Halil ağa ,atatürkü nasıl sevdi?

Mehmet Necati GÜNGÖR

Büyük Atatürkün vefatının 73. yıldönümü, hasret yüklü bir arayışla idrak ediyoruz.

Ona çok şeyler borçluyuz.

Tükennez minnet ve şükran duygularımızla

Her şeyden önce, bu güzel vatanı düşmanlardan temizleyip bize armağan ettiği için.

Özgür ve şahsiyetli bir millet olarak tarih sahnesinde yer almamızı sağladığı için.

Gönderlerimizi bayraksız, minarelerimizi ezansız bırakmadığı için

Bakmayın bir takım meczupların saldırmasına.

Dinimizi de Onun sayesinde özgürce yaşıyoruz.

Onun tercüme ettirdiği Kuranla,

Onun kendi parasıyla bastırdığı hadis külliyatıyla gerçek mânasıyla idrak edebildik dinimizi.

Yolumuzu O aydınlattı.

Karanlık delhizlerden Onun yaktığı meşaleyle çıkabildik.

O, bu milletin bahtına Allahın bir lütfu olarak doğmuştu.

Bu millet için gereken her şeyi hakkiyle yaptı.

Cepheden cepheye koştu.

Çanakkaleyi böbrek sancıları içinde,

Kurtuluş Savaşını kalp ağrıları içinde yönetti ve kazandı.

Sağlığını hiçe sayarak savaştı.

Doğru dürüst bir tatil yapamadı.

Beş yıldızlı otellerde keyif çatamadı.

Yurt dışı seyahatlerinde sefa süremedi.

Para, servet desen, yüzüne bile bakmadı.

Nesi var, nesi yok, bu millete bırakarak gitti.

Doğumundan, ölümüne şu kadar yıl geçti.

Tarih, bu güne kadar böyle muhteşem bir insanı henüz kaydetmedi.

Böyleleri yüz yılda bir çıkar derler.

Ona, Onun kanını ve aksiyonunu taşıyan bir öndere o kadar çok muhtacız ki

Bunalıp da, Bize bir Kemal daha gönder Allahım! yakarışlarımıza

Belki 1981 doğumlu yavrularımızdan bir armağan çıkar diye umutlanıyoruz.

Ölümünün 83. yılında ve yaşadığımız bunca olumsuzluklar içerisinde

Söyleyebileceğimiz tek şey;

Allahım bize bir Kemal daha gönder!

Niyazıdır.

Onu dinmeyen bir hasretle, sevgiyle ve özlemle anıyoruz.

***

Gelelim, Halil Ağanın Atatürkü nasıl sevdiğine

İlin ve köyün ismini vermeyeceğim.

Doğu illerinde bir köy.

Bu köyde Halil Ağa adında bir adam yaşarmış.

Atatürkü hiç mi hiç sevmezmiş.

Hatta, Ondan her bahsedişinde ağzını bozar, küfürler savururmuş.

Bunu dindarlığından dolayı yaparmış.

Çünkü birileri Ona Atatürkü din düşmanı diye tanıtmış!

O zavallı adam da, Atatürke söverek sevap kazanmayı umuyormuş.

Bunu bana aynı köyden biri anlattı.

Kendisi Hacca gitmiş bir vatandaşımızdı.

Söz, memleketin ahvalinden açılınca dedi ki:

Valla bey, bu işleri ancak yeni bir Atatürk temizler

Doğrusu, Ondan böyle bir yaklaşım beklemiyordum.

Sonra, dili döndüğünce Mustafa Kemalin bu millet için yaptıklarını anlatmaya başladı.

O sırada ezan okunuyordu.

Durdu, dinledi ve dedi ki:

Minarelerimizden bu ezanlar Onun sayesinde okunuyor.

Ama bazıları onun kıymetini halâ bilemiyor.

Bizim köylü bir Halil Ağa vardı

Her sözünün başında Atatürke hakaret eder dururdu.

Bir gün rüyasında Atatürkü görmüş.

Atatürk hiddetle benimle ne derdin var Halil? demiş;

Ona okkalı iki tokat sallamış!

O gün bu gündür, Halil Ağa oldu Atatürk sevdalısı

Halil Ağa ömrünün son demlerini Atatürkü severek, Ona dua ederek, Ona Fatihalar ve Yasinler okuyarak geçirdi.

Atatürkü halâ anlamayanlara Halil Ağanın rüyası çok şeyi anlatıyor sanırım.

Allah rahmet eylesin, ruhu şâd olsun!
 
Din yüzünden Atatürk'e küfredenler acaba Atatürk sayesinde bugün müslüman kalabildiklerini ne zaman anlayacaklar merak ediyorum...
 
Üst Alt