Duygudurum Bozuklukları

Duygudurum Bozuklukları

Duygudurum bozuklu u nedir sorusunu yanıtlamadan önce, duyguların nasıl oluştu u konusunda bilgi edinelim.

Her birey yaşamda mutsuzluk yaratacak bir olay karşısında üzüntü, keder ve endişe hisseder. Birey hissetti i duyguları içinde tutabilir, davranışlarıyla, sözleriyle dışındaki dünyaya yansıtabilir; bu do al bir durumdur. Veya ona mutluluk veren bir olay karşısında sevinç, neşe, coşku, heyecan hissedecek, ya bu duygularını içinde tutacak ya da davranışlarıyla ve sözleriyle dış dünyaya yansıtacaktır. Bu normal durum ne zaman patalojik olarak kabul edilmelidir ?

Yaşamda karşılaşılan olaylara verilen tepkiler kişiden kişiye, topluma, kültüre, sosyal statüye, kişinin içinde oldu u zaman dilimine göre de işecektir. Özetle bir olay karşısında, kişinin o olaya yükledi i anlam, kişiden kişiye göre de işir. Nedeni bilişsel de erlendirmenin kişiden kişiye farklı oluşundandır.

Bilişsel de erlendirme, yani bir olaya birey tarafından yüklenen anlam, şöyle belirlenir: Kişinin genetik yapısı (esnekli i, hoşgörüsü ve katılı ı) + yetişti i aile içindeki anne baba ö retileri + kardeş ilişkileri + büyükbaba büyükanne arketipleri (uzak geçmişten getirilen gelenek ve görenekler) + yetişti i sosyal çevre, kültür, okudu u okullar, ö retmenlerin aktardıkları ve arkadaşlar.

Bir örnek verirsek;
OLAY :
Bir adam parkta yürürken yanındaki tartıştı ı arkadaşına tokat atıyor. Bu olayı 7 kişinin gördü ünü varsayalım ve bu 7 kişinin tek tek olaya yükledi i anlamlara bakalım.

1. KİŞİ
İNANÇ : Kimse kimsenin canını yakmamalıdır.
DÜŞÜNCE : Şimdi bu adama gösteririm.
DAVRANIŞ : Fiziksel ve sözsel saldırı.
DUYGU : Öfke.

2. KİŞİ
İNANÇ : Kötü insanlar cezalandırılmalıdır. Tokadı haketmiştir.
DÜŞÜNCE : Tokadı yedi ine göre kötü biridir.
DAVRANIŞ : Gülümseme.
DUYGU : Tatmin duygusu.

3. KİŞİ
İNANÇ : Bu adam tehlikeli.
DÜŞÜNCE : Ya bana da vurursa ? Buradan gideyim.
DAVRANIŞ : Kaçma.
DUYGU : Korku.

4. KİŞİ
İNANÇ : Bu adam tehlikeli.
DÜŞÜNCE : Buradan gitmeliyim ama ya etrafdakiler Bu ne korkak birisi derlerse ?
DAVRANIŞ : Duraklama.
DUYGU : Korku, kaygı.

5. KİŞİ
İNANÇ : Yaşamda şiddetle karşılaşmak da var.
DÜŞÜNCE : Ben ne dayak yiyen insanlar gördüm.
DAVRANIŞ : Davranış yok.
DUYGU : Umursamazlık.

6. KİŞİ
İNANÇ : Bu adamın tokat yemesi ve küçük düşmesi ne feci.
DÜŞÜNCE : Ya benimde başıma gelirse ?
DAVRANIŞ : Duraklama.
DUYGU : Üzüntü.

7. KİŞİ
İNANÇ : İnsanların birbirlerine böyle davranmalarına karşıyım.
DÜŞÜNCE : Bu adam bir tokat daha yemeden ona yardım etsem mi ?
DAVRANIŞ : Tedbirli davranma.
DUYGU : Tedirginlik.

Örne imizde görüldü ü gibi, bir olay karşısındaki duygu, düşünce ve davranışlarımız, inanç kalıplarımızdaki formülasyona göre belirlenmektedir.

