“Her müslüman tasavvuf ve tarikatlarla mücadele etmelidir”

Ammar

Kıdemli
Üye
Milyonlarca Ehli sünnet alimi , müctehid , bu adamın dinsiz ve sapkın olduğunu beyan etmiş , delilleri ortaya dökmüş.Müslümanları bu adamın fitnesinden korunması için uyarmış.

Bu milyonlar Efendimizin varisidir.Bizim bu fetva ve uyarılardan ve delillerden sonra kendi aklımıza göre bu adam hakkında farklı bir araştırma yapmamız , ve kendi akıl terazimizden bu ithamı geçirip , aksi bir sonuca ulaşmamız mümkün müdür...Böyle bir şüphe , dinden şüphe etmek , Efendimizden , Allahü Teala'dan şüphe etmek olur.Çünkü Ehli Sünnet alimleri dinde bir şey söylüyorlarsa senet ve delilleri Efendimizin beyanlarına göredir.Efendimizin bildirdiği hükme göre o fiili işleyen kafir oluyorsa olmuştur.Artık orda müslümanın kendi iradesi kendi terazisi sözkonusu olmaz.Allah ve Resulü bişey dedimi artık mü'mine o konuda başka şey irade etmesi isyandır , emre itaatsizliktir ve Allah ve Resulünü cahillikle suçlamaktır.

Siz kendi aklınıza göre , kendi ilminie göre nasıl aksini idda edersiniz , siz Efendimizden ve O'nun varisi olan Ehli sünnet alimlerinden , müctehidlerden daha mı akıllısınız ? O'nlar cahilmidir...? ...

Sizin iddianız şudur ? diyorsunuz ki ; ben marangozum , fakat ameliyat yapan bir profesörün yaptığı ameliyatın yanlış ve doğru olduğunu , işlemi yaparken hata yaptığını veya doğru yaptığını , tanılarında isabet etiğini yada etmediğini bilir ve söylerim...Yahu kardeşim sen ne anlarsın , Cerrahlıktan...Sen git talaşlarında , ağaçlarına , odunlarınla ilgilen..Hadi marş marşş...Herkez hadini bilmeli , ehliyeti olmadığı konulara girip kendini komik duruma düşürmemelidir.

Aklınız başınıza toplayın ve halinizden tövbe edin.Size son tavsiyem budur.Aklı olana bir söz yetişir.Yanlış kaynaklardan beslenip dinde aklına tabi olan , beşeri din türeten ahmaklara değil , Dinde Efendimize tâbi olanlara yaklaş ve dinini doğru öğrenmeye bak...



Mümkündür be adam mümkündür.. koyun musunuz siz.... aklın yokmu be adam.. onlar okuma dedi diye okumayacaksın... ALLAH RESULU S.A.S in Söyediği sözler hariç her insnaın söyledikleri alınırda terkedilirde, bir tek RESULULLAH S.A.S müstesna...

Ya bak şuraya vereyim bir kitap linki ALLAH RIZASI için diyorum bir tek kelime bul çıkart ve şuraya koy ki işte BAK KAFİRDİR BU KİTABINDA BU SAYFADA BÖYLE DİYOR.... de...?

Ne zaman gözünüzü açıp bazı geröekleri göreceksiniz.. Adamlar okumadı diye okumayın, adam yapmayın dedi diye yapmayın ... ne farkınız kalıyo hristiyan ve yahudilerden farkınız.. onlar rahip ve hahamlarını RAB edindiler.. sizde hocalarınız ne düşünüyorsa öyle düşünüyorsunuz.. ne emrediyorsa onu yapıyorsunuz Size ALLAH C.C ve RESULUNÜN S.A.V sözü diyorum be adam KUR-AN ve SÜNNET diyorum sen hal Ehli Sünnet Alimleri diyorsun...

Efendimize İbn Teymiyye, Muhammed Bin Abdulvehhab, Seyyid kuttup mu uzak nereden biliyorsun... Kim haklı kim haksız konuşturmuyosunuz ki okumuyorsunuz ki

Cübbesiz ahmet çıkıyor sakın okumayın mezhepsiz, diyor .. balıklama atlıyorsunuz.. ya aklınızı çalıştırın aldığı villaya altında ki jeep e bakın.. geçen gün söylediği söze ne demeli..

Benşim hakkımda vbu günlerde bir video yayınlanabilir montaj o videoya inanan kişiye hakkımı helal etmem, cemaate gelmesin...

Sen kimsin cemaate gelmesin diyorsun.. Sen kimsin ALLAH C.C kelamını öğrenmeye gelene senin hakkında bir söylentiye inandı diye ALLAh C.C yolundan uzaklaştırıyosun ... Hani ALLAH C.C yolunda idin.. Ne korkuyosun zaten iftira ise gerçekler ALLAH C.C un izni ile çıkacak....

Size KUR-AN ve SÜNNET den misal getirseler iananmayın ... KUR-AN ve SÜNNETE inanmayacamda senin sözünemi inanacam...
cübbeliye cevap
 

Ammar

Kıdemli
Üye
kisi önce imanin ne oldugunu bilmeliki diger meseleler arkasindan gelir... iman kisinin gayba inanmasidir...
biz inaniyoruzki abdulkadir geylani hz. günyetüt talibin adli eserinde 73 firkadan bahsediyor... bunlar itikadi yöndendir... bunlarin hepsi müslüman olduklarini söylerler, ancak 72 si bizim itikadimiza göre sapiktirlar... ancak hic birine kafir diyemeyiz... yanliz bunlarin bir kismi ehli sünnete yakin bir kismi küfre yakin olduguna inaniriz...

durum bu olunca ben size verecegim hic bir delil sizi ikna etmeye yetmiyecegi gibi sizin mezhepleri ve tarikatleri inkar ederek basliyacaginiz ve vereceginiz hic bir delil beni ikna edemez...
vesselam... ancak hidayet Allah (c.c.) tandir...

Eywallah Hidayet ALLAH C.C dandır..

Size KUR-AN ve Sünnet den deliller fayda etmiyecekse benim gösterdiğim delillerin hangisi fayda ederki yukarda bak bir sürü hadis ve ayet var.. İkna olmadıysan ne diyim ki ....


7:28 - Onlar bir kötülük yaptıkları zaman: "Babalarımızı bu yolda bulduk, bunu bize Allah emretti." derler. De ki: "Allah kötülüğü emretmez. Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?"

26:74 - "Yok, dediler, ama biz babalarımızı böyle yapar bulduk."

26:76 - İbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?"

31:21 - Onlara: "Allah'ın indirdiğine tabi olun!"dendiği zaman: "Hayır, biz atalarımızı neyin üzerinde bulduksa, onun ardınca gideriz." diyorlar. Ya şeytan onları cehennnem azabına çağırıyor idiyse de mi onlara uyacaklar?

43:22 - Hayır, onlar sadece: "Biz babalarımızı bu din üzerinde bulduk, biz de onların izinde gidiyoruz." dediler.


YA TEVHİD nedir bu şeyhlerimiz bu adamların kitaplarını okumayın diyor da niye diyor.. hiçmi merak etmiyorsunuz..

Biz size onları bırakın bizim şeyhe tabi olun demiyoruz ki.. biz TARİKAT VE TASAVVUF SAPIKLIK larından arınmış TEVHİD inancına davet ediyoruz.. ŞİRK siz, Arı duru yola..

ALLAH ve RESULUNUN yoluna .......

