• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Enel Hakk’in Kokeni

  • Konbuyu başlatan mopsy
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 15
  • Görüntüleme 2K

Okunuyor :
Enel Hakk’in Kokeni

mopsy

Emektar
Üye
Selam!
On bilgi:
Vedaların Yani yaziya gecirilisi:
Muhammed as’den cc. 1400 yil once
Arabi hocadan cc.2000 yil once
Rabbani hocadan cc.2400 yil once
Bir Vedacidan alinti:
Bilinç alanınız içinde bedeniniz de var.
Fakat başka bedenlerden ayrı olarak;
"benim bedenim" fikri orada mevcut değildir.
Bana göre o "bir beden" dir, "benim bedenim" değil;
"bir zihin"dir, "benim zihnim" değil.
Zihin bedeni pekâlâ gözetmektedir,
Buna benim karışmama gerek yok.
Yapılması gereken normal ve doğal yoldan yapılmaktadır.
Siz fizyolojik fonksiyonlarınızın tam bilincinde olmayabilirsiniz
Ama duygularınıza, düşüncelerinize, arzu ve korkularınıza gelince
Siz şiddetle kendinizi işin içinde bulursunuz.
Benim için işte bunlar da büyük ölçüde bilinç dışıdır.
İnsanlarla konuşur ya da birtakım işler görürken,
Kendimi, pek de bilincinde olmaksızın bunları pekâlâ doğru
Ve uygun biçimde yapar bulmaktayım.
Sanki günlük hayatımı kendiliğinden ve
Doğru tepkiler göstererek otomatik bir biçimde yaşıyorum.

Hedefinize olan bağlılığınız sizi temiz ve düzgün bir hayat,
Gerçeğin arayışına ve insanlara yardım etmeye adanmış
Bir hayat sürmeye sevk eder ve
Kendini-idrak hali de arzular, korkular ve
Yanlış fikirler biçimindeki engelleri kaldırarak,
Yüce ahlâkı ve erdemi kolayca ve
Kendiliğinden ulaşılabilir hale getirir.
Bu hal, İslâm düşünürü Hallac-ı Mansur'un
"Ene-l Hak" dediği Vahdet durumudur.
TASAVVUF ISLAM DISI BIR INANC FELSEFESIDIR
 

mopsy

Emektar
Üye
Selam!

On bilgi:
Vedaların Yani yaziya gecirilisi:
Muhammed as’den cc. 1400 yil once
Arabi hocadan cc.2000 yil once
Rabbani hocadan cc.2400 yil once
Bir Vedacidan alinti:
Benim kaderim pek az resmi öğrenim görmüş mütevazı bir esnaf,
sıradan, basit bir insan olarak doğmak idi.
Hayatım da sıradan arzular ve korkularla, sıradan bir hayattı.
Ne zaman ki üstadıma olan inancım ve onun
sözlerine itaatim sayesinde gerçek varlığımın -farkına vardım,
Işte o zaman,kaderi sona erinceye dek
kendi başının çaresine bakması için beşeri tabiatımı geride bıraktım.
Bazen zihinsel ya da duygusal eski bir tepki
zihinde belirir ama derhal fark edilerek giderilir.
Ne de olsa insan kişilik ile yüklü kaldığı sürece,
beşeri huylara ve alışkanlıklara maruz bulunmaktadır.

Ölümden korkmam. Çünkü:
Ben zaten ölüyüm.

Bu hal, İslâm düşünürü Hallac-ı Mansur'un
"Ene-l Hak" dediği Vahdet durumudur.
TASAVVUF ISLAM DISI BIR INANC FELSEFESIDIR
 

mopsy

Emektar
Üye
Selam!
On bilgi:
Vedaların Yani yaziya gecirilisi:
Muhammed as’den cc. 1400 yil once
Arabi hocadan cc.2000 yil once
Rabbani hocadan cc.2400 yil once
Bir Vedacidan alinti:
“Aydınlanmış kişide zihin olaylar üretmeyi durdurur.
O, çok eskilerden gelen kesintisiz arayış durur.
Hiç bir şey istenmez, hiç bir şey beklenmez.
Hiç bir şeyi, aydınlanmış kişi kendine ait saymaz.
Uğrunda uğraş verecek bir "ben" kalmaz.
Alışılmış kesin kanılar kaybolur.
Daha önce birçok şeyden emin olan aydınlanmış kişi şimdi hiç bir şeyden emin değildir.
Bir beden olunduğu fikri son bulur.

