Ekumenik....mi?

Konstantinopolis olmazdan önce kentin ismi Byzantiumdur. İznik konsili öncesi kilise hiyarşisi içinde Herakleaya (Marmara-Ereğlisi) bağlı önemsiz bir piskoposluktur. İlk piskopos Metrophanes hakkında hiçbir bilgiye sahip değiliz. Daha sonraki şüpheli iki dokümana göre ilk olabilecek piskopos Aleksandros (muhtemelen Makedonya metropoliti) kilise tarihçisi Sozomenosa göre İznik konsili katılımcılarından Selanik piskoposu, entelektüel kabiliyetinden ziyade kerametleri ile kendini gösterdiğini belirttiği Aleksandrosun 314 yılından (Milano anlaşması 313) başlayan piskoposluğu 23 yıl sürer, bu süre kendisi için sakin geçmiştir, politik mücadelelerden uzak kalmış, piskoposluk etkinlik alanının tanımlanmamış olması nedeni ile önemsizliğini muhafaza etmiştir. Ölümünden sonra 40 sene kadar sürecek Ari usçu piskoposlar dönemi başlayacaktır, yaşam süresi içinde ise 325 İznik konsili toplanmış ve 13 Mayıs 330 da Byzantion Nova Roma ilan edilmiştir.

1. Ekumenik(evrensel) Konsil 325 yılında İmparator Konstantinin çağrısı ile toplanmış, teolojik itilaflar ele alınmış Arianizm mahkum edilmiştir (aslında Arianizm İskenderiye piskoposu Aleksandros tarafından ve 318de yüz piskoposun katıldığı Mısır konsilinde mahkum edilmiştir). Konsilde Hıristiyanlık iman esasları ve kilise organizasyonu şekillendirilmiştir. Konsilin 6. kaidesinde sadece Roma, İskenderiye ve Antakya merkezleri zikredilmiş ve 7. kaide ile bu üç kilisenin ardından Kudüs kilisesi onurlandırılmış, metropolitenlerin hakları kısıtlanmıştır. İlk Ekumenik konsilde zikredilen bu üç merkez havariler tarafından kurulmuş olmaları nedeni ile Ekumenik Patrikhane olarak anılmış apostolik kökenleri tartışmasız kabul edilmiştir, Kudüs ayrı bir madde ile onurlandırılmıştır.

İznik konsilinde Byzantion Heraklea metropolitliğine bağlı piskoposluk olarak kabul edilmiştir. Yukarıdaki hiyearşik sıralamada yer almaması doğal karşılanabilir zira henüz başkent değildir.

Konstinopolis Konsili 381: İznik konsilinde Arius mahkum edikmiş ama Arianistler düşüncelerini yaymaya devam etmişler bu nedenle çatışmalar çıkmıştır. Konstantius zamanında çeşitli sinodlar toplanmıştır. Bu çalkantılı dönemde Papa 1.Julius konsiller tarihi açısından önemli bir beyanat vermiş ve bir konsilin Ekumenik olarak kabul edilmesinin İmparatorun daveti ile değil bütün kiliselerin konsil kararlarını kabul etmesi ile mümkün olabileceğini öne sürmüştür.

Theodosiusun 381de topladığı Ekumenik değil bölgeseldir, Theodosius ülkenin doğu kısmını kontrol ediyordu, Selanik piskoposu hariç batıdan kimse gelmemiş sınırlı kalmıştır. 150 piskoposun katıldığı katılımcıların çoğu Antakyanın kontrol ettiği Anadolu, Suriye ve Filistinden geliyordu, sonradan katılan sayıları fazla olmayan İskenderiye kontrollü Mısırlı piskoposlar buna dahil değildir.

İstanbul konsili İznikte kabul edilen inanç esasları kabul edilmiş, Kutsal-Ruh üzerine öğretiler geliştirilmiştir. Konsil ayrıca İznik konsilinin 6.Kaidesini geçiştirmiş ve İstanbul piskoposluğunu Romadan sonra ve İskenderiyeden önce ikinci sıraya yerleştirmiştir (Kanon 3.).

