Freni patlamış kamyon

İmralı sakini, "Demokratik Özerklik" adını verdiği, gerçekte
"Kürdistan" amacını taşıyan sözüm ona çözüm projesini ortaya attı.

Apo'nun talimatı ile bu proje çerçevesinde, Doğu ve G.Doğu'nun tamamı
ile Kürt vatandaşların yoğun olarak yaşadığı İstanbul, Mersin ve Adana
gibi batı şehirlerinde de "Sivil İtaatsizlik" eylemleri başlatıldı,
her geçen gün giderek artıyor. Polislerin, kalabalık gruplar
tarafından "linç" edilmeye başlandığını televizyonlarımızdan
görüyoruz.

PKK, artık batıda eylemlere yöneldi. Karadeniz ve Akdeniz kırsalına
kadar ulaşan PKK, Tokat, Samsun ve son olarak Başbakan R.T.Erdoğan'ın
seçim konvoyuna Kastamonu'da saldırdı.

1 Mayıs'ta, İstanbul'da, İstanbul'un göbeğindeki Taksim Meydanı'nda
Atatürk heykeline PKK bayrağı sarıldı, Atatürk'ün yüzüne Apo'nun resmi
konularak hatıra fotoğrafı çektirildi.

Kısa bir süre önce Radikal Gazetesi Kürt sorunu denilen bu sorun ile
ilgili bir araştırmayı yazarak, bu araştırmanın sonucunu açıkladı.
Sonuç kabaca şu idi; "PKK'lı Kürtler şımarmış, artık zıvanadan
çıkmışlar"dı. Basında yeterince yer bulmayan bu araştırmanın sonucunun
altına, çok önce, yaklaşık üç yıl önce, yani açılımlar başlatılırken
ben de imzamı atmıştım.

O günlerde de gören görebiliyordu, ama bugün artık belki de önemli bir
kısmımız görebiliyoruz ki; güzel şeyler olmadı. Yokuş aşağı giden
kamyonun freni patladı. Nerede duracağını kestirmek güç değil. Apo,
serbest bırakılır, kurulacak Kürdistan'ın başına getirilirse, kamyon
ancak o zaman durur, aksi taktirde uçurumdan inen kamyon, kırıp
dökerek insanların yaşadıkları yerleşim birimlerine kadar iner.

Burada iki yol var.

Bir; kamyona yön verebilirsiniz. Çok önemli ve son derece hassas bir
konu olmasına rağmen neredeyse hiç tartışılmayan "Başkanlık Sistemi",
bu yön vermenin en ideal şeklidir aslında. Çünkü; Başkanlık Sistemi,
aynen ABD'de olduğu gibi yerel yönetimlerin ön plana çıkartılması ve
yetkilerinin artırılması demektir. Bir başka deyişle; "eyalet
sistemi"dir. Yani, Apo'nun "Demokratik Özerklik" projesidir ve Apo'nun
şimdilik (!) istediği tam da budur.

İkinci yol; kamyonun gidiş güzergâhının önüne kuvvetli bir set
çekmenizdir ki, bu saatten sonra bu seçenek oldukça zordur, hatta
imkânsızdır. Çünkü artık, el-kol çoktan kaptırılmış, fren uzaktan
kumanda ile çoktan patlatılmıştır.

Gelelim son ve kaçınılmaz seçeneğe...

Türkiye referandumlar cenneti olmaya başladı bir süredir.
Cumhurbaşkanı referandum ile seçildi, anayasa değişikliği referanduma
götürüldü, "Başkanlık Sistemi" referanduma sunulabilir deniyor. Gelin,
bu sorunun çözümünü de referanduma götürelim, halka soralım. Çünkü,
tek ve nihai çözüm bu gibi görünüyor artık. Hem bunu, sadece Kürt
vatandaşlara da değil, aynı zamanda Türklere de götürelim. Çünkü bugün
artık; düne kadar "Vatan Bölünmez" diyen geniş halk yığınları;
"Birlikte, aynı bayrak altında, aynı coğrafyada beraber ve kardeşçe
yaşamak istemeyeni biz hiç istemeyiz, istemiyoruz, gitsinler o
dillendirdikleri Kürt coğrafyalarına yerleşsinler, buraları da derhal
terk etsinler" demeye çoktan başladılar bile.

Artık; üç köfte beş kuruşu geçmiştir, "ya herro ya merro" dönemine
epey bir süredir girilmiştir ve sonuç kaçınılmazdır, işte o gün ve o
sonuç; bugün olmasa bile belki yarından da yakındır.

Sabahattin Talu
sabahattintalu@gmail.com
 
Üst Alt