• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Fars mitolojisi sözlüğü

  • Konbuyu başlatan mopsy
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 2
  • Görüntüleme 2K

Okunuyor :
Fars mitolojisi sözlüğü

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba!

Konusunda elimizdeki tek KAYNAK kitap.
Yazari
PROF. DR. NİMET YILDIRIM
ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ/EDEBİYAT FAKÜLTESİ/ERZURUM

DR. SADIK ARMUTLU

NİMET YILDIRIMIN KALEMİNDEN ESKİ DÜNYAYI

YENİDEN KEŞFEDEREK OKUMAK

Mitolojinin myth ve logia kelimelerinin birleşiminden gelen, Yunanca bir kelime olduğu sözlüklerde yazılıdır. Geniş bir anlam dünyasına sahip olan bu kelimeye -lojiden dolayı mitleri araştıran bilim dalı diyorlar. İnsanlığın yanıtını aradığı en kadim soru şu: Mitsel kökenlerimiz nedir? Bu soru öyle kolay cevap verebileceğimiz veya görmezden gelip geçiştirebileceğimiz türden bir soru değil.

Aryan ırkının mitsel yolculuğu Rig Veda ve Avestayla başlar. İran-Aryan miti, soydaşları Hint-Aryan mitleriyle çeşitlenir. Yunan mitolojisiyle tanıştığında da zenginleşir. Eşkanîler zamanında birbirine karışan mitler, derlenirken; Sasanîler zamanında da yazıyla buluşturulur. Arapların İranı ele geçirmeleri, İran mitsel söylencelerin Samî boyutunu, Müslümanlığı kabullenmeleri de İslamî boyutunu gösterir. Kurânî dinsel rivayetler, özellikle de Peygamber ağırlıklı söylenceler, Fars mitolojisinin ikinci dinsel renk zenginliğidir.

Aryan geleneğinin ortak mirası olmuş bu sisli geçmişe dair anlatı, bazen Hint kaynaklarından Fars kaynaklarına geçerek, İran mitolojisinin temel taşını oluşturur, İskenderin İranı ele geçirmesi Yunan mitlerinin İrana taşınması anl***** gelirken, mitolojinin de zenginliğine şahit oluruz. Bu açıdan Şahnamede yer alan efsaneler, Aryan kökenli efsaneler ile fantastik Yunan efsanelerinin çeşnisi görünümündedir. Öyle ki, Şahnamedeki morg-ı murgan/Simurgla best-tanrı Zeus sarayının simgesi olan kartalın ortak paydası güç simgesi olmasıdır.

Elimizdeki Fars Mitolojisi Sözlüğünde yer alan rivayetlerin İslamî versiyonunu farklı kaynaklardan okusak bile, Aryanî boyutunu ilk kez bu kaynaktan, yudum yudum, sindire sindire içer gibi okuyoruz. Fars Mitolojisi Sözlüğü, bizlere bu söylencelerin temeline ulaşmak, söylencelerin çıkış noktasını ve dayandığı dinsel temelleri ve tarihî olguların izlerini göstermek olanağı sağlıyor.

Fars Mitolojisi Sözlüğünün serimlediği âlem bizlere yabancı değildir. Kitabın içerisinde yer alan pek çok madde başı, örneğin: Adem, Arş, Asa, Cebrail, Hallac-ı Mansur, Habil-Kabil, Musa, Nevruz, Yusuf, Yecüc-Mecüc gibi kavram ve söylenceler Türk-İslam kültürünün de temel taşlarındandır. Bildiklerimizin süreç olarak ortaya çıkışı ve zaman içerisinde nasıl zenginleşip, renklilik kazandığına dair ayrıntılar pek de tanımadığımız bir literatüre ait birçok göndermeyi kapsıyor.

Mitolojilerin incelemeleri hem genişliğine, hem derinliğine bir araştırma gerekmektedir. Bu genişlik bir ırkın yaşadığı coğrafya/coğrafyaların bütün yüzeyi, derinliği de tarihin geçmiş yüzyıllarıdır. Onun içindir ki, Fars Mitolojisi Sözlüğüne yönelme, Fars ırkının mitolojik tanınmasının ve öğrenilmesinin de tek yoludur.

Klasik şiirin çözümünde çok yönlü bilgilerin birikimine gereksinim duyulur. Ancak içeriği büyük ölçüde Farsın anlam dünyası ile inşa edilen şiirin ruhunu keşfetmek, ortaya koymak ve şiir denilen çok bilinmeyenli denklemi çözümlemek için, bazı bilgilerden öte şiirde karşımıza nerede, ne zaman ve hangi söylem içerisinde çıkacağını bilmediğimiz Fars mitolojisini bilmek ve anlamak zorundayız. Agah Sırrı Levend, Divan edebiyatının kaynakları arasında Tarih ve Esatiri gösterirken, Faruk K. Timurtaş da Divan şiirinin anlaşılması için İran mitolojisi ve İran mitolojik şahsiyetlerinin bilinmesini öne sürer. Tanpınara göre Divan şiirinin mitolojisi doğrudan doğruya Şahnameden alınmıştır. Buradan da Divan şiirinin mitolojik arka planının ağırlıklı olarak Fars Mitolojisi olduğunu görürüz.