Bak bidatlar diye bi başlık açtım orda ki maddeler bir bak sonra da RESULULLAH dan gelen onun yaşadığı gibi islamı yaşıyoruz de....
 

forumdayim

Tecrübeli
Üye
bizim icin delil dörtdür...
1. kuran
2. sünnet
3.icma
4. kiyas

bizlerin kuran ve sünnetten hüküm cikarbilecek bilgi ve yetkiye sahip olmadigimizia inaniyoruz... mezhep imamlarida burda devreye girer... biz onlarin ehli sünnet cercevesinde verdikleri fetvalara göre amel ederiz... onlarin verdikleri fetvalar kuranin ve sünnetin haricine cikmadigi gibi bizimde anlamamiza elverisli bir sekilde bizlere sunulduguna inaniriz...
sizlerin bol bol ayetten bahsetmeniz bir coklarinin yaninda sanki hakliymissiniz intibasini vere bilir... oysa dinden az bir sey anliyanlar bilirki... ayetlerin gelis zamanlari sebepleri , hangi ayet , hangi ayetten önce geldigi, veya o ayet diger baska bir ayetle hükmünün kaldirilmis oldugu gibi hususlarin oldugunu, bununda ancak ehli alimler tarafindan analiz edilebilecegini bilirler...
onun icin sizin verdiginiz ayet veya hadis mealleri dogru olabilir fakat oralarda kasdedilenin sizin kasdetdiginiz gibi olmama ihtimali yüksektir...
 
Son düzenleme:

Ammar

Kıdemli
Üye
Bak bakalım MEZHEP ÖNDERLERİ ( ALLAH C.C onlardan Razı olsun) neler demiş...

Bundan ötesi var mı...? Bunlar körü körüne taklid ettiğiniz gerçek ALİM lein sözleri iyi oku...

Burada imamların sözlerinden vakıf olabildiklerimizi vermemiz faydalı olacaktır. Onları taklid edenlere, hatta mertebe bakımından onlardan alt derecede olanları körü körüne taklid edenlere ve onların sözlerine ve mezheplerine gökten inmiş gibi tutunmuş olanlara umulur ki bir nasihat ve hatırlatma olur. Allahu Teâlâ buyuruyor ki:

Size Rabbinizden indirilmiş olana tâbi olun. Onun dışında velilere (dostlara) tâbi olmayın. Ne de az hatırlıyorsunuz (öğüt alıyorsunuz).(A‟raf 3)


1- Ebû Hanife(H:80-150)

Bunların ilki İmam Ebû Hanife Numan b. Sabit'tir. Mezhebinden olanlar ondan çeşitli söz ve ifadeler nakletmişlerdir. Hepsi de tek bir şeye götürmektedir ki, o da şudur: Hadisi esas almak, ona muhalif olan görüşleri terk etmek vaciptir.


1. Hadis sahih olduğunda, benim mezhebim o(hadis)dur.6

2. Bir kimsenin nereden aldığımızı bilmeden bizim sözümüzü alması (onunla amel etmesi) helal olmaz. Bir rivayette de: Benim delilimi bilmeyen bir kimsenin sözlerimle fetva vermesi haramdır. Çünkü biz beşeriz. Bugün bir söz söyler, yarın ondan geri dönebiliriz.7

Diğer bir rivayette de: Dikkatini çekerim ey Yakub (Ebû Yusuf)! Sakın ola ki, benden duyduğun her şeyi yazayım deme. Çünkü ben bugün bir kanaat bildirir, yarın ondan vazgeçebilirim. Yarın da bir kanaat bildirir, öbür gün vazgeçebilirim.8

3. Allah'ın kitabına ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in hadislerine muhalif bir söz söylersem, sözümü terkedin.9

2- İmam Malik b. Enes (H:93-179)



İmam Malik ise şöyle demektedir:
1. Ben bir beşerim, isabet eder, hata da ederim. Benim görüşlerime bakın; Kitap ve sünnete uyanları alın, Kitap ve sünnete uymayanların hepsini terkedin.10

2. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem dışında her insanın sözlerinin bir kısmı alınıp, bir kısmı terk edilebilir. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ise müstesnadır.11

3. İbn Vehb diyor ki: imam Malik'e, abdest alırken ayak parmaklarının arasını tahlil (el parmaklarıyla arasına su ulaştırma) meselesi sorulduğunda şöyle dediğini duydum: Bunu yapmak vacip değildir. İnsanlar gidinceye kadar sustum. Sonra ona dedim ki: Bu hususta elimizde varid olan bir sünnet var. Dedi ki: Nedir bu? Dedim ki: Bize Leys b. Sa'd, İbn Lehia ve Amr b. Haris anlattı ki, Yezid b. Amr el-Meafirî'den, (o da) Ebû Abdurrahman el-Habelî'den, (o da) el-Müstevrid b. şeddat el-Kureşî'den dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in serçe parmağıyla ayak parmaklarının arasını ovaladığını gördüm. Dedi ki: Bu güzel bir hadistir, şimdiye kadar da duymuş değilim.
Sonraları bu mesele tekrar sorulduğunda, insanlara böyle yapmalarını emrettiğini gördüm.12



3- İmam Şafiî (H:150-204)


İmam Şafiî'ye gelince bu hususta ondan nakledilenler daha çok ve daha da güzeldir.13 Şafiî mezhebine tâbi olanlar da bununla daha çok amel etmişlerdir. Bu sözlerden bazıları şunlardır:

1. Rasûlullah‟ın sallallahu aleyhi ve sellem sünnetlerinden bazılarının ulaşmadığı veya kaybolmadığı hiç kimse yoktur. Söylediğim her söz ve koyduğum her asıl, şayet Rasûlullah‟ın sallallahu aleyhi ve sellem bir sünnetiyle aykırılık arzediyorsa, uyulacak Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sözüdür. O ayrıca benim de sözümdür.14

2. Müslümanlar, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem‟in sünneti ortaya çıktıktan sonra, bir kimsenin o sünneti başka birinin sözü için terketmesinin helal olmayacağı hususunda icma etmişlerdir.15

3. Kitaplarımda Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sünnetine muhalif birşey bulursanız, Rasûlullah‟ın sünnetiyle amel edin benim sözlerimi terkedin. Başka bir rivayette de: Ona tâbi olun ve başka hiç kimsenin sözüne iltifat etmeyin.16

4. Hadis sahih olduğunda benim mezhebim o hadistir.17

5. Sizler18 hadisleri ve ricali benden daha iyi bilirsiniz. Eğer hadis sahih olursa onu bana da söyleyin. Kufeliler, Basralılar ve Şamlılar rivayet etsin farketmez, eğer sahih ise ben onlara giderim.

6. Nakil ehline göre (hadis âlimleri), hakkında Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den sahih hadis bulunan her meselede muhalif görüşlerimden hayatımda da, öldükten sonra da vazgeçmişimdir.19


7. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den sahih bir hadis olduğu halde benim ona muhalif bir söz söylediğimi görürseniz, bilin ki, aklım başımdan gitmiştir.20

8. Ben bir söz söyler de, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sözüme muhalif sahih bir hadisi varsa, Rasûlullah‟ın hadisi (amel etmekte) evladır, beni taklid etmeyin.21

9. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den gelen her hadis benim sözümdür, benden duymamış olsanız bile!...22

4- İmam Ahmed b. Hanbel (H:164-241)


İmam Ahmed'e gelince; imamlar arasında hadisleri daha çok toplayan ve bunlara bağlanan odur. Öyle ki fer‟î konuları ele alan kitapların telif edilmesini hoş görmezdi.23 Bundan dolayı şöyle demektedir:


1- Beni taklid etmeyin, Malik‟i de, Şafiî'yi de, Evzaî ve Sevrî'yi de taklid etmeyin. Onlar nereden aldılarsa siz de oradan alın.24 Başka bir rivayette: Dininde bu kimselerden kimseyi taklid etme, Rasûlullah ve sahâbîlerinden varid olan ne ise onu al. Bunlardan sonra gelenler (tabiînler) hususunda ise kişi muhayyerdir.

