacak ve bu rızkıdır calışırsa bu kadarını çalışmassa bu kadarını alacak ve bu kötö bir toplumda yaşayacak uyarsa helak olacak uymassa mağfirete erişcek ve
bu şurda bu yiyecekle karşıaşacak yerse doyacak yemesse ac kalacak ve bu şurdan bir meyve bahçesinden geçecek yerse haramdır yemesse sevap kazanacak allahtan korktuğu için ve ve ve diye uzar gider

____burda bazı kıstaslar kesindir olacaktır bazılarıda takdirine bırakılmış insanın sadece sonucuyla değerlendirir yaparsa böyle yapmassa böyle diye ve bunu ayırd edip yapması ayırması için allah insana akıl ve irade vermiştir ve sınav olarakta bunlardan sorumludur yoksa doğmaktan ölmekten yemekten içmekten sınava tutulmaz
 

spartaküs

Tecrübeli
Üye
Kader ile ilgili hadisin devamınını, aksine, sizin vuurgu yaptığınız söylemden farklı anlam taşıdığını belirtmek için ekledim. Muhammed peygamberin kader konusunda pek birşey söylediği yoktur. Kabaca: ''Bunu insanlar anlayamaz'' gibi değinir. Kuran'da (bana göre) daha iyi, ve makul görürüz ki, daha güvenilir kaynak olarak daha iyi örnekler vardır.
 

kapkale

Tecrübeli
Üye
Sevgili spartaküs, hadisten ve devamından da anlaşılacağı gibi doğangüneş o soruyu sormakta çok haklı.
Çok büyük çelişki ve ''öz''den saptırmalar söz konusudur.
Yani insan aklı ve mantığı doğrultusunda açıklamalar yapılmaktadır.
Halbuki asıl gerçek aşağıdaki alında saklı:
Sevgili spartaküs, hadisten ve devamından da anlaşılacağı gibi doğangüneş o soruyu sormakta çok haklı.
Çok büyük çelişki ve ''öz''den saptırmalar söz konusudur.
Yani insan aklı ve mantığı doğrultusunda açıklamalar yapılmaktadır.
Halbuki asıl gerçek aşağıdaki alında saklı:
__– HER BİR NEFSE VE ONU DÜZENLEYENE, SONRA DA ONA HEM KÖTÜLÜĞÜ, HEM KORUNMASINI İLHAM EDENE (Şems: 7 - 8)
____bakın arkadaşlar şölede anlatim

___allah (cc) insana günahı yazmışsa onu işler ama töbe kapısını açık tutmuştur allah allah töbeden hoşlanır
___allah biri için fakirlik yazmışsa onu yaşayacak ama derecesi onun şükretmesi sabretmesidir allah şükredeni ve sabredeni çokça sever

___allah biri için hastalık yazmışsa onu yaşayacak ama şifanın kaynağını bilmesi amel etmesidir allah ondan yardım isteyenin imdadına yetişir

___allah biri için zenginlik dilemişse o unu yaşayacak onun amelide israf etmemek ve malın allahın oldunu bılıp allah yolunda harcamasıdır allah ısraf etmeyen ve malını doğru yerde harcayanı över mağfirete ulaştırır

BURDA MESELE ;;kader ve kazayla iman etmek herşeyi allahın takdiri bilip allaha inanmak ;;kader le iman etmek bu şükür sabır ..af dilenmek,allahı her ne olursa olsun sevmek ve üstün görmek,bize yazılan herneysede fakırlık zengınlık ,hastalık sağlık,kötölök iyilik,açlık tokluk yazılan herneyse bununla allaha yönelip iman etmek bunlarla ibadet etmek
 

kapkale

Tecrübeli
Üye
___düşünelimki alahın takdiri sonucu hastalanmışız

__ya hastalanmasaydım ibadetimi yapardım demek yerine
___yarabbim benim hakkımda bu hastalığı takdir gördün dertte senden dermanda senden dir,,benim hakkımda iyileşme takdir görmöşsen o senin rahmetindendir ve rahmetini umuyorum ama eğerki iyileşme takdir etmemişsen o senin takdir buyurduğundur bana hastalığa karşı sabır vedayanma gücü nasip et şüpesizz senin herşeye gücün yeter,,,, böle diyen kurtuluşa erer


___ama allahım bulabula benimi buldun hastalık verecek deyıp hastalığa isyan eden de allahın takdirine isyan etmiş olur ve kaybeder

___görölöyorkı burda takdır var ama o takdır edılenden allaha sığınmakta var dımı akıl ırade duşunce burda isyan etmek veya sabretmekte allahın insana verdiği seçme özgörlöğödör ona görede mükafat ve azabı vardır
 

