• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Fususel Hikem (ibn-i Arabi)

  • Konbuyu başlatan mopsy
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 423
  • Görüntüleme 60K

Okunuyor :
Fususel Hikem (ibn-i Arabi)

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

mopsy

Emektar
Üye
SELAM
Sayin Cah yazimi tam alinti yapiyorum
.....ömrünü Allahı aramakla harcamıştır....

SELAM!
Sayin Cah herkes kendi imtahanini yasayacak/yasadi/yasiyor.
Bizden once yasayanlardan bize dusen birsey yok.

2.133.Yoksa siz, Yakub'a ölümün gelip çatışına tanıklar mıydınız? Hani, oğullarına şunu sormuştu: "Benden sonra neye ibadet edeceksiniz?" Cevapları şu olmuştu: "Senin ilahına, ataların İbrahim'in, İsmail'in, İshak'ın ilahına, tek ve biricik olan ilaha kulluk edeceğiz; biz yalnız O'na teslim olanlarız."
2.134.Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.

Bana duseni 2005 te Yazdigim bir yazinin turkcesini asagiya yazdim!
Umarim bir fikir verir!
BEN ALLAH’I cc ARAMAK ICIN
ALLAH’IN cc KITAP’INA YONELDIM.
ORADA GORDUM KI,
ALLAH cc BENI ARIYORMUS DA
BEN BUNDAN GAFIL KALMISIM!

MAYIS/2005,

Allah'a (cc) emanet olun!
Yani Arabi Hocanin Allah cc yu aramakla gecirdigi donem kazanimlari +/- kendisinindir.
Benim Allah cc yu aramam ise Kur'an ile olmustur. Bu kazanimlar +/- benimdir.

Onun - lerinden ben sorumlu degilim.
Bana burdan dusen bir sey yoktur.
Tipki ayetteki gibi...

Eger ben sekle bakarim diyorsaniz
Bakin cumlem ve ayetin altalta gelisi

Bizden once yasayanlardan bize dusen birsey yok.- MOPSY
Onların kazandıkları kendilerinin- KUR'AN
sizin kazandıklarınız sizindir. -KUR'AN

ALLAH'A cc EMANET OLUN!
 

AyIşığı1

Amatör
Üye
Erkek egemen İlahiyat ilimlerinde , kadın olgusu Asr-ı Saadet'ten çok farklı bir yere "indirilmiş". İbn-i Arabi'nin kadın mütalaasını biraz anlatalım. (Fususul Hikem'den)
"Erkek , kadını sevdiği için kavuşmak istedi Yani , sevgiyi , kavuşmanın aracı olarak bildi Unsurlardan oluşan bu yaratılış aleminde , nikahtan daha büyük bir kavuşma yoktur …
Erkek , sevdiği kadında Hakk’ı görürse , onun bu görüşü , eylem yerinde olur Ama , kadının kendisinden doğmuş olması bakımından Hakk’ı kendi benliğinde görürse , O’nu öznede görmüş olur Erkek kendisinden doğmuş olan kadının suretini hatırına getirmeksizin Hakk’ı kndi benliğinde görürse , bu görüş , eylem yerinde ve dolaysız olarak Allah’tandır O halde , erkeğin Hakk’a ilişkin görüşü , kadında daha olgun ve kusursuzdur Çünkü , o , Hakk’ı hem özne hem de yelem yeri olması bakımından göür Kendi benliğinden görüşüyle öyzellikle erkeğin eylem yeri oluşu bakımındandır…