Bir defasında da şöyle demiştir: İttiba, kişinin, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem‟e ve sahâbîlere tâbi olmasıdır. Ancak tabiînden sonra kişi muhayyerdir.25

2- Evzaî'nin görüşü, Malik'in görüşü, Ebû Hanife'nin görüşü... Bunların hepsi birer görüştür. Bana göre de hepsi eşittir. Delil ise ancak rivayetler (hadisler)dir.26

3. Kim Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem‟in hadisini reddederse, o helak olacağı bir uçurumun kenarındadır (demektir).27

İşte, hadislere sarılmayı emretme, basiretsiz bir şekilde taklidi nehyetme hususunda imamların söyledikleri bunlardır. Bunlar öyle açık ifadeler ki hiçbir tevil veya münakaşayı kaldırmaz. Kaldı ki sünnette sabit olana sarılan kişi, -imamların bazı sözlerine muhalif de olsa- onların mezheplerinden ve yollarından ayrılmış olmaz. Bilakis o hepsine tâbi olmuş, kopması mümkün olmayan sağlam kulpa tutunmuş olur. Ancak onların sözlerine muhalif olan sünnetleri terkeden kimse böyle değildir. Böyle biri onlara isyan etmekte ve biraz önce onlardan nakletmiş olduğumuz sözlerine muhalefet etmektedir. Allahu Teâlâ da buyuruyor ki:

Rabbine yemin olsun ki, aralarındaki anlaşmazlıklarda seni hakem seçip sonra da verdiğin hükme içlerinde bir sıkıntı duymadan tam manasıyla boyun eğmedikçe, iman etmiş olmazlar.(Nisa 65)

Yine buyuruyor ki: Onun emrine muhalefet edenler başlarına bir musibet gelmesinden veya acı bir azaba uğramaktan sakınsınlar.(Nur 63)

Hafız İbn Receb (rahmetullahi aleyh) diyor ki: Kendisine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin emrinin ulaştığı her kişinin yapması gereken; bunu ümmete beyan etmek, onlara nasihat edip bu emre tâbi olmaları için çalışmaktır. isterse bu, ümmette büyük bir zatın görüşüne ters olsun. Çünkü Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem‟in emri, hata ederek muhalefet eden büyük bir zatın sünnete aykırı emrinden tazim edilmeye ve uyulmaya daha layıktır (hak sahibidir). İşte bu itibarla sahâbîler ve onlardan sonra gelenler sahih sünnetlere muhalefet edenleri tenkid etmişlerdir. Bazen belki de tenkidlerinde kaba ifadeler de kullanmışlardır.28 Ondan nefret ettikleri için değildir bu. O bilakis o sevdikleri ve saygı duydukları biridir. Ancak ne olursa olsun, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem‟i daha çok sevmektedirler. Onun emri de bütün mahlukatın emrinin üstündedir. Eğer Rasûlullah‟ın emri ile bir başkasının emri çelişirse, Rasûlullah‟ın emri öne alınmalı ve ona tâbi olunmalıdır. Onun emrine muhalif olana duyulan saygı, Rasûlullah‟ın emrine tâbi olmaya engel teşkil edemez. Her ne kadar o kişi hatasında bağışlanmış olsa da.29 Kaldı ki, o bağışlanmış olan zat, Rasûlullah‟ın muhalif emri kendisine geldiğinde kendi görüĢüne muhalefet edilmesine itiraz da etmez.30

Derim ki: Buna nasıl itiraz edecekler ki?! Değil mi ki, onlar bunu tâbilerine emretmişler ve onlara sünnete muhalif sözlerini terketmeyi gerekli kılmışlardır. Hatta İmam Şafiî tâbilerine, kendisi onu almamış olsa bile sahih sünneti ona nispet etmelerini emretmiştir. Bu yüzden İbn Dakik el-İyd teker teker ve toplu olarak dört imamdan herbirinin sahih hadislere muhalif olan görüşlerini topladığı tek ciltlik büyük eserinin mukaddimesinde Şöyle demiştir:

Bu meseleleri müçtehid imamlara nispet etmek haramdır. Mukallid fakihlerin de bunları bilmeleri gerekir ki, bu görüşleri onlara nispet ederek, onlara iftira etmesinler.31



KAYNAKLAR;

5 Bu bölüm şeyh Nasıruddin el-Albani‟nin Sıfatu Salatin Nebi sallallahu aleyhi ve sellem adlı eserinin Mehmet Peker tarafından yapılan tercemesinden alınmıştır.

6 İbn Abidin, Hâşiye (1/63), Resmul-Müfti (ibn Abidin'in risalelerinden biridir) 1/4'te, şeyh Salih el-Fellâni ikaz'ul-Himem (s.62)'de nakletmişlerdir. Ayrıca ibn Abidin Şerhu'l-Hidaye'de İbnu'l-Humam'ın hocası İbnu'-Şahna el-Kebir'den şunu nakleder: "Eğer hadis sahih olur da, mezhebe muhalif olursa hadisle amel edilir. Bu da onun mezhebi olur. Hadisle amel etmekle de kişi Hanefi olmaktan çıkmaz. Çünkü Ebu Hanife'nin "Hadis sahih olursa benim mezhebim odur (hadistir)" sözü sahih bir yolla gelmiştir. "Nitekim İbn Abdilberr bunu Ebu Hanife ve başka alimlerden rivayet etmiştir." Derim ki: Bu, ilimlerinin ve takvalarının kamil olmasının bir sonucudur. Çünkü burada bütün sünneti kuşatamadıklarına işaret etmişlerdir. Daha sonra geleceği üzere imam şafii bunu açık bir şekilde ifade etmiştir. Yani, bazen onlar kendilerine ulaşmamış bir sünnete muhalif görüş serdedebilirler. Böyle bir durumda bizlere, sünnete tabi olmayı ve bunu onların mezhebi olarak kabul etmeyi emretmişlerdir. Allah hepsine rahmet eylesin.

7 ibn Abdilberr, el-İntika fi fedaili's-selaseti'l-eimmeti'l-fukaha s. 145 İbnu'l-Kayyim İ'lamu'l-Muvakkıîn (2/309). İbn Abidin el-Bahru'r-Raik'in Haşiyesi (6/293). Resmu'l-Müfti (s. 29, 32). Şarani el-Mizan 1/55'de ikinci rivayetle. Üçüncü rivayeti ise: Abbas ed-Dûrî ibn Main'in Tarihinde (6/77/1) imam Züfer'den sahih bir senedle rivayet etmiştir. Bunun benzeri sözlerde Ebu Hanife'nin talebeleri Ebu Yusuf, İmam Züfer, Afiye b. Yezid'den rivayet edilmiştir. (el-ikaz s. 52) İbnu'l-Kayyim, Ebu Yusuf'tan gelen rivayetin sahih olduğunu söylemiştir. (2/344). Ayrıca el-ikaz'ın ziyadelerinde (s.65) ibni Abdil-Berr ve ibnu'l-Kayyim'den rivayet edilmiştir. Derim ki: Delillerini bilmeyenler hakkında söyledikleri bu ise, sözlerinin delile muhalif olduğunu bildiği halde delile muhalif fetva verenlerin durumu nedir acaba! Bu sözü iyice düşün. Çünkü bu tek başına körü körüne taklidi yıkmaya yeterlidir. Bundan dolayı bazı mukallidler Ebu Hanife'nin delilini bilmeden onun sözüyle fetva veremeyeceğini söylediğimde bunun Ebu Hanife'ye ait olduğunu reddetmektedir.