Sonunda bilirsiniz ki ne günah vardır ne suç ne de ceza.
Yalnız sonsuz değişimleri içinde hayat vardır.
Kişisel "ben"in eriyip kaybolması ile kişisel ıstırap da son bulur.
Geriye kalan ise şefkatin büyük hüznü ve gereksiz acının dehşetidir.
Bu hal, İslâm düşünürü Hallac-ı Mansur'un
"Ene-l Hak" dediği Vahdet durumudur.
TASAVVUF ISLAM DISI BIR INANC FELSEFESIDIR
 

mopsy

Emektar
Üye
Selam!
On bilgi:
Vedaların Yani yaziya gecirilisi:
Muhammed as’den cc. 1400 yil once
Arabi hocadan cc.2000 yil once
Rabbani hocadan cc.2400 yil once
Bir Vedacidan alinti:
Sorunlardan arınmış bir hayatın ne kusuru var? Kişilik, gerçek
olan bir yansımasından ibarettir.
Neden yansıma orijinale otomatik olarak
sadık kalmasın? Kişinin kendine özgü modeller çizmeye ihtiyacı var mı? Hayat
-ki kişi onun bir ifadesidir- kişiye rehberlik edecektir. Kişinin, gerçeğin
sadece bir gölgesi olduğunu,
fakat gerçeğia, kendisi olmadığım bir kez idrak
ettiğinizde, üzülüp dertlenmekten vazgeçersiniz. Kendi içinizden, içsel
rehberiniz tarafından yönlendirilmeyi kabul eder ve benimsersiniz ve hayat
bilinmeyene doğru bir yolculuk haline dönüşür.
En Yüce Olan, Her Şeyin Ötesindedir

Söyleyebileceğiniz her şey hem doğru hem de yanlış olacaktır.
Sözcükler zihnin ötesine geçemezler.
Kişi asla özne değildir. Siz bir kişi görebilirsiniz fakat siz kişi
değilsiniz. Siz daima En Yüce Olan'sınız ki O zamanın ve uzayın belli bir
noktasında tanık olarak görünür; En Yüce'nin saf farkındalığıyla kişinin pek
çok katmanlı bilinci arasında bir köprü oluşturan bir tanık olarak...

Bunlar zihnin çeşitli eğilimlerine tekabül ederler.

Onlar öylesine çelişkilidirler ki! Onları
oldukları gibi görün - sadece düşünce ve duygu alışkanlıkları olarak, anılar
ve dürtüler demeti olarak,
Bunun nedeni sadece sizin kendinizi onlarla özdeşleştirmenizdir.
Siz bir kez önünüzde belirenlerin, her ne iseler, asıl siz olamayacaklarını
ve "Ben-im" diyemeyeceklerini idrak- ettiğinizde, bütün "kişiler'inizden ve
onların taleplerinden kurtulursunuz. "Ben-im" duygusu sizin, kendinizindir.
Siz ondan ayrılamazsınız, fakat herhangi bir şeye ondan verebilirsiniz;
örneğin, "Ben gencim", "Ben zenginim" vb. derken olduğu gibi. Fakat böyle
özdeşleştirmeler apaçık yanlıştır ve tutsaklık nedenidir.

Bilincin kaynağı bilinç içindeki bir nesne olamaz. Kaynağı bilmek,
kaynak olmak demektir.
Siz kişi olmadığınızı, saf ve dingin tanık olduğunuzu
ve korkusuz farkındahğın sizin asıl varlığınız olduğunu idrak ettiğinizde,
siz o varlık olursunuz. O kaynaktır, Tükenmez olandır.
Bu hal, İslâm düşünürü Hallac-ı Mansur'un
"Ene-l Hak" dediği Vahdet durumudur.
TASAVVUF ISLAM DISI BIR INANC FELSEFESIDIR
 

mopsy

Emektar
Üye
Selam!

