• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Enflasyon nedir?

Okunuyor :
Enflasyon nedir?

SMN

Tecrübeli
Üye
enflasyon nedir makale , enflasyon nedir matematik , devaluasyon deflasyon enflasyon nedir , ortalama enflasyon nedir , enflasyon nedir çeşitleri nelerdir , enflasyon nedenleri , deflasyon nedir , enflasyon nedir nasıl düşürülür

Enflasyon, fiyatlar genel ve özel seviyesinde görülen sürekli artıştır.

Tanımda iki durumdan bahsedilmektedir.

Birinci olarak tek bir fiyat ya da fiyat grubu değil, fiyatlar genel seviyesi gösterge alınmaktadır.

İkinci olarak artışın bir kereye ya da birkaç defaya mahsus olmadığı, sürekli olduğu vurgulanmaktadır.

Fiyatların genel seviyesi, ekonomide seçilen belli bir mal ve hizmet kümesinin(sepetinin) parasal karşılığıdır. Fiyatlar, mal ve hizmetlerle dolaşımdaki para miktarı arasındaki dengeye göre oluşur. Para miktarındaki artış (emisyon), mal ve hizmet miktarındaki artış (büyüme) ile dengeli olursa fiyatların genel seviyesi değişmez. Ama bunlardan biri diğerinden fazla üretilirse az üretilen kıymetli hale gelir.

Nominal milli gelirin, bu gelirle satın alınan mal miktarına (gerçek milli gelir) nazaran artması yani şişmesi demektir. Deflasyonun aksidir.


Talep ve Maliyet enflasyonu

Enflasyon, genellikle talep şişkinIiğin den ve maliyet masraflarının kabarmasından ileri gelebilir. Maliyet enflasyonu ile talep enflasyonu, tavukla yumurta gibi, biri diğerinin sebebidir. Her ikisinin sebebi de ekonomide dengelerin bozulmasıdır.
Talep enflasyonu: (En çok rastlanan) Talep enflasyonu, para bolluğundan dolayı daha fazla mal ve hizmet talep edilmesine ve fiyatların artmasına yol açan olaydır. Harcamalar ve ihracat toplamınım üretim ve ithalat tutarını aşması, talep enflasyonu meydana getirir. Bu çeşit enflasyon moneter (parasal) karakterli olabilir veya olmayabilir. Para ve kredi hacminin genişlemesi harcamalarda artışa ve fiyatlarda pahalılığa sebep olmuşsa, talep enflasyonu moneter karekterIidir.
Maliyet enflasyonu: Maliyet enflasyonu, üretilen mal ve hizmetlerin maliyetinin sürekli artmasıdır. Emek, sermaye ve tabii kaynaklar gibi üretim faktörleri, üretilen mal ve hizmetlerin gerçek maliyetini oluşturur. Dolayısıyla bunların piyasa fiyatlarının artması,

kaçınılmaz olarak maliyetlerin artmasını gerektirir. Başlıca şu sebeplerle ilgilidir:
Dış ticaretin kısıtlanmış bir rejime bağlı bulunması ve gümrük vergilerinin aşırı derecede yüksek olması,
Gider - istihlak - istihsal vergllerinin ağırlığı,
Mali tekeller ve eksik rekabet koşulları,
Faiz haddinin yüksekliği,
Toplu sözleşmelerle ücretlere yapılan zamlar,
Devalüasyon.

Enflasyonun hız ve şiddet dereceleri

Enflasyonlar, hız ve şiddet derecelerine göre bir takım sınıflara ayrılabilir:

Aşırı (hiper) enflasyon:
Daima moneter karakterli olan bir talep şişkinliğidir. Emisyonun hızla kabarması, tüketime karşı talebi artırır. Bu, aşırı enflasyonun bir özelliğidir.Aylık enflasyon haddinin bir yıl boyunca en az %50 arttığı ve böylece yıllık enflasyon haddinin yaklaşık 13000 olduğu enflasyon türüdür.Bir enflasyon dolaşımındaki parayı
tahrip etmekte,yabancı paraların ya da yabancı parayla mevduat hesapların yeri paranın yerini almasına sebep olur(bu olguya para ikamesi)denir.

Kronik (müzmin) enflasyon: Moneter karakterli olabilir veya olmayabilir. Bu tip enflasyonun özelliği, hızının mutedil fakat süresinin uzun olmasıdır.
Belirsiz enflasyon veya sürünen enflasyon:Özelliği fiyat yükselişlerinin yavaş bir tempo izlemesidir. Bu çeşit enflasyonda, para kıymetinin bir yıldan diğerine kaydettiği düşüklüğü çok defa faiz haddi telafi edebilir.Sürünen enflasyon, %3- %8 gibi tek haneli enflasyon haddine denir.
Dört nala enflasyon: %25-%80 gibi iki haneli enflasyon haddine denir.

Etkileri

Enflasyon, iktisadi faaliyetin akışını etkiler.

dağılımı enflasyondan olumsuz etkilenir. Halkın bir kısmının geliri enflasyon hızından fazla ve bir kısmının geliri enflasyon hızından yavaş artar. Zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan bir durum hasıl olur.

