• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Güzel gören, güzelliğini görür

Okunuyor :
Güzel gören, güzelliğini görür

RABİA

Bağımlı
Üye
Güzel gören, güzelliğini görür


‘’Mecnûn’un sevgide kıblegâhı, görünüşte Leylâ’nın cemâli ise de hakikatte Leyla: Mutlak Cemal’in aynasından başka bir şey değildir.’’
Fahrettin-i Irakî


Kadim zamanda bir delikanlı Dicle’nin karşı kıyısında bir güzel görür. Uzaktan gördüğü bir cennet hurisidir sanki. O heyecanla nehre vurur kendini. Suya batmadan üzerinde yürüyerek karşı kıyıya geçer. Karşıdaki güzelle tanışır halleşir. Akşam olunca yine o heyecanla suya batmadan karşı kıyıya gelir.

Bu hal aylarca devam eder. Bir kezinde delikanlı kızın yüzündeki beni fark eder.

‘’Aa der, senin yüzünde ben varmış!’’

Kız, akşam olunca delikanlıyı uyarır:


‘’Sakın ola, der, bu akşam nehri yürüyerek geçmeyesin!’’

Nehri geçmek için kilometrelerce aşağıya gitmek gerekmektedir. Delikanlı kızı dinlemez. O akşam karşıya geçmek için nehre vurur kendini. Birkaç adım atar atmaz suya batar ve gözden kaybolur.
Delikanlı hayatın sihrini yitirmiştir. Çünkü sevdiğinde kusur görmeye başlamıştır.

Beşeri sevgiler işte böyledir. Sevgilinin sınırsız rengi ve sınırsız yönü olmadığı için aşık, gün gelir sevdiğinde kusur görmeye başlar. Ve böylece sevgide hüsran yaşanır.

Oysa, Hüsn-ü Mutlak’ın (Gerçek Güzellik) tecellisinde tekerrür yoktur. Çünkü O (cc) her an yaratmaktadır. Çünkü O (cc) sevgiyi de her an yaratmaktadır, sevginin hallerini de her an yaratmaktadır. O (cc)’nun cemâli her zerrede farklı farklı tecelli etmektedir.

O Hüsn-ü Mutlak’ın (Mutlak güzellik) her nesnede güzel cemalini görenler aslında kendi güzelliklerini görmektedirler. Suyun rengi, içinde bulunduğu kabın rengindedir. Çölde susuz kalmış bir insanın suyu tasavvuruyla, yağmura tutulmuş evsiz bir insanın suyu tasavvur etmesi aynı değildir. Bir âşığın sevdası da suyu, çölde kalmış bir susuzun algılayışı gibidir. Muhabbetin rengi, çöldeki bir vahada bulunan suyun rengi gibidir.

Muhabbet denen vefalı duygu, insan ne kadar kovarsa kovsun hiçbir zaman insanın içinden ayrılmaz. Belki kötülükleri görünce, saklanır insanın içine. Ama asla terk etmez gönül sarayını, yıkık da olsa terk etmez. Çünkü insanın yaratılış mayası muhabbettir.

Ve insanın yaratılışında var olan muhabbet duygusu, iyiye ve güzele yönelmişse gerçekte tek bir güzele yani Hüsn-ü Mutlak’a yönelmiş demektir.

İnsanlar neyi severse sevsin, insan ruhunun aradığı şey Hüsn-ü Mutlak’a olan muhabbettir. Çünkü ruh, Elest Meclisi’nde Gerçek Güzellik’le tanışmıştır. Ama insan bunun farkında değildir. İnsan bu durumlarda gerçek sevginin kaynağını, kırılmış ışıklarda ve eşyadaki yanılsamalarda aramaktadır.

Fahrettin-i Irakî, Lemaat isimli eserinde; ‘’Mecnûn’un sevgide, görünüşte Leylâ’nın cemâli ise de hakikatte Leyla: Mutlak Cemal’in aynasından başka bir şey değildir’’ der.

İnsanlar arasındaki muhabbetin dahi kaynağı ilahi kaynaktan beslenir. Çünkü muhabbet duyan yüreği yaratan da muhabbetin kendisi de bizzat Allah tarafından yaratılmıştır. Çünkü her güzellik, sahibinin güzelliğinden bir ışık taşır. Çünkü her güzellik güzelliğini Hüsn-ü Mutlak’ın güzelliğinden almıştır.

Sadet çizgisinde denilecek olan ise şudur:

Bunca öfkeli oluşumuzun, birbirimize karşı hoyrat davranışımızın, kavgalarımızın sebebi biraz da Gerçek Sevgi’yi kaybetmiş olmamızdan geliyor. Bundandır ki birbirimizde kusur görmeye, kusur gördükçe de birbirimize beter davranmaya, beter davrandıkça da zincirleme beterlikler peşpeşe gelmeye başlıyor. Güzeli bilemediğimiz için güzel göremiyor, güzel göremeyince güzel düşünemiyor, güzel düşünemeyince de güzel davranamıyoruz.
Mutlak Güzel’i bilmek ve güzel görmek dileğiyle…


Arifhan AKPINAR / Haber 7
akpinararif@hotmail.com
 

mopsy

Emektar
Üye
Selam!

Dini felsefe haline getiren tasavvuf;
Dinsel dusunceyi/tefekkuru Kur'an dairesinden cikariyor.

Sn.Arifhan AKPINAR;
İnsanlar arasındaki muhabbetin dahi kaynağı ilahi kaynaktan beslenir. Çünkü muhabbet duyan yüreği yaratan da muhabbetin kendisi de bizzat Allah tarafından yaratılmıştır. Çünkü her güzellik, sahibinin güzelliğinden bir ışık taşır. Çünkü her güzellik güzelliğini Hüsn-ü Mutlak’ın güzelliğinden almıştır.
Diyorsunuz!
Diyorsunuz da...

Size uyan da derki;
...muhabbet duyan yüreği yaratan da muhabbetin kendisi de bizzat Allah tarafından yaratılmıştır...
Sapiklik duyan yüreği yaratan da sapikligin kendisi de bizzat Allah tarafından yaratılmıştır.
Inkari duyan yüreği yaratan da inkarin kendisi de bizzat Allah tarafından yaratılmıştır.

Baglaminda da derki:
...İnsanlar arasındaki muhabbetin dahi kaynağı ilahi kaynaktan beslenir...
İnsanlar arasındaki sapkligin dahi kaynağı ilahi kaynaktan beslenir.
İnsanlar arasındaki inkari dahi kaynağı ilahi kaynaktan beslenir.

Ve nihayetinde de derki:
Madem Allah cc dan ben niye sorumlu olayim?

Ah bitkin tasavvufcular ah.........
 
Son düzenleme:
Üst Alt