• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Fantastik edebiyat

  • Konbuyu başlatan mopsy
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 0
  • Görüntüleme 2K

Okunuyor :
Fantastik edebiyat

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba
YERLİ FANTASTİKLER

Ve körün ünvanını ârif koyarak,
Görenin ismine dîvane denildi.
Ahmed Hilmi - Âmâk-ı Hayâl


Türk edebiyatında son yıllara kadar fantastik edebiyata, özellikle batıda görülen biçimleriyle rastlamak kolay değildi. Tabii bu topraklarda romanın batıya kıyasla ne kadar geç oluştuğunu dikkate alırsak, o kadar şaşılacak bir durum olmayabilir. Romanın özünde fazla ampirik bir tür olarak şekillenmesi bir yana, bu eksikliğin ikinci ve önemli bir etkeni de bu toplumda batıdaki tarihsel gelişimi ile karşılaştırılabilecek bir pozitivizme rastlanmamasıdır. Berna Moran, ilk romancılarımızın Batı ve Doğu değerleri arasında birleşimi ararken fantastiği olabilir olanı anlatması gereken romanın düşmanı saydıklarını ifade ediyor. Bu yüzden bizim romanımızda fantastik olgular Peyami Safa ve Hüseyin Rahmi Gürpınarın bazı eserleri dışında pek ortaya çıkmamıştır diyor. Bu eserler bile batılılaşma konusundaki farklı görüşleri savunmanın alegorik araçları olarak yazılmışlardır. Tabiî aslında fantastik gerçekçilik ya da büyülü gerçeklik bağlamında ele alınacak pek çok yazar var, fakat bu yazıda onlara değinmek mümkün değil.

Türk edebiyatındaki ilk fantastik yazın örneği Giritli Aziz Efendiye ait olan Muhayyelât-ı Aziz Efendi adlı, üç ana bölüm halinde yazılmış olan eserdir. Yayınlanması 1769 gibi oldukça geç bir döneme uzanıyor. Bariz bir Binbir Gece Masalları esinlenmesi kitabın içeriğinde görülebilir. Cinlerin, hortlakların cirit attığı eğlenceli bir kitaptır. Kaleme alınmasındaki amacı yazarı daha en başında özetliyor zaten: Gönüldeki gamı dağıtmak

Memleket sathında gotik alt türe de pek rastlanmıyor. Çünkü bu yazın, üstte işaret ettiğimiz üzere aydınlanmanın içindeki özel koşullarda doğmuştur ve rasyonalizme ve onun peşi sıra ilerleyen pozitivizme bir tepkidir. Dolayısıyla bizde pozitivizm kendi dinamikleri ile oluşmadığı ve ithal edildiği için gotik eser de pek bulunmaz. Bu anlamda elle tutulur ilk eser popüler aşk romanları ile bilinen Kerime Nadirin Dehşet Gecesi adlı eseri olarak gözüküyor. Kitap vampirleri Karpatlardan güneydoğunun ıssız dağlarına taşır. Fakat korku atmosferi bakımından yeterli olsa da, ne yazık ki, özgün bir eser sayılamaz. Olay örgüsü bakımından Draculaya olan benzerlikler kimsenin gözünden kaçmamıştır. Yine de adı Ruzihayâl olan bir Carmilla(ama Dracula karizmasında) benzeri vampirella öyküsü okumak tuhaf bir deneyim olacaktır herkes için.

Ayrıca İhsan Oktay Anara değinmemiz gerekir. Puslu Kıtalar Atlası ile yola çıkan yazarın hâli hazırda mevcut beş kitabı yayınlanmış durumda. Bu kitapların en temel özelliği tarihsel romanla fantastiği sağlam bir üslûpla harmanlamış olmalarıdır. Kendi adıma özel bir hayranlık duyduğumu söylemeliyim.
Tolkien sonrası fantastik kurgunun Türkiyede oluşması ise ancak ikibinli yıllara denk düşüyor. Bunda katalizör etki bu dönemde çok yoğun bir çeviri furyası başlamış olmasıdır elbette. Pek çok önemli fantastik yapıtın Türkçeye çevrilmesi ile okuyucunun ilgisi bu türe yoğunlaştı ve neticede Barış Müstecaplıoğlu, Orkun Uçar, Yiğit Değer Bengi gibi yerli yazarların fantastik türdeki eserleri raflarda yerlerini alabildiler. Bunların her biri aynı kıratta değil. Fakat Türkiyede bu edebiyat henüz emekleme aşamasında olduğu için eleştirirken dikkatli olmak lâzım. İleride daha iyi öyküler görmeyi dileyerek bitirelim bu yazıyı.

Ve sizler görmediniz mi, şu güzel yolu
Eğrelti otlarıyla kaplı yamaçta rüzgârlar eser?
İşte bu da Periler Diyarının yoludur,
Sizin ve benim bu gece mırıldandığımız.

J. R. R Tolkien - On Fairy Stories
birgaripvampir.blogspot.com
 
Üst Alt