ümmi

Kıdemli
Üye
Şüphesiz sizden birinizin teşekkülâtı annesinin karnında kırk günde toplanır.
Sonra orada o kadar bir müddet de bir pıhtı olur.
Sonra o kadarmüddet de oradû bir parça et hâline gelir.
Sonra melek gönderilir ve ken*disine ruh üfürülür.
Meleğe dört kelime emrolunur: Rızkını, ecelini, ame*lîni ve şakı yahut satd olacağını yazması.
Bunu defalarca açıklamak baydı artık.
Allah Zaman ve mekanla kayıtlı değildir.
bir şeyin sonunu bilmek ve görmek için bizim gibi bekleyip görelim demez.Saonuda başıda birdir onun görüşünde.siz daha Anne karnında mikroskobik bir hücre yumağıyken,o nasıl genlerinize yüzlerce ansiklopedilik bilgiyi yerleştirip sizin bir insan olarak gelişmenizi,boy,saç,ten,göz renginiz,vs.,tüm hayatınız boyunca yakalanmanız olası hastalıkları bile belirliyorsa, aynen manevi durumunuzuda böyle biliyor.O yarattığı zaman zaten biliyor insanın ne işleyeceğini herşey olup bitmiş.bu cebr değildir.yani o bizi kötü olmaya veya iyi olmaya zorluyor değil.hayatımızda irademizi kullanarak değiştiremeyeceğimiz şeyler var(boyumuz,ana babamız,ırkımız,vs), değiştirebileceklerimiz niyetlerimizdir ,amellerimizde niyetlerimize göre olacaktır.her insanda yaradılışta iyiye ve kötüye meyil vardır.hangisini niyet edersek,o yönde ameller yaparız.bunuda o herşeyi bilen nasıl seçimler yapıp nasıl öldüğümüze hatta cenneti mi cehennemimi haktettiğimizi bilir.zamanla kayıtlı değil bizim gibi sonumuzun ne olacağını görmek için.

''Kendinden başka ilah olmayan Zat`a yemin olsun, sizden biri, (hayatı boyunca) cennet ehlinin ameliyle amel eder. Öyle ki, kendisiyle cennet arasında bir ziralık mesafe kaldığı zaman ona yazışı galebe çalar ve cehennem ehlinin ameliyle amel ederek cehenneme girer. Aynı şekilde sizden biri (hayatı boyunca) cehennem ehlinin amelini işler. Kendisiyle cehennem arasında bir ziralık mesafe kalınca yazışı ona galebe çalar ve cennet ehlinin amelini isteyerek cennete girer."
şöyle bir örnek verelim; bir kişi müslüman bir ailede dünyaya geldi,ailesinden gördüğüne göre ameller yaptı,ömrünün sonunda hz. ademin oğlu kabil gibi babasının peygamber olması bile onun gönlüne söz geçiremedi.Kurbanı kabul olunmayınca tövbe etmek yerine kardeşini öldürmeyi tercih etti.
bir diğer örnek,annesi babası onun bir islam alimi olabilmesi için her türlü fedakarlığı gösterdi,okuttu,para harcadı,..o ömrünün sonunda bir günde kafası karıştı,bazı fikirlerden etkilendi bir turan dursun oluverdi.
bir diğer örnek,40- 50 yaşına kadar ateist olarak yaşayıp ömrünün sonunda hidayete eren bir çok insan.
bunlar çoksık karşılaşılan vakalar olmasada yinede bir gerçek.genelde,insanlar nasl yaşıyorsa öyle ölür.Yani cennete layık ameller işlemesi az çok onun cennetlik olduğuna alamet olabilir.Bununla birlikte sürekli teyakkuz halinde olmak gerekiyor.
ayrıca niyetlerin önemide yine burda ortaya çıkıyor.Münafıklarda görünüşte müslüman ameli işler ama işin iç yüzünde kafirden beterdir.niyeti bozuk kişi nasıl amel işlerse işlesin sonunda niyetlerine göre ameller işleyecektir.
yine iyi niyetli olan kişi,cahiliye toplumu tarafından eğitilmiş olsun bu niyetine uygun amelleri ona nasip olacaktır.
burda bir başka hadis geliyor akla insanda bir et parçası vardır o doğru olursa bütün azalar doğru olur.
o kalptir.

,kalp bir pusula gibidir ibresi doğruya ayarlıdır bu ayar çeşitli iç ve dış etkenler tarafından bozulmadıkça hep doğruyu gösterir.Bazılar buna vicdanın sesi der.ameller de genelde niyetlere göre olur.yani kalp doğruysa,dil doğru söyler,elinden doğru işler çıkar,ayaklar doğru yolda gider,göz,kulak doğru işlerle meşgul olur.
kalp eğriyse,yapmacık doğru ameller bir yere kadar .O sınırdan sonra saklanamaz niyetler bazan kötü amellerle ortaya çıkarır kendini.

Müminin niyeti amelinden önemlidir.Bu konuda bir kıssa anlatılır.Bir adamcağız, çölde giderken bir su kenarı bulur,bineğini bağlamak için bir şeyler arar bulamaz,bulduğu bir odun parçasını yere kazık olarak çakar,benden sonra gelenlerde bineğini bağlayacak bir kazık olur diye niyet eder.bundan sevap alır.
o yolcu gittikten bir süre sonra bir başkasının yolu bu mekana düşer,dolaşırken kazığa takılıp düşer,benim gibi başkalarıda takılıp düşmesin diye kazığı söküp atar o da sevap alır.
bu sadece niyetin önemi için bir mesel.
İslamda,kişi iyi niyetinden dolayı sevap alır.Mesela,gönlünden parası osa fakirlere şöyle şöyle iyilikler yapsa diye dilese,yapamadığı için hüzünlense, sevap alır.
fakat bir kötülüğü niyet edip yapmazsa yine sevap alır.
demek ki amellerden çok niyetler önemli.Niyet sahihse zaten amelde ona göre olur genelde.
tek başına amel yeterli değildir.
 

Üst Alt