Fars mitolojisini bilmeden, klasik edebî metinlerimizi anlamadan ulaşmış olduğumuz yargılar ve yaptığımız tahliller ne derece doğru ve geçerlidir? Fars mitolojisinin içeriğini büyük ölçüde anlamadan, bilmeden, tanımadan edebî metinlerimizin kodlarını doğru olarak çözümlemek mümkün müdür? Klasik Osmanlı metinleri, özellikle de mesneviler üzerinde çalışma yapacak olanlar için birinci elden kaynak niteliğindedir, Fars Mitoloji Sözlüğü Şiir ve mesnevilerin dizelerinde bütün gizemleriyle kendilerini anlamamızı bekleyen isim, sembol ve kavramları anlayıp, dizeleri çözümlemek için başvurulabilecek önemli bir kaynak eserdir, Fars Mitolojisi Sözlüğü Önyargının ve cehaletin duvarını aşarak, klasik metinlerimiz ile yeniden buluşmak ve kendi anlam dünyasının parametrelerini keşfetmek isteyenler için, ilgililerin dikkatine sunulan bir referans kitabıdır, Fars Mitolojisi Sözlüğü

Yukarıda söylenildiği gibi Divan şiirinin mitolojik kaynağı İran esatiridir. Bu alanın en önemli eseri ve temek kaynaklarından biri de Şahnamedir. Burada yer alan mitolojik ve tarihi kişilikler, Divan şiirinde çokça zikredilmiştir. Ancak bu mitolojik kahramanlar, aslı altmış bin beyit olan dilimize dört cildi ve yirmi bin beyti çevrilen beyitler içerisinden tespit edilmiştir. Türkçeye çevrilmeyen diğer kırk bin beytin içerisinde yer alan Şahname kahramanlarının hayat ve maceralarını da Fars Mitolojisi Sözlüğünden öğreniyoruz. Bu mitolojik ve efsanevi şahsiyetlerin mitolojik motif orjinlerinin tespiti veya hangi ulusun kültür dağarcığında veya hangi coğrafyada yer aldığı bilgilerini de Fars Mitolojisi Sözlüğünde buluyoruz. Bütün bunların yanında Şahname kahramanlarının izlerini Veda, Upanişler gibi Hint-Aryan, Zend-Avesta gibi İran Aryanlarının kutsal metinlerindeki izlerini eski dünyanın yeniden keşfi olan Fars Mitolojisi Sözlüğünde görüyoruz. Eserdeki bu zenginlik ve temel kaynaklara başvurularak bizlere sunulanlar, kışın soğuğunda içimizi ısıtan, yazın sıcağında ise serinleten bilgiler gibidir.

Efsanevi su olan ab-ı hayat ta da aynı durum mevcuttur. Efsanevi suyun Gılgamış destanı boyutu verilmiş, Fenikelilerin İskender hikâyesinde bunu nasıl yorumladıkları da belirtilmiştir. Bunun Süryanice versiyonunu gördüğümüz gibi, İslam kaynaklarındaki versiyonunu da görmekteyiz. Efsanevi suyun Musa ve Hızır kıssası bağlamında Kurânda nasıl yer aldığı, Ortaçağ Avrupasında fountain of yonth nasıl arandığı yine elimizdeki eserden öğreniyoruz. Efsanevi suyun klasik Fars şairleri tarafından şiirlerde nasıl işlendiği, yorumlandığı da sayfaların el verdiği ölçüde örneklendirilerek, bilgilerimize sunulmuştur. Yararlanmasını bilene

Fars Mitolojisi Sözlüğünde önce başlığı verilen kavramın tanımı yapılıyor. Sonra da kavramla ilgili dikey ve yatay bilgiler, derinliğine ve genişliğine veriliyor. Kavramların ilk çıkış noktası, farklı unsurların mitlerinde nasıl algılandığı, hangi coğrafya ve coğrafyalarda yaşandığı, söylencenin edebi boyutu, şiire yansıması varsa mazmun ve mefhum olarak nasıl ele alındığı, duygu ve hayallerde nasıl ifade edildiği gösterilmiştir. Araya serpiştirilen minyatürler de bizlere tarih öncesi nostaljisini yaşatır ve düşündürür. İnce işçilik gerektiren eserde kavramların sonlarında o kavramla ilgili verilen kaynak eser ve sayfa numaraları ayrıntılı bilgi edinmek isteyenler için de bulunmaz Bursa kumaşı gibidir. Dizin, kitaptan kolaylıkla yararlanabilmemiz için eserin can damarı hüviyetinde, genel kaynakça da onlarca eserin taranıp böyle bir çalışmanın ortaya konmasının zorluğunu ve alana yatkınlığını göstermede, bizlere bir fikir vermektedir.

