• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

'Gelin tanış olalım!'

  • Konbuyu başlatan RABİA
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 1
  • Görüntüleme 2K

Okunuyor :
'Gelin tanış olalım!'

RABİA

Bağımlı
Üye
'Gelin tanış olalım!'

Siz bu yazıyı okurken ben Arnavutluk'un başkenti Tiran'da olacağım; çünkü yarın Tiran Yunus Emre Türk Kültür Merkezi'nin açılışı yapılacak. Almanların Goethe, İspanyolların Cervantes adına açtıkları kültür merkezlerinin benzerleri olan Yunus Emre Türk Kültür Merkezleri, bilindiği gibi, 2007 yılı ortalarında çıkarılan bir kanunla kurulan Yunus Emre Vakfı'na bağlı olarak faaliyet gösteriyor. Geçen mayıs ayında, Ankara'da, Ulus'taki tarihî bir binada faaliyete geçen vakfın amacı, söz konusu kanunda şöyle ifade edilmiş:
"Türkiye'yi, kültürel mirasını, Türk dilini, kültürünü ve sanatını tanıtmak, Türkiye'nin diğer ülkeler ile dostluğunu geliştirmek, kültürel alışverişini artırmak için yurtdışında kültür merkezleri kurulmasını ve işletilmesini sağlamak."

Danışma Kurulu'nda önemli ilim ve sanat adamlarının yer aldığı Vakfın bünyesinde teşkil edilen Yunus Emre Enstitüsü, ilk kültür merkezini geçen ekim ayında Saraybosna'da Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Bosna-Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi üyesi Haris Slajdziç'in de katıldığı bir törenle açtı. Çalışmalarını 2003 yılından beri Başçarşı'daki binasında yürüten Türk Kültür ve Enformasyon Merkezi, 17 Ekim'den beri Yunus Emre Kültür Merkezi ismiyle, sergi, konser ve konferans gibi faaliyetler düzenleyerek Türk kültürünü tanımak isteyenlere hizmet veriyor.

Türkçe öğrenmek isteyenlerin talepleri de, Yunus Emre Enstitüsü'ne bağlı olarak kurulan ve açılışı Yunus Emre Türk Kültür Merkezi'yle birlikte gerçekleştirilen Türkçe Kurs Merkezi'nde karşılanıyor. Tam donanımlı dershaneleri, kafeteryası, bilgisayar salonu, kütüphanesi ve alanında uzmanlaşmış öğretmenleriyle hizmet veren Merkez'in hâlen yüz elli öğrencisi var.

Orta Asya Türk cumhuriyetlerine özel bir ilgi gösteren Yunus Emre Enstitüsü, Kazakistan'ın başkenti Astana'da da "Karaotkel Diplomatik Site" ismiyle anılan itibarlı bir yerleşim bölgesinde kiraladığı müstakil bir villayı kısa bir süre önce Astana Yunus Emre Türk Kültür Merkezi olarak faaliyete geçirdi. Astana'yı diğer Türk cumhuriyetlerinin başkentleri takip edecek. Paris'te ise, Champs Elysées'de Paris Büyükelçiliği Tanıtma ve Kültür Müşavirliği tarafından kullanılan mekânın faaliyetlerine Yunus Emre Türk Kültür Merkezi ismiyle devam etmesi kararlaştırıldı. Yetkililer, resmî açılışı yeni yılda gerçekleştirilecek olan bu merkezin zamanla Avrupa'da Türk kültürünün temel dayanak noktalarından biri hâline geleceğini söylüyorlar.

Yunus Emre Türk Kültür Merkezleriyle ilgili iki güzel haber daha var: Makedonya'nın başkenti Üsküp ve Suriye'nin başkenti Şam'da açılacak merkezler...

Üsküp'te, Yahya Kemal'in hayatında da önemli bir yeri bulunan Kurşunlu Han, önümüzdeki yılın ilk çeyreğinde Üsküp Yunus Emre Kültür Merkezi olarak hizmet vermeye başlayacak. Muhtemelen fetih devirlerinden kalma bir yapı olan bu güzel han, Yahya Kemal'in çocukluk yıllarında hapishane olarak kullanılır, parmaklıklı kapısı her zaman sımsıkı kapalı dururmuş. Hatıralarında, geceleri Kurşunlu Han'da yatan mahkûmların yanık sesle söyledikleri türküleri Karağaçlar semtindeki evlerinin pencerelerinden ailece derin bir hassasiyetle dinlediklerini kaydeden Yahya Kemal, Üsküp'ten ayrıldıktan yıllar sonra, yeni usulde bir hapishane yapılarak mahkûmların oraya nakledildiğini ve Kurşunlu Han'ın kendi haline terk edildiğini işitir. Ben de bu hanı son olarak geçen yıl ziyaret etmiştim; Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileri tarafından kullanılıyordu.

Şam'a gelince: Yunus Emre Türk Kültür Merkezi için mekân olarak isabetli bir kararla Süleymaniye Külliyesi tercih edilmiş. Restorasyonu Türkiye tarafından yapılan külliye, önümüzdeki yılın ilk yarısında Türkçenin öğretildiği, Türk kültürünün tanıtıldığı bir merkeze dönüşecek. Mimar Sinan'ın seçkin eserlerinden biri olan ve halk arasında 'Süleymaniye Tekkesi' olarak anılan Süleymaniye Külliyesi'nin camisi, Kanuni Sultan Süleyman tarafından hacıların faydalanması için yaptırılmış; onun ölümünden sonra genişletilerek imareti, tekkesi ve çarşısıyla muhteşem bir külliye haline getirilmiş. Cami, dört duvar üzerine on metre çapında, köşelerden payanda kemerleriyle desteklenen pandantif kubbeli ve iki minareli... Oktay Aslanapa Hoca'nın ifadesiyle "dâhice bir plan"a sahip. Hafız Esed döneminde ibadete kapatılarak biraz da Osmanlı mirasına meydan okumak amacıyla, silahların ve eski uçakların teşhir edildiği bir askerî müze haline getirilen camiin kubbesinde, bakımsızlık yüzünden çatlaklar oluşmuştu; sadece son cemaat mahallinde namaz kılınabiliyordu.

Suriye ile Türkiye arasındaki yakınlaşmanın samimiyeti hakkında da açık bir fikir veren bu gelişme, aynı zamanda Yunus Emre felsefesinin yeniden uyanışına işaret ediyor:

"Gelin tanış olalım!"

BEŞİR AYVAZOĞLU
zaman.com.tr
 
Üst Alt