Tüm bu bilgilerin ışı ında neyin normal, neyin normal olmayan (patalojik) duygu, düşünce ve davranış oldu unu söylemek zordur. Aynı stres verici olayı yaşayanlardan bir kişi (örne in işten çıkarma) depresyona girebiliyorken, di er bir kişi İyi oldu. Bu iş bana hiç uygun de ildi diye düşünebilirler. 17 A ustos depremini yaşadı ımızda bazı insanlar çok korkup, parklar ve arabalarda sabahlarken, bazı insanlar Birşey olmaz inancı ile evlerinde kalmışlardır. Hangi davranışın normal oldu unu söyleyemeyiz.

Bu durumda normal ve normal olmayan davranışı ya da tüm psikolojik ve psikiyatrik bozukluklar için normal olmayan patolojiklik sınırın tanımı olarak şöyle bir ölçüt kullanabiliriz : İş, aile ve sosyal yaşamı bozuyor olması. Yeni psikolojik akımlar bu görüşü benimsemişlerdir. Örne in alkol kullanımı (miktarını ölçmeden) iş, aile ve sosyal yaşamı ve bireyin kendisine bakımını bozuyorsa, patalojik de ilse, normal sosyal içki olarak kabul edilmektedir.

Birey yaşam olaylarında, bir uçta çöküntü, di er uçta manik davranış olarak tanımlanan, aşırı neşe, aşırı herşeye gücü yeterlilik (infantil omnipotance), uçuşma (abartılı duygularla kendini ortaya koyma) davranışları arasında dalgalanmalar yaşayabilir. Bireyin bireysel bakımı, aile, iş ve sosyal yaşamı olumsuz olarak etkilenmiyorsa, durum normal olarak kabul edilmektedir.

Bazıları istatistiksel normları normal kabul ederler. Yani Bir toplumun ortalama çizgisine uyanlar normaldir şeklinde tanımlamalar yapılagelmiştir. Bu durumda birbiriyle anlaşamayan bir çift, toplumun normal çizgisi boşanmaya karşıysa boşanmamalı mıdır ? Toplumun ortalama çizgisi normaldir diye bir tanımlama olamaz. Normal ve sa lıklı davranışların ölçütü bu nedenle bireyin kendisi olmalıdır. Bireyin kendi normali, yani ben normal mi davranıyorum ? sorusunu kendine sordu u noktada, o zamana dek olan duygu, düşünce ve davranışlarında bir sapma varsa ve bu sapmadan bir mutsuzluk, hoşnut olmama söz konusu ise, pataloji aramanın başlangıç noktası olarak buradan hareket edilebilir. Bu sapma bireyin kişisel bakımını, aile, iş ve sosyal yaşamını bozdu ise, birey bu durumdan şikayet edece i bir noktaya ilerlemişse ve şiddeti, süresi, niteli i bir hastalık tanımına do ru gidiyorsa, patalojik ve normal olmayan durum olarak kabul edilebilir.

Duygudurum Bozuklu una geri dönersek, bireyin olaylar karşısında kendini hissetti i duygu durumu, aşırı kedere, çöküntüye, karamsarlık, zevk ve ilgi yitimi, suçluluk duyma, intihar e ilimi, durgunluk, suskunluk gibi depresyona kaymaya veya aşırı neşe, hareket, enerji, coşku ve konuşma artısı gibi maniye kaymışsa, ve bu iki uç arasında birey gidip geliyor ve patolojik bir durum, bir hastalık oluşuyorsa, bu duruma Duygudurum Bozuklukları adı verilir. Bazen bedensel, organik, fizyolojik bir hastalı a ba lı olarak oluşabildi i gibi ( Tiroid ), bazen organik bir belirti olmaksızın psikiyatrik ve psikolojik bir nedene ba lı olarak da ortaya çıkabilir.

DSM 4 Duygudurum Bozukluklarını​

1- Depresif Bozukluklar
2- İki Uçlu Bozukluklar (Mani) - Depresyon
3- Di er Duygudurum Bozuklukları şeklinde üçe ayırmıştır.
1- DEPRESİF BOZUKLUKLAR

DSM 4 Depresif Bozuklukları​

1.1- Majör (Büyük) Depresif Bozukluk
1.2- Distimik Bozukluk
1.3- Başka Türlü Adlandırılamayan Depresif Bozukluk, olarak tanımlamıştır.