Erkek için kadın , Allah için tabiat gibidir Öyle bir tabiat ki , erkek , ona bilinç biçimde yönelerek ve Allah’ın buyruğuyla , onda varlık aleminin suretlerini fethetti
Bu öyle bir bilinçli yöneliş ve İlahi buyruktur ki , unsurlarından oluşan biçimler aleminde nikah nurdan yaratılmış ruhlar aleminde çaba ve sözde anlamı bir sonuca bağlamak için giriş düzeni gibidir Bunların tümü , bu ayrı ayrı yönlerden bir yönde , ilk bireyselliğin nikahıdır Öyleyse , her kim kadına , bu sınır içerisinde sevgi gösterirse , o , ilahi bir sevgidir Her kim onlara , sadece şehvet yönünde ilgi gösterirse , şehvetin ilmi ondan ek****** Bu gibilere göre sevgi , ruhsuz bir şekil olur Her ne kadar o suret , gerçekte ruhun kendisiyse de , o can , kendi kadınlarına veya her hangi bir kadına mutlak bir zevk duygusuyla yaklaşan kişiler için anlaşılmaz ve onlar kim sevdiklerini de anlayamazlar Bunu anlayıp da kime sevgi duyduklarını kendi dilleriyle söylemedikçe , başkalarının bilgisiz oldukları gerçek sevgiye , kendi benliklerinde cahil olurlar Nitekim kimi irfan sahipleri bu gerçeği “ Hak katında benim sevdiğim gerçekleşti ancak aşkımın kime karşı olduğunu bilemediler” dizesiyle ifade ettiler Bunun gibi bilgisiz de , zevk nasibi almak yönüne ilgi gösterdi ve böylece kendisinden zevk alınacak şeye karşı sevgi gösterdi ki o da kadındır Ama konunun ruhundan uzak kaldı Şayet kiminle zevk duyduğun ve asıl zevk duyanın kim olduğunu bilseydi , gerçeğin iç yüzünü anlar ve bu alandaki ilmi olgun olurdu."

Bu özeti okuyan bir arkadaşım çıkıp da bunu bir nevi teslis olduğunu söyleyebilir. Ben aciz ise bu mütalaadan sonra kendimi çok daha farklı hissetmeye başladım. Er'im benim bütünümdü ben O'nun cüz'üyüm. Parça , puzzle gibidir. Sadece kendi bütününde tıpa tıp yer bulur ve yerleşir. Orada huzur bulur. O'ndaki yerim öyle bir şekildedir ki , benim eksik olduğu yerde O'nun fazlalığı , beim fazla olduğum yerde de O'nun eksikliği vardır. Böyle bir bütün oluştururuz da , aynadaki görüntümüz tam olur.

Hamiş: Yazdığım hiç bir şey kopya olmayıp kendi özet ve fikirlerimdir. Aynı şekilde tartışmak isterim. Kopyalama olmadan lütfen. :)
 

bziya

Kıdemli
Üye
RABBANI HOCA DIYOR KI:
Evet diyor.Tasavvufun en buyuk evliyasinin sozleri EHL-I SUNNETE UYMUYOR!
Hocam bunu tekkecilere hergun soyledik/soyluyoruz/soyliyecegiz.

İmam-ı Rabbani hazretleri ARabi hazretlerinin tevil edilmesi gerekn sözlerini müstehid ve müceddid olarak tenkit ettiği gibi , bazı işlerini de övmekte büyük bir evliya olduğunu bildirmektedir.HEr sözü uymuyor demiyor , bazıları uymuyor , uymuyorsa uydurulmalı diyor.


Ne olacak simdi?
Rabbani hoca uymazsa UYDURURUZ diyor. [/RENK] Tevil eder uydururuz diyor , ne denmek isendiğini açıklarız diyor.Fakat senin buna tahammülün yok.

[RENK]bziya,aladin....ve ekibin guzide insanlari!
Sizin seyhlerinizin soylediklerine uyulmaz mis!
Onlarin soyledikleri Delil olmaz mis!
Onlar ehl-i sunnete ters ogretir mis!

Ehli sünnete uygun olmayanlara , tevil edilemiyenlere uyulmaz deniyor.Bu zaten doğru olandır.Hepsine uyulmaz mı deniyor ? yine işinize geldiği gibi anlıyorsunuz.Bu söz hepsine uyulmaz demek değildir.Ehli sunnete uymayanlara uyulmaz demektir.Bizim naklettiklerimizin tamamı Ehli sünnet alimlerinden zaten...

Karşı olduğumuz ise Ehli Sünnette olmayanlar Ehli sünnet gibi gösterilmesidir.Bu fiilimizde İmamı Rabbani hazretlerinin bildirdiği hükme uyuyor.Fakat siz anlamaktan geri kalıyorsunuz.