8 Derim ki: Bunun sebebi İmam çoğu zaman görüşlerini kıyasa dayandırmaktadır. Daha sonra daha güçlü bir kıyasa vakıf olur yahut Rasûlullahtan konu hakkında bir hadis ona ulaşır, bunun üzerine onu alır ve eski görüĢünü terkederdi. Şarani "el-Mizan" (1/62)'de özetle şunu söyler: "İmam Ebu Hanife hakkında bizim gibi her insaflının kanaati Şudur: Şayet o, şeriat tedvin edildikten hafızların Şeriati toplamak üzere yaptıkları rihleler bittikten sonra yaşamış olsaydı ve bunlara ulaşsaydı, bunları esas alır yapmış olduğu her kıyası da terkederdi. O zamanda diğer mezheplerde az olduğu gibi kıyas, onun mezhebinde de az olurdu. Ancak onun döneminde şeriat tabiinler ve etbau't-tabiin arasında köylerde ve şehirlerde dağınık bir halde olunca, mezhebinde kıyas diğer mezheplere oranlara -zarureten- daha çok olmuştur. Çünkü kıyas yaptığı meselede nass mevcut değildi. Diğer imamlar ise bundan farklıdır. Çünkü onların dönemlerinde hafızlar hadisleri cem işini bitirmişler ve onları tedvin etmişlerdi. Böylece hadisler birbirlerinin cevabı olmuşlardı. İşte kıyasın onun mezhebinde çok, diğerlerinin mezheplerinde az olmasının sebebi budur." Bunun büyük bir kısmını Ebu'l-Hasenât en-Nafiu'l-Kebir s. 135'te nakletmiş ona izah eder ve destekler mahiyette talik yapmıştır. Dileyen oraya bakabilir. Derim ki: Eğer bu Ebu Hanife'nin bazı sahih hadislere muhalefet etmiş olmadaki mazereti ise -kaldı ki bu kesinlikle geçerli bir mazerettir- o zaman bazı cahillerin yaptığı gibi ona ta'n etmek (tenkid edip eleştirmek ve eleştiride aşırı gitmek) caiz değildir. Bilakis ona karşı edepli olmak lazım gelir. Çünkü dinin korumasını yapan imamlardan bir imamdır. Dinin fer'i konuları hakkında ondan nice görüşler elimize ulaşmıştır. Ayrıca hata da etse, isabet de etse her halukarda ecrini alacaktır. Bunun yanında ona saygı duyanların, onun sahih hadislerle muhalif görüşlerine bağlı kalmaları da caiz değildir. Çünkü sözlerinde de beyan edildiği gibi bunlar onun mezhebi değildir. Bunlar bir vadide, diğerleri de bir başka vadidedir. Hak ise ikisinin arasındadır: "Rabbimiz bizlere ve iman etmede bizden önce gelen kardeşlerimize mağfiret et. Kalbimizde mü'min olanlara karşı en ufak bir kin bırakma. Rabbimiz sen raufsun, rahîmsin."

9 el-Fellâni, el-ikaz s.50. Ayrıca bunu İmam Muhammed'e de nispet etmiştir. Ardından şöyle demiştir: "Bu ve benzeri sözler tabi ki müçtehid için değildir. Çünkü bu hususta onların sözlerine ihtiyacı yoktur. Bilakis bu mukallid için geçerlidir." Derim ki: Şa'rani el-Mizan'da (1/26) bu söze binaen şunları söyler: "Şayet imamın vefat ettikten sonra sahih olduğu ve bunlarla amel etmediği ortaya çıkan hadisleri ne yapayım? dersen, cevabım Şudur: Yapman gereken hadislerle amel etmektir. Çünkü imanım bunlara ulaşsaydı ve ona göre sahih olsaydı, belki bunlarla amel etmeyi sana emrederdi. Çünkü imamların hepsi şeriatin esiridir. Bunu yapan da iki eliyle hayrı kucaklamış olur. Kimde; "İmamım onunla amel etmedikçe bir hadisle amel etmem" derse hayrın çoğunu elinden kaçırır. Nitekim mezhep mukallitlerinin çoğunluğunun durumu böyledir. Halbuki yapmaları gereken imamlarının vasiyetini yerine getirmek üzere ondan sonra sahih olduğu ortaya çıkan her hadisle amel etmekti. Çünkü bizlerin onlar hakkındaki kanaatimiz Şudur: ġayet onlar yaşasalardı ve onlardan sonra sahih olduğu ortaya çıkan bu hadisleri elde etselerdi hadisleri esas alır ve onlarla amel ederlerdi. Yapmış oldukları bütün kıyasları da, söylemiş oldukları sözleri de terkederlerdi.

10 ibn Abdilberr, el-Câmi (2/32). Ondan da İbn Hazm Usulü'l-Ahkam (6/149), yine el-Fellâni(s.72)

11 Bu sözün İmam Malik'e nisbeti müteahhir alimler arasında meşhurdur. ibn Abdilhadi, İrsâdû's-Salik (1/227)'te sahih olduğunu söylemiştir. İbn Abdilberr el-Câmi (2/91)'de İbn Hazm Usulü'l-Ahkam (6/145, 179)'da el-Hakem b. Uteybe ve Mücahid'in sözü olarak rivayet etmişlerdir. Takıyuddin es-Subki de el-Fetava (1/147)'da Ġbni Abbas'tan rivayet etmiş ve çok güzel bir söz olduğunu belirtmiştir. Ardından şöyle demiştir: Bu sözü İbn Abbas'tan Mücahid, onlardan da İmam Malik almıştır ve ondan meşhur olmuştur. Derim ki: Onlardan da İmam Ahmed almıştır. Ebu Davud Mesailu'l-İmam Ahmed s. 276'da diyorki: Ahmed'in Şöyle dediğini işittim: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem dışındaki herkesin muhakkak sözlerinden alınır da, bırakılır da...

12 İbn Ebi Hatim, el-Cerh ve't-Tadil'in mukaddimesi s. 31,32. Ayrıca Beyhaki Sünen'de (1/81)'de rivayet etmiştir.

13 İbn Hazm (6/118) diyor ki: "Taklid edilen fukahanın kendileri taklidi reddetmişlerdir. Talebelerini taklidden nehyetmişlerdir. Bu hususta en titizleri İmam Şafii'ydi. Sahih hadislere tabi olmak ve delilin gerektirdiğiyle amel etmek hususunda başkalarından daha açık ifadelerde bulunmuştur. (Ayrıca) herşeyde taklid edilmekten de beri olduğunu belirtmiştir. Bunu da açık bir şekilde ifade etmiştir. Allah ecrini bol bol versin, bir çok hayrın sebebi olmuştu."

14 Hakim, İmam Şafiî'den kendi senediyle muttasıl olarak rivayet etmiştir. İbn Asakir'in �Tarih-u Dımeşk�ında da böyledir. (15/1/3) �İ'lâmu'l-muvakkiîn� (2/363-364) ve �el-İkâz�, s.100)

15 İbnu'l-Kayyim 2/361, el-Fellani s.68)

16 el-Heravi Zemmü'l-Kelam 3/47/1, Hatib el-İhticac bi'ş-Şafii 8/2, İbn Asakir 15/9/1, Nevevi el-Mecmu' 1/63, İbnu'l-Kayyim 2/361, Fellani s.100 ikinci rivayeti ise Ebu Nuaym el-Hilye (9/107)'de, İbn Hibban sahihinde (3/284) sahih bir senedle rivayet etmiştir.

17 Nevevi, a.g.e. Şa'rani (1/57) (Hakim ve Beyhaki'ye nispet ederek) Cellani (s.107) (rivayet etmişlerdir). Şarani diyor ki: "İbn Hazm dedi ki: Yani ona veya başka alimlere göre sahih olursa" Derim ki: Bundan sonra gelen sözünde bunu açık bir şekilde ifade etmiştir. Nevevi özetle şunu söyler: "Mezhep alimlerimiz bununla, tesvib hastalık özründen dolayı ihramdan çıkmayı şart koşmak meselelerinde amel etmişlerdir. Bu meseleler dışında başka meseleler vardır. Mezhep kitaplarında olduğu gibi... Mezhebimizden hadise dayanarak fetva verdiği nakledilenlerden bazıları: Ebu Yakub el-Buvayti, Ebu'l-Kasım ed-Dâreki...dir. Bunu kullanan muhaddis arkadaşlarımız da: İmam Ebu Bekr el-Beyhaki vb. dir. Mezhebimizin eski mensuplarından bazıları, bir meselede hadis bulurlarsa, Şafii'nin mezhebi de o hadise muhalif ise hadisle amel eder ve ona dayanarak fetva verirlerdi. Ek olarak şunu söylerlerdi: "Şafii'nin mezhebi hadise muvafık olan şeydir." Şeyh Ebu Amr diyor ki: ġafiilerden biri mezhebine muhalif bir hadis görürse bakar: Eğer mutlak manada -veya o bab yahut meselede- içtihadi unsurları haiz ise bağımsız olarak o hadisle amel edebilir. İçtihadi unsurları haiz değilse ayrıca hadise muhalefet etmek ağrına gidiyorsa ve hadise muhalefet etmeye sadra Şifa bir cevap bulamıyorsa, Şafii dışında bir imam o hadisle amel etmişse, o da onunla amel edebilir. Bu da ona imamının mezhebini bırakma da mazeret olur. Bu söylediği güzel bir şeydir. Allah doğrusunu bilir. Derim ki: Ortada İbnu's-Salah'ın değinmediği bir suret daha var. O da: Eğer hadisle amel eden kimseyi bulamazsa, böyle bir durumda ne yapar? Bu soruya Takıyyuddin es-Subki: Mana "Kavli'Ş-Şafii... ize sahhel hadis" (c.3, s.102)‟de şöyle cevap vermiştir:
"Bana göre evla olan hadise tabi olmaktır. KiĢi kendini Rasûlullahın huzurunda ve hadisi ondan iĢittiğini farzetsin, amel etmekten geri kalabilir mi? Allah'a yemin olsun ki hayır. Herke de anladığı miktarla mükelleftir. Bu konunun izahını ve tamamını İ'lamu'l-Muvakkiin (2/302,370), el-Fellâni'nin: "İkaz'ü Himemi Uli'l-Ebsar, liliktidâi bi-seyyidil-muhacirin ve'l-ensar ve tahzirihim ani'l-ibtidâi'ş-Şâi fi'l-kura ve'l-emsar min taklidi'l-mezahib maa'l-hamiyyeti ve'l-asabiyyeti beyne fukahai'l-emsar" adlı eserinde bulabilirsin. Bu kitap da konusunda eşsiz bir kitaptır. Hakkı seven her kişinin bunu anlayarak ve üzerinde titizlikle durarak okuması gerekir.

