Erdoğan'ın da Akbulut'u var!

ERDOĞAN’ın DA AKBULUT’u VAR!
Mehmet Necati GÜNGÖR
Kabul etmemiz gerekir ki, Erdoğan iktidar gücünü “tekel”ine alabilmiş ender siyasetçilerden birisidir.
Partisi içinde mutlak söz sahibidir. Dolayısiyle, Meclis’te de mutlak güç sahibidir.
Zira, bizim demokrasimizin işleyişi “çoğunluğu elinde bulunduran güç”e göre şekillenir.
Parlamenter Demokratik Rejim, bizim üslubumuza göre kalıplandıkça, siyasi partiler ve seçim kanunlarımız aynı tekerler üzerinde yürümeye devam ettikçe bu hep böyle olacaktır!
“Bizim demokrasimiz tabildot demokrasisi” derken hep bunu kastettik.
Yemeğinizi kendiniz seçemiyorsunuz, önünüze konan iki-üç kap yemekle yetiniyorsunuz.
Bizdeki seçim sistemi budur! Atamayla gelen vekillerin liderin iki dudağı arasından çıkacak her sözü, her kararı yasaya çevirmenin ötesinde bir tercihleri, ya da başka bir irade sergilemeleri mümkün olmuyor.
Önümüzde bir Cumhurbaşkanlığı seçimi meselesi var.
Süre beş yıl olacaksa seçim 2012’de. 7 yıl olacaksa 2014’te.
Tartışmalar erken başladı.
Süre 5 yıl mı olacak, 7 yıl mı?
Muhalefet, sürenin beş yıl olduğunu iddia ederek seçimin 2012 yılında yapılması gerektiğini savunuyor.
İktidar, daha doğrusu Başbakan ise sürenin 7 yıl olduğunu önceki günkü bir konuşmasında iddia etti ve Meclis’e işaretini verdi.
Cumhurbaşkanı seçimiyle ilgili yasa Ocak ayında Meclis’e gelecek ve çok güçlü bir ihtimalle süre 7 yıl olarak belirlenecek.
Böylece, Erdoğan 2014 yılına kadar partisinin ve hükümetinin başında kalmaya devam edecek, sonra da hayal ettiği Köşk’e kavuşacak.
2014 yılı, Erdoğan’a Köşk’ün kapılarını açan “uğurlu” bir yıl olur mu, onu zaman gösterecek.

Peki, bu durumda Gül’ün durumu ne olur?
Şimdi bütün ihtimal hesapları Erdoğan-Gül-Arınç dengesi üzerine yapılıyor.
Oysa ortada bir denge menge yok!
Erdoğan, “mutlak” gücünü Köşk’te de korumaya niyetliyse –ki başka türlü düşünmek mümkün değil- Gül’ü, ya da “ben Erdoğan’a bile biat etmedim” diyen Arınç’ı Başbakanlığa getirmeyecektir.
Kendisi Köşk’te olacak, ama gölgesini Hükümetin üzerinden eksik etmeyecektir.
Daha doğrusu bütün ağırlığı ile hem Cumhur’a baş olmayı sürdürecek, hem de yönetim dizginlerini, yani hükümet etmeyi elinde tutacaktır.
Peki, Gül ya da Arınç Başbakan olursa Erdoğan bu ağırlığını hükümet üzerinde hissettirebilecek midir?
Bunun cevabı “elbette hayır”dır.
Erdoğan’ın hastalığı sırasında açılan kartlar Erdoğan tarafından çok iyi okunmuştur.
Erdoğan, hastalığı sırasında basından takip edip hayıflandığı bu vefasızlık kokan kurgulamaları asla unutmayacaktır.
(Ben, “vefasızlık” derken hafif bir tabir kullandım. Oysa, bazıları bunu “ihanet” olarak değerlendirmişlerdir.)
Hal böyle olunca geriye şu soru kalıyor.
Tayyip bey, kendinden sonra Partinin ve hükümetin başına kimi getirecektir?
O’nun da bir Akbulut’u vardır.
Tesadüf bu ya, o da Erzincan’lıdır.
Sözü uzatmadan söyleyelim; Tayyip beyin Akbulut’u ne bazılarının öne sürdüğü gibi Ömer Dinçer’dir, ne başkası! Tayyip beyin Akbulut’u Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’dır.
Parmağımı ıslatarak masanın üstüne çiziyorum.
2014’ün Başbakanı Binali Yıldırım’dır.
Binali Yıldırım’ın her ne kadar “üç dönem üstüste” şartına toslayarak milletvekili olma ihtimali zayıf görünse de, ona da bir formül bulunacaktır.
“Meşruiyet içinde çare tükenmez.”
 
Üst Alt