Sen ilk önce Kur'ana iman et ondan sonra din konusunda konuş , tutmuş neleri delil getiriyorsun üstelik yanlış anlayarak.Battıkça battıyorsun.
 

bziya

Kıdemli
Üye
SELAM
Sayin Cah yazimi tam alinti yapiyorum

Yani Arabi Hocanin Allah cc yu aramakla gecirdigi donem kazanimlari +/- kendisinindir.
Benim Allah cc yu aramam ise Kur'an ile olmustur. Bu kazanimlar +/- benimdir.

Onun - lerinden ben sorumlu degilim.
Bana burdan dusen bir sey yoktur.
Tipki ayetteki gibi...

Eger ben sekle bakarim diyorsaniz
Bakin cumlem ve ayetin altalta gelisi

Bizden once yasayanlardan bize dusen birsey yok.- MOPSY
Onların kazandıkları kendilerinin- KUR'AN
sizin kazandıklarınız sizindir. -KUR'AN

ALLAH'A cc EMANET OLUN!
burada tam bir akılcılık sendromu mevcut , elbetteki Ehli sünnet büyüklerinin rehberliğinde insanlar kemale gelecektir.Kendi aklına uyan , kimseyi rehber edinmeyenin rehberi şeytandır.Siz aklınıza uyana evet , uymayana hayır derseniz ölçü kendi ölçünüz olur.Oysa ölçü Ehli Sünnete uyup uymamasıdır vesselam.
 

bziya

Kıdemli
Üye
Muhyiddin-i Arabi

Sual: Vehhabiler, (Vahdet-i vücutçular, La mevcûde illallah yani Allah'tan başka varlık yoktur. Ne varsa Allah'tır, her şey Allah'ın bir parçasıdır diyorlar. İ. Arabi Füsûsul-Hikem’de bu küfür olan görüşü savunuyor) derken, bazıları da, (İbni Arabi, sonra o itikattan dönmüştür. Fütuhat-ı Mekkiyye’ kitabında bu itikadından döndüğünü açıkça ifade etmiştir. Ancak, vahdet-i vücud düşmanları bunu gizliyorlar) diyorlar. Vahdet-i vücut nedir? İbni Arabi, nasıl birisidir?
CEVAP
Ne varsa Allah’tır, Allah’ın parçasıdır demek yanlıştır. Ancak La mevcûde illallah = Allah’tan başka varlık yok demektir. Bu ifade Ehl-i sünnete aykırı değildir. İbni Arabi hazretlerini şiddetli şekilde tenkit eden İmam-ı Rabbani hazretleri de aynısını çeşitli mektuplarında uzun uzun bildiriyor. Yalnız Allah vardır, âlem hayal mertebesinde yaratılmıştır buyuruyor. Şu sual, âlimler tarafından İmam-ı Rabbani hazretlerine soruluyor:

Sual: Âlimler diyor ki, Allahü teâlâ, bu âlemin içinde ve dışında değildir. Âleme bitişik de değildir. Ayrı da değildir. Bunun açıklanması nasıl olur?

İmam-ı Rabbani hazretleri buna şöyle cevap veriyor:
İçinde, dışında olmak, bitişik ve ayrı olmak gibi şeyler, var olan iki şey arasında düşünülebilir. Halbuki sualde, iki şey mevcut değildir ki, bunlar düşünülebilsin. Çünkü, Allahü teâlâ vardır. Âlem, yani Ondan başka her şey vehim ve hayaldir. Âlemin var görünmesi, Allahü teâlânın kudreti ile devamlı olup, vehim ve hayalin kalkması ile yok olmuyor. Ahiretteki sonsuz nimetler ve azaplar bunlara oluyor. Fakat, âlemin varlığı vehim ve hayaldedir. [Yani dışarıda var olmayıp, vehme ve hayale var görünmektedir.] Vehim ve hayalin dışında bir varlık değildir. Allahü teâlânın kudreti, vehim olunan, hayal olan bu görünüşleri devam ettirmektedir. Var gibi göstermektedir.