18 Burada hitap İmam Ahmed b. Hanbel'e yöneliktir. Bunu, İbn Ebi Hatim Adabü'ş-Şafii (s.94-95)'de Ebu Nuaym el-Hilye'de (9/106) Hatib el-İhticac biş-Şafii (1/8)'de, ondan da İbn Asakir (1/9/15) İbn Abdilberr el-İntikâ (s.75)'de İbnü'l-Cevzi Menakibu'l-İmam Ahmed (s.499)'de, Herevi (2/47)'de, -üç yoldan Abdullah b. Ahmed b. Hanbel'den o da babasından, Şafii ona şöyle dedi... şeklinde- rivayet etmişlerdir. Ondan geldiği sahihtir. Bu yüzden Ġbnu'l-Kayyim İ'lam (2/325) Fellani'de el-İkaz (s.152)'de bu nisbetin kesin olduğunu belirtmiştir. Ardından diyor ki: "Beyhaki diyor ki: Bu yüzden Şafii'nin hadisi esas alması çoktur. Yani o, Hicaz, Şam, Yemen ve Irak ehlinin ilmini cem etmiştir. Tolerans tanımadan ve kendi beldesinin ehlinin mezhebine uyana meyletmeden sahih gördüğü her hadisi almıştır. Hakkı her gördüğü yerde... Ondan önce gelenler arasında sadece beldesinin mezhebiyle yetinip, muhalif olan sahihleri öğrenmek için çalışmayanlar vardır. Allah bize de, ona da mağfiret etsin.

19 Ebu Nuaym el-Hilye 9/107, Harevi 1/47, İbnu'l-Kayyim, İ'lamu'l-Muvakkiin 2/363, Fellani s.104

20 İbn Ebi Hatim Adabu'ş-Şafii s. 93. Ebu'l-Kasım es-Semerkandi "el-Emali, Ebu Hafs el-Müeddip Münteka (1/234) Ebu Nuaym el-Hilye (9/106) İbn Asakir (1/10/15) de sahih senedle rivayet etmişlerdir.

21 İbn Ebi Hatim s.93 Ebu Nuaym ve Ġbn Asakir (2/9/15) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.

22 İbn Ebi Hatim s. 93-94

23 İbnu'l-Cevzi, el-Menakib s.192

24 el-Fellani s.113, İbnu'l-Kayyim, İ'lam 2/302

25 Ebu Davud, Mesailu'l-İmam Ahmed, s. 276-277 26 İbn Abdilberr, el-Câmi' 2/149

27 İbnu'l-Cevzi s.182

28 Derim ki: Bunu hatta babalarına ve alimlerine karşı yapmışlardır. Nitekim Tahavi Şerh Meani'l-Asar (1/372), Ebu Ya'la Müsned'inde (3/1317) ricali sika olan ceyyid bir senedle Salim b. Abdillah b. Ömer'den rivayet ettiler ki (Salim) diyor ki: "Mescidde İbn Ömer'le otururken Şamlılardan bir adam geldi ve ona hac zamanına kadar umreden faydalanmayı sordu? İbn Ömer dedi ki: Bu güzel bir şeydir. Adam dedi ki: "Ancak baban bunu nehyediyordu." Adama şöyle dedi: "Yazıklar olsun sana! Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bunu yapmışken babam bunu nehyetse, sen kimin Rasûlullahın emrine mi, babamın nehyine mi uyarsın? Dedi ki: "Rasûlullahın emrine." Adama dedi ki: "Hadi kalk, git." İmam Ahmed (no: 5700) benzerini rivayet etmiştir. Tirmizi de (2/82) sahih olduğunu söylemiştir. İbn Asakir (1/51/7), İbn Ebi Zib'den şunu rivayet eder. Dedi ki: Sa'd b. İbrahim (yani Abdurrahman b. Avf'ın oğlu) bir adam hakkında Rabia b. Ebi Abdirrahman'ın görüşüne dayanarak hüküm verdi. Ben de ona verdiği hükme muhalif Rasûlullahın bir haberini aktardım. Bunun üzerine Sa'd, Rabia'ya dedi ki: Bu İbn Ebi Zi'b. Bana göre sika (güvenilir) biridir. Bana da Rasûlullahtan verdiğim hükme muhalif bir haber naklediyor. Rabia ona dedi ki: Sen içtihad ettin ve hükmünü verdin. Sad ise cevaben şöyle dedi: "Ne acayib bir durum! Sad'ın hükmünü uygulayacağım da Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in hükmünü uygulamayacağım. Hayır, hayır. Sad'ın hükmünü reddedecek, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in hükmünü yerine getireceğim. Bu sefer Sad davayı yazdığı kararnameyi getirtti ve yırttı. Ardından adamın lehine hüküm verdi."

29 Derim ki: Bilakis ecir bile alacaktır. Çünkü Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: "Hakim içtihad eder de isabet ederse ona iki ecir vardır. Hüküm verirken içtihad eder de hata ederse ona da bir ecir vardır. Buhari-Müslim rivayet etmişlerdir.

30 İkazu'l-Himem'in talikinde nakletmiştir. s.93

31 el-Fellani s. 99
 

collection

Tecrübeli
Üye
Mümkündür be adam mümkündür.. koyun musunuz siz.... aklın yokmu be adam.. onlar okuma dedi diye okumayacaksın... ALLAH RESULU S.A.S in Söyediği sözler hariç her insnaın söyledikleri alınırda terkedilirde, bir tek RESULULLAH S.A.S müstesna...

Ya bak şuraya vereyim bir kitap linki ALLAH RIZASI için diyorum bir tek kelime bul çıkart ve şuraya koy ki işte BAK KAFİRDİR BU KİTABINDA BU SAYFADA BÖYLE DİYOR.... de...?

Ne zaman gözünüzü açıp bazı geröekleri göreceksiniz.. Adamlar okumadı diye okumayın, adam yapmayın dedi diye yapmayın ... ne farkınız kalıyo hristiyan ve yahudilerden farkınız.. onlar rahip ve hahamlarını RAB edindiler.. sizde hocalarınız ne düşünüyorsa öyle düşünüyorsunuz.. ne emrediyorsa onu yapıyorsunuz Size ALLAH C.C ve RESULUNÜN S.A.V sözü diyorum be adam KUR-AN ve SÜNNET diyorum sen hal Ehli Sünnet Alimleri diyorsun...