Satınalma gücünden zayıflamalar sosyal huzursuzluklara yol açar. Spekülasyon kazançlar alınteri kazançlarına üstün gelir. Enflasyondan genellikle dar ve sabit gelirliler (memurlar) çok zarar görür. Çünkü gelirlerinin yükselen fiyat düzeyine intibak etmesi zordur. Ve yine enflasyondan en çok zarar görenler para halinde tasarruf yapmış olanlarla alacaklı bulunanlardır. Para değerini gücü de zayıflar.
Buna karşılık enflasyon borçlular için avantajlıdır. Çünkü paranın değeri düştüğü için borçlarını daha kolaylıkla ödeyebilirler.
Enflasyon devam ettiği sürece herkes değeri günden güne düşmekte olan parayı elden çıkarıp mala veya gayrimenkule yatırır. Bu yüzden her çeşit mala karşı talep artar. Böylece paranın tedavül sürati artarak para değerinin düşmesine sebep olur.
Enflasyon prodüktivite ve kalite üzerinde zararlı etkiler yapar. İş bulma kolaylığı ve kazançların rahatlığı, işçileri ve satıcıları kayıtsız, aldırış etmez davranışlara sürükler. Kolay kazanan ve pervasız harcayan bir zümrenin türemesi; her türlü malın sürülmesi fırsatını doğurur.
Enflasyon, dış ödemeler dengesini de sarsar. Sermayeler; para değerinin emin ve para kirasının yüksek olduğu bölgelere açık veya gizli yollardan göç eder. Enflasyon hızı diğer ülkelerden fazla ise ihracatın tıkandığı ve ithal mallarına rağbetin arttığı görülür. Turizm gelirlerinin gelişme temposu yavaşlar ve vatandaşların dış seyahatlerdeki harcamaları çoğalır.
Bütün bu olaylarda para (veya kredi) çokluğundan hareketlenen enflasyon hızlandıkça hızlanır ve artık bunun yanında para miktarındaki artışın etkisi önemsiz kalır.
 

dogangunes

Profesyonel
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye
ENFLASYON NEDİR
Çağımızın ekonomideki vebası sayılan enflasyon nedir? Bu hastalıktan korunabilme, yakalanıldığı taktirde tedavisi var mıdır? Bu çağımızın en önemli ekonomik hastalığı acaba yalnızca tek tıp bir hastalık mıdır? Ayrı ayrı hastalık nevileri var ise bunlara hangi tür tedavi yöntemleri uygulanmalıdır? İşte bu sorunlara ışık tutabilmek maksadı ile siz sitemizin değerli misafirleri ile fikirlerimizi paylaşmak, mümkün olduğu taktirde eleştiri ve önerilerinizi tartışmak istiyoruz. Bu nedenle belki geniş bir bilgi aktarımı, bu bilgi akışına göre kısa bir sonuç ve öneriler bulacaksınız. Demin de söylediğim gibi amaç çoklu tartışma ortamı yaratmak. Şüphesiz ki enflasyon bu anlatılmaya çalışılanlar ile her yönü ile izah edilemez. Çözüm önerileri de binlerce olabilir. Yazımdaki amaç hastalığın nerelerden kaynaklandığı ve nelere neden olduğunu açıklayabilmektir. Hastalık teşhisi doğru konulur, doktor tedavi etmek ister, hasta da iyileşmek ister ve tedaviye katılır ise başarı eksiksiz olacaktır. Bizde hasta iyileşmek istemekte, teşhisler eksiklerine rağmen doğru, doktor ise gerekli tedaviyi uygulamaktan muhtelif nedenler ile çekinmektedir. Bilinmesi gereken ise “DEVLET MALI DENİZ- YEMEYEN DOMUZ “ tekerlemesinin artık bitmesi gerektiğidir. Aksi halde ÜLKEMİZİN çok daha büyük karışıklıklara düşeceği yani “hastanın ameliyat edilmesi” zaruretinin ortaya çıkacağıdır. Ameliyat ise her zaman başarılı olmaya bilir.

PARA NEDİR?
Para bir değişim aracıdır. Zamanımızda tüm dünyada kullanılmakta olan para sistemi, kağıt para sistemi olduğundan paranın kendi başına bir değeri bulunmamaktadır. Ancak para, toplumlarda üretilen her türlü mal ve hizmetlerin ölçülmesini ve değerlendirilmesini sağlayan, üzerinde toplumsal mutabakatın bulunduğu bir değişim ve değerlendirme aracıdır. Kendisine bu gücü sağlayan ise devletin hükümranlık gücüdür.
Uluslar arası ilişkilerin son derece gelişmesi, paranın eskisine göre çok daha hızlı hareket imkanına sahip olması, dünya devletlerinin paralarının sağladığı itibar dikkate alındığında devletleri paralarının güçlerine göre de sıralayabilmek mümkündür. Bu iyi paradan kötü paraya doğru bir sıralama olacaktır.
İşte iyi para ( itibar gücüne dayalı devletlerce düzenlenen ulusal değişim aracı) tıpkı bir mal gibi diğer ülke halkları ve devletleri tarafından da ithal edilir ve tasarruf aracı olarak da değerlendirilir.
Yabancı devlet parasının ulusal ekonomilerde ihtiyaç miktarından fazla bulundurulması o ülkenin ekonomisine doğrudan katkıda bulunmak anlamı taşır. Ülkede para konvertibilite (dönüşebilirlik) imkanına sahipse tedavülde birden fazla para bulunur ki, işe o zaman İngiliz maliyecisi Thomas GRESHEM in söylediği ve kanun olarak kabul edilen İYİ PARA KÖTÜ PARAYI KOVAR hükmünün işlediği enflasyonist her ortamda daha fazlası ile görünecektir.