Hayalde bulunan bir şey, dışarıda var olan bir şeyle bitişiktir, onun içindedir denemez. Fakat, var olan, mevcud olan bir şey, hayalde olan şeyin içinde de, dışında da ve ayrı da değildir, bitişik de değildir. [Bunu nokta-i cevvale ile açıklıyor. Merak edenler mektubun aslına bakabilirler.] (C.2, m. 98)

Önce Muhyiddin-i Arabi hazretlerini tanıyalım, sonra vahdeti vücud görüşünü reddetmese de, yine evliya arasında olduğunu vesikalarla bildirelim:

Şeyhi ekber İbni Arabi hazretleri, Endülüs’te doğdu, 1240 yılında 78 yaşında Şam’da vefat etti. Zahir ve batın ilimlerinde kâmil idi. Fıkıh ve kelam ilimlerinde müctehid idi. Zekası pek çok, hafızası harikulade idi. Sultanlardan, valilerden, beylerden çok saygı görür, pek çok hediye gelirdi. Hepsini muhtaçlara dağıtırdı. Beş yüze yakın kitap yazmıştır. Yazılarını anlayabilmek için, âlim olmak lazımdır. Yirmi cilt olan Fütuhat-ı mekkiyye kitabı, dört büyük cilt halinde 1973’de Beyrut’ta basılmıştır. Cahiller, buna zındık dedi. İbni Teymiye gibiler kâfir dedi. Âlimler, Arifler ise, veliy-yi kâmil olduğunu anladı.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
(Büyüklerimizin beğendiği, büyük bildiği Muhyiddin-i Arabinin, birçok sözlerinin ehl-i sünnete uymaması, şaşılacak şeydir. Hataları keşfinde, kalbde doğan bilgilerde olduğu için, ictihaddaki hatalar gibi bir şey söylenemez. Onu büyük bilir ve severim. Ehl-i sünnete uymayan yazılarını yanlış ve zararlı bilirim.

[Bu ifadeler, Füsûsul-Hikem’deki, Ehli sünnete aykırı yazıları ve keşifleri içindir. Nasıl müctehid ictihadında hata ederse, sorumlu olmuyorsa, evliya keşfinde hata ederse sorumlu olmuyor. Ancak bu yanlış keşfe uyanlar sorumlu oluyor. Hiçbir müslüman da İbni Arabi hazretlerinin yanlış keşiflerine uymaz.]

Onun hakkında konuşanlardan bir kısmı haddi aşıyor, bir kısmı büsbütün mahrum kalıyor. Evliyanın büyüklerinden olan Muhyiddin-i Arabi hazretleri, keşiflerindeki hatalardan dolayı büsbütün reddedilemez. Onun vahdet-i vücud bilgisi, görünüşte, ehl-i sünnet itikadına uymuyor ise de, uydurulması kolaydır. Aradaki farkın, yalnız sözde ve kelimelerde olduğunu gösterdim.) [m.266]

(Kıyas ve ictihad, dinin 4 temelinden birisidir. Evliyanın ilhamları böyle değildir. Bunlara uymaya emrolunmadık. İlham, yalnız sahibi için delildir, başkaları için senet değildir. Tasavvufçuların, ehl-i sünnete uygun olmayan sözlerine uyulmaz. Fakat, onlara iyi gözle bakarak dil uzatmamalı, şuursuz sözlerinden saymalıdır!) [m.272]

(Şeyh-i ekberi [yani İbni Arabiyi] caiz olmayan bazı bilgileri ile, yine makbuller arasında görüyorum. Evliya arasında bulunuyor. Onu reddeden, beğenmeyen tehlikededir.) [c.3, m.77]

İmam-ı Süyuti hazretleri Tenbih-ul-gabi kitabında İbni Arabi hazretlerinin büyüklüğünü vesikalarla ispat etmektedir.

Ebüssüud efendi hazretleri de ona dil uzatılamayacağına dair fetva vermiştir.

Abdülgani Nablüsi hazretleri, İbni Arabi gibi büyük bir evliyaya dil uzatanın cahil ve gafil olduğunu, bunların başında İbni Teymiye’nin geldiğini bildirmektedir. (Hadika)

Ehl-i sünnet âlimleri, vehhabilerin ortaya çıkacaklarını, keramet olarak bilmişler, bunlara, yıllarca önce cevaplar yazmışlardır. Bu âlimlerin başında, Muhyiddin-i Arabi ve Sadreddin-i Konevi ve Celaleddin-i Rumi ve Seyyid Ahmed Bedevi ve imam-ı Rabbani hazretleri gibi Veliler bulunmaktadır.