MAJÖR DEPRESİF BOZUKLUK​

Toplumumuzda % 10 25 arası kadınlarda, % 5 15 arası erkeklerde görülür. Biyolojik olarak Serotonin isimli hormonun eksikli inin bireyde depresyona zemin hazırladı ı bulunmuştur.
Psikososyal etkenler arasında 10 11 yaşından önce anne ve babayı kaybetme, yaşamda partner kaybı en önemli etkenler arasında sayılır. Psikanalitik kuram yetişkin yaşamda , kayıp veya kayıp tehditleri, sevgisiz kalma, ilgiden yoksunluk gibi durumların depresyonu oluşturdu unu açıklar.
Nesne ilişkileri kuramı, depresyonun , bebe in her ihtiyacına cevap veren ve bebe in iyi anne olarak gördü ü anne imajı (iyi nesne) ile, bebe in her ihtiyacına anında cevap veremeyen, engelleyen ve bebe in kötü anne olarak gördü ü (kötü nesne) imajlarını bir bütün, tek bir anne, bütün nesne olarak birleştirip bütünleyemedi i için oluştu unu söylemiştir.
Nesne İlişkileri Kuramcısı Melanie Klein, depresyon oluşumu, depresyona yatkınlıkla ilgili çalışmalar yapan ve yayınlayan ilk analisttir. Bebe in onu sevip destekleyen, cevap veren iyi anne imajı ile, her istedi ini yapmasını engelleyen, durduran kötü anne imajını birleştirip tutarlı bir biçimde sa lam içselleşmiş iyi anne Bütün nesne oluşturmasının yetişkin yaşamında depresyona u ramamasında önemli bir etken oldu u görüşünü ortaya koymuştur. Klein bireyin infantil depresif durumu aşama****** yetişkinlikte depresif durum yaşadı ı görüşündedir.
Di er bir görüş ise, depresyonla içe yönelmiş agresyonun (sıkıntı, endişe, kaygı, irite durumla saldırganlık birikimi) bir ilişkisi yoktur. Depresyon gerçeklikle, hayal edilenler arasındaki gerginlikten kaynaklanmaktadır. Bibringe göre :

1- De erli ve sevilen biri olmak
2- Güçlü ve üstün olmak
3- Seven ve iyi biri olmak

Bu alanlar bireyin kendisinden beklentilerinin oldu u alanlardır. E er bu alanlarda gerçek veya algı olarak birey kendini yeterli hissetmiyorsa, depresyon meydana gelebilir. Depresyonda kişi kendini güçsüz ve çaresiz hissederek, çözüm üretemez. Benlik saygısının düşmesi kişide depresyonu tetiklemektedir.

KLİNİK ÖZELLİKLER​

Depresyonda kişinin daha önce zevk aldı ı etkinliklerden zevk alamaması ve ilgi kaybı anahtar iki bulgudur. De ersiz hissetme, utanma, hüzünlü hal, melankolik bir tutumla oluşur. Herhangi bir üzülecek olay karşısında üzülmekten daha farklı hissediş biçimi vardır.
Bazen kişi depresyonda oldu unun farkında olmayabilir. Yaşamdan geriye çekilme Artık canım hiçbir şey yapmak istemiyor olarak tanımlanabilir. Gittikçe öz bakım, aile, okul veya iş yaşamında başarısızlı a neden oluşturacak istek ve enerji azlı ı oluşmaya başlar. % 80 uyku sorunu vardır ( Bakınız Uyku Bozuklukları - İnsomnia ). Gece sık sık uyanırlar, iştah azlı ı veya artması, kilo alma veya verme, cinsel istek azalması, adet bozuklukları görülebilir.
Anksiyete, sıkıntı, endişe, kaygı, panik ataklar, alkol alma, başa rıları, kabızlık a rıları, sızılarla ortaya çıkan depresyonda bazen fiziksel ve organik bozukluklar aranabilir.
Bazen Maskeli Depresyon olarak tanımlanan, bireyin canının sıkkın, isteksiz, huzursuz, irite, seslere karşı duyarlılık kazanmış, kıpırtılı bir hal içinde günlük sorumluluklarını yerine getirdi i görülebilir. Daha çok sosyal yaşamdan kaçınmak için kendi mantı ına göre geçerli nedenler bulur ve etkinliklere katılmaz. Bu daha sinsi bir ilerleyiştir.
1999 Trabzon Psikiyatri Kongresinde her 4 kişiden birinin depresyon geçirdi i açıklanmıştır Editör ( Bakınız Depresyon)
Depresyondaki kişilerin % 10 15i intihar girişiminde bulunabilir. Genelde düzelmeye başladıkları bir noktada yeterli güce sahip olarak intiharla ilgili tasarılar yapıp uygulamaya geçebilecekleri dikkate alınmalıdır.
Erkekler depresyonda kadınlara göre 2 kat daha fazla, a layamadıklarından yakınırlar. Bu durumda kendine yönelik öfke bir organda belirti verebilir (mide a rısı, baş a rısı, sızılar v.b.)
Majör Depresif Bozuklukta görülen belirtiler, en sık görülen belirtilerdir.

