• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Eskiz Defteri

Okunuyor :
Eskiz Defteri

sis_labirenti

Tecrübeli
Üye
Sırtı Nuh'uh gemisi
kaburgalarında kıyametler kopar.
Havva'dır gayrı ölüme gebe..
Bilinmez kaç zamandır tükenmiş.
Bilinmez kaç zamandır unutulmuş.
Yüzü bir aryadan geçerken aynalar akort edilir.
Tüm siluetler majör bir tufanın arifesinde
Paslı gölgelerin bilinmezliğinde
simsiyah bir kuyudan çekilir cümleler.

"Geliyor" diye seslenir gelemeyen.
Geçmiş zamandan kalma bir "Âh" gibidir.
Yarım kalmış bir adım gibidir.
Sonrasıysa miras kalmış adreslerdir.
 

RABİA

Bağımlı
Üye
İşte benim ''sis labirenti'' ile tanıdığım güzellik buydu...yeniden aynı zevk ile okumaya devam edeceğiz sizi anlaşılan...

Âdem ile Havva Tragedyası 'ndan mıdır bunlar?
 

sis_labirenti

Tecrübeli
Üye
Teşekkür ederim Sayın Rabia. Bunlar doğaçlama yazılanlar. Âdem ile Havva'da kullanılma ihtimalleri yüksek. Ama başlıkta da belirttiğim gibi hepsi eskiz niteliğinde. Bir nevi manisküri
 

sis_labirenti

Tecrübeli
Üye
Denizi düşünüyorum.
İçimden bir mavi sökülüyor, kapkara.
Belli ki gece, belli ki uyku sürüyor atını ten denen ovada
Derken doğrulup yanıyorum.
Gözlerimde ay kırılıyor, masmavi...
Devamı bitimsiz bir ezgi.
Camları akortluyorum buğulara.
Bir renk kopuyor sonra; fazlasıyla sessiz...
İçinden ses geçen her denizi siliyorum coğrafyalardan.
Cümlelerimde kıyamet kopuyor, pospembe..
 

RABİA

Bağımlı
Üye
Denizi düşünüyorum.
İçimden bir mavi sökülüyor, kapkara.
Belli ki gece, belli ki uyku sürüyor atını ten denen ovada
Derken doğrulup yanıyorum.
Gözlerimde ay kırılıyor, masmavi...
Devamı bitimsiz bir ezgi.
Camları akortluyorum buğulara.
Bir renk kopuyor sonra; fazlasıyla sessiz...
İçinden ses geçen her denizi siliyorum coğrafyalardan.
Cümlelerimde kıyamet kopuyor, pospembe..
işte bu diyorum ikinci kez...
hadi üçüncüyü,dördüncüyü.....söylet peşi sıra...
 

sis_labirenti

Tecrübeli
Üye
Avlusu gece kırığı bir feryattan.
Yıkılır yattığı yatağın bezden çığlıkları.
Üzerine yol devrilmiş yolcunun.
Heybesinde kuşku götürmez bir ölüm; kırış kırış...
Seslense düşlerinden duyulur belki feryadı.
Oysa tutulmuş dili Fırat'ın..
Lâl bir akıştır sayfalarda çevrilen.
Sabahı göremeden kurur yatağı Dicle'nin
Ve avluda tezek kokusu...
Silinir bir ananın memelerinden süt beyazı harler.
Bebekse dilsiz bir ölümdür.
 

RABİA

Bağımlı
Üye
Avlusu gece kırığı bir feryattan.
Yıkılır yattığı yatağın bezden çığlıkları.
Üzerine yol devrilmiş yolcunun.
Heybesinde kuşku götürmez bir ölüm; kırış kırış...
Seslense düşlerinden duyulur belki feryadı.
Oysa tutulmuş dili Fırat'ın..
Lâl bir akıştır sayfalarda çevrilen.
Sabahı göremeden kurur yatağı Dicle'nin
Ve avluda tezek kokusu...
Silinir bir ananın memelerinden süt beyazı harler.
Bebekse dilsiz bir ölümdür.
güneşi alnından vurmuş bir karanlık
yola düşmüş
çatlayan böğründe gecenin
dünya aya küsmüş
ıslığını çalmışlar dudaklarından çocuğun
sus demişler...susmuş...

(............)
 

sis_labirenti

Tecrübeli
Üye
Desen ki şimdi,
göğsün kül bahçesi.
Beklemez filizlenmeyi yangınlar,
sırf sana yandığımdan.
Desen ki şimdi,
ellerin delirmiş bir şair.
Dinlemez şiiri cümleler
sırf seni okumaktan.
Desen ki şimdi,
aşk ne zaman?
Bilmez takvimler günü, vakti
sırf seni yaşamaktan.
Desem ki şimdi sana,
seni seviyorum.
Sevmez kimse kimseyi
sırf bize saygıdan..
 
Üst Alt