ENFLASYONA NEDEN OLAN KAVRAMLAR

FİYAT ARTIŞLARI :
Enflasyon teorik olarak bütün mal ve hizmetlere ait fiyatların eş zamanlı yükselmesidir. Bir başka değişle bir kısım malların fiyatlarının artması, bazılarının düşmesi olayının enflasyon ile hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.

TALEP ENFLASYONU: Fiyat, arz ve talep eğrisinin kesiştiği yerde oluşacaktır. Alıcı alacağı malı en ucuz yerden almayı, satıcı ise malını en pahalı olan yerde satmayı isteyecek ve amaç edinecektir. İşte yöresel veya ülke genelinde toplam arz ile toplam talebin dengelendiği yerde ulusal veya yöresel fiyat dengesi oluşacaktır.
Talep fazlası nedeni ile oluşan enflasyonun arzın talebi karşıladığı yerde biteceği tabidir. Talep enflasyonuna yaklaşım genel olarak iç talebin kısılması şeklinde olacaktır.

MALİYET ENFLASYONU: Maliyet enflasyonu, girdi fiyatları, ücret artışları ve finansman giderlerindeki artışlardan kaynaklanır. Buna literatürde ÜCRET- FİYAT SARMALİ denilir. Maliyet enflasyonunda ise, fiyatlar maliyet artışı nedeni ile yukarı doğru itilecektir veya itilmeye çalışılacaktır Maliyet enflasyonuma yaklaşım ise, işgücünün verimindeki artıştan sağlanan ilave kazancın ücretlere yansıtılması şeklinde şeklin de olmalıdır. Bu şekilde oluşan bir yaklaşım fiyat artışına dönüşmeyecektir.

Gerek TALEP ENFLASYONU VE GEREKSE MALİYET ENFLASYONUN da halkın beklentisi sürmediği veya oluşmadığı sürece enflasyon devam etmez. Beklenti oluştuğu sürece enflasyonist sarmal güçlenecek, talep artışına neden olacak ve insanlar tavırlarını bu beklentilere göre oluşturacaktır.

Daha önce de değindiğimiz gibi para bir değişim aracıdır. Bizatihi kendisinin bir değeri olmamasına karşın bir değer ölçme veya değerlendirme aracıdır.
Her devlet hükümranlık hakkı nedeni ile paranın basılması ( sağlanması ) ve kullanılması, hükümranlık hakkının dayandığı diğer faaliyetlerin de yerine getirilmesinin temel unsurunu teşkil etmektedir.

Devletin toplumsal görevlerini oluşturan
1. Kanunların uygulanması,
2. Alt yapının yapılması ( yollar, hava limanları, barajların yapımı,)
3. Toplum Savunması ( iç ve dış güvenlik ve bunun gerekli kıldığı silahları üretmek veya satın almak, uçak, gemi, otomotiv gibi savunma veya ulaşım amaçlı araçların üretim veya satın alınmasını temin
4. Toplumun sağlık sorunlarını çözmeye yönelik hastane, dispanser, sağlık ocağı, bulaşıcı hastalıklara yönelik özel hastane ve tedavi merkezlerinin oluşturulması,
5. Tüm bunların saplanabilmesi için yeterli deneyim ve eğitime sahip insan kaynağı oluşturabilmek ve bunların koordinasyonunu sağlayacak tedbirleri almak, planlamak ve bunlar ile ilgili yatırımları yapmak,
6. Toplum kesimleri arasındaki gelir dağılımını dengelemek,
7. Bu hizmetlerin üretimi için istihdam sağlamak,
8. Bütün bu hizmetlerin yerine getirilebilmesi için gelir elde etmek (vergi toplamak )