1- İlgi kaybı.
2- Enerji kaybı Bitkin ve yorgun hissetme, libido azalması.
3- Uyku Bozuklu u ( Az ya da çok uyuma, sık sık uyanarak tuvalete gitme).
4- Yemek yeme alışkanlı ının de işmesi.
5- Bedensel a rılar, sızılar (Organik bir bulgu olmaksızın).
6- Konuşmada, hareketlerde ve düşünmede yavaşlama.
7- Ajite olmak (Huzursuzluk, irite hal).
8- De ersizlik duyguları (Kendini be enmeme, eleştirme, utanma).
9- Suçluluk duyguları, kendini veya başkalarını suçlama.
10-Bir konu üzerinde yo unlaşamama, dikkatin da ınık olması.
11-Üzüntülü hissetme, karamsarlık.
12-Çaresiz hissetme (Çözümler üretme yetisinin azalması).
13-Anksiyetenin artması.
14-Karar vermede güçlük çekme.
15-Hiçbir zaman düzelemeyecekmiş gibi hissetme.
16-Etkinliklere başlayabilmede güçlük çekmek.
17-A layamama ya da çok çabuk a lama.
18-Fobilerin ortaya çıkması (Deniz, asansör korkusu, vb. )
19-Duygularını gösterememe.
20-Cinsel istekte azalma veya depresyondan kaçınmak için aşırı cinsel eylemde bulunma ihtiyacı.
21-İntiharla ilgili düşünceler, tasarılar ve bunlarla ilgili konuşmalar.
22-İntihar düşünceleri olmadan ölme iste i (Ölsem de kurtulsam, artık herşeyi yaşadım, hayat hep aynı, herşey monoton )
23-Depresyonla ortaya çıkan takıntılar (obsesyon). Sürekli elektrikleri kontrol etme, hırsız girecekmiş gibi düşünceler.
24-Hezeyan atakları.
25-Kişili in çözülmesi. 2 ayda 2 3 farklı insanmış gibi kendini hissetme.
Her zaman, her kişide majör depresif bozukluk görülmeyebilir.
Hangi belirtisinin hangi kişide görülece i yine o kişinin dinamikleriyle ilgilidir ve araştırılması gerekir.

DSM 4​

1- İlgi kaybı, yaşamdan geriye çekilme.
2- Enerji kaybı. Bitkin ve yorgun hissetme.
3- Suçluluk duyguları.
4- Uyku ve Yemek Yeme Bozuklukları.
5- Etkinliklerden zevk alamama.
6- İntihar düşünceleri.
Bu belirtileri olan kişilerin Depresyon tanımı alabilece i açıklanmıştır.

DSM 4, Majör Depresif Bozuklu u, 3 alanda toplamıştır
1.1.1- Emosyonel (Duygusal) alanda.
1- Depresif duygudurumu
2- Hiçbir şeyden zevk alamama

1.1.2- Vejetatif alanda
1- İştahta de işiklik.
2- Uyku Bozuklukları
3- Yorgunluk - bitkinlik
4- Hareketlerde yavaşlama, donuklaşma.
1.1.3- Kognitif (Bilişsel)alanda :
1- Suçluluk ve de ersizlik düşünceleri
2- Konsantrasyon güçlü ü
3- Ölüm ve intihar düşünceleri

Depresyonda kişilerde bilinç bozuklu u görülmez. Unutkanlık, dikkat ve dikkati bir konuda yo unlaştıramadı ı için görülebilir. Dalgın da olabilirler. Zihin berrak de ildir, karmakarışıktır. Gazete okuyamama, televizyon izleyememe sıklıkla görülür ve en geç ortadan kalkan belirtilerdir.