Mitoloji gibi bir bilim dalının geniş bir alanı içerisinde barındıran konuların dizaynı; kapsamlı bilgiye, Arapça, Farsça ve İngilizce kaynakları yorumlayacak dil zenginliğine sahip olmayı gerektirir. Eserin tümüne baktığımızda, yazarın donanımlı olduğunu, böyle önemli bir eseri yazması onun bilgi ve alan yetkinliğini gösterdiği gibi birkaç dilde kaynakları kullanma becerisine sahip olduğunu da göstermektedir.

Fars Mitolojisi Sözlüğü Fars mitolojisinin bir tür envanterlerini çıkarıyor. Yıldırım daha çok bu envanterde Fars kaynaklarını kullanmış; bunun sebebi de elbette söz konusu mitlerin o ülkenin insanlarına ait olması. Kitapta yer alan zengin Farsça kaynakların yazarları, sahalarında üstat olmuş, Batılı bilim adamları tarafından da tanınan ve bilinen şahsiyetleridir. Ayrıca Doğu mitleri için zengin, tarihsel ve öncel kaynak olmuş eserler de Fars Mitolojisi Sözlüğünde gereken yerlerde tahta oturan sultanlar gibi yerlerini almışlardır. Taberî, Câhız, Seâlibi, Yakut Hamevî, İstahrî, Kazvinî, İbn Haldun gibi zirve isimlerin birer klasik olmuş eserleri, yıldızların gökyüzünü aydınlattığı gibi, kitaba bilgisel parlaklık veriyor. Batının tanıdığı Herodot, J. Lazerd, Artur Christense, Eliade gibi simalar, Ahmet Talat Onay, Orhan Hançerlioğlu, Azra Erhat, İskender Pala, Ahmet Cevizci gibiler de bizim bildiklerimiz ve aşinalarımız olarak, Fars Mitolojisi Sözlüğündeki yerlerini almışlardır. Bilinen Doğulu ve Batılı kaynaklar, birbirlerine söz vermiş gibi Fars Mitolojisi Sözlüğünde buluşarak, bütüncül olarak bizlerin bilgisine sunulmuştur.

Yıllarca aynı coğrafyayı paylaştığımız, İran-Turan savaşlarını yaşadığımız, İslam medeniyetini birlikte kurduğumuz bir ulusun bizi de ilgilendiren pek çok mitlerden ne kadar habersiz olduğumuzu veya bilgi olarak bu kadarına sahip olmadığımızı göstermesi açısından, bu eser önemlidir. Boşluğumuzu ve eksiğimizi bir taraftan görürken üzüldük, diğer taraftan bilgilerle bilim dağarcığımız dolarken sevindik.

Bir kuyumcu titizliğiyle hazırlanan, akıcı ve güzel bir Türkçe ile sunulan, uzun yılların ve büyük bir emeğin ürünü olan Fars Mitolojisi Sözlüğü ile Yunan mitolojisinin tahtının sallandığını görür gibi oluruz. Aslında başta söylemem gerekirdi ama sonda söyleyeyim. Fars Mitolojisi sözlüğünü mutlaka okumalısınız. Bunu okurken hayata farklı bir gözle bakmanın büyük keyfini duyacaksınız. Üstelik hem bilimsel, hem de büyük bir aşkla ve şevkle yazılmış bir kitap. Tebrikler Yıldırım Yayınevi olarak teşekkürler Kabalcı

DR. SADIK ARMUTLU- İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ
FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ
 

mopsy

Emektar
Üye
Nimet yıldırımla söyleşi

Merhaba!

01 Mayıs 2009

-Hocam, Yves Bonnefoy, Antik Dünya ve Geleneksel Toplumlarda Dinler ve Mitoloji Sözlüğünde, din ve mitoloji sözüklerini yanyana kullanmasının nedenini açıklarken Bütün insan topluluklarında mitik anlatılarla dinsel uygulamalar sıkı sıkıya birbirine bağlıdır, bu yüzden de her yerde ya da hemen hemen her yerde dinler tarihçisi ya da araştırmacısı aynı zamanda mitolojileri de inceler belirlemesini yapar. Sizin öncelikle bir filolog olduğunuzu bilmekle birlikte Fars Mitolojisi Sözlüğünüzde zaman zaman Fars tanımlamasını aşan ve Hintten Endülüse kadar İslam başta olmak üzere diğer semavi dinlerin kültürlerini de içeren bir çalışmayı gerçekleştirdiğinizi görüyoruz. Mitoloji kavr***** nasıl bir anlam yüklediniz, ya da Fars Mitolojisine nasıl yaklaştınız ki sözlüğünüz bunca geniş bir dini ve kültürel yelpazeyi de kuşattı?