Vehhabiler, işte bunun için, bu evliya zatlara dil uzatıyorlar. İmam-ı Rabbani hazretleri, Hazret-i Mehdi gelince Medine’deki [vehhabi] âlimi öldüreceğini bildiriyor. Vehhabiler İmam-ı Rabbaniyi bu yüzden tenkit ederler.

İbni Arabi hazretleri, Vehhabilerin Arabistan’da türeyeceğini ve bozuk yolda olacaklarını haber verdiği için, Vehhabiler onu asla sevmez, şeyhi ekber değil, şeyhi ekfer [en büyük kâfir] diye hakaret ederler. Ehl-i sünnet gençler, bu vehhabilerin oyunlarına, tuzaklarına düşmemelidir.

Menkıbeleri çoktur. İkisi şöyledir:

Sin, Şın’a gelince
Şeyhi ekber hazretleri, Şam'da, kalbi para sevgisiyle dolu bir grup kimseye; "Sizin taptığınız, benim ayağımın altındadır" dedi. Orada bulunanlar bu sözü anlayamadılar. Rabbimize hâşâ hakaret etti sandılar. Epey kimse aleyhinde konuşmaya başladı.

Vefat ettiğinde de Şam halkı, kabrinin üzerine çöp döktüler. Ancak vefatından sonra onun ne mübarek bir zat olduğu meydana çıktı. İbni Arabi hazretleri "Sin, Şın'a gelince, Muhyiddin'in kabri meydana çıkar ve muradı anlaşılır" buyurmuştu. Osmanlı Sultanı Yavuz Selim Han Şam'a geldiğinde; "Sin, Şın'a gelince, Muhyiddin'in kabri meydana çıkar" sözünün ne demek olduğunu firasetiyle anladı. [Sin'den murad Selim, Şın'dan murad Şam'dır.] Kabrini araştırıp buldurdu. Çöpleri temizleterek, kabrin üzerine güzel bir türbe, yanına bir cami ve imaret yaptırdı.

Ayrıca Muhyiddin-i Arabi'nin vefatından önce ayağını yere vurarak, "Sizin taptığınız, benim ayağımın altındadır" buyurduğu yeri tespit ettirip, orayı kazdırdı. Orada küp içinde altın çıktı. Bundan, "Siz, Allahü teâlâya değil de, paraya tapıyorsunuz" demek istediği anlaşıldı.

Ateşin yakıp yakmaması
Bir gün sohbetine ateist bir felsefeci gelmişti. Peygamberlerin mûcizelerini inkâr ediyor, her şeyi felsefe ile çözmeye kalkışıyordu. Soğuk bir kış günüydü. Ortada, içinde ateş bulunan büyük bir mangal vardı.

Filozof, (Cahiller, İbrahim peygamberin ateşe atıldığını ve yanmadığını zannederler. Bu mümkün mü? Zira ateş yakar kavurur. Çünkü yakma özelliği vardır) gibi sözler söyleyince Muhyiddin-i Arabi hazretleri; (Allahü teâlâ, Enbiya suresinin 69. âyet-i kerimesinde mealen; “Biz de: Ey ateş İbrahim’e karşı serin ve selamet ol! dedik” buyurmaktadır) dedi.

Ortada bulunan mangalı alıp, içindeki ateşi filozofun eteğine döktü ve eliyle ateşi iyice karıştırdı. Bu hâli gören filozof donup kaldı. Ateşin, elbisesini ve Muhyiddin-i Arabi hazretlerinin elini yakmadığını görünce iyice şaşırdı. Muhyiddin-i Arabi hazretleri ateşi tekrar mangala doldurup, filozofa; “Yaklaş ve ellerini ateşe sok” deyince, filozof ellerini uzatır uzatmaz, ateşin tesirinden hemen geri çekti. Bunun üzerine ateist felsefeciye; “Ateşin yakıp yakmaması Allahü teâlânın dilemesiyledir” buyurdu. Filozof bu olay karşısında Kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu.

