• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Dünyada kadının durumu

  • Konbuyu başlatan bziya
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 9
  • Görüntüleme 2K

Okunuyor :
Dünyada kadının durumu

bziya

Kıdemli
Üye
Günümüzde, bütün dünyada “farklı kadın tipleri” de teşekkül etmeye başladı. Galiba bu “tipleri” şöylece sıralamak mümkündür :

1-Kendini evine, yuvasına ve çucuklarına vakfeden ve evinde çalışan kadınlar.
2-Hem evinde hem evinin dışında çalışmak zorunda kalan kadınlar.
3-Hem evinde, hem evinin dışında çalışmayan ”süs kadınları”
4-Aile ve yuva sevgisinden koparılarak “proleter”leştirilen kadınlar, yani “dişi ameleler”

Görüldüğü gibi, birinci ve ikinci kategoriye giren kadınlar, cemiyetin “temelini” teşkil eden, aileyi ayakta tutan “ana”lardır.Hiç şüpheniz olmasın ki, bir cemiyetin gücü ve sağlamlığı, bu anaların mukaddes “analık vazifelerini” başarabildikleri ölçüde artar.
Diğer kadın tiplerine gelince, üçüncü kategoriye giren kadınlar, daha çok, “kapitalist cemiyetlerde”, dördüncü kategoriye giren kadınlar da daha çok “komünist cemiyetlerde” görülür.Bu, her iki kadın tipi de şu veya bu şekilde “aile” ve “yuva”dan koparılmış kadınları ifade eder.

Kapitalizmden kaynaklanan “süs kadını” tipinin ortak özellikleri de var…Onlar, zenginliklerin üzerine oturur, lüks ve israfın tadını çıkarır, “taş bebekler” gibi süslenerek içki alemlerinde, kumarhanelerde, “seks partilerinde” vakte geçirir, bilmem nerelerde çılgın bir müziğin “eşliğinde” yarı çıplak dans eder, emeksiz mutluluk arar, diğer insanların ıstıraplarına göz yumarak beynini ve vücudunu uyuşturur, doğurmak istemez, fakat seks özgürlüğü arar “nikâh müessesesini” hor görür, batı filmlerine ve romanlarında görüp okuduğumuz gibi, “bekâr evlerinde” buluşmayı, mukaddes aile yuvasına tercih ederler…Üstelik ,bir çok, sözüm ona, yayın evi, dergi ve gazetede bunların, bu rezil hayatını sermaye edinerek geçinmeye çalışır; bu iğrenç ve tufeyli kadın tipini propaganda ederek “mukaddes anaların” yüzlerini kızartır…Kapitalizm, kadını, oltanın ucundaki YEM olarak reklam eder.

Komünizm’e gelince… Bilindiği gibi, bu sistem, materyalizmi esas aldığından, aileyi de “tarihi maddeciliğin diyalektiği” ile yorumlayarak, onu “eski üretim ilişkilerinin bir üst yapısı” olarak değerlendirir…Onlar, kendini, ailesine, çoluk ve çocuğuna vakfeden “anayı”, üretim dışında kalmakla ve “tufeyli” olmakla itham edip bir ara, “ailenin lağv edilmesine” (dağıtılmasına) kadar gidebilmişlerdir.Komünistlere göre, çocuk, münhasıran cemiyetindir, dolayısı ile onların doğumunu, gelişimini ve eğitimini “devlet” ( komünist partisi ) planlamalıdır.

Evet, bu gerçeklerle, komünist ülkelerde, kadın, evinden ve yuvasından, tabiatının icabı olan “analık fonksiyonlarından” zorla uzaklaştırılmış ve tam bir “dişi amele” statüsüne mahkum edilmiştir. Komünist dünyada proleter kadınların iktisadi hayta ve üretime katkıları ne olmuştur, bilemem; fakat “anaların” aile ve çocuklarından koparılması, her şeyden önce ictimai ve iktisadi hayatın temeli olan insan unsurunun” beden ve ruh sağlığını tehlikeye attığı kesindir.Sırf bu sebepten, komünist idareciler, ister istemez, yeniden aileyi güçlendirici tedbirler almak zorunda kalmışlardır.Tabii, aile ve kadın, komünist partizanların sıkı kontrolü altında tutulmak şartı ile…

Bunun yanında, hemen belirtelim ki, komünist dünyada böylece perişan edilen “halk”tır. Yoksa, “komünist partizanların” karıları ve çocukları, kapitalist dünyadaki “burjuvaların” ve “aristokratların” hayatına taş çıkartacak bir “yaşam” sürdürürler. Çünkü, onlar, “yeni sınıf”ın kaymak tabakalarıdır!...”Devrimin öncüleridir” !...
 