-Efendim, öncelikle Fars Mitolojisi Sözlüğüne gösterdiğiniz yakın ilgiden dolayı sizlere teşekkür ederim. Alanında ülkemizde yapılmış ilk çalışma olan kaynak eser niteliğindeki bu eserden dolayı edebiyat çevrelerinden çok güzel mesajlar, tebrikler ve teşvik edici yazılar alıyorum. Bu da beni son derece sevindiriyor ve yeni çalışmalara yöneltiyor.

İfade ettiğiniz gibi Fars Mitolojisi Sözlüğü, birtakım Semavi dinlerin kültürlerini de içine alan, geniş bir dinsel-kültürel yelpazeyi kapsayan çalışma olarak kabul edilebilir. Mitoloji sözcüğüne nasıl bir anlam yükleyerek böyle bir sonuca vardığımızı ortaya koyabilmek için sanırım önce İranlıların kökenlerinden Aryalardan, en eski dönemlerden bu yana tarihlerinden ve kültürel birikimlerinden çok kısa olarak söz etmek yerinde olur:

Tarihin başlangıcı belli olmayan çok eski dönemlerinde Arya ırkının bir kolu, yaşadığı toprakları terk ederek Soğd/Semerkant, Buhara ve Merv bölgesine yerleşmiş, ancak olayların akışına ayak uyduramayınca Belh ve Horasan ta rafına, oradan da İranın değişik bölgelerine göç etmiştir. Tarihî verilere dayanılarak bu hareketlerin MÖ. X. ve VIII. yüzyıllarda gerçekleştiği tahmin edil ir. İran platosunda yerleşik hayat kuran ilk Arya kavimleri de Medler ve Perslerdir.

İran mitolojisi, kahramanlık anlatıları ve efsanelerinin tarihi, Aryaların İran topraklarına gelip yerleşmiş oldukları günlerden başlar. Bilindiği gibi İran milleti, İndo-Europeenne/Hind-Avrupa kavimlerinden biridir. Bu ırkın kollarından biri, tarihin çok eski dönemlerinden beri diğerlerine oranla çok daha fazla önem kazanmış, oluşturduğu medeniyet, edebiyat ve kültür, Hind-Avrupa ırkının diğer kollarından daha etkili olmuştur. İndo-İranienne/Hind-İran adlı bu kol, MÖ. 3000lerde Hind-Avrupa grubundan kopup Hint ve İran adlarıyla iki ayrı kola ayrılıncaya dek, Orta Asya bölgesinde yaşamakta; ortak din, dil, inanç ve mitolojileri paylaşmakta, kendisini Arya: şerefli adıyla nitelemektedir. Daha sonraki dönemlerde birbirlerinden ayrılarak Hindistan ve İran adlı ülkelerine yerleştiklerinde bu ismi her biri kendisi için kullanmıştır.

Fars Mitolojisi Sözlüğünün, geniş boyutlu bir çalışma olmasının önemli nedenleri olarak şunları sıralayabiliriz:

Mitoloji bir bakıma eski dünyada yaşamış insanların, sosyal ilişkileri ve doğa olaylarını algılayış tarzları ile dinsel inanışlarına bakış açılarının yorumlanmasını konu alır. Bir ulusa, bir dine ve bir uygarlığa ait mitleri ele alır. Belirttiğiniz gibi mitoloji, dinlerin kültürlerini de içerir.

Mitoloji, ilkel çağlardaki insanların ayinleri, inanışları, ve medeniyetlerinin teorik yönleri, bir başka deyişle de yaratılışın başlangıcı ve kaynağına götüren aktarımlardır. İlkel insanların inanışları, mitolojilerle başlar ve daha sonralarda ad dinsel inanışlar ve büyük dinler yapılanır. Buradan hareketle mitoloji; çok uzak zamanlarda yaşamış insanların dinsel inanışları ve dünyaya ait görüşleridir.

M. Eliade mitolojiyi şöyle tanımlar: Mitoloji, fizikötesi evrene ait serüvenleri, ilk başlangıç dönemlerinde gerçekleşen olayları aktaran bir anlatıdır. Mitoloji, genellikle yaratılışla ilgili gelişmeleri aktarır. Yani varlıkların nasıl meydana geldikleri, nasıl var oldukları, hangi ortamlarda ve nasıl varlık evrenine adım attıklarını ele alır.

Gerçekte günümüzde kültür adı altında topladığımız değerler eski dünyada mitoloji ve din adlarıyla anılan olgulardır. Eliadeye göre; İlkel toplumlarda mitoloji ve din, ait oldukları toplumların kültürel birikimlerinden oluşmaktadır. Çünkü o zamanlar hiçbir düşünce ve tavır bu bütünden ayrı bir şey olarak düşünülemez, insanın bütün yaptıkları ve düşündükleri mitoloji ve din çerçevesinde yer alırdı. Mitlerle özel anlamda kastedilen değerler, gerçek hayatla örtüşen, yöresel özellikleriyle eski dünyanın gelenek ve göreneklerinden oluşur. Mitoloji de bu anlamda; toplumun ilk ve manevî tarihidir.