MAJÖR DEPRESİF BOZUKLUKTA DÜŞÜNCE, DUYGU VE DAVRANIŞ DÜŞÜNCELER​

Düşüncelerde yavaşlama, sesin alçalması ve hafiflemesi, geç cevap verme, konuşma azlı ı yanında ölüm ve kötü haber bekleme gibi konularda konuşurlar. Olumsuz düşünceler, tek bir olaydan genelleme yapma ( Bir komşusu sabah günaydın dememişse Kimse beni sevmiyor diye düşünmek ). Hiçbir şeyi haketmediklerine dair düşüncelerle iyileşmek istemeyebilirler.
Yaşamı tek boyutlu ve siyah-beyaz gören bir inanç sistemleri vardır. Ya hep, ya hiç düşünce sistemlerini şöyle örnekleyebiliriz :

1- Yaptı ım işin bir de er taşıması için mükemmel olması gerekir.
2- Mutlu olabilmek için yaptı ım bu işte başarılı olmalıyım.
3- Hata yaparsam bu benim yetersiz, beceriksiz oldu umu gösterir.
4- Sensiz yaşayamam.
5- Benimle aynı fikirde olunmazsa bu benim sevilmedi imi gösterir.
6- Bir insan olarak de erimin göstergesi, başkalarının benim hakkımda düşünceleridir.
7- Birine kızdıysam, artık onu sevemem.
8- Birini sevmek demek ona hiç kızamamak demektir.
9- Birinden birşey istersem ona ba ımlı kalırım.
RET (Rasyonel Emotif Terapi) terapist Beck, depresif kişilerde üç alanda hataların ortaya çıktı ını söylemiştir.
1- Kendi benli ine
2- Gelece ine
3- Dünyaya karşı olumsuz bakış açısında

Bunları üçlü (triad) yakınma olarak sınıflamıştır.
Depresyona özellikle yaşlı hastalarda % 25 hipokondriazis (Hastalık hastalı ı) eşlik eder. Tedaviye en dirençli kabul edilen hasta grubudur. Sürekli yakınan, sızlanan ve geçmek bilmeyen a rılarından şikayet eden kişilerdir. A rı genelde baş, gö üs, karın, omuz, sırt a rıları şeklinde görülür. Omuz ve sırtta görülen uzun süreli a rılar, inatçı bir somatizasyondur. Kuruntular, iyi anne baba, eş, evlat olamama, sürekli gelecekle ilgili karamsar düşünceler (işsiz kalma, parasız kalma endişeleri), ileriye yönelik gereksiz bir para biriktirme endişesi ile para harcadı ında kendini suçlama düşünceleri geliştirirler. Psikolojik kuramlar sürekli tekrarlanan bu karamsar ve mutsuz düşünceleri Geviş getirme şeklinde tanımlamışlardır.

DUYGULAR​

Kararsizlik nedeniyle çaresizlik ve ba ımlı hissetme, acı duyma, üzüntülü hal tüm depresyonlarda ortak bir belirtidir. Ailelerine, sevdiklerine, hobilerine karşı duygusal ba ları gittikçe azalmaya başlayabilir. Boşluk duygusu ve anlamsızlık daha geniş yer tutar. Zevk alınan etkinlikler azalarak, yük gibi hissedilmeye başlanır. Genel bir isteksizlik ve ilgisizlik, tepkisizlik, zamanın zor geçmesi, cinsel etkinli e karşı duyarsızlık görülebilir. Bencillik başlar. Di er insanların duygu ve düşünceleri ile ilgilenmezler. Yalnız kalmayı isterler ama gittikçe çocuklaştıkları için kendilerine bakım verenlere ba ımlılıkları vardır (Regresif Ba ımlılık).
Bu hastaların yaklaşık yarısı depresif duyguları inkar ederler (Maskeli Depresyon ya da Gülümseyen Depresyon). Genelde aile ve iş arkadaşları tarafından kendilerinde yaşamdan geriye çekilme, düşmanca duygular farkedilirse tedaviye getirilirler.