Efendimize İbn Teymiyye, Muhammed Bin Abdulvehhab, Seyyid kuttup mu uzak nereden biliyorsun... Kim haklı kim haksız konuşturmuyosunuz ki okumuyorsunuz ki

Cübbesiz ahmet çıkıyor sakın okumayın mezhepsiz, diyor .. balıklama atlıyorsunuz.. ya aklınızı çalıştırın aldığı villaya altında ki jeep e bakın.. geçen gün söylediği söze ne demeli..

Benşim hakkımda vbu günlerde bir video yayınlanabilir montaj o videoya inanan kişiye hakkımı helal etmem, cemaate gelmesin...

Sen kimsin cemaate gelmesin diyorsun.. Sen kimsin ALLAH C.C kelamını öğrenmeye gelene senin hakkında bir söylentiye inandı diye ALLAh C.C yolundan uzaklaştırıyosun ... Hani ALLAH C.C yolunda idin.. Ne korkuyosun zaten iftira ise gerçekler ALLAH C.C un izni ile çıkacak....

Size KUR-AN ve SÜNNET den misal getirseler iananmayın ... KUR-AN ve SÜNNETE inanmayacamda senin sözünemi inanacam...
cübbeliye cevap


Akıldan bahseden sana ilk önce yaşadığın akıl sendomunu hatırlatayım.Akıl diyorsun, fakat aklını milyonların kafir olduğuna fetva yayınladığı , bir din bezirganı , dini içerden zehirlemeye kalkan bir alçağın aklında yok ediyorsun.Efendimizin sünnetini değiştiren din düşmanında aklını yok edip o alçağın her dediğini doğru kabul eden birinde akıl varmıdır ? Bir insanın din konusunda doğruyu söyleyip söylemediği ancak söylediklerinin Ehli sünnete uyup uymamasından anlaşılır , uyuyorsa doğru , uymuyorsa kat'i olarak yanlıştır.

Demekki Ehli sünnet yolu da bilinmiyor.Ehli sünnet demek adı üstünde SÜNNET EHLİ demek , Sünnetten kıl ucu kadar ayılmayan demek.Ehli Sünnet Alimlerinin bildirdikleri bilgiler , Efendimizden AYNEN NAKİLDİR , bu bilgilere kendi düşüncelerini DİN diye karıştırmadılar.İslam'ın en büyük kuralı budur.Dini konuları Efendimizden aynen nakletmek.Ehli Sünnet alimleri bu bilgileri Silsile yolu ile hocadan talebeye aynen naklettiler , bu Silsilenin adı , Altın silsile , Silsile-i Aliyye'dir.Bu silsilenin bütün alimleri Efendimizin icazetli varisleridir.Her sözleri dinin aslı ve kendisidir.Dini konularda aklına göre konuşana itibar edilmez.

Şimdi Allah ve Resulü bir hüküm koymuş , sen ise diyorsun ki yahu aklını çalıştır be adam.Neden okumuyorsun...Yahu aklımı çalışıtırıyoruz işte , akıl rehberini bulmuş , Allahü Teala , Resulü Ekrem ve Varisleri...Akıl bu vahiy ışığını , kendini aynınlatacak gerçek nuru bulmuş ve artık işi bitmiş.

Akıl çalıştırmak demek bu rehberleri tanımak ve onlara tabi olmak demektir.Akıl çalıştırmak, bu rehberlerin koyduğu ve naklettiği iman esaslarını kendi hükmüne göre sorgulamak , demek değildir.Akıl çalıştırmak demek , kendi ilmini Allahü Teala ' Resulü ekrem ve Varislerinden üstün görüp onların bildirdiği İSLAM dinini kendi reyine göre değiştirmek demek değilkdir.Bu olsa olsa imansızlık ve mürtedlik olur.Bu isyan olur , alçaklık ve haddini bilmezlik olur.Bu kulluk Allah'a kulluk değil , kendi aklına , nefsine kulluk olur.

İşte sizlerin imam diye yolundan gittiğiniz ( inbi Teymiyye , seyyit kutup , efgani , mevdudi , humeyni , şibli numani , said nursi ve bir çoğu ) aklı rehber edinenler yüzünden İslam dini fırkalara bölündü ve insanlar arasında fitne yayıldı.Her eline Kur'an alan Allahü Teala'nın hükmünü kendi aklına yöre yorumlayıp Efendimizin yolundan saptı.Kendi cahilliği ile zavallı masum insanları da peşinden sürükledi.

Biz aklımızı ve irademizi Allahü Teala'nın hükmünde yok ettik.Bildik ve inandık ki , Allahü Teala bizim sahibimizdir , ne emretti ise kul olarak uymamız lazımdır.Bunu bize Efendimiz ve O Şanlı Resulün Eshabı ve Varisleri öğretmişlerdir.Akıl çalıştırmak demek , Hakka kul olduğunu anlamak , ve kulluğun gereğini yapmak demektir.Kulluğun gereğini yapmak , Allahü Teala'nın kamil olarak indirdiği İslam dinini Efendimizden ve O'nun beyanlarını nakldeden icazetli varisleriden yani Ehli sünnet alimlerinden öğrenmek demektir.


Böyle yapmayanlar kulluk bağını koparmış, kendi nefsine , kendi aklına kulluk etmiş olur.Kulluk bağını koparıp aklına teslim olanları incelediğinizde herbiri din konusunda farklı şeyler söyler , her biri kendi söylediğinin doğru olduğunu iddia eder , fakat hepsi bozuk ve yanlıştır.

Ehli sünnet alimlerine uymak demek , onlar RAB edinmek demek değildir.Öğrencinin Profesörüne uyması onu rehber edinmesi demektir.


Ehli Sünnet alimleri , Allahü Teala + Efendimiz aleyisselam + Eshabı kiram + Tabiin + Tebe-i Tabiin + onların talebeleri şeklinde silsile yolu ile gerçek ve hakiki İslam bilgilerini bizlere aynen nakleden , tek nokta karıştırmadan nakleden , seçilmiş temiz ve mübarek insanlardır.Her biri zamanında , Allahü Teala'nın dinini güçlendirici mürşitleri , ve Efendimizin Sünnetini koruyucu varisleridir.Bunda şek ve şüphe yoktur...
 

Ammar

Kıdemli
Üye
Akıldan bahseden sana ilk önce yaşadığın akıl sendomunu hatırlatayım.Akıl diyorsun, fakat aklını milyonların kafir olduğuna fetva yayınladığı , bir din bezirganı , dini içerden zehirlemeye kalkan bir alçağın aklında yok ediyorsun.Efendimizin sünnetini değiştiren din düşmanında aklını yok edip o alçağın her dediğini doğru kabul eden birinde akıl varmıdır ? Bir insanın din konusunda doğruyu söyleyip söylemediği ancak söylediklerinin Ehli sünnete uyup uymamasından anlaşılır , uyuyorsa doğru , uymuyorsa kat'i olarak yanlıştır.

Şu altını kalın çizdiğim laflarını sakın unutma, o fetvaları verenlerde unutmasın.. ALLAH Azze ve Celle bu laflarınızdan ötürü mutlaka size hesap soracak... Yukardan beridir ayetler verdim... Diyorum ki KUR-AN da ALLAH Azze ve Celle nin en kızdığı ve üzreinde çok sıklıkla durarak insanları uyardığı bir konuda hala aynı şeyleri yazıp duruyosun.. ZAN na uymayın, bilmediğiniz şeyler hakkında yorum yapmayın...Din düşmanı dediğin adam sizin tarikat önderleriniz tasavvufcularınız önlerinde ayaklarına kapanıp medet umdukları MOĞOL lara karşı CİHAD' çıkan ve hatta MISIR hükümdarını tehdit eden, ve hatta MOĞOL hanı KAZAN HAN huzuruna kadar çıkıp suratına LA İLAHE İLALLAH diye haykırırken senin Celaleddin Rumi (MEVLANA) Kayseriyi savaşarak alamayan MOĞOL lar ile iş birliği yapıp Halkı MOĞOL ların ALLAH C.C tarafından yeryüzüne barışı getirmek için görevlendirilmiş kulları olduğu telkininde bulunup, MOĞOL ların şehre girmesiyle binlerce Müslümanı katletmesine vesile olmuştu...O fetva verenlerin Alayının TASAVVUF ve TARİKAT Alimleri yani sizin Alimleriniz olması da ne tesadüf değilmi.. Çünkü bak alimler Bu büyük alim İbn Teymiyye için neler demiş...