Kaynak : Mektubat Tercemesi / Evliyalar Ansiklopedisi
 

mopsy

Emektar
Üye
Selam

Sayin bziya hemen panikledin.
Her sucustu olan gibi saldirmaya basladin.

Yorulma daha yeni basladim.

Arabi Hocanin kendi sozlerinden paniklemeyin.
Seyhleriniz bunlari size cok anlatmistir.
Birde ehl-i Kur'an'dan dinle.

Bir ayet bir Arabi hoca
Bir ayet bir Arabi hoca
Bir ayet bir Arabi hoca

Yorum okuyan kendi yapsin.

Ama sen yapmissin.
Ates basmis.
Sen benle ugrasmaya devam et.
Ben Kufru yazmaya devam edeyim

Sana demistim seni Tasavvuf diye okurum.
Daha alistirmalardayim.
Kur'an'a uzanan her eli
Kur'an'la geri cektiririz.

Rabbani hocayi anlatirken
Sanada tekkedekilerede
cevaplarimi vermis olacagim.

Gordun degil mi?
Tevhidi red cumlesine Rabbani hoca
Ehl-i sunnete aykiri degil diyor.

Gordun degil mi?
Ehl-i sunnete aykiri sozlerini
Birkac kelime farki diyor.
Degistir kelimeyi,
Tasavvuf ehl-i sunnete uygun hale gelsin!

Arabi hoca Kur'an'dan bir harfi Allah cc fazla koydu diye atmis ya!
Sonra cikan harflere yakin bir kelimeyi ayete eklemis ya!
Yeni ayetin hukmunu kendine delil etmis ya!

Rabbani hocada birkac kelime diyor.
Uydururuz diyor.
Ne olacak!

Ilk 2 tanesini Arabi Hocanin iki ornek yazisina kullanmistim
Ucuncusunu sana kullanayim- Korkma bitmez. Kur'anda 12 adet ayet var bu baglamda
Ucuncusu sana kismet mis?

7.28.Bir iğrençlik yaptıklarında şöyle derler: "Atalarımızı bu hal üzere bulmuştuk. Yani Allah emretti bize bunu." De ki: "Allah, edepsizliği/iğrençliği emretmez. Allah hakkında, bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?"
 

mopsy

Emektar
Üye
Ben sizin yüce rabbinizim” sözü doğrulanmış [sahih] oldu”

Arabi hoca 3. cevap

SELAM!

Bir on bilgiyle basliyalim!

HAKK: Allah cc./Yaratici.
En-el Hak (Arapça: أنا الحق, Anal Haq), Arapça "Ben Hakkım" anl***** gelir. "Haktan gayrı degilim" demektir."

Simdi Allah cc sozlerinle devam edelim:

Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
79.17 "Firavun'a git! İyice azdı o."
79.18. "De ki ona: 'Arınıp temizlenmeye ne dersin?"
79.19. "Seni Rabbine kılavuzlayayım da gönülden ürperesin!"
79.20. Derken, ona o en büyük mucizeyi gösterdi.
79.21. Ama o yalanladı, isyan etti.
79.22. Sonra, sırtını döndü; koşuyordu.
79.23. Derken, bir araya toplayıp bağırdı.
79.24. Dedi ki: "Ben sizin en yüce rabbinizim."
Allah cc sozun dogrusunu soyledi!

ŞEYH MUHYİDDİN İBN-İ ARABİ
Ve Firavun, kılıç zoruyla halife olup, örf-i şer’ide zor kullanan biri de olsa, tahakküm konumunda zamanın sahibi olduğundan, “Ben sizin yüce rabbinizim” dedi — yani, “her ne kadar belli bir bakımdan herkes birer rabb ise de, benim sizin üzerinizde tahakkümümün zahir olmasıyla bana verilen şeyden dolayı bütün bu rabblerin en yücesi benim” dedi. Ve büyücüler Firavun’un kendilerine söylediği bu sözün doğru olduğunu bildiklerinden, onu inkar etmediler. Ve onun bu sözünü doğrulayarak şöyle dediler: “Sen ancak bu dünya hayatında hükmedebilirsin. O halde, ne hüküm vereceksen ver; devlet senindir” Ve böylece Firavun’un, “Ben sizin yüce rabbinizim” sözü doğrulanmış [sahih] olduVe her ne kadar, Hakk’ın ayn’ı ise de, suret Firavun içindir. Ve Firavun’un batıl suretinde Hakk’ın ayn’ı, büyücüleri, ancak böylesi bir sebeple erişebilecekleri mertebeye ulaşmaları için, ellerini ve ayaklarını keserek astı.
{MUSA KELİMESİNDEKİ HİKMET-İ ULVİYYE-Fususel Hikem }