DAVRANIŞ​

Depresyonun başlaması ile fiziksel etkinlikler azalır. Hasta çok alçak sesle ve monoton konuşmaya başlar. Her davranış için aşırı bir çaba gösteriyor gibidir. Bazen ileri derecede hareketsizlik, yemek yememek, tırnak yeme, el o uşturma, saç teli koparma, masaya parmaları ile ritmik bir şekilde vurma veya bir şeyle sürekli oynama, bacakları sallama, ileri geri sallanma hareketi, çok sigara içme, aşa ı yukarı gezinme görülebilir.
Bu hastalar zamanla ba ımlı, hareketsiz ve çaresiz hale gelebilirler ve yardım görürler. Ancak yardımı reddedebilirler; çünkü hem kendilerini güvensiz hissederler, hem de başkalarına muhtaç olmaktan ötürü kendilerini aşa ılanmış hissederler. Destek aldıkları, kendilerine bakım veren kişilere karşı, kendi çaresizliklerini hatırlattı ı için düşmanca duygular beslerler. Reddedilmeye karşı aşırı duyarlılık kazanmışlardır.
Depresyonda birey kişilerarası ilişkilerinde güçlükler yaşamaya başladı ı için, çözüm üretme yetisi de azalmıştır. Yetersizlik duyguları nedeniyle başkalarıyla iletişime girmekten kaçınarak uzak durur. Bu da yalnızlık ve reddedilme duygularının artmasına neden olur. Hasta hem ilişkiye girmek ister, hem de terkederek kendisine zarar verecek ilişkilerden uzak durmaya çalışarak bir kısır döngünün içine girer. İnsanlardan veya yakınlarından yüzeysel olarak uzak, çekingen durur ve düşmanca davranabilir. Kronik depresyondaki kişilerde kaza geçirmeye yatkınlık gibi kendine zarar verici davranışlar da görülebilir.
Sigaranın aşırı tüketimi, alkol kullanımının artması, depresyonun başlangıç noktası olabildi i gibi, depresyona giren kişilerde alınan alkolün azalması da görülebilir.
Depresyon tedavi edilmez ve uzun süreli (kronik) bir hale dönüşürse, birey hiç istemedi i, sevilmedi i, aşa ılandı ı gibi duygulara kapılarak, kendisine destek ve bakım veren kimselere karşı suçlayıcı ve düşmanca davranarak, uzaklaşabilir. Evlilik yaşamını, işini ve yakınlarını terkedebilir. Cinsel isteksizlik nedeniyle, erkeklerde cinsel yönden uyarılma , erotize olma güçlü ü (empotans), erken boşalma görülür. Bu da hastanın daha fazla yetersizlik hissetmesine neden oluşturur ve hasta partnerinden uzaklaşır. Kadınlarda cinsel ilgi ve istek olmadan cinsel yaşam sürdürülebilir. Regl (adet) kanamaları düzensizlik gösterebilir.

MAJÖR DEPRESİF BOZUKLUK GİDİŞ VE TEDAVİ​

GİDİŞ​

Her yaşta başlayabilen ama ço u kez 20li yaşların ortalarında görülen Majör Depresyon tedavi edilmezse, 6 ay ve daha uzun sürebilir. Kimi belirtiler (semtomlar) aylar ya da yıllarca sürebilir.
Majör Depresif Bozukluk boşanma, iş kaybı, aileden sevilen birinin ölümü gibi nedenler sonrası ortaya çıkar. Alkol, uyuşturucu madde kullanımı da ortaya çıkmasını kolaylaştırır.
A ır Majör depresif bozukluk geçirenlerden yaklaşık %15inin intihar etti i belirtilmiştir.
Majör Depresif Bozukluk öncesinde Distimik Bozukluk (Bakınız Distimik Bozukluk) görülebilir. Organik bir hastalı a ba lı olarak ve Borderline, Obsesif-Kompulsif Bozukluk, Anorexia Nervoza, Bulimia Nervoza gibi bozukluklardan da sıklıkla ortaya çıkabilir.