Yönetenlerin en önemli vazifelerini oluşturmaktadır. Devletin gelir gücü bu hizmetlerin karşılanması için yetmediği zaman devletler
1. Yeni vergiler ihdas edilebilir veya vergi oranları arttırılabilir,
2. İç ve Dış piyasalardan belli vadeler ile borçlanırlar, (Bono ve tahvil ihraç ederek)
3. Devletin, vergilendirme olanağı zayıflıyor ise, borç bulma yeteneği de zayıflar veya zayıfladığı intibağını verir. Yukarıdaki iki şıkkın devlet giderlerini karşılamaya yetmemesi veya borçlanma kabiliyetinin azalması halinde devlet piyasadaki para miktarını arttırabilir.
Enflasyonun olmadığı bir ortamda devletin ödünç alma veya vergi artışı istemek gibi talepleri özel yatırımlar ile sosyal içerikli yatırımların yapılması amacına yöneliktir. Bunları gerçekleştirmek için borç talebinde bulunan devletin tüketim harcamalarında tasarruf sağlaması beklenmelidir.
Ancak fiyat artışlarının olduğu, devletin hızla büyüdüğü ortamlarda ise, bu uygulamalar farklı sonuçlar doğurabilir. Ekonomiyi kısıtlamak için alınan önlemler ( özellikle vergi artırımı ) fiyat artışlarını dolayısı ile enflasyonu hızlandırabilir. Bunların bir neticesi olarak ekonominin yönetimi değişebilir veya zayıflayabilir.
Ancak bu ortam devleti yönetenlerin, devletin, ekonomi içersindeki rolü ve bu role uygun alınması gereken önlemlerin neler olduğu veya olması gerektiğini anlayamadığı bir yapıda olması halinde gerçekleşir ve enflasyon süratle artarak, sarmalın oluşmasına kuvvetlenmesine neden olur.
Talebin arzdan fazla olması, uluslararası bir olaydır. Isınan ekonomilerde mallara olan talebin sürekli yüksek olması, daha önceden belirtildiği üzere maliyetleri yukarı doğru iterek , talebin arza karşı aşırılık göstermesinden kaynaklanan fiyat artışlarını dengeleyecektir. Zira ekonomide yeteri kadar eksik kapasite bulunmamaktadır. Dünya ülkelerinde atıl kapasite mevcut ise bunlar talebe yönelik olarak devreye girecek, ancak ekonomiler ısındıkça atıl kapasite de bulunmayacaktır.
Enflasyon endüstrileşmiş, gelişmiş ülkeler için devamlı ve ciddi bir sorun değildir. Zira bu ülkeler, dünya genelinde zaten yeteri kadar üretilmeyen ve kendi denetimleri altında bulunan bir kısım sanayi üretimlerini dış piyasalara daha pahalı satabilme imkanına sahiptirler yani oluşan eflasyonist baskıyı aktarabilirler. Bu ülkelerde hızlı enflasyondan ziyade uzun süreli işsizlik yani “DEFLASYON” tehlikesi olabilir.

Refah seviyesinin yükseltilmesi, refah devletinin kurulabilmesi kurulabilme çalışmaları devlete yeni sorumluluklar getirmiştir.
Refah devletinde devlet, çalışanlar kadar çalışamayacak durumda olanları, insanların çalışma süreleri sonlarında yaşamlarını idame ettirecek ve geliştirecek sosyal Güvenlik Sistem veya sistemlerini oluşturmak, insanların iş güvenliklerini sağlamak, işsiz kalanların yeni bir iş buluncaya kadar ( belirli süre ) sosyal sorunları ile ilgilenmek, kimsesiz, bakıma muhtaç kişilerin gereksinimlerini sağlamak v.b. sorumluluklar da devlet sorumlulukları arasına katılmıştır.

Ayrıca kitle haberleşme araçlarının son derece hızla gelişmesi, fikirlerin anında tüm dünya ülkelerine ve halklarına iletilebilmesine dolayısı ile bir refah devleti olan A.B.D. de ve G-7 ülkelerinde olan yaşam standardındaki gelişmeler ile ulaşılan ve yaşamı kolaylaştıran mal ve hizmetleri izleyebilmesi, DÜNYADA TÜKETİCİLİĞİN AŞIRI ŞEKİLDE artmasına neden olmuştur.

Tüketimin ülkeler genelinde artması, dünya arz ve talep dengesini bozmaya, bozulan dengeler ve üstlenilen yeni yükümlülükler devletlerin mali yapılarını süratle bozmaya, dünyada dış ticaret fazlası veren sanayileşmiş ülkeler dışında bir enflasyon çizgisi oluşmasına, ülkelerin gerek birbirinin ekonomilerinden etkilenerek gerekse ülke içi kaynakların doğru kullanılmamasından ve talepteki çeşitlenmeye yönelik ürün çeşitlenmesi sağlanamaması nedeni ile sarmallar oluşmakta, enflasyon beklentisi de topluma yerleşmektedir.
Özellikle gelişmekte olan ülkeler ile az gelişmiş ülkelerde tüketimin hızlanması ithalatı arttırmakta, ihracat/ithalat oranı düşmekte ve ülke sık sık İMF-Dünya Bankasından ödemeler dengesi açıklarını kapatabilmek için destek talebinde bulunur hale gelmişlerdir. Dolayısı ile İMF ve Dünya Bankası bu tür devletlere özellikle dış ticaret açıklarını kapatacak veya azaltacak “ İSTİKRAR PROĞRAMLARI” uygulamaları için baskı yapar hale konuma gelmiştir. Ekonomik gelişimini tamamlamış ve dış ticaret açığı vermeyen veya süreklilik arz etmeyen ülkeler için doğru olan bu talep diğer ülkeler için sorun teşkil eder hale gelmiştir.

İşte bir başka sarmal da ülkelerin iç kaynaklarını yeteri kadar aktif hale getirememesi, alınan dış yardımların ise yeterli büyüklükte olmaması, ülkeleri ve yönetenleri her seferinde daha büyük sorunlar ile karşılaşmalarına, sorunların ertelenmesine, ertelemeler nedeni ile de daha büyük sorunların içine girmelerine neden olmakta ve sarmal çok daha fazla kuvvetlenmektedir. Zira devletlerin üstlendikleri sorumlulukları kapatabilecek gelire sahip olmamaları devletlerin borçlanma maliyetlerini de olumsuz etkilemektedir

Sarmal enflasyonun oluşum nedenleri kanımca aşağıdaki şekilde sıralanabilir.

1- Siyasal-Sosyal Gelişmeler:
Maliyet ve fiyat artışlarının, çağdaş toplum- refah devleti yaklaşımlarının, toplum için zorunlu hale getirdiği yükümlülükleri, sosyal-siyasal gelişmeleri ekonomik olaylar ile birlikte incelenmelidir. Aksi taktirde enflasyonun anlaşılması ve çözümlenebilme olanağı olmayacaktır.