Mitleri yaşamak, gerçek anlamda din sel bir yaşantıyı kapsar. Çünkü mit, sıradan, gündelik yaşamdan farklılık gösterir. Bu yaşantının dinselliği, mitolojiye özgü, coşturucu, anlamlı olayla rın yeniden gerçekleşme aşamasına getirilmesi, doğaüstü varlıkların yaratıcı eylemlerine yeniden tanık olunması olgusundan ileri gelir. Mitolojiye değişik mitoloji uzmanları tarafından yüklenen böylesine geniş bir anlamdan, bir bakıma mitlerin önemli ölçüde dinlerin sözlü şekilleri olmasından hareketle Fars Mitolojisi Sözlüğünde dinsel kapsamı geniş tutmaya çalıştık.

Fars edebiyatının temellerinden birini oluşturan dinsel inançlar, tarihin en eski devirlerinden başlayarak, mitolojik dönemler, kahramanlık çağları, daha sonra ilk İran devleti Med İmparatorluğundan, İslâm öncesi son yönetim Sasanilerin tarih sahnesinden çekilmelerine kadar İranlıların egemen oldukları bölgelerde geliştirdikleri kültürler, gelenek ve görenekler, değişik dönemlerde inanmış oldukları Zerdüşt öncesi ve sonrası birbirinden farklı dinler, bu dinleri eksen alarak oluşan dinsel kültürler, gelenek ve görenekler ve bütün bunlara bağlı olarak gelişen mitolojik anlatılar geniş bir alan üzerinde çalışmamızı gerektirdi.

Eski İrandaki dinsel yaşayışı ve ayinleri de içeren yaşanmış birtakım efsaneler vardır. Zerdüştün ortaya çıkmasından sonra bu rivayetler eski İranlıların dinî efsaneleri olarak daha sonraki dönemlere aktarılmıştır. Bazen de bu rivayetler, millî tarihî destanlar ve efsanelerle birlikte kahramanların maceraları, İranlı komutanların ordu sevkiyatları ile mücadelelerini en güzel şekliyle yansıtmaktadır. İran-Yunan savaşları, İskenderin İrandan çekilmesinden sonra onun İrandaki derin ve etkin nüfuzuyla mücadeleleri, Bizanslılara ve diğer güçlerden gelen saldırılara karşı savunma faaliyetleri, birtakım hatıraların yaşanmasına ortam hazırlamış ve efsanevî destanlara hamâsî bir renk kazandırmıştır.

Çalışmamızın geniş bir bakış açısına sahip oluşu; söz konusu coğrafyanın inançları, tanrıları, kutsalları, kültürleri ve mitolojilerinin yanı sıra bölge halklarının köken birliği, ortak dinsel inanışlar ve ortak kültürleriyle çok zengin ve derin bir kültürel birikimin merkezinde bulunmasından kaynaklanmaktadır.

-Bir mitolojik malzemenin ait olduğu ülke içinde bile çok farklı çeşitleriyle anlatıldığı bilinen bir durumdur. Diğer taraftan Babilden ve özellikle Hz. Musadan itibaren İsrailoğullarına mahsus bir çok mitolojinin Fars mitolojilerini, onun da İsrailoğullarının mitolojisini etkilediğini düşünürsek bunun çalışmanız sırasında önemli bir güçlük oluşturduğuna hükmetmemiz gerekir. Bir tür samanlıkta iğne aramak diye özetleyebileceğimiz bu güçlüğün üstesinden nasıl geldiniz?

- Evet dediğiniz gibi gerçekten samanlıkta iğne aramak kadar geniş araştırma gerektiren, bir okadar da zor olan ve çok sabır isteyen; değişik dillerde kaleme alınmış birçok kaynağa erişmeği, onlardaki dağınık bilgileri bir araya toplamayı, sonra bütün bunları Türkçemize aktarmayı ve ardından da birtakım sonuçlara ulaşmayı zorunlu kılan böylesine bir çalışmayı yapmak yıllar istiyor. Birikim ve özveri istiyor.

