Evren, askerlerimizi efsunlatmış

EVREN, ASKERLERİMİZİ EFSUNLATMIŞ
Mehmet Necati GÜNGÖR

Yaz sıcaklarında dikkat etmemiz gereken en yakın tehlike zararlı sürüngenlerdir.
Gözümüz yerde olmalı, akrep, yılan, örümcek gibi hayvancıklara karşı uyanık bulunmalıyız.
"Sürüngenlerle yaşamaya alışık bir toplumuz" deyip geçmeyin lütfen.
Kırkayak sürüngenler, iki ayaklı sürüngenler kadar tehlikelidir.
Kırkayaklara can, iki ayaklılara rızık borcunuz vardır.
İkisini de elinizden alırlar, haberiniz olmaz.
Gelelim konumuza:
Kıbrıs Barış Harekâtının yıldönümünü idrak ettik geçtiğimiz günlerde.
Bu harekâtı hatırlarken, ana vatanımızın yanına yavru vatanımızı ekleyen dönemin başbakanı rahmetli Bülent Ecevit'i ve Kıbrıs dâvâmızın kahraman
mücahidi rahmetli Rauf Denktaş'ı saygı ve minnetle anmadan geçemeyiz.
Bu harekâtın bilinmeyen bir yönü daha var.
O da, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı rahmetli Kenan Evren'in Kıbrıs'a çıkarma yapacak birlikleri zararlı sürüngenlere karşı topluca efsunlatmasıdır.
Hatay Dörtyol'da "Akrepli Hacı" namıyla birisi yaşardı.
Akrepli Hacı, protokol masalarının vazgeçilmez misafiriydi.
Dönemin Devlet Bakanı İlhan Aşkın beyefendi ile Hatay iline bir gezi yapmıştık.
İlin valisi, Akrepli Hacı'yı da çağırmış.
Bir kibrit kutusunu cebinden çıkarıp, "şimdi bir deneme yapacağız, içinizde buna yüreği yeten var mı?" diye sordu.
Bizden tıssss.
Arkadaşımız Ahmet Baykara sağ kolunu çevirip uzattı:
"Ben varım!"
Baykara, boylu poslu, yapılı bir arkadaşımız.
Bakanın basın danışmanı.
Hacı, siyah akrebi kibrit kutusundan çıkarıp Baykara'nın koluna bıraktı.
Akrep, kolu öyle bir ısırmış ki, Baykara'nın rengi benzi attı, acıdan kıvranıyor.
Hacı, elini diliyle ıslatıp ısırılan yere bastırdı.
O da ne? Baykara'nın acısı hemen dindi. Akrep'in zehiri alınmıştı.
Sonra bizlere döndü, bir şeyler okudu, "şimdi hepinizi efsunladım, artık bir şey olmaz" diyerek Akreb'i üzerimizde denemek istedi.
"Önce büyüklerimiz" deyip Hacı'yı Bakan'a ve valiye yönlendirdik.
Korkulu bir şekilde onlar da kollarını sıyırdılar.
Akrep, hiç bir şey yapmadı.
Sırasıyla bizlerin kollarına bıraktı, bizlere de bir şey yapmadı.
Gerçekten efsunlanmıştık.
Hacı dedi ki "artık ömrünüz boyunca sizi akrep ve yılan ısırmaz."
Eyvallah!
Sonra Türk toplumunun bilmediği gerçeği anlattı:
"Kıbrıs Barış harekâtı sırasında Evren Paşa beni çağırttı. Harekâta katılacak birlikleri bir alana topladı, benden birlikleri efsunlamamı istedi.
Ben de askerlerimizi efsunladım. Bu harekât sırasında çok şükür, yılan ve akrepten ölen askerimiz olmadı."
Rahmetli Evren Paşa kendini de efsunlatmıştır mutlaka.
Eceliyle gitti.
Rahmet içinde olsun.
 
Şu yazar ona buna rahmet okumaktan başka bişeye yaramaz mı acaba? şeytan da ölürse rahmet diyecek mi acaba? Memleketin ne dalaverelere kurban gittiğini en azıundan ihtimal olarak düşünmek yerine sadece gördüğüne iman edecek bir gafleti gösteriyor bizlere....