Zira refah devletinde yoksulluk, adaletli bir gelir dağılımının gerçekleştirilmesi, hayat standardizasyonunun sağlanması, kabul edilebilir seviyede ( sürdürülebilir ) işsizlik oranının idamesi konusunda yönetenlere ciddi yükümlülükler düşmektedir.
Yönetimlere düşen ve sürekli genişleyen yükümlülük ve sorumluluklar, kamu borçlanma ve vergi oranlarının artmasına neden olmaktadır.
Toplam talep artışında, devletin yaşam standardını oluşturmak için üstlendiği yükümlülüklerin de ciddi katkısı olmaktadır. Ancak, yönetenler çağdaş toplum oluşturulmaya çalışılırken sosyal ve ekonomi yönetimi için ne gibi sorumluluklar üstlenmeleri gerektiği, bu sorunların çözümü için oluşturulması gereken stratejilerin eksiksiz tespit edememiş ve gerekli çözümleri de üretememiştir.
Zamanımızda, iletişim teknolojisindeki hızlı gelişme, ulaşım imkanlarının çok hızlı ve etkin şekilde gelişmesi, eğitim ve eğitim sistemlerinde meydana gelen değişiklikler yönetenlere, hizmet kalitelerini arttıracak, gerekli bilgi ve gelişimi yaratabilecek eleman temininde hükümetlere geniş imkanlar sağlamıştır. Ancak bu gelişmeler beraberinde, yönetenlerin toplum ihtiyaçlarına yönelik talep artışlarına, tüketici olarak piyasaya daha fazla girmesine ve talep yığılmalarına neden olmaktadır. Çağdaş üretim ve yaratılabilen kapasite artışları, dünyada oluşan talep birikiminin altında kalmıştır. Bu ise sarmal enflasyonun ciddi halkalarından birini oluşturmuştur.

2- Çok hızlı artan tüketim: İnsanoğlu çağdaş teknoloji ürünü olan buzdolabı, radyo, Televizyon, Bilgisayar , otomotiv, geleneksel yapı dışında çağdaş yapıda oluşturulan konut ihtiyaçları v.b., bunların tip ve modellerinin ve niteliklerinin sürekli değişmesi ve nüfus artışının da meydana getirdiği ilave talep artışları , talep eğrisinin çok şiddetle artmasına, arzı oluşturan toplam üretimin ise bu hızla arttırılamaması nedeni ile sarmal enflasyon oluşumuna ciddi katkıda bulunmaktadır.

Yönetenler enflasyonun varlığından genel olarak şikayetçidirler. Ancak, enflasyonun düşürülmesi için uygulanan ekonomik önlemlerin büyüme hızını düşürmesi, doğal bir sonuç olarak işsizlik oranındaki artışlar nedeni ile tüketimin arttırılmasına yönelik davranışlar sergilemektedir. Bu ise bir nevi tavşana kaç tazıya tut politikası niteliğindedir. Ancak tüketimi arttırabilmek için parasal gelir artışı sağlanması ihtiyacı vardır. Yönetenler süratle bunu da yerine getirirler. Dolayısı ile sarmal enflasyonun bir diğer halkası da meydana gelir. Ekonomik istikrar çalışmalarında denge bir üst sarmalda kurulmaya çalışılmaktadır.

3- Herkes için sağlanan eğitim imkanı: Eğitim anayasal bir haktır. Sağlanması görevi de yönetenlere yüklenmiştir. Kültür ve eğitim düzeyinin yükseltilmesi için yapılan yoğun çalışmalar, üniversite eğitiminin geliştirilmesi ve teşvik edilmesi ve nüfus artısı nedeni ile de devamlı şekilde artmaktadır. Bu sebeple geleneksel eğitim için kurulan okul binaları, kütüphaneler, yurtlar v.b. yetersiz kalmaktadır.
Eğitimin bir hak olarak kabul edilmesi, bütçe içersinde yer alan okul öncesi, ilköğretim, orta öğretim, üniversite ve üniversite sonrası eğitimleri için ayrılan payların giderek artmasına veya arttırılmasına neden olmaktadır. Zira bunların yapımı kadar, eğitmen ve yardımcı personel maliyetleri de çığ gibi artmaktadır.
Daha fazla eğitim, daha iyi eğitim vermek için yaratılan talebe uygun okul, derslik, malzeme, bilgi kaynağı, laboratuvar gibi araştırma alt ve üst yapılarını oluşturmak, yeterli ve kaliteli eğitmen ve yardımcı personel temin etmek gibi yüksek maliyetleri üstlenmek, yetersizlikler ile ilgili eleştirileri kabul etmek, karşılanılamayan talep ile ilgili sorumluluklarını azaltarak halkın talepleri karşısında sorumlu olmayan bir yapıda örgütlenmek gereği meydana çıkmıştır. Oluşturulan sınav sistemleri, orta ve üniversite öğrenimleri için buna en bariz örnekleri teşkil etmektedir.
İşte tür bu harcamalar da sarmal enflasyonun oluşumunda ciddi bir yer işgal etmektedir.

