Fethullah Gülen kurcalayın dedi,Can Dündar kurcalıyor

Can Dündar son zamanlarda Fethullah Gülen’i oldukça memnun ediyor olmalı.

Önce Mustafa filmi geldi. Ardından Said-i Nursi belgeseli...

Belgesel, tamamlanmasına rağmen gösterime verilmedi; nedenleri arasında, cemaatin, Mustafa filmine gelen tepkilerin ardından Said-i Nursi belgeselinin şimşekleri üstüne çekebileceğinden duyduğu kaygı gösterildi. (Can Dündar Said-i Nursi Filmini Bitirdi, odatv.com)

Dündar, şimdi de Gülen’in, Yazıcıoğlu’nun ölümü meselesini “kurcalayın” çağrısına cevap veriyor.

Can Dündar, 2 Nisan Perşembe akşamı yayınlanan Canlı Gaste programında, Yazıcıoğlu’nun, tıpkı Fethullah Gülen’in söylediği gibi, suikaste kurban gitmiş olabileceği kuşkusunu güçlendirecek bir iddiayı gündeme getirdi.

Dündar’ın program konukları Baskın Oran, Hrant Dink davasının müdahil avukatı Kezban Hatemi ve BBP Yüksek İştişare Kurulu Üyesi Selçuk Özdağ idi.

Baskın Oran’la Kezban Hatemi, Muhsin Yazıcıoğlu’nun kendileriyle daha önce irtibata geçtiğini ve farklı görüşleri bir araya getirerek “daha demokratik bir Türkiye”ye nasıl ulaşılabileceği konusunda görüş alışverişinde bulunmak istediğini ilettiğini söylediler.

Yazıcıoğlu, Kezban Hatemi ile 2005 yılında, Baskın Oran’la ise, BBP’den üst düzey bir yetkili aracılığıyla temasa geçmiş. Hatemi ile ilk görüşmesinin çok başarılı geçmediğini anlayabiliyoruz. Zira, Hatemi ile Yazıcıoğlu Patrik Barthelomeus’un evinde görüşürlerken BBP’lilerin Beyoğlu’ndaki 6-7 Eylül sergisine saldırdığı haberi gelmiş. Yazıcıoğlu’nun Baskın Oran’la görüşmesi ise o tarihlerde mümkün olmamış; Oran görüşme teklifini kabul etmesine rağmen, 3 aylığına İngiltere’ye gitmiş. Görüşme talebinin arkası gelmemiş... Ta ki Oran’ın deyişiyle “10-12 gün öncesine” kadar...

Baskın Oran’la daha önce temasa geçen BBP’li yetkili, Yazıcıoğlu’nun ölümünden 10-12 gün önce yeniden Oran’ı aramış. Oran şöyle anlatıyor: “’Size (Can Dündar’a) gönderilen isimlerle birlikte, İzmir’in Selçuk İlçesi’nin Şirince Köyü’nde, bir butik otelde toplanmak, farklı düşünceleri bir araya geitmek, Türkiye ve demokrasi için ne yapılabilir? bunları konuşmak ve de şimdiye kadar yapılan hatalar nasıl tekrar edilmez, bu konuda fikir alışverişinde bulunmak istiyoruz’ dendi.
“Ricası, benim 10 kadar isimle temas edip edemeyeceğim yönündeydi. Ben bu kişilerle diyaloğa girdim. Ahmet Altan, Rıza Türmen, Mümtazer Türköne, Fehmi Koru gibi isimler vardı. Sağ olarak nitelendirilebileceğimiz bir iki isim vardı ama genel olarak sol yelpazenin çeşitli kanatlarından Oral Çalışlar, Etyen Mahçupyan gibi kişiler ağırlıktaydı. Bana bunların cevapları ulaşamadan, kaza haberini aldık.”

