Eskiz Defteri

Sessizlik... Şuan tek arzum bu Rabia Hanım. Witgeinstein'ın dediği gibi "Susmak lazım" Evet, susmak lazım. Ben de bu şekilde susuyorum.
 
Öyle bir anda yankılanır ki kalbin sesi
yaşadığını unutup sesin kendi olursun.
Öyle bir anda hayata gelir ki insan
öleceğini unutup yaşamın kendi olursun...
 
Duvarları güz kırığı renginde
tam gölgesinin düştüğü yerde, sessizliğinde
bir minik çatlak; içinden bir çocukluk anısı zor geçer.
Masası her daim izmarit mezarlığı...
Küllerden dualar okumadaki maksat ne?
Penceresi silinmiş kentten;
sokağa çıkılsa görülmez odası...
Parmakları çürük kemik kokuyor.
Neye dokunsa ölüm ânı...
Yüzü ölü bir fesleğenden miras
birazdan kurur aynalar...
 
Asmalı toprağı rüzgârın darağacına.
Soluksuz hazanlar dökülmeli iniltilerinden, eylül eylül...
Basit bir düş kurmalı,
mesela çocuk olmak!
Mezarlarda uçurtma uçurmak...
Ve takılmak duaların mırıltılarına...
Cinayet te işlemeli.
İlk hedef binalar...
Yıkmalı içinde yaşanan yılları.
Sıvalamak lazım sevişmekten terlemiş tenleri.
Bazen de yaşamak n***** dolu dolu ölmeli...
Şaka değil, ciddi ciddi ölmeli...
Hem de kahkahalarla ağlaya ağlaya...
 
Bir sahafın sessizliği var üzerimde. Yaşlanmış aynalar... Radyolar mezarlığı gibi şarkıların. Başucumda birkaç kitap yığılı; dua mı ne? Fısıldıyorlar belirli aralıklarla belirsizce... Öldürüyorlar beni belirli günlerde belirsizce...
 
Üst Alt