4- Sanki savaş varmış gibi körüklenen savunma harcamaları: Gerek soğuk savaş döneminde gerekse küreselleşen dünyada soğuk savaş sonrası oluşan stratejik dengelerde devletler varlıklarını idame ettirebilmek, iç ve dış güvenliklerini sağlayabilmek için en son modern silah, araç ve gereçler ile bunların kullanımına yönelik teknolojik alt yapıyı oluşturmak zorundadır. Özellikle bizim gibi dünyanın sıcak bölgesinde yer alan devletlerde gerek iç gelişmeler, gerekse dış etkenler ve çevresel nedenler ile yoğun bir silahlanma ve savunma harcaması yapılması son derece doğaldır.

Ancak, savunma harcamalarının yoğunluğunun ve kısıtlanmasının da ülke varlığı adına risk oluşturacağı bilinerek olanaksızlığı ülkemiz için sarmal enflasyonun halkalarından birini oluşturmaktadır

Enflasyon ile mücadelenin temeli, çok çalışmak, çok üretmek, az tüketmek, daha az dış alım, daha çok dış satım gerçekleştirmek, bütçe gelir ve giderlerini gerçekçi değerlere oturtmak, bütçenin denk hazırlanması ve bütçe açıklarına izin verilmemesi, toplumun alınacak önlemlere zorla değil isteyerek katılımının sağlanması, ulusal paranın yeniden bir tasarruf aracına dönüştürülmesi gibi çalışmaların öncelikle ülkeyi yönetenler, üreticiler, üretime katkıda bulunanlar, bunları ulusal veya dünya pazarlarında pazarlayanlar tarafından inanılarak, inanılanların tüm topluma aşılanarak verilmesi gerekmektedir.

DIŞ DESTEK ŞU AŞAMADA MUTLAKA ÇOK ÖNEMLİDİR ANCAK, ESAS OLAN KENDİMİZE VE KENDİ GÜCÜMÜZE GÜVENMEKTİR. BAŞARI BURADA YATMAKTADIR.

Aksi halde başarı olmayacak. Spiral enflasyon çok daha fazla artan beklentiler, denetlenemeyen veya denetimden çıkan fiyatlar nedeni ile hızla hiper enflasyona doğru yol alacaktır. Belki de bu program başarmamız için son bir şanstır. Zira bundan sonrası çok daha acı reçeteler ve hiç ummadığımız bir moratoryum ilanı ile saygınlık ve itibarımızın yitirilmesidir.
Başarmak için orta vadede süratle ulusun iradesine baş vurmak, yönetenlere güvenmek, önceliklere göre çözüm yolları bulmak ve uygulamaya başlamak, hedef saptamak ve tespit edilen hedeflere zamanında varmak gereklidir. Zira ülkemiz bir dünya devleti, bir refah devleti olmaya adaydır.
Bu konu üzerine görüşlerinizi, fikirlerinizi, ilave düşüncelerinizi mutlaka yazınız. Bunlar yapmakta olduğum çalışmalara ışık tutacaktır. Belki bu mücadelede ön saflarda bulunanlara da katkıda bulunma imkanı bulunabilir.
 

YukseLL

Emektar
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye
Enflasyon nedir? Nasıl hesaplanır? Nasıl yorumlanır?

Enflasyon, genel fiyat düzeyinin devamlı artması ve para değerinin düşmesidir. Toplam mal ve hizmet arzının toplam talebi karşılayamaması,enflasyonun en önemli özelliğidir.

Ekonomide söz konusu olan enflasyon tipleri; harcamaların toplam üretim miktarını aşmasıyla oluşan talep enflasyonu ve maliyet şişmelerinin ürün fiyatlarındaki artışına neden olan maliyet enflasyonudur.

Maliyet enflasyonu, vasıtalı vergi yükünün ağırlaşması, devalüasyonlar, faiz hadlerinin yüksekliği ile hammadde ve ara malları fiyatlarının yükselmesinden kaynaklanabilir.

Ekonomide fiyatların takibi ancak fiyat endeksleri sayesinde mümkün olmaktadır. Türkiye'de iki çeşit fiyat endeksi kullanılmaktadır. Bunlar Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) ve Toptan Eşya Fiyat Endeksi (TEFE) olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu endeksler, ülke enflasyonu haricinde sektör bazında bilgiler de vermektedir.

TÜFE'yi ve TEFE'yi oluşturan sektörler ve ağırlıkları şu şekildedir:

TÜFE Toplam 100.00
Gıda, İçki, Tütün 31.09
Giyim, Ayakkabı 9.71
Konut, Kira 25.80
Ev eşyası 9.35
Sağlık 2.76
Ulaştırma 9.30
Eğlence, Kültür 2.95
Eğitim 1.59
Otel, Pastane, Lokanta 3.07
Çeşitli mal ve hizmetler 4.38

ÜFE Toplam 100.00
Tarım 22.22
Madencilik 2.47
İmalat 71.12
Enerji 4.19

TÜFE, tüketime açık olan mal gruplarının fiyat değişimini ifade eder. TÜFE'de toplamda %56.89'luk paya sahip olan gıda ve kamu sektöründeki küçük artışlar, endekste önemli değişmelere yol açmaktadır. Bu sektörlerden konut sektörü istikrarlı bir yapıya sahipken, gıda sektörü dönemsel farklılıklar gösterebilmektedir.

