• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

GDO'lu Ürünlerin Ekonomik Değeri

  • Konbuyu başlatan mopsy
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 0
  • Görüntüleme 1K

Okunuyor :
GDO'lu Ürünlerin Ekonomik Değeri

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba

Genetiği Değiştirilmiş Ürünler (GDO) 25 yıl önce bilim adamlarının uğraş alanları içerisine girdi. 1980lerden sonra bitki biyoteknolojisi alanında önemli gelişmeler sağlanması ile ilk genetiği değiştirilmiş ürün olan, uzun raf ömrüne sahip Flavr Savr domatesi 1996 yılında raflardaki yerini aldı. Bunun ardından gen aktarılmış mısır, pamuk, kolza ve patates izledi. Günümüzde halen tartışılan konu olsa da mısır ve pamuğun zararlılara, soya ve kanolanın böcek ilaçlarına, papaya ve kabağın da virüslere karşı dirençli olmasında GDO teknolojisi kullanılmaya devam etmektedir. GDOlu ürünlerin üretimindeki amaç insan sağlığını olumsuz etkilemek değildir. Temel amaç sayısı hızla artan dünya nüfusunu besleyebilmek için genlerine müdahale edilen bitkinin lezzet, besleyicilik ve dayanıklılık gibi başlıca özelliklerinin geliştirilmesidir. Başlıca özellikleri geliştirilen ürünlerden sonra, son zamanlarda, dünyanın susuz kalması ihtimaline karşı susuzluğa dayanıklı bitkilerin geliştirilmesi konusunda çalışmalarda hızla devam etmektedir.

Gıdaların genetiğinin değiştirilmesi ile ilgili tartışmalar kafaları karıştırmaya devam etse de ülkemizde ticareti 1998 yılından beri yapılmaktadır. Yapılan bir çalışmaya göre Türkiyede satılan 800e yakın gıda maddesi, GDO içeriyor. Bir takım yetkililerin araştırma sonuçları tamamlanmamış GDOlu ürünleri felaketmiş gibi gösterip, bu bilimsel çalışmaların faturasının iktidar partisine kesmek istemesi ve işin bilimsel boyutunu bir yana bırakarak GDOlu ürünleri siyaset malzemesi yapması halkını alenen yanlış yönlendirdiğinin bir göstergesidir. Araştırma sonuçlarına bakarak yorum yapmak en doğru davranıştır.

TARTIŞMANIN EKONOMİK BOYUTU

Tartışmanın bir başka boyutu da ekonomik sonuçlarıdır. Bugün GDOlu gıda üretimi bir kaç şirketin tekeli altında. Geleneksel tarımda kullanılan bitkilerin tohumlarıyla bir sonraki yıl yenide ürün alınabiliyor. GDOlu tarımda ise bu mümkün değil; üreticiler, firmalardan her sene tohum alınmak zorunda. Eleştirilerin ticaret ve etiğin kesiştiği bir konu da patent konusudur. GDOlu bitkilerin patentinin neredeyse tamamı şirketlerin elinde bulunuyor. Tüm insanlığa ait olan bir materyal olan DNAnın özelleştirilmesi endişe ve tartışma kaynağı oluyor.

Halen yetiştirilmekte olan transgenik ürünlerin yetiştirildiği ekim alanlarının yüzde 99un ABD, Arjantin, Kanada ve Çinde yer alıyor. ABD de işlenmiş gıdaların yüzde 75i GDOlu ürün içeriyor. Yapılan araştırmalarda, Amerikan vatandaşların çoğu GDO içeren ürünler hakkında resmi kuruluşlara güvendiği, AB vatandaşlarınınsa daha çok sivil toplum kuruluşları ile üniversitelere itibar ettiği görülüyor.

DÜNYADA GDO İLE İLGİLİ DÜZENLEMELER

Avrupa Birliğindeki düzenlemelerde; Uygulamalar, 2003te yürürlüğe giren yasaya göre yürütülmektedir. Ülkelerde üretilen ya da ithal edilen GDOlu ürünlerin tüm testleri ve risk değerlendirmeleri yapılmaktadır. Yüzde 0,9 oranının üzerinde GDO içeren ürünlerin paketleri üzerine görünür şekilde GDO içerdiği yazılmak zorundadır. Yüzde 0,9 oranından daha az oranda GDO içeren ürünler için etiketleme kuralları uygulanmayacaktır. GDOlu ürünlerle beslenen hayvanlardan elde edilen et, süt ya da yumurtalar için GDO etiketlemesi yapılmamaktadır. AB ülkelerinden Almanya, Fransa, Macaristan, Avusturya, Lüksemburg ve Yunanistanda GDOsuz ürünler, GDO içermemektedir şeklinde etiketlenebilmektedir.