Bu efsunlama denen olay aslında efsun değil, efsun büyü demek. Bildiğimiz okumadır. Bu okumayı da kenan evrene yaptı denilen kişinin oğlu yapmaya devam ediyordu herhalde. Ailesinin diğer fertleri bu oğuldan korkusuna bu işlere el atamazmış. Her tür okumaya karşı çıkan sol tayfa bu konuyu kabul eder ne hikmetse. uğur dündar yaşar nuriyi felan tvye çıkarıp bu olayı sormuştu. Hatta gidip yerinde çekim yapmıştı da uğur dündarın da koynuna koymaya çalışıyordu adam. dündar koydurmadı. Tvde de dündar böyle bir enerji aktarımının olabileceğini işledi. Şimdi acaba bu solcular neden sahiplendi bu olayı? Okumayı yapan adam da chpli..........

ecevit in Kıbrısla bi alakası var mı? Bir defa bu zihniyetin her yerde Türkü ezdiğini, düşmanlarımızın hayat tarzını kabul edip bizi yok etmek istediğimizi düşünürseniz acaba bunların bizim davalarımızla bi alakası olabilir mi? Kıbrıs olayına Türkiye gayri resmi gerilla yollayarak, ilk harekat ve ikinci harekat olarak dahil olmuştur. Her daim erzak vb yardımı Kıbrıs Türklerine yollamıştır. Ne güzellik ki ecevitin yoldaşı inönü bizim Kıbrıs Türklerine yolladığımız erzakı rumlara dağıttırıyordu. İhanet her taraftan yağıyordu. DÜşmanlarımızla birleşenler canımıza tak ettiriyordu. Ancak Kıbrıs öyle bir haldeydi ki insanlar can çekişiyordu.Türkiyemiz başsız kalmıştı. KıbrıS harekatı Türkiyenin en üst liderlerinin düşmana itaat ettirilmesine rağmen bu milletin lider mider tanımadan yumruğunu vurduğu davadır. Eşi benzeri yoktur. İşte bunu kimse anlayamıyor. Bir millet nasıl olur da başbakana bilmem kime rağmen savaş açar?