On bilgi:
Vedaların Yani yaziya gecirilisi:
Muhammed as’den cc. 1400 yil once
Arabi hocadan cc.2000 yil once
Rabbani hocadan cc.2400 yil once
Bir Vedacidan alinti:
“Ben O’yum” ya da “Ben var olanım”dır.
Ya da daha kısa söylersek “Ben, benim”dir.
Ancak buradaki “ben” niteliklerinden soyunmuş bir “ben”dir.
Ruhsal yolculuğun başında kişi, ona çevresi ve toplum tarafından yüklenmiş ve
Kişinin de bunu kabullendiği birçok niteliğe sahiptir. Kişi ad, meslek, akrabalık, kişilik vb.
Kabullerden oluşan bir kabuğa sahiptir.
Yolculuk bu kabuktan kurtuluşu ve bu kurtulma halini deneyimlemeyi amaçlar ki
Bunu başaran insana aydınlanmış insan diyebiliriz.
İnsan denilen özel canlının arayış içinde bulunmasını mümkün kılan güce, enerjiye ise “aşk” diyoruz.
Aşk insanın kendisi için iyi olanı aramasını mümkün kılar. Bu diğer canlılarda yoktur.
İnsan, kadın olsun erkek olsun bu arayışın sonucunda eğer “kendi”ni bulabilirse arayış sona erer
Ve arayışı sona eren insan ise artık doğayı değiştirmeye çalışmaz.
O tüm evrenle sonsuz bir uyum içindedir. Çünkü onun için huzursuzluk son bulmuştur.

Ben zaten ölüyüm.
Ben çifte ölüyüm.
Sadece bedenime değil, zihnime de.
Beyninizde ve bedeninizde muazzam karmaşıklıkta bir iş sürüp gidiyor, bunun bilincinde misiniz?
Kesinlikle değilsiniz.
Fakat dışarıdan biri için her şey zekice ve maksatlı bir biçimde yürür görünüyor.
Bireyin tüm kişisel hayatının, büyük ölçüde bilinç eşiğinin altına gömülebileceğini,
Bunun la birlikte faaliyetlerini sağlıklı ve düzgün biçimde sürdürebileceğidir.
Bu hal, İslâm düşünürü Hallac-ı Mansur'un
"Ene-l Hak" dediği Vahdet durumudur.
TASAVVUF ISLAM DISI BIR INANC FELSEFESIDIR
 

mopsy

Emektar
Üye
Selam!
On bilgi:
Vedaların Yani yaziya gecirilisi:
Muhammed as’den cc. 1400 yil once
Arabi hocadan cc.2000 yil once
Rabbani hocadan cc.2400 yil once
Bir Vedacidan alinti:
Bu ona nasıl baktığınıza, hangi uçtan baktığınıza bağlıdır. Dünyada
birçok nesne vardır fakat onlara bakan göz tektir. Daha yukarıda olan daha
aşağıda olana daima bir gibi görünür; daha aşağıdaki de daha yukarıdakine
birçok gibi görünür.

O görülüp, tanınıp, bellekte depo edilecek bir nesne değildir. O
daha çok şimdi'de ve duyuştadır. O "ne" den çok "nasıl" ile ilgilidir. O,
niteliktedir, değerdedir; her şeyin kaynağı olduğundan da her şeydedir.

O bilinci doğurur. Diğer her şey bilinçtedir.
Nesnel evren sayısız formlar projekte ederek ve
onları çözüp dağıtarak sürekli hareket halindedir. Her ne zaman bir form
hayat ile dolarsa, farkındalı-ğın maddede yansıması ile bilinç
tezahür eder.
Kaynak nehirdeki gelip geçici
değişikliklerden, maden de mücevherin şeklinden etkilenmez. Işık perdedeki
filmden etkilenir mi (o yüzden değişime uğrar mı)?
En Yüce her şeyi mümkün kılar, o kadar.

Nedenler aramak zihnin hoşça vakit geçirmesidir, eğlencesidir.
Neden ve sonuç gibi bir dualite yoktur.
Her şey kendi kendinin nedenidir.
Bütün söyleyeceğim, bilincin her şeyi içerdiğidir. Bilinçte her şey
mümkündür. Eğer isterseniz, kendi dünyanızda nedenler edinebilirsiniz. Bir
başkası bir tek nedenle yetinebilir - Tanrı iradesi der. Kök neden birdir:
"Ben-im" duygusu.

Öz varlığın görüş noktasından, dünya, bilinen'dir, En Yüce ise -
Bilinmeyen. Bilinmeyen bilineni doğurur ama yine de Bilinmeyen olarak kalır.
Bilinen, sonsuzdur ama Bilinmeyen, sonsuzlukların sonsuzluğudur. Nasıl, bir
ışık huzmesi toz zerrecikleri tarafından yakalanıncaya kadar görünmez ise,
En Yüce de her şeyi görünür kılar, kendisi bilinmez olarak kalır.
Bu hal, İslâm düşünürü Hallac-ı Mansur'un
"Ene-l Hak" dediği Vahdet durumudur.
TASAVVUF ISLAM DISI BIR INANC FELSEFESIDIR
 
Üst Alt