ABD ve Kanadadaki düzenlemelerde; Etiketleme isteğe bağlıdır. Üretici kendi isteğine göre GDO kullandığını belirtebilir ya da belirtmeyebilir. Karşılaştırmalı etiketleme yani GDOlu ürünler, eşdeğer normal ürünlerinden farklı özellikler gösteriyorsa etiketlenmesinin zorunlu hale getirilmesi öneri olarak sunulmuş ve tartışılmaktadır.

Brezilyadaki düzenlemelerde; GDO içeren ürünlerde, GDO oranı yüzde 1in üzerinde ise etiketlenmesi zorunludur.
Arjantindeki düzenlemelerde; GDO içeren ürünlerin etiketlenmesi isteğe bağlıdır.

DÜNYADA GDONUN EKONOMİK GETİRİSİ

GDOlar ilk kez 1996da ticarileştirilmiştir ve oldukça yeni bir pazar olmasına karşın önemli büyüme göstermiştir. Dünyada toplam GDO ekim alanı 2008de 125 milyon hektardır. Bu rakam 1996da 2,8 milyon hektardır ve yıllık ortalama yüzde 53lük bir büyüme göstermiştir. 1996da GDO ekimi yapan ülke sayısı 4 iken, 2008de 25e yükselmiştir. Bunlardan ABD, Arjantin, Brezilya, Kanada ve Hindistan ilk beş ülkedir. Dünyada GDO ların toplam ekim alanına bakıldığında gelişmiş ülkelerde daha fazladır; fakat bununla birlikte son yıllardaki artış hızı, gelişmekte olan ülkelerde gelişmiş ülkelere göre daha yüksektir. Son 10 yıllık süreçte GDOlu bitkilerden en fazla üretilen ve üretimi devamlı artış gösteren soyadır. Soya üretimi 2006-2007 arasında sabit kalırken, mısır üretimi aynı dönemde çok hızlı bir artış göstermiştir.

AB ülkelerine bakıldığında İspanya 53,667 hektar ile GDO ekim alanı en fazla olan ülkedir. ABde GDOlu ürün ekimi 2006da toplam 63,315 hektar iken 2007de 110,808 hektara ulaşmıştır ve 27 GDOlu ürünün ticaretine izin verilmiş durumdadır. ABye girişi için başvurulan GDOlu ürünler Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) tarafından gerekli tüm testler ve risk değerlendirmelerine tabi tutulduktan sonra uygun görüldüğü ya da görülmediği komisyona bildirildikten sonra karar alınır. ABdeki ürünlerin risk değerlendirmesi sonuçları EFSA tarafından açıklanmaktadır. Bu tür değerlendirme sonuçlarına EFSAnın web sitesinden ulaşılabilmektedir. Örneğin, transgenik mısırın, normal mısır ile karşılaştırmalı olarak tüm analizleri yapılmış ve normal mısır kadar güvenli olduğu EFSA tarafından açıklanmıştır.

Tarımsal Biyoteknoloji Uygulamaları İçin Uluslararası Hizmetler Enstitüsü (ISAAA) 2008 raporuna göre, 1996-2007 arasında GDO sektörü ile 44 Milyar dolarlık kümülatif gelir artışı gerçekleşmiştir. Bu artışın yüzde 44ü verim artışından elde edilen fazla üründen ve yüzde 56 ise üretim maliyetlerinden yapılan tasarruftan elde edilmiştir. Üretim artışının toplam 141 Milyon Ton olarak gerçekleştiği ve eğer transgenik ürünler tarımda kullanıma girmeseydi, bu üretim artışını sağlamak için ilave 43 Milyon hektarlık tarım arazisine ihtiyaç duyulacağı çalışmada belirtilmiştir.
ezberbozanbilgiler.com
 
Üst Alt