Ekumenik olmayan bir konsilde İstanbula patrikhane statüsü verilerek patrikhaneler içinde 2. sıraya yerleştirilmesi siyasi bir tasarruftur, ilk Ekumenik konsilin 6. Kaidesinin ihlalidir.

Roma bu durumu kabullenmemiş İskenderiye ve Antakya sesiz kalmıştır. İstanbul konsilinin 3. Kaidesi Romayı gücendirdiği için Roma bu kaideyi yok saymış ama 1215 Lateran konsilinde İstanbulun 2. sıradaki yerini tanımıştır, ancak o sırada İstanbul Haçlılar istilasındadır ve Latin bir patrik bulunmaktadır.

İstanbul konsilinin İstanbulu 2. sıraya yerleştiren 3.Kaidesi asıl etkisini İskenderiye üzerinde yapmış, İstanbul ile İskenderiye arasında 70 yıl süren bu mücadeleyi İskenderiye kazanmıştır.

Efes Konsili 431: İskenderiye patrikhanesinin onursal sıralamada geriye düşmesi doğuda yoğun tepkiler yaratmış, İskenderiye patriği Theophilos topladığı sinod ile İstanbul patriği Chrysostomosu azletmiştir, bu azil kararı İmparator tarafından onaylanmıştır.

İskenderiyenin ikinci büyük zaferi yine bir İstanbul piskoposunu mahkum edilmesidir. Bu olay: 431 Efes konsilinde İstanbul patriği Nestoriusun, İsanın biricik kişilikli, iki tabiatlı olduğu görüşü kabul edilerek, mahküm edilmesidir. Bu konsilde İstanbul konsilinin 3.Kaidesine dokunulmamış, ancak başkent patriği kutsal bir konsilde mahküm edilmesi ve İskenderiye patriğine bağlı birisinin buraya atanması fiilen İskenderiyenin üstünlüğüdür.

Efes Konsili 449: (Haydutlar sinodu) Efes konsilinde İskenderiye patrikhanesinin çabası ile kabul edilen Monofizit görüş İstanbul patriği Flavianus ve Papa 1.Leon muhalefeti ile karşılaşmıştır. Flavianus Monofizit ekolünden Eutychesi sapkın ilan ederek İstanbulda mahküm etmiştir, bunun üzerine İskenderiye patriği İmparator Theodosiusun yeni bir Ekumenik konsil toplamasını sağlamıştır.

449 yılında Efeste toplanan konsilde monofizitlik kabul edilmiş, İskenderiye patrikhanesinin İstanbul üzerinde yeni bir zaferi olarak sonuçlanmıştır. İstanbul patriği Flavianus görevden alınmıştır, başka bir ifade ile İskenderiyenin İstanbul üzerinde bir konumda olduğunu göstermektedir.

Kadıköy Konsili 451: 449 Efes konsilini protesto eden Papa 1.Leo bunu Haydutlar konsili diye adlandırmış, imparatordan yeni bir konsil talep etmiştir ama imparatorun ölümü ile gerçekleşmemiştir. Yeni imparator Marcian Kadıköyde konsil toplamış bu konsil doğu ve batı tarafından 4.Ekumenik konsil olarak kabul edilir.

Bu konsilde monofizitlik reddedilmiş ve İsanın iki tabiatlılığı kabul edilmiştir. Bu konsilde İskenderiye patrikhanesinin görüşleri reddedilmiş ve doğudaki üstünlük iddiasına son verilmiştir. Bu konsilin 28.Kaidesi, İstanbul konsilinin 3.Kaidesini teyit etmiş İstanbulu Yeni Roma olarak eski Romadan sonra ikinci sıraya yerleştirmiştir. Kudüs kilisesini patrikhane dercesine yükseltmiş böylelikle beş patrikhanenin de apostolik kökenli olduğu ilan edilmiştir. Kıbrıs dışında bilinen dünya üzerindeki yargı yetkilerini paylaşmışlardır.