Arkadaş ve öğrencilerinden çok, onun düşmanları ve onun seviyesinde olan ilim adamları Şeyhu’l-İslam’dan övgüyle söz etmişlerdir. Hatta İbn Nâsıru’d-Din ed-Dımeşkî ondan övgüyle söz eden çağdaşlarından seksen ilim adamından daha fazlasını saymış ve bu hususa dair ünlü kitabı "er-Râddu’l-Vâfir” adlı eserini yazmıştır. Bu eserde 841 yılında vefat eden ve İbn Teymiyye hakkında "Şeyhu’l-İslam" diyen bir kimsenin kâfir olacağını iddia eden el-Alâ el-Buharî diye ün salmış, Muhammed b. Muhammed el-Acemî’nin görüşlerini red etmektedir.


1 - "Uyûnu’l-Eser fi’l-Meğâzîl ve’ş-Şemaili ve’s-Siyer" adlı eserin müellifi olan İbn Seyyidi’n-Nas (v. 734 h.) hakkında şunları söylemektedir:

"Ben onu bütün ilimlerde pay sahibi gördüm. Nerdeyse sünnete dair bütün rivayetleri ezberlemişti. Tefsire dair söz söyledi mi bu işin sancağını yüklenmiş olduğu görülürdü. Fıkha dair fetva verdi mi en ileri noktaya ulaşmış olduğu, hadise dair konuştu mu hadis ilim ve rivayetinde oldukça ehil olduğu, mezheb ve fırkalar hakkında konuştu mu bu hususta ondan daha etraflı bilgi sahibi kimsenin görülemediği, onun ilerisinde bu hususların kimse tarafından idrâk edilemediği anlaşılırdı. Kısacası bütün ilim dallarında akranlarından ileri idi. Onu gören hiçbir göz onun benzerini görmemiştir. Hatta kendisi bile kendisi gibisini görmüş değildir."

2 - "Siyer-u A'lami’n-Nubelâ"nın müellifi Şemsu’d-Din ez-Zehebî (v. 748) dedi ki:

"Benim gibi bir kimsenin onun niteliklerine dair söz söylemesinden çok daha büyüktür. Eğer Kâbe’de Hacer-i Esved’in bulunduğu rükün ile Makam-ı İbrahim arasında bana yemin ettirilecek olsa, hiç şüphesiz benim gözüm onun gibisini görmemiştir, diye yemin ederim. Allah’a yemin ederim bizzat kendisi bile ilim bakımından kendi benzerini görmüş değildir. "Henüz buluğa ermeden Kur’an ve fıkıhı okudu, tartıştı, delilleriyle, görüşlerini ortaya koydu. Yirmi yaşlarında iken ilim ve tefsirde oldukça ileri dereceye ulaştı, fetva verdi ve ders okuttu"

3 - Mâlikî ve (sonraları) Şafîi mezhebine mensub İbn Dakîk el-Iyd (v. 702 h.) onun hakkında şöyle demektedir:

"İbn Teymiyye ile biraraya geldiğimde bütün ilimlerin onun gözü önünde bulunduğunu, bu ilimlerden istediğini alıp, istediğini bırakan bir kişi olduğunu gördüm."
 

Ammar

Kıdemli
Üye
Demekki Ehli sünnet yolu da bilinmiyor.Ehli sünnet demek adı üstünde SÜNNET EHLİ demek , Sünnetten kıl ucu kadar ayılmayan demek.Ehli Sünnet Alimlerinin bildirdikleri bilgiler , Efendimizden AYNEN NAKİLDİR , bu bilgilere kendi düşüncelerini DİN diye karıştırmadılar.İslam'ın en büyük kuralı budur.Dini konuları Efendimizden aynen nakletmek.Ehli Sünnet alimleri bu bilgileri Silsile yolu ile hocadan talebeye aynen naklettiler , bu Silsilenin adı , Altın silsile , Silsile-i Aliyye'dir.Bu silsilenin bütün alimleri Efendimizin icazetli varisleridir.Her sözleri dinin aslı ve kendisidir.Dini konularda aklına göre konuşana itibar edilmez.

Şimdi şu kalın harfler ile işaretlediğim kıma DELİL istiyorum senden.. Kendi elin ile yazıyorsun be adam.. Ehli Sünnet =Sünnetten kıl kadar ayrılmayan diye... Cevap ver....

1- ALLAH C.C un ayetlerinde, Resulullah S.A.V sünnetinde, Ashabı kiram da, 4 Mezhep imamı olarak tabir ettiğiniz o büyük ALİM lerin (Ebu Hanife, İmam Şafi, İmam Malik, İmam Ahmed bin Hanbel ALLAH C.C onlardan Razı Olsun) kitaplarında, eserlerinde, sözlerinde, eylemlerinde RABITA gibi bir ŞİRK varmı veya bunu Teşvik eden tek kelam edilmiş mi DELİL GETİR...

2-ALLAH RESULU S.A.S Sünnetinde olmayan pek çok bidat Tarikat ve Tasavvuf Ehlinde görülüyor, Vahded-i Vucud, Semah, Rabıta, Kabir Ehlinden Yardım, Türbe Ziyaretleri, Nefis Tezkiyesi, Cevşen, vs..vs..vs madem Ehli Sünnetsiniz hani nerde kaldı bunlar dan bir tanesi varmı Resulullah S.A.S' de, Ashabında, alimlerde .. Delil göster....
Şimdi Allah ve Resulü bir hüküm koymuş , sen ise diyorsun ki yahu aklını çalıştır be adam.Neden okumuyorsun...Yahu aklımı çalışıtırıyoruz işte , akıl rehberini bulmuş , Allahü Teala , Resulü Ekrem ve Varisleri...Akıl bu vahiy ışığını , kendini aynınlatacak gerçek nuru bulmuş ve artık işi bitmiş.

Onların aris olmalarına delil nedir...? Sen hangi tarikattansın bilmiyorum Mahmut efendici isen Sapıklıklarını defalarca ispat ettik hem onun hem gözbebeği Cübbesiz Ahmetin.. Nurcu isen zaten Risale-i Nur tam bir ŞİRK akidesi olduğunu gösterdik CEVŞEN gibi...Nakşibendi isen... Zaten RABITA yeter gerisini söylemeyelim Şeyhleri nin otobüsü ruhu ile durdurması felan...Mevlanacılar zaten uçmuş Semah en göz önünde olanı.. Yani hepsi bi sapıklık içinde hiçmi gözlerin görmüyo

Hani nerde SÜNNETE BAĞLILIĞINIZ, HANİ NERDE PEYGAMBER VARİSİ OLDUĞUNU İDDA ETTİĞİNİZ ADAMLARDA NERDE SÜNNETE TESLİMİYET VE SÜNNET İLE AMEL..
İşte sizlerin imam diye yolundan gittiğiniz ( inbi Teymiyye , seyyit kutup , efgani , mevdudi , humeyni , şibli numani , said nursi ve bir çoğu ) aklı rehber edinenler yüzünden İslam dini fırkalara bölündü ve insanlar arasında fitne yayıldı.Her eline Kur'an alan Allahü Teala'nın hükmünü kendi aklına yöre yorumlayıp Efendimizin yolundan saptı.Kendi cahilliği ile zavallı masum insanları da peşinden sürükledi.

İslamı Fırkalara bölen ibn teymiyye seyyid kuttup mu onlarda bizde mezhepsizis, tek fırkayız mezheplere ve şeyhlere tabi olmayı emreden sizsiniz kafadan 4 mezhebe bölüyor sonrada yetmiyor bide tarikatlar abölüyosunuz bizim yolumuz tek oysa ki...... Çarpıklık Dikkatini çektimi...?
 
