Hacı nevres

HACI NEVRES
Mehmet Necati GÜNGÖR
*
Onu yakından tanıdım.
*Allah dostu diye tanımlayabileceğimiz mütedeyyin bir müslümandı.
Hayatını terzilikle kazandı.
Erzurumda en ucuz pantolonu o dikerdi.
Onun esnaf ahlâkı incelenmeğe değer bir örnekti.
Diktiği pantolonun makas artığı kumaşından, iplik artığına varıncaya kadar her bir parçasını sahibine iade ederdi.
Aldığı* para ise günün şartlarına göre komik bir rakamdı.
Ya ikibuçuk, ya üçbuçuk.
Oysa, o günkü piyasada bir pantolonun dikiş fiyatı en az 15-20 lira idi.
Çok çalışır, az yer, az uyur, çok ibadet ederdi.
Et yemezdi. Hayatını sebze türünden gıdalarla idame ettirirdi.
Zayıf vücudunun üstünde uzun saçlı, derin bakışlı sevimli bir çehresi vardı.
Bakışlarının derinliğinden acaba içimden geçenleri mi okuyor kuşkusuna kapılırdı insanlar.
İslâm ahlâkını tam anlamıyla yaşayan bir mümindi.
İşi dışındaki tek işi ibadetti.
Doymak ve durmak bilmeyen bir ibadetle gündüz ve gecelerini doldurdu.
Onu kış aylarında Erzurumun sert ikliminde, kar ve boranında, şehrin beş kilometre dışındaki *Abdurrahman Gazi Türbesi yolunda görenler şaşırmazlardı.
Bazı sabah namazlarını türbede kıldığı bilinirdi.
Hiçbir tarikata, cemaata bağlı değildi.
Allah yolunun yolcusuydu.
Bana şah damarımdan daha yakın olan Rabbim dururken, başkalarına ne hacet diyerek yaşadı inandığı dini.
Mürşidim Hz. Resulullah dedi, başka mürşit aramadı.
Herhangi bir cemaate ve tarikata bağlanmadı.
Hep, Allahı şah damarından daha yakın hissederek yaşadı.
Harama el ve dil uzatmadı.
Kimsenin gıybetini etmedi.
Kimseyi ayıplamadı, kınamadı.
Herkese hoşgörü ile baktı.
Yanlış yolda olanlara Allah ıslah etsinduasıyla yaklaştı.
O bir efsaneydi.
Terzilikten biriktirdiği para ile Hacca gitti.
Döndüğünde de tam bir züht hayatı yaşadı.
Ramazan aylarının son günlerinde camilerde ihtikâfa girdi.
Aslen Bayburtlu idi.
Babasını ve ağabeyi Nevzatı çoktan kaybetmişti.
Annesini çok sever, ona derin bir sevgi ve saygı ile yaklaşırdı.
Her gün ziyaret eder, sırtına alarak evin avlusunda dolaştırırdı.
Bunu sevap kabul ederdi.
Erzurumun gelmiş geçmiş en ucuza dikim yapan, en ahlâklı, en faziletli terzisi idi.
Aynı zamanda Ahi kültürünü temsil eden en iyi esnafı.
Hep ölüm var diyerek yaşadı, çok sevdiği Allahın huzuruna koşarak,sevinerek gitti.
Arkasında servet bırakmadı. Çocuklarına şerefini ve imanını rehber olarak bıraktı.
Yıllar önce.
Bu gün Onun aziz geçmişini yad etmek isteği ile yazdım bu yazıyı.
Güzel ve anlamlı yaşanmış hayatlara not düşmek için...
Mekânı cennet olsun.
 
YukseLL' Alıntı:
Hiçbir tarikata, cemaata bağlı değildi....“Bana şah damarımdan daha yakın olan Rabbim dururken, başkalarına ne hacet”
Başkalarına ne hacet? Başkaları düzeltilmeli, geliştirilmeli, Dünya için faydalı hale getirilmeli. işte başkaları için bir hacet... Pislik anlayışlar her pisliği işlerken bir Müslümanın "başkalarına ne hacet" diyerek yalnız kalması, mücadeleyi bırakması olur şey mi?
 

Benzer konular ↴

Benzer konular ↴

Üst Alt