görebiliyor musunuz?

Öğretmen çocuklara sorar:
"çocuklar size dağıttığım şekerleri görüyor musunnuz?"
Çocuklar:"evet öğretmeniiiim"
Öğretmen:"çocuklar beni görebiliyor musunuz?"
Çocuklar:"evet öğretmeniim"
Öğretmen:" Peki Allah ı görebiliyor musunuz?"
Çocuklar:"hayır öğretmeniiim."
Öğretmen:" yok ki göresiniz...."
Çocuklardan biri çıkar tahtaya:
Arkadaşlar beni görebiliyor musunuz?
Çocuklar:"eveeeet"
Arkadaşlar öğretmenimizi görebiliyor musunuz?
Çocuklar:"eveeet"
Arkadaşlar öğretmenimizin aklını görebiliyor musunuz?
Çocuklar "hayıııır"
Yok ki göresiniz... der.

İmam ı Azam a da bu atfedilerek anlatılır;
İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin köyüne inançsız bir adam gelmişti.
Kurnaz ateist inançsızlığını yaymak için cahil köylülere soru sorarak, kendini ilim sahibi göstermek niyetindeydi:
“Şu evi görüyor musun?”
Köylü:
“Evet.”
“Şu ağacı görüyor musun?”
“Evet.”
“Şu dağı görüyor musun?”
“Evet.”
“Peki, Allah’ı görüyor musun?”
“….”
“Ee… Yok ki, göresiniz” der.

Cahil köylüler bu adama haddini bildirmek için henüz 12 yaşında olan Ebu Hanife’ye haber verip derhal gelmesini isterler.
Ebu Hanife ikiletmeden ateist adamın sohbet mahalline gelir. Allah’a inanmayan inançsız adam, İmam-ı Azam’a da aynı sualleri yöneltir.
Ancak İmam, köylülerine dönerek sorar:
“Bu adamın külâhını görüyor musunuz?”
“Evet.”
“Potinlerini görüyor musunuz?”
“Evet.”
“Heybesini görüyor musunuz?”
“Evet.”
“Peki, aklını görüyor musunuz?”
“Hayır.”
İmam-ı Azam taşı gediğine koyar:
“Yok ki göresiniz!”
 
Üst Alt