Bu tür edebiyat araştırmalarının olmazsa olmazları arasında bilindiği gibi araştırma konusu milletlerin dilleri, dinleri, dinsel kaynakları ve kültürleri, mitolojileri gibi konularda belli düzeyde bilgi birikimi, derinlikli uğraş ve sabır en başta yer alır. Ancak bütün bunlara erişmemi, orta okul ve lise yıllarında içimde var olan yabancı dil, Fransızca sevgisi, daha sonra özel Arapça öğrenimi almam, ardından fakülte yıllarında bu iki dilin yanı sıra yoğun Farsça ve İngilizceye öğrenimime bu dillere karşı ilgime borçluyum. Bütün bu gayretler söz konusu dillerde yazılmış Fars mitolojisiyle ilgili kaynakları Türkçeye aktarmam açısından bana son derece yardımcı oldu. Tabi bunların yanı sıra en önemli destekçilerimden ve çalışmanın gereklerinden biri de Arapça, Farsça ve İngilizce kaynakları rahatlıkla kullanabilmektir. Gerçekte İslâm öncesi/İslam sonrası İran tarihi, başta Mazdeizm olmak üzere İran dinleri, mitolojisi ve edebiyatı konusunda belli düzeyde bilgi birikimi Kurân ve tefsir bilimleri, semavi dinler. gibi konularda kapsamlı bilgiye sahip olmadan bu tür çalışmaları yapma imkanı yoktur. Bu açıdan kendimi şanslı kabul ediyorum. Böylece çalışmanın gerektirdiği şartlar, kaynaklar ve uygun ortam hazır olunca sanırım önemli ölçüde başarılı oldum. Aldığım çok güzel tepkilerden de bunu anlıyorum.

-Esatir= history; mythos= anlatı / hikaye sözcüklerinden bakılarak tarih yazımında mitolojik malzemelerin bir temel oluşturduğu hep iddia edilegelmiştir ama son tahlilde mitoloji de tarih de kendi başlarına bir disiplindir. Siz çalışmanız sırasında mitolojik malzemelerin maruf tarihi bilgilerle uyumunu gözetmek gibi bir zorunluluk duydunuz mu?

- Mitolojik malzemelerin bilinen tarihi bilgilerle uyumu konusunda daha çok başta Zerdüştün kutsal kitabı Avesta, Avesta tefsirleri ve Şahnâmede aktarılan bilgilerle değerlendirmeğe çalıştım. Gerçekte mitoloji ile tarih iç içedir. Örneğin tarih sonrası çağlara ait birer tarihsel gerçek olan Makedonyalı İskender, Sultan Mahmûd, Şâh Abbâs ve Napolyon dilden dile dolaşan halk rivayetlerinde birer efsaneler çemberinin içerisinde kalmaktadırlar. Tarih öncesi dönemlerde efsaneler ile tarihî gerçekleri birbirinden ayırmak çok daha güçtür. Ancak efsanelerin tarih sonrası dönemde de ortaya çıkışlarını kanıtlayan birtakım faktörler gözlenebilmektedir. Mitolojik efsaneler gerçekte gelenekler adı altında korunup sonraki nesillere aktarılan birtakım zincirleme rivayetlerdir. Normal hikayelerle farkları ise, başta ilk aktarıcıları olmak üzere rivayet edenler tarafından doğru olduklarının sanılmasıdır. İşte gerçekte efsaneleri birer sembol, hikaye ya da simge olmaktan çıkarıp da tarihî rivayetler kategorisine çeken incelik de burada merkezlenmektedir. Bu gerekçeyle de efsaneler, ilk dinler, dinî ibadetler ve kurallar, aynı zamanda da ulusal tarihlerle ilişki kurmakta, halk kesimlerinde yaygın inançların birtakım hurafeler ve efsanelere dayanması gerçeğinin yanında eski birtakım felsefi görüşlerin de mitolojik etki altında kalması, hatta efsaneleri temel alması dolayısıyla ulusların tarihleriyle efsanelerinin yer yer birbirine karışmasına ortam hazırlarlar.

Dünya medeniyetinin yapılanmasında önemli ve temel rolleri bulunan eski dünyanın Hint, İran ve Yunan milletlerinin gerçek ve doğal özellikler taşıyan kahramanlık anlatıları, söz konusu milletlerin, daha hayatlarının başladığı ilk çağlarda ya da tarih öncesi dönemlerde tarih sahnesinde yer almış halklarının geniş hayal güçleriyle oluşturdukları kültürel birikimleri içerisinde yer alan mitolojik değerlerinden doğmuş ve şekillenmiştir. Aşamalı olarak ve gelişen olaylar sürecinde tarihî gelişmelerle de iç içe girmiş, ilk zamanlar dilden dile sonraki kuşaklara aktarılırken daha sonra Şâhnâme, İlyad ve Odessa gibi ölümsüz yapıtlar ortaya çıkmıştır.

Mitolojide ideal gelişmeler ve metafizik olayların kahramanları, arzularına ve ideal dünyalarına gerçek hayatta erişmeği imkânsız olarak algıladıklarından hayal gücünün de yardımıyla gerçek dünya dışında, olağanüstü özellikler gibi metafizik konuları ve ideallerini fizik ötesi dünyada tasavvur ederler. Bu olağanüstü arzuları gerçekleştirmek için de Sîmorğ, Surûş, cinler, büyü, büyücülük gibi fizik ötesi evrenin araçlarını kullanıp onlardan yardım alırlar. Hayal dünyalarındaki serüvenleri gerçeklerle ilişkilendirip erişilmesi çok daha kolay ve sıkıntısız hayal dünyasında arzularına ulaşır, orada ütopik, gizemli şehirler kurarlar. Tarih; gerçek olayların yaşandığı bir alan iken mitolojide; bir milletin gerçekleşmemiş millî arzularına, mutlaka gerçekleşmesi arzulanan ideallerine yer verilir. Bu açıdan mitoloji, gerçek dünyanın kendilerini mutlu edemediği, ideallerine eriştiremediği durumlarda insanların kaybettiklerini hayallerinde aradıkları anlatımlara yer verir.