Allah cc nun cehenneme yuruyen guruplarin basina onder yapacagini acikladigi- Kur’an
Firavun alcagi icin:

Seylerin seyhi, seyh’ul ekberin ne dedigine bakalim!
Arabi hoca:” Ve büyücüler Firavun’un kendilerine söylediği bu sözün doğru olduğunu bildiklerinden, onu inkar etmediler.”
Arabi Hoca:” Ve böylece Firavun’un, “Ben sizin yüce rabbinizim” sözü doğrulanmış [sahih] oldu”
Arabi Hoca:” Ve her ne kadar, Hakk’ın ayn’ı ise de, suret Firavun içindir”
Arabi Hoca:” Ve Firavun’un batıl suretinde Hakk’ın ayn’ı”

Arabi Hocanin Firavunu!
Kur’an daki: Arinmayan, Vahiyi yalanlayan/kafir olan, Rabb ligini ilan eden Firavununa karsi!

Tekkeci dinci yobazlara ehl-i Kur’an’dan ucuncu teblig:
7.70. Dediler ki: "Sen, yalnız Allah'a ibadet edelim de atalarımızın kulluk etmekte olduklarını terk edelim diye mi bize geldin? Eğer doğru sözlü isen hadi bizi tehdit ettiğini bize getir."
 

yavuz34

Tecrübeli
Üye
Mısır Beşeriyetimizdir.Firavunda o Beşeriyetimizi yöneten akıl ve ondan doğan Umut firavunudur.Yoksa Firavun Fi tarihinin bir alelade firavunu değildir.Rab ise koruyan Himaye edendir.Beşeri yaşantımızda bizi koruyan ve himaye edende akıl ve ondan oluşan umutlarımız değilmidirler?Burada anlatılan yaşamdaki çaresizliklere karşı olan çetin mücadeledir.Unutmayın Evlatlar ölmeden diri diri toprağa gömülmezlerki?Ama tabiki bunu Şeyh ül ekber açık açık belirtmiyor!İşte Orada Musaya karşı Umut firavunu dikleniyor. Diklenmektede haklıdır. Sonuna kadar mücadele etmek onun vazifesidirde ondan.(Ama heyhat Evlatlar öldü. İşte firavun bu ölümü kabullenemiyor)Alçak olan ise Basiretsizlik büyücüleridir.(Ama onlarda vazifelerini yapıyorlar aksi takdirde İRŞAT oluşmaz). Musa a.s ın söylediği şey şudur:Ey derli beyin daha fazla mücadele etme bu senin ve beşeriyet ülkenin mahvı olur.Gel Teslim ol kadere.Ve Bizlerin Allah yolculuğuna çıkmasına izin ver artık!Baki selamlar.
 

cah

Amatör
Üye
Yavuz kardeş, sözlerin nekadar da çok Kabalacı hahamların sözlerine benziyor bir bilebilseydin...
 

yavuz34

Tecrübeli
Üye
Yavuz kardeş, sözlerin nekadar da çok Kabalacı hahamların sözlerine benziyor bir bilebilseydin...
Sayın Cah Lisanım olmadığından kabalayı filan bilemem.Ama Şu varki Her kanaatede saygı duyarım.Fakat Kabalacı hahamlarla ömrü hayatımda hiç ama hiç karşılaşmadığım gibi onların kitaplarınıda okumadım.Dediğiniz doğruysa şayet onların halleri ile hallenmişim.Buda bana ait olamaz o zaman. Selamlar.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst Alt