Papalık delegeleri bu kararları protesto etmiş, Papa 1.Leo, 28.Kaideyi şiddetle reddetmiş ve Roma, Antakya ve İskenderiyenin imtiyazlı durumlarını belirtmiş buradaki kiliselerin havariler tarafından kurulduğunu oysa İstanbulun aynı nitelikte olmadığını yani apostolik olmadığını , Papa, Marciana yazdığı mektupta 28.Kaidenin İznik 3.Kaidesine aykırı olduğu nedeni ile kabul edilmediğini belirtmiştir.

İstanbul Konsilleri 476 ve 508: 475 senesinde Basilikos tahta geçmiş ayaklanmalar nedeni ile Mısıra gitmiş, dönüşünde Doğu-Hıristiyanlarının gönlünü almak amacı ile 476da İstanbulda Ekumenik bir konsil toplamıştır. Bu konsilde Kadıköyde alınan kararlar gayri meşru ilan edilmiş, İznik 325e ters düşen kararlar lanetlenmiştir. İstanbul patrikhanesinin Ekumenik statüsü kaldırılmış, imparator yayınladığı bir fermanla bunu kabul etmiştir. Konsile katılanlar Efese gidip İskenderiye patriği Timoteus başkanlığında bir sinod toplamış Kadıköy konsilinin kararlarını gayri meşru ilan edip, İstanbul patriğini aforoz etmişlerdir. Bu İstanbulun Efese bağlı bir piskoposluk olarak görüldüğü şeklinde yorumlanmıştır.

İktidarın el değiştirmesi ile imparator Zenon bir ittihat fermanı yayınlayarak barış ortamı sağlamaya çalışmış buna İstanbul patriği Acacius destek olmuş ancak Papa Simplicius onu aforoz etmiştir.

508 yılında İstanbulda bir konsil daha toplanmış ve burada İstanbul patriği 2.Makedoniosu aforoz edilmiştir. Yani yüz elli yıl içinde doğu kiliseleri beş İstanbul patriğini aforoz ettirmişlerdir.

Beşinci Genel Konsil 553: Justinian tarafından toplanan konsil 5. Ekumenik konsil olarak kabul edilmiştir. Roma temsilcileri İstanbul patriğini mahalli bir statüye indirgeyen bir belge hazırlayarak başkent Patriğine imzalatmışlar ve imparatora bir fermanla ilan ettirmişlerdir. 595 yılında İstanbul patriğinin Ekumenik unvanını kullanması Papa 1.Gregoriusu kızdırmış imparator Phocasdan bunun kullanılmasının yasaklanmasını istemiştir.

Altıncı Genel Konsil 680: Genel konsil adı altında toplanmasına rağmen sadece doğu kilisesinin disiplin meseleleri ile uğraşmıştır. Kadıköy 28.Kaidesi yeniden kabul edilmiş, buna karşılık Papa Agatho alınan kararları kabul etmemiştir.

Apostolik köken iddiası: Bizanslı fanatikler İstanbul episkoposluğunun havari Andreas tarafından kurulduğunu iddia etmiş, hatta itibarın arttırılması amacı ile Aziz Andreasın kemikleri İstanbula getirilmiş ancak Bizanslılar için bir önem arz etmemişlerdir.

Bu hikaye tarihi gerçeklere uymamaktadır. Andreasın Bizansta belirli bir süre kaldığına dair hiçbir yazılı belge, kaynak yoktur.

Apostolik kökenin önemi ise ancak 6.-7.YY da anlaşılmış bu nedenle de Andreas hikayesi 7.YY sonu 8.YY ilk yarısı çıkmıştır, ancak İstanbulun apostolik köken iddiası Roma tarafından olumlu karşılanmamıştır.

turkeireiseleiter.com
 
Üst Alt