Guney

Kıdemli
Üye
çok teşekkür ederiz ..
Konuya gelirsek sadece kapitalist ve kominist toplumlardaki kadınlardan bahsedilmiş şunu mu anlamalıyız " şu anda dünyada hüküm süren iki kutup var kapitalizm ve kominizm"...:))

eksik bir şey var sayın Bziya...devamın bekleriz...
 

bziya

Kıdemli
Üye
İslam Dininde Kadının mukaddes ve kutsal bir yeri vardır.Dinimizde kadın köle değil sultandır.Fakat bunları doğru kaynaklardan doğru şekilde öğrenmek lazımdır...Sanırım bunu kastediyorsunuz.


Doğru kaynaktan elde edilmeyen bilgiler yanıltıcı ve önyargılı olmaya sebep olabilir.Zira İslam Dinini kendi menfaatlerini koruyan ideolojilerinin önünde en büyük engel gören din düşmanları, dinimizi her türlü siyasi ve medya gücü ile yıpratmaya olduğundan farklı göstermeye çalışmaktadır.bunu din adamı kılığındaki din ajanları ile sahte tarikat şeyhleri ile ve benzeri oyunlarla yapıyorlar.
 

spartaküs

Tecrübeli
Üye
Sevgili Bziya, sanırım Komünist Manifestoyu okumadığınızdan, komünistler ve hatta daha da ileri giderek komünist bir toplumdan ve bu toplumdaki kadından söz etmeniz hatalı yargınızın bir göstergesi olması gerek.

Sonucunda ''islam kadına hak ettiği değeri verdi'' -desteksiz- savını iddia etmenizinde yeterli olmadığı sonucu çıkıyor (desteksiz olması dışında), çünkü komünist toplum hakkındaki kadına dair tespitleriniz hatalı.

Hiç kimsenin kimse üzerinde tahakküm ve otorite kuramayacağı toplumda kadın ya da erkek olarak varolmak, bahsettiklerinizin tümünü tek vaadle yok etmekte zaten.
 

bziya

Kıdemli
Üye
Sevgili Bziya, sanırım Komünist Manifestoyu okumadığınızdan, komünistler ve hatta daha da ileri giderek komünist bir toplumdan ve bu toplumdaki kadından söz etmeniz hatalı yargınızın bir göstergesi olması gerek.

Sonucunda ''islam kadına hak ettiği değeri verdi'' -desteksiz- savını iddia etmenizinde yeterli olmadığı sonucu çıkıyor (desteksiz olması dışında), çünkü komünist toplum hakkındaki kadına dair tespitleriniz hatalı.

Hiç kimsenin kimse üzerinde tahakküm ve otorite kuramayacağı toplumda kadın ya da erkek olarak varolmak, bahsettiklerinizin tümünü tek vaadle yok etmekte zaten.
Sadece bu bahsettiğiniz kitabı okuyarak mı komünistler hakkındaki düşüncelerimiz şekillenecek.Bu kitabı kim yazmış, taraflı mı yazmış , tarafsız mı yazmış.Bunlar önemli şeyler.Siz sadece bu kitaptan örnek vererek komünist düzenin anlattığımızdan farklı olduğundan söz ediyorsanız bu da sizin önyargınız olur.Çünkü birde toplum kitabı vardır , insan kitabı vardır.Bu düzenin içinde çırpınan beşerin kitabı vardır.Bir de bu düzeni kurup beşeri kendi istediği gibi şekillendirenlerin sürdüğü hayatın kitabı.Bu sebeple şayet bunların tersini anlatıyorsa , ( kendilerini ve sistemlerini korumaya alan aldatmacadan ibarettir ) yazıdan ibaret kalacak kitap için bizi önyargı yada hatalı yargıya düşmekle suçlayan siz , ilk önce