ÜFE'de ise, alt kollar daha az olmasına rağmen bu kolların kamu ve özel sektör fiyat değişimleri incelenmektedir. ÜFE'de en çok izlenen rakam, çekirdek enflasyon"dur. Çekirdek enflasyon, özel imalat sanayi fiyat endeksidir. Yani, imalat sanayi özel kesiminin o ay içinde yaptığı fiyat hareketini gösterir.

Tüketici fiyatlarındaki artış oranı, toplu iş sözleşmelerinde veya memur ve emekli maaşlarının belirlenmesinde pazarlığa baz olarak alınır ve ayrıca gerçek ücretlerin hesaplanmasında da kullanılır.

- Hiperenflasyon: Enflasyonun yılda %1000'i aşan düzeylerde artış göstermesi olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca, bir yılda fiyatların %5 arttığı bir ülkede,enflasyonun %70-80'lere yükselmesi de bir hiperenflasyon olarak algılanabilir. Hiperenflasyon dönemlerinde; yatırımlar azalır, borsa endeksi düşük seviyelerde kalır, paradan kaçışla beraber reel kıymetler taleplerinde aşırı bir artış görülür ve gelir dağılımındaki dengesizlik had safhalara ulaşır.

- Milli Gelir Deflatörü: En iyi enflasyon ölçüsü olarak kabul edilen milli gelir deflatörü, milli gelir hesabında yer alan tüm mal ve hizmetlerin fiyat artışını içerir. Bu deflatörü bulmak için, GSMH'deki cari artış, sabit fiyatlarla hesaplanan reel artışla karşılaştırılır.

Nasıl hesaplanır?

TÜFE'yi hesaplarken ilk olarak, Türkiye'nin genelini temsil eden bir örnek kitlenin bir yıl içinde hangi mal ve hizmete ne kadar para harcadığı hesaplanır. Ayrıca her mal ve hizmetin toplam içindeki ağırlıkları belirlenir.

Yılın her ayının belirli günlerinde ve belirli alışveriş merkezlerinden alınan mal ve hizmet fiyatlarındaki değişim, belirli ağırlıklara göre ölçülür. Her ayın 25'inden sonraki fiyat artışı bir sonraki ayın enflasyon oranına yansır.

5 ayrı coğrafi bölge ve 16 büyük kent için açıklanan aylık endeks rakamlarında; kentsel yerlerde 347 mal ve hizmetin, kırsal yerlerde ise 280 adet malın fiyatları derlenir.

ÜFE ise, tarım, madencilik, imalat sanayi ve enerji sektöründeki 640 ürünün fiyatlarındaki değişimleri inceler.

Nasıl değerlendirilir?

ÜFE'nin TÜFE'ye göre daha yüksek olması, maliyet enflasyonunun yaklaşmakta olduğuna dair bir işaret olarak kabul edilmektedir. Faiz, ücret, hammadde ve ara malı fiyatlarındaki artıştan kaynaklanan bu artış, bir süre sonra da tüketici fiyatlarına yansır.

TÜFE, ÜFE'den yüksek olmasının, iç talebin canlılığından kaynaklandığı söylenebilir. Talep enflasyonunun bir belirtisi olarak kabul edilen bu durum, para arzının ve gelirlerin yükselişi ile ortaya çıkar.

Enflasyonist beklentiler, yeni fiyat artışları üretir. Fiyatların sürekli yükseleceği inancı yaygın olduğunda, enflasyonist ortam sonraki dönemlerin fiyat artışlarını doğurur.

Döviz kurlarında ve kredi faiz oranlarında, enflasyon oranının üstünde görülen artışlar yeni fiyat artışlarına neden olabilir. Emisyon ve para arzında görülen hızlı artış, bütçe açığının yüksekliği; sonraki dönemler için, bir tür enflasyon habercisi olarak kabul edilebilir.

İhracatın artışı, üretim artışı ile paralel gitmiyorsa; iç piyasaya arzedilen mal azalır ve fiyatlar yükselir. Enflasyon oranının çok üstünde belirlenen ücret artışları ve yüksek faizler de fiyatları hareketlendirir.

Yatırımların duraklaması da sonraki dönemlerde arzdaki artışı önleyeceği için fiyatları yükseltir.Ekonominin canlı olduğu ve ücretlerin yükseldiği dönemlerde, fiyatlarda hareketlilik gözlenir.

İstikrarsızlık ve belirsizlik dönemlerinde ise; satıcılar, içgüdüsel olarak fiyat artışlarını hızlandırır. Kuraklık nedeniyle tarımsal üretimin düşmesi veya geri teknoloji nedeniyle maliyetlerin yükselmesi gibi etkenler de, enflasyonu artırıcı niteliğe sahiptirler.Dünya piyasalarında herhangi bir malın fiyatının yükselişi, bir süre sonra iç piyasalara da yansır.

İç piyasadaki eksik rekabet, fiyat düzeyinin sürekli yüksek kalmasıyla sonuçlanır. Tekelleşme ve fiyat anlaşmaları da enflasyonun en önemli nedenlerindendir.

Milli Hasıla (GSMH ve GSYİH) nedir? Nasıl hesaplanır? Nasıl yorumlanır?
Milli Hasıla (Milli Gelir), belirli bir dönemde (genellikle bir yıl) toplumdaki bireylerin yarattıkları mal ve hizmetlerin toplamıdır. Milli Gelirin dönemler itibariyle gösterdiği değişiklik, ekonominin performansının hassas bir göstergesidir. Toplam değerin ölçülmesinde ve yorumlanmasında; Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) ve Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) rakamları dikkate alınmaktadır.