-Mitoloji sözlükleri, simgelerin özellikle de kutsal simgelerin bir tür şerhi, açımlaması olarak okunagelmiştir. Siz mitoloji ve simge ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

- İlk olarak Simgeler ve sembollerin mitlerin dili olduğu, çoğu zaman mitlerle iç içe olduğu gerçeğini belirteyim. Simgelerin arkasındaki gerçeklikler ve sembollerin dilleri iyi anlaşıldığında mitlerin de etkin bir şekilde kavranacağı göz ardı edilemez bir olgudur. Bu yüzden bazı mitoloji uzmanlarınca simgebilim mitolojinin temel gereklerinden biri olarak kabul edilir. Bir bakıma simgeler, birtakım şifreleri de barındıran semboller oluşum aşamasındaki evrenin manzarasını, aşamalarını gösteren unsurlardır. Mitik bir kısım ögelerde de semboller ve şifreler birbirinden ayrılamayacak derecede iç içedir.

Olağan dışı, fizik ötesi, öteki alemlere ait rivayetlerden oluşan mitolojilerin ana temaları yaratılışla ilgili gelişmelerdir. Mitlerin ana temaları, daha çok sembolik tiplemeler, fizik ötesi aleme ait simgesel ögelerdir. Mitolojide kahramanlar bu dünyaya ait ögeler de olsalar nitelikleri fizik ötesi dünyaya aittir.

Genel tanımlamalarda ve birtakım sözlüklerdeki açıklamalarda mitoloji: Hayalî, olan, gerçek dışı ve bütünüyle efsane olan gelişmelerdir şeklinde ifadelerine de rastlanır. Ancak mitolojinin; göksel, fizik ötesi evrene ait, dokunulmayan, ancak metafizik evrenin algılanabilen hikayesi ve gelişmeleri olarak kabul edilmelidir. Bu değerlerin çok önemli bir kısmı mitolojide son derece etkin ve alabildiğine zengin sembollerle ifade edilir. Mitolojide zaman ve mekan kavramları yer almaz. Bu kavramların bulunmaması ya da belirgin olmaması mitolojik anlatının hayalî ve kurgusal atmosferini son derece genişletir, onu daha gizemli ve daha çekici olarak yansıtır.

Örneğin: Îzed Mihr: Tanrı Mihr, ruhaniyyet, savaşçılık ve bereket dağıtan sembol tanrı olarak büyük bir güç kazanmıştır. Halkın bu inançlarının üst tabakalara etkisi Zerdüşt inanışında ve ondan sonralarda da görülmektedir.

-Çalışmanızın adı Fars Mitoloji Sözlüğü olmasına rağmen, ona büyük oranda etimolojik bir değer de yüklemişsiniz. Bu yanıyla sözlüğünüzü köken bilgisi sözlüğü olarak da okumak mümkün. Bu bağlamda mitoloji ve dil ilişkisine nasıl baktığınızı öğrenebilir miyiz?

- İran dilleri en eski devirlerden günümüze birbirinden farklı dinler, kültürler ve geleneklerin etkisinde kalarak değişim ve gelişim aşamalarından geçmiştir. Eldeki belgeler; alfabe, dilbilgisi kuralları ve içerik ba kımından İran dillerini, Eski İran Dilleri, Orta İran Dilleri ve Yeni İran Dilleri gibi birbirinden farklı üç devreye ayırma imkanı vermek tedir. Bu süreçte birçok sözcük birçok etkenle zamanla değişim geçirmiştir. Kelimeler, kavramlar, ifadeler farklı etkileşimlerle farklı şekiller almışlardır. Bu tarihsel gerçeği göz önünde bulundurarak kelimeler ve kavramların zaman yolculuğundaki şekil ve anlam farklılaşımını da izleyerek her kavramın eski, orta ve yeni dildeki şekillerini ve bunların anlamlarıyla neleri sembolize ettiklerini de vermeği son derece yararlı gördük.

Bir başka açıdan mitoloji; bir milletin ya da bir toplumun ilk ve manevi tarihidir. Bu yüzden de o toplumun ya da milletin diliyle uyum içerisindedir. Bu kuramdan da dil ve mitoloji, birlikte ortak bir işleve sahip olarak edebî metinler çerçevesinde çok uzak geçmişlere ait gerçekleri ve o gerçekler etrafında oluşturulmuş mitolojik değerleri sonraki kuşaklara aktarır. Mitolojik anlatımlarda kullanılan dil de sembolik ve alabildiğine gizemlidir.