TEDAVİ​

Tedavi Psikoterapi ve ilaç tedavisi ile birliktedir. Destekleyici Psikoterapi ve Dinamik Psikoterapiden yarar sa lanır.
İlaç tedavisinde Antidepresanlar yüksek oranda yarar sa larlar ve hastalı ın iyileşme sürecinin kısaldı ı bildirilmiştir. ( 1999 Trabzon Kongresi Editör)

1.2- DİSTİMİK BOZUKLUK​

Distimik Bozuklu un başlıca özelli i, en az 2 yıl, hemen her gün, yaklaşık gün boyunca süren, kronik depresif bir duygudurumun varlı ıdır. Bu insanlar kendilerini kederli ya da hüzünlü olarak tanımlarlar. Çocuklarda irrite hal ile ortaya çıkabilir. Bir yıl sürmesi durumunda bu tanıyı alabilir (DSM IV). İştahsızlık veya aşırı yemek yeme, uykusuzluk ya da aşırı uyku uyuma, enerjinin düşük olması, yorgunluk, benlik saygısının düşmesi, düşünceleri yo unlaştıramama, umutsuzluk duyguları ve karar vermede güçlük çekme görülür. Bu kişiler sürekli kendilerini eleştirirler ve ilgileri azalır. Kendilerini yetersiz bulurlar, çekici hissetmezler. Bu depresif durum bir parçaları oldu u için de, sorulmadıkça yakınmazlar; çünkü hep böyledirler.
İki yıl içinde ( çocuklar ve ergenler için 1 yıl ) iyi hissedilen ara dönemler, 2 aydan daha uzun sürmez.
Depresif durum toplumsal ve mesleki alanda, üretkenlikte sıkıntıya neden olur.
Distimik bozuklukta en sık yetersizlik duyguları, genel bir ilgi kaybı ve hiçbir şeyden zevk alamama, toplumdan uzaklaşma, suçluluk duyguları ya da geçmişle ilgili düşüncelere dalmalar, yaşam etkinliklerinde ve üretkenli inde azalma, etkin olamama görülür; ayrıca hızlı göz hareketleri vardır.
Ailelerinde Majör Depresif Bozukluk olanlarda daha sık görülür.
Çocuklarda her iki cinste eşit görülür. Ço u kez okul başarısında ve toplumsal etkinliklerde bozulmalara neden olur. Bu çocuklar irrite, ters, huysuz ve asabi dirler. Benlik saygıları ve toplumsal becerileri düşüktür; karamsardırlar. Kadınlarda erkeklerden 2 3 kat fazla görülür. Sıklıkla Kişilik Bozuklu uyla birlikte görülebilir. İlaç tedavisinde anti-depresanlardan yararlanılır.

2. İKİ UÇLU BOZUKLUKLAR - MANİ - DEPRESYON MANİK EPİZOD (UÇUŞMA YÜKSELME)​

Kişide, normal kendilik çizgisi dışında, ola anüstü kendini çok iyi hissetme, neşe, coşku, keyifli hal, taşkınlık ile ortaya çıkar. Birey herşeye kahkahalarla gülmeye, şarkılar söylemeye, içi içine sı maz bir heyecan duymaya, neşesinden mutlulu undan sözetmeye başlar. Çabuk sinirlenme, irite hal, aşırı bir taşkınlık, kızgınlık, öfke, saldırganlık görülebilir. Bir üstünlük duygusu ile di er insanlara saygısızca davranma, eşyalara zarar verme, vurup kırmalar, küfürlü konuşma görülür. Coşku, heyecan ile kısa süren üzüntülü hal ve a lama arasında dalgalanan bir duygudurumu gösterir. Aşırı kendine güvenme ve büyük görme, çocuksu bir herşeye gücü yeterlilik hissetme ile kendini sergileyen davranışlar ortaya çıkar. Sosyal mesafeleri umursamayan bir rahatlık, girişkenlik içindedir. Sürekli heyecan içinde yeni projeler üreterek, durmadan konuşur. Yeni alanlara ilgi ve istek duymaya başlar. Metafizik ve Felsefe içeren konulara do ru kayabilir.
Konuşma hızlanmıştır. Bir konuyu anlatırken ça rışımları çok hızlandı ı için düşünceden düşünceye sıçrar. Ana konu kaybolur. Zihninin berraklı gından ve tıkır tıkır işleyişinden sözeder. İnce ayrıntıları büyük bir dikkatle görür ve anlatır. Dikkat artmış, her şeye yönelmiş, bellek artmış ve güçlenmiştir. Bir konuya konsantre olup yo unlaşamaz. Kendine güven aşırı derecede arttı ı için riskli davranışlar ortaya çıkar. Kendinin ve di er insanların yaşamını dikkate almaksızın hızlı araba kullanma, aşırı para harcama ve riskli yatırımlar yapma görülür. İlerleyen boyutta (Psikotik düzeyde) dünyayı kurtaracak kişi (Kurtarıcı peygamber, Atatürk, Başbakan v.s.) olmak gibi Megalomanyak sanılar (hezeyan) ortaya çıkabilir. Veya paranoid (şüpheci) düşünceler; "Beni izliyorlar, dinleme aygıtları yerleştiriyorlar, düşmanlarım bana komplo kuruyor" düzeyinde olabilir. İlerleyen kronik (uzun süren) durumda, Psikiyatride Schneider belirtisi adı verilen Bana emir veren ve yöneten sesler duyuyorum belirtileri ortaya çıkabilir.
Konuşma hızlanmış ve artmıştır. Yüksek sesle, karşısındakini dinlemeden ve söz hakkı vermeden, bu duruma hiç aldırış etmeden konuşur. Ça rışımları çok arttı ı için konudan konuya, düşünceden düşünceye sıçrayarak gider. Hareketleri hızlanmış, enerjisi yükselmiş ve hiç tükenmeyecek gibidir. Gece gündüz geç saatlere kadar çalışıp yazılar yazıp, projeler düzenleyip, çizimlerini duvarlara yapıştırabilir. Yerinde duramayıp, aşa ı yukarı gezinerek dolaşır. Seyahatlere çıkabilir. O an için zevk verici fakat sonuçları kötü olabilecek ilişkiler, parasını malını sa a sola saçıp, aşırı cömert davranışlar görülür. Alkol ve uyuşturucu kullanmaya başlayabilir. Kendini hiç ilgilendirmeyen başka insanların işlerine karışır, kavgalar çıkarabilir. Uykusu azalmıştır ama uykusuzluktan yakınmaz. Cinsel iste i ve performansı artmıştır.
Amerikan Psikiyatri Birli i, Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal el kitabına (DSM IV 199 göre, Manik Epizodun ölçütleri şöyledir.