Son düzenleme:

Ammar

Kıdemli
Üye
Ehli Sünnet alimleri , Allahü Teala + Efendimiz aleyisselam + Eshabı kiram + Tabiin + Tebe-i Tabiin + onların talebeleri şeklinde silsile yolu ile gerçek ve hakiki İslam bilgilerini bizlere aynen nakleden , tek nokta karıştırmadan nakleden , seçilmiş temiz ve mübarek insanlardır.Her biri zamanında , Allahü Teala'nın dinini güçlendirici mürşitleri , ve Efendimizin Sünnetini koruyucu varisleridir.Bunda şek ve şüphe yoktur...

Biz aklımızı ve irademizi Allahü Teala'nın hükmünde yok ettik.Bildik ve inandık ki , Allahü Teala bizim sahibimizdir , ne emretti ise kul olarak uymamız lazımdır.Bunu bize Efendimiz ve O Şanlı Resulün Eshabı ve Varisleri öğretmişlerdir.Akıl çalıştırmak demek , Hakka kul olduğunu anlamak , ve kulluğun gereğini yapmak demektir.Kulluğun gereğini yapmak , Allahü Teala'nın kamil olarak indirdiği İslam dinini Efendimizden ve O'nun beyanlarını nakldeden icazetli varisleriden yani Ehli sünnet alimlerinden öğrenmek demektir.


Bu işaretlediğim cümle bile SAPIKLIĞINIZIN vardığı noktayı alenen gözler önüne seriyor...

ALLAH AKLI kullanmayı emrediyor.. Siz Aklı yok ediyorsunuz...


Siz, insanlara iyiliği emrederken, kendinizi unutuyor musunuz? Oysa siz kitabı okuyorsunuz. Yine de akıllanmayacak mısınız? (2/44)

Siz (Müslümanlar,) onların size inanacaklarını umuyor musunuz? Oysa onlardan bir bölümü, Allah'ın sözünü işitiyor, (iyice algılayıp) akıl erdirdikten sonra, bile bile değiştiriyorlardı. (2/75)

İnkar edenlerin örneği bağırıp çağırmadan başka bir şey işitmeyip (duyduğu veya bağırdığı şeyin anlamını bilmeyen ve sürekli) haykıran (bir hayvan)ın örneği gibidir. Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; bundan dolayı akıl erdiremezler. (2/171)

Ey temiz akıl sahipleri, kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki sakınırsınız. (2/179)

Ey temiz akıl sahipleri, benden korkup-sakının. (2/197)

İşte Allah, size ayetlerini böyle açıklar; ki akıl erdiresiniz. (2/242)

Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez. (2/269)

Yine de akıl erdirmeyecek misiniz?" (3/65)

Size ayetlerimizi açıkladık; belki akıl erdirirsiniz. (3/118)

Hâlâ akıl erdirmeyecek misiniz? (7/169)

Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah'ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru ! (3/191)


Dünya hayatı yalnızca bir oyun ve bir oyalanmadan başkası değildir. Korkup-sakınmakta olanlar için ahiret yurdu gerçekten daha hayırlıdır. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz? (6/32)

Bu (din), Rabbinin dosdoğru yoludur. Biz, öğüt alacak bir kavim için âyetleri ayrıntılı olarak açıkladık. (6/126)

Onların ardından yerlerine kitaba mirasçı olan birtakım ‘kötü kimseler' geçti. (Bunlar) Şu değersiz olan (dünya)ın geçici-yararını alıyor ve: "Yakında bağışlanacağız" diyorlar. Bunun benzeri bir yarar gelince onu da alıyorlar. Kendilerinden Allah'a karşı hakkı söylemekten başka bir şeyi söylemeyeceklerine ilişkin Kitap sözü alınmamış mıydı? Oysa içinde olanı okudular. (Allah'tan) Korkanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ akıl erdirmeyecek misiniz? (7/169)

 

collection

Tecrübeli
Üye
Doğru yoldan ayrılmış sahte tarikatler ile doğru yolda olanlara karıştırılırsa yanlış sonuca varılır.http://www.supermeydan.net/forum/forum432/thread50203.html İslamı parçalamak isteyen din adamı kılığındaki din düşmanları ( ibni teymiyye , seyyit kutup ,efgani, kardavi, ve benzeri masonlar ) sahte tarikat şeyhleri ile de her türlü rezilliği yaprak hak tarikatlerin de böyle olduğu imasını uyandırmak doğrı yolu gösteren tarikatlere olan güveni sarsmak istediler.Bunların oyunlarına aldanan cahiller hak olan tarikatlere de saldırarak İslam büyüklerine dil uzatma hezeyanlarına düştüler.Şimdi İslam'ı bozmak için hertürlü ahlaksızlığı yapan ahmakların sözüne aldanıp yanlış yönlendirmelerine inanıp tasavvuf büyüklerine dil uzatmak cahilliktir.
 

Ammar

Kıdemli
Üye
Doğru yoldan ayrılmış sahte tarikatler ile doğru yolda olanlara karıştırılırsa yanlış sonuca varılır.Tarikat ve tarikatçılık İslamı parçalamak isteyen din adamı kılığındaki din düşmanları ( ibni teymiyye , seyyit kutup ,efgani, kardavi, ve benzeri masonlar ) sahte tarikat şeyhleri ile de her türlü rezilliği yaprak hak tarikatlerin de böyle olduğu imasını uyandırmak doğrı yolu gösteren tarikatlere olan güveni sarsmak istediler.Bunların oyunlarına aldanan cahiller hak olan tarikatlere de saldırarak İslam büyüklerine dil uzatma hezeyanlarına düştüler.Şimdi İslam'ı bozmak için hertürlü ahlaksızlığı yapan ahmakların sözüne aldanıp yanlış yönlendirmelerine inanıp tasavvuf büyüklerine dil uzatmak cahilliktir.

Ya siz bozuk plak gibi bu nakaratı sıralamaktan yorulmazmısınız...?


din adamı kılığındaki din düşmanları ( ibni teymiyye , seyyit kutup ,efgani, kardavi, ve benzeri masonlar

şu cümleni delilleri ile ispata çağırıyorum seni .... İspat et.....


İslam'ı bozmak için hertürlü ahlaksızlığı yapan ahmakların

bu ahmaklar size tanıdık geldimi...

RABITA
NEFİS TESKİYESİ
VAHDEDİ VUCUD
SUPER GÜÇLERE SAHİP EVLİYALAR
ÖLÜYÜ DİRİLTİP, CÜBBESİNİN SAĞ KOLUNDA CENNET SOL KOLUNDA CEHENNEMİ GÖSTEREBİLEN
İSTANBULDAN MEKKEYE IŞINLANAN, GELECEKDEN HABERLER VEREN, BİR OK ATSA İSABET ETTİĞİ KİŞİNİN NESLİNİ KURUTACAK KUDRETE SAHİP EVLiYLARA CEVAZ VEREN YÜCELTEN, ÖVEN
TÜRBELERE MEZARLARA DUA EDİP YARDIM İSTİYEN, İNSANLARI BU YÖNDE TELKİNDE BULUNAN...
TOPLU ZİKİR PARTİLERİ DÜZENLEYEN..
CİMA YAPARKEN ŞEYHİNİZİ DÜŞÜNÜN DİYEN
KERTENKELEYE KARŞI CİHAD FETVASI VEREN

vs.vs.vs.... bunları yapanlar sizler gibi bozuk itikatlı SAPKIN TARİKAT Ve TASAVVUF EHLİ Mİ HAK YOLDA .... bu adamlara MASON, KAFİR diyen, siz SAPIKLAR mı doğru yolda...

Ama bu sözlerinin hesabını ALLAH C.C huzurunda vereceksin, TEVHİD davetçisine KAFİR diyen sizler çok pişman olacaksınız, o arkalarına düştüğünüz ŞEYH leriniz sizden uzaklaştıkları gün

keşke şimdi sizin bizden uzak durduğunuz gibi dünyada iken bizde sizden uzak olsaydık diyeceksiniz...
 
Üst Alt