- Gayri Safi Milli Hasıla: Bir yıl içerisinde bir ülkede ve aynı zamanda ülke vatandaşlarının yurtdışında faaliyet gösteren kuruluşlarda çalışarak ürettiği malların ve verdiği hizmetlerin o ülkenin para birimine göre değerlenip toplanmasına verilen addır. Başka bir deyişle, bir ülke adına, bir yılda üretilen katma değerdir.

- Gayri Safi Yurtiçi Hasıla: Bir yıl süresince sadece ülke sınırları içerisinde üretilen ve sunulan mal ve hizmetlerin o ülkenin para birimine göre değerlenmesi ile oluşan rakamdır. Bu açıdan, GSMH hesabından ayrılan noktası; yurtdışında elde edilen gelirlerdir.

Nasıl hesaplanır?

Milli Gelir hesaplamalarında, cari fiyat ve sabit fiyat değerlemesi olmak üzere iki çeşit uygulama söz konusudur. Cari fiyatlarla günümüz değerlemeleri üzerine yapılan hesaplamalarda, enflasyonun etkisi gözükmez.

Cari fiyatlarla hesaplanan GSMH değeri ile büyüme hakkında sağlıklı sonuçlar alınamayacağından, her ülkede kullanılan sabit fiyatlı sistem önemlidir. Buna göre, baz olarak herhangi bir yıl alınır ve o yıla endeksli reel artışların hesabıyla gerçek artışları görmek mümkün olur. Bu hesaplamada iki metod söz konusudur. İlk metod olan gelirler yöntemi ile hesaplamada, gelir niteliği taşıyan üretim ve hizmet alanındaki kalemler esas alınır.

Kullanılan ana kalemler şu şekilde sıralanabilir:

[Tarım + Sanayi + İnşaat + Ticaret + Ulaştırma, Haberleşme + Mali Kuruluşlar + Konut + Hizmetler Toplamı (Kamu ve Özel) + İthalat Vergisi] = GSYİH

GSYİH + Net Dış Alem Faktör Gelirleri = GSMH

İkinci metod ise, GSYİH rakamının harcamalar yoluyla hesaplanmasıdır.Özel sektör ve kamu sektör tarafından yapılan harcamaların hesaplanmasını takiben gerekli istatistiki hatalar giderilir ve böylelikle GSYİH rak***** ulaşılır.

Hesaplama yöntemi, kısaca, şu şekilde açıklanabilir:

[Özel Nihai Tüketim Harcamaları + Kamu Nihai Tüketim Harcamaları + Gayri Safi Sabit Sermaye Oluşumu (Kamu ve Özel) + Stok Değişmeleri + Mal ve Hizmet İhracatı + Mal ve Hizmet İthalatı] = GSYİH

(Bu hesaplamadan sonra, istatistiki hata ile toplanan GSYİH rakamı, gelirler yöntemi ile hesaplanan GSYİH rak***** eşit olur.)

Nasıl Değerlendirilir?

Milli Gelir Göstergeleri şu şekilde değerlendirilir:

Yıllık büyüme oranı değerlendirmeye alındığında, aynı zamanda nüfus artış hızı da gözönünde bulundurulmalıdır. Eşit seviyede büyüme oranı gözlenen iki farklı ülkede; nüfus artış hızlarının farklı olması halinde, büyümenin refaha etkisi de kaçınılmaz olarak farklı olacaktır.

Herhangi bir yılın ardışık üç çeyreğinde büyüme oranlarının düşük olması, resesyon tehlikesinin başlangıç sinyali olarak gösterilebilir. Buna karşın, ardışık olarak yüksek çıkan büyüme oranları, bir büyüme ivmesinin varlığı olarak da yorumlanabilir.

Sürdürülebilir (sustainable) bir ekonomik büyümeden söz edilebiliyorsa; büyüme hızının yüksek olduğu bir yılda, yatırımlar ve ihracatın duraklaması gibi bir durum söz konusu olamaz.

GSMH'nın mutlak değerinin her yılın üç aylık dönemlerinde aynı olması sözkonusu değildir. Kış koşulları nedeniyle, üretilen mal ve hizmetlerin toplam değeri, yılın ilk üç ayında daha düşüktür. Kıpırdanmalar, ikinci çeyrekte başlar. Üçüncü çeyrekte ise, tarımsal üretim nedeniyle yükselme gözlenir. Son çeyrekle beraber, canlanan sanayinin de katkısıyla, üretim toplam değeri yılın en yüksek seviyesine ulaşır.

Bu nedenledir ki; herhangi bir dönemdeki büyüme oranını bir önceki dönemle karşılaştırmak yanıltıcı sonuçların elde edilmesine neden olabilir.

İç talepteki artış hızının, GSYİH'daki artış oranının üstünde olması ise, ekonominin aşırı ısındığı yönündeki kuşkuları artırır
 

mmercan

Amatör
Üye
Enflasyon, fiyatlar genel düzeyinin sürekli ve hissedilir artışını ifade eden bir durumdur. Diğer bir tanımı nominal millî gelirin, bu gelirle satın alınan mal miktarına nazaran artması yani şişmesi demektir. Deflasyonun tersidir.
 
Üst Alt