Hatemi de Baskın Oran ile aynı toplantı için davet almış. Davet, Yazıcıoğlu’nun helikopterinin düştüğü haberinin gelmesinden 25 dakika önce gönderilen bir e-mail’le gelmiş.

Hatemi, Dündar’ın programında, davetlilerin tam listesini de verdi: Ahmet Altan, Mehmet Altan, Eser Karakaş, Baskın Oran, Oral Çalışlar, Mümtazer Türköne, Fehmi Koru, Murat Belge, Ali Bayramoğlu, Rıza Türmen, Nuray Mert, Cengiz Çandar, Hasan Cemal, Etyen Mahçupyan, Fuat Keyman, Elçin Macar, Ali Bulaç, Şahin Alpay ve Nazlı Ilıcak.

Baskın Oran işte bu listeyi, “Sağ olarak nitelendirilebileceğimiz bir iki isim vardı ama genel olarak sol yelpazenin çeşitli kanatlarından .... kişiler ağırlıktaydı,” diye betimliyordu.

Bu isimler arasında en solda sayılanlardan biri Murat Belge. Murat Belge’nin solcu olduğu iddiası konusunda ayrı bir yazı kaleme almıştım. (Murat Belge’yi Solcu mu Bilirdiniz?, odatv.com) Kendisi, hilafete itirazı olmayan isimlerden, tıpkı Muhsin Yazıcıoğlu gibi. (Muhsin Yazıcıoğlu Hilafet Yanlısıydı, odatv.com)

Listedeki tek tük birkaç ismi tenzih ederek konuşursak, şöyle diyebiliyoruz: Hilafetle barışık olanlar Türkiye’yi nasıl demokratikleştirebileceklerini konuşacaklarmış.

Açıkça söylenemeyen, ama açıkça ima edilen de şu oluyor: Demokrasi karşıtı güçler – Baskın Oranlar’ın, Hasan Cemaller’in, Nazlı Ilıcaklar’ın bundan “cumhuriyetçileri” anladıklarını biliyoruz – Oranlar, Cemaller, Ilıcaklar Türkiye’yi demokratikleştirmesin diye Yazıcıoğlu’na suikast düzenlemiş. Nitekim programda mesele, hemen Ergenekon konusuna bağlanıyordu...

Evet, Yazıcıoğlu’nun helikopterine günlerce ulaşılamaması pek çok insanda kuşkular uyandırdı, ama bu senaryoda akla yatmayan noktalar var.
Baskın Oranlar, Hasan Cemaller, Nazlı Ilıcaklar çok mu ayrıydılar da Muhsin Yazıcıoğlu’nun onları birleştirmesinden korkuldu?

Öyle bir dönemden geçiyoruz ki insan Fethullah Gülen’in “meseleyi kurcalayın” çağrısından nem kapmadan, Can Dündar’ın programını izlerken şu soruları sormadan edemiyor:

Türkiye’nin bugünkü “demokrasi” tartışmalarına, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu suikastlerinden geçerek gelmiş olması, “Türkiye’yi daha da demokratikleştirmek” isteyenleri fazlaca mı töhmet altında bıraktı acaba?

Bu töhmetten kurtulabilmek, ciddiyetsizliği ayyuka çıkan Ergenekon soruşturmasına biraz olsun ciddiyet kazandırabilmek için hilafetçi demokrasi kurbanlarına ihtiyaç duyuluyor olamaz mı?

İçimdeki komplo teorisyeninin sesini bastırmaya çalışıyorum, ama Türkiye izin vermiyor...

Deniz Hakyemez

Odatv.com
 
Bu hikayeler Yazıcıoğlu'nu kahramanlaştırmak için uydurulmuştur.
Düzenin ve sermayenin sadık kuluna suikast düzenleme işi inandırıcı gelmiyor bana.
Yazıcıoğlu'nun faili meçhul cinayetlerdeki parmağını araştırsalar daha mantıklı olacaktır.
 
Üst Alt