1- Ola andışı ve sürekli, taşkın, kabarmış, irite, ayrı bir duygudurum döneminin olması.
B- Duygudurum Bozuklu u dönemi sırasında aşa ıdaki belirtilerin görülmesi
1- Benlik saygısında abartılı bir artış (Aşırı kendine güvenme güçlü hissetme)
2- Uyku gereksiniminin azalması
3- Her zamankinden daha fazla konuşkan olma ya da konuşmaya tutma.
4- Fikir uçuşmaları (sıçramalar) ve düşüncelerin sanki yansıyor gibi birbiri ardısıra gelmesi yaşantısı.
5- Dikkat da ınıklı ı (yani, dikkat önemsiz ya da ilgisiz bir dış uyaranla kolaylıkla da ılabilir)
6- Amaca yönelik etkinlikte artma (toplumsal yönden, işte ya da okulda, cinsel açıdan) ajitasyon.
7- Kötü sonuçlar do urma olasılı ı yüksek, zevk veren etkinliklere aşırı katılma (Örne in elindeki bütün parayı alışverişe harcama, düşüncesizce cinsel girişimlerde bulunma ya da aptalca iş yatırımları yapma)
8- İş yaşamı, sosyal yaşam ve özel ilişkilerde önemli ölçüde bozulma ve durumun başkalarınca gözlemlenmesi.
Bu belirtinin artması ile Hipomani oluşabilir.

KARIŞIK (MIXED) EPİZOD​

Majör Depresif Bozukluk Epizodları, Manik Epizodlarla birlikte görülürse; yani kişi depresif bir halden, coşkulu, neşeli, taşkın, abartılı manik davranışlara dalgalanıp geçiyorsa, Karışık (Mixed) Epizod adı verilir. Mevsimsel özellikler taşır. Belirleyici anksiyete ve strese neden olacak bir durum olmadı ı halde, sonbahar ve kışta depresif durum, ilkbaharda depresyonun kalkması görülmektedir.

TEDAVİ​

Tedavi manik epizodlarda ilaçla yapılmaktadır. Daha sonra ilaç tedavisi ve psikoterapi ile devam edilir. İlaç tedavisi bittikten sonra Destekleyici Psikoterapi ile devam edilmelidir. Manikler, üstünlük duygusu taşıdıkları dönemlerde psikoterapiye devam etmeyebilirler.
 
Üst Alt