İranlıların ırkdaşları olan Hintlilerin rivayetlerinde sözün büyüleyici bir etkisi vardır. Söz bu gücüyle düşünceyi eyleme dönüştürme özelliğine sahiptir. Mantra adı verilen bu büyülü güç, Vedalarda ve Hint edebiyatında kutsanmakta, kutsal sözleri simgelemekte, söz ile büyü yapılması da buradan kaynaklanmaktadır. Bu yüzden söz, her şeydir. Yine Hint rivayetlerinde ilk insan örneği ve aynı zamanda İranlıların ilk ataları Keyûmers gibi özellikler taşıyan insan, her varlığın adını söylemekte, insanlara öğretmekte, böylece ilk dili ortaya çıkarmaktadır. Bu ilk ve son dil de bütün dillerin kaynağıdır. Hint rivayetlerine göre bu dilden ilk türeyen Sanskrit Dilidir.

-Hocam, sözlüğünüze bakarak özellikle Fars ve Farsça kaynaklı çalışmalarınızın burada kalmayacağını, daha ileri boyutlara taşınacağını bir okur örgörüsü olarak iletmek istiyorum. Nimet Yıldırım, şimdi hangi büyük projelerin izinde yürüyor? diye sorsam, ne dersiniz?

- Son derece haklısınız. Bu yolda daha ileri menzillere yürümemek mümkün değil. Bir sevda bu. Elbette genişleyerek derinleşerek devam edecek bu çalışmalar. Şu anda devam eden çalışmalarım şunlar:

İran millî şairi, Fars edebiyatında bütün dönemlerinin en büyük söz ustalarından Firdevsînin Şahnâmesi yeniden düzenlenen şekliyle, daha önce yayınlanmamış 5.000 dizesinin tarafımdan yapılan tashih ve tekmil, Firdevsî ve Şahnâme ile ilgili kaleme aldığım bir girişle birlikte Kabalcı Yayınları arasında çıkmak üzere.

İran Edebiyatı (İslâm Öncesi). İslâm öncesi dönem İran Dilleri, edebiyatları, kültürel, bilimsel ve edebi birikimini Türk okuruna derli toplu bir biçimde aktaracak olan bu çalışma da yine alanında ilk olacaktır. (yaklaşık 500 sayfa hacmindeki bu çalışma son okuma aşamasındadır).

Kabalcı Yayanevi tarafından benim de katkılarımla yeniden düzenlenerek yayınlanan ancak 25.000 beyitlik kısmını kapsayan Şahnâme çevirisinin kalan ve şimdiye kadar çevrilmemiş 28.000-30.000 beytinin son yıllarda alanında otoriter bilim adamlarınca yayınlanan versiyonları da değerlendirilerek Türkçeye aktarılması. (Çeviri aşamasında)

İran Mitolojisi, Mitoloji, İran mitolojisinin kökenleri, oluşum evreleri, kahramanlık anlatıları, diğer mitolojilerle etkileşimi, İran mitolojisinin edebiyat üzerindeki yoğun etkisi ve örnekleri. İran mitolojisinin temel ögeleri gibi ana bölümlere yer veren kapsamlı bir çalışma. (yaklaşık 600 sayfa hacmindeki bu çalışma da son okuma aşamasındadır).

Efendim. Fars Mitolojisi Sözlüğüne göstermiş olduğunuz yakın ilgi ve edebiyat çevrelerine tanıtımı için yapacağınız bu katkıdan dolayı sizlere ve derginiz çalışanlarına teşekkür ederim. Bu arada Fars Mitolojisi Sözlüğü ve diğer çalışmalarımın okurlarına ulaşmasını sağlayan Kabalcı Yayınevine, sayın Mustafa Küpüşoğlu ve ekibine de sonsuz şükranlarımı sunuyorum.
 

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba!



A'râf suresinde geçen ve "Ben değil miyim?" anlamındaki
ELESTU sözcüğü, Farsçada ELEST şeklinde telaffuz edilir.

İnsanların yaratılmasından önceki ruhlar aleminde, Allah
kıyamete dek gelecek bütün insanların ruhlarına hitab
ederek;
"Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" demiş ve onlar da;
"Evet!" cevabını vermişlerdir.

Bu gerekçe ile RÛZ-İ ELEST/ELEST GÜNÜ , bir bakıma
söz verme günü, yemin etme günüdür.

Bu olay rivayetlere göre Arafat Vadi'sinde, Arafat'ın
yakınlarındaki Vadi-yi Na'man ya da Hindistanda
gerçekleşmiş, ruhlar Allah'a söz verdiklerinden sonra
cennetlikler ve cehennemdekiler diye ikiye ayrılmıştır.

FARS MİTOLOJİSİ SÖZLÜĞÜ PROF. DR. NİMET YILDIRIM
 
Üst Alt