-Kıbrıs en başta sağcıların davasıdır ve solcular bu davada rumların yoldaşıdır.
-ecevit çıkarma günlerinde ingilteredeydi. Kıbrıs çıkarması abd-ab-rusya ve tüm satanistlerin saldırısına rağmen onlara savaş açma pahasına yapılmıştı. Yani ingiltere düşman ülkeydi. Şu halde düşmanımıza savaş açtığımız bir anda başbakanımızın düşmanın yanında ne işi var? ecevit Türklerin susturulması ve Türkiyenin her zaman olduğu gibi milli ve dini sebeplerle hareket etmesinin önlenerek düşmana teslim olmasının sağlanması üzere kullanılıyordu. Zaten dikkat edin her gavur baskısının ardından başa ecevit inönü vb ler gelmiştir.
-Bir sabah pijamalı bir adam Londrada bir kamyona "beni dışişleri bakanlığına götür" der. Kamyoncu onu deli sanar. Bu adam pijamalarıyla bakanlık odasına girer. BU adam Kıbrıs Harekatının başladığını duyunca yatağından fırlamış ve haberi iletmek üzere ingiliz yetkililerine ulaşmıştır. Bu adam ingiliz dışişleri bakanıdır. Harekattan sadece ecevitin değil ingiliz bakanının da haberi olamamıştır. Ancak solcular ecevitin bir konuşmasından "kuş uçtu" mu uyduruk bi lafını bahane edip harekat emrini verdiğini söyler. Bir defa ecevit vasıfsız bir insandır ve sadece yetkisi namına başbakanlığa getirilmiş bir düşman taraftarıdır. Başbakanlık savaş emrini tv den verecek bir yetkiye sahip değildir. Ayrıca ecevitin yaptığı Kıbrısta kan akarken konuyu değiştirip hayatımızı yaşayalım mesajıdır. Zaten mesajdan da anlaşılan Kıbrısı unutundur.
-ecevit "SUltanahmeti bombalayacaklar" diyerelk Türkiyeyi tehdit etmiştir. Bunu defalarca tvde de kabul etti.
-ecevite defalarca "kıbrıs fatihi" dendi ama hiçbirinde bu sözü kabul etmedi. Sırrı Yüksel Cebeci bir belgesel hazırlayıp ecevitin Kıbrıs Harekatına hiçbir katkısının olmadığını anlattığında ecevit Cebecinin yanına gelip "keşke bana da danışsaydınız" demiştir. Yani kendisi hiçbir katkısının olmadığını bilmekte ama bilgi sahibi olduğunu düşünmektedir. Ecevite açıkça tv programında(eski bir program) harekat sorulmuştur ancak ecevit kendisinin bir etkisinin olmadığını çok açıkça vurgulamıştır. Açık sözlerle "ben değilim" demiştir.
-Rauf Denktaş Erbakanın Kıbrısa gittiği bir mitingde "Kıbrıs fatihi Erbakan diye hitap etmiştir.
-Harekat başladıktan sonra ecevitin Türkiyeyi tehditleri devam ederken, solcular "ne için can vereceğiz" edasındayken abd bir gemimizi vurdu. "yanlışlıkla oldu" dedi. Ve abd yapımı telsiz sinyallerimize girerek bir gemiminizn aslında Türk bayrağı takmış bir yunan gemisi olduğunu geçti. Ve o gemi uçağımız tarafından batırıldıktan sonra onlarca şehidimizle anladık korkunç gerçeği.... Bu baskılar altında ecevit yeterli korku oluştuğunu fark edip, yetkilerini kullanabilecek kıvama geldiğini anlayınca harekatın durdurulmasını emretti. Aslında böyle bir yetkisi yoktu ama yetkiye gerek yok bi "bahane" lazımdı. ecevitin müdahyalesi sonrası genel kurmay başkanı askeri c bandına çekti. Harekat yarıda kesilmiş oldu. Şimdi anladınız mı askerimizin kenan evren gibi bir solcu tarafından neden efsunlatıldığını? Hem de yıllar sonra uğur dündar denen mason tarfından methedilen bu efsunlamayı?

Ayrıca Rauf Denktaş Kıbrıs davası ile özdeşleşmiştir ama aslında Dr. Küçük daha efektif bir isimdir. Mesela rumlar Türk tarafına saldırırken Rauf Denktaş rum tarafı lideri ile görüşüp himaye isteyerek güven içinde bölgeyi terk etmiştir. Bunu Rauf Denktaşın kendisi anlatmıştır tvde.

Bu yazar sıkıysa bu mesaja cevap verrsin? Alıntıyı yapan da bu mesajımızı göndermekle sorumludur.
 
Bu yazar sıkıysa bu mesaja cevap verrsin? Alıntıyı yapan da bu mesajımızı göndermekle sorumludur.

Mail kutumuza yayınlayın diye gönderilen ve içlerinden yayın politikamıza uyan (hakaret ,küfür veya kişi ve kurumları direk hedef alıp küçük düşürmeyen ) her görüşten makaleleri yayınlıyorum, ( içlerinde kurallara uymadığı için yayınlamadıklarım da var) Ayrıca yazılara gelen yorumları iletmek gibi bir görevimiz de yok..

Yorumlarınıza cevap verip vermeyeceği yazarın bileceği durum, Hangi köşe yazarının okuyucularıyla polemiğe girdiğini gördünüz?
 
İnsan yaptığı her işten sorumludur. Burada yazılanları okuyanlar gerçekleri öğrenmeliler. Eğer düzeltilmesi gereken bişey varsa herkes düzeltmeye mecburdur. Özellikle de işi yapan.
Diğer taraftan basit bir mail atmak zor bişey değil.

Köşe yazarlarının bir zeka, ilim, derin fikir gibi kriterleri olmadığından herkes köşe yazarı olabilir. Köşe yazarları okurlarından birçokları ile iletişim halindedir. Polemiğe toplu olarak giriyorlar. Yani tek tek değil kontra atak yaparak.

Şu yazıları yazan madem siyasi menfaatine göre sıralıyor bişeyler, çıksın da görelim boyunun ölçüsünü.
 

Benzer konular ↴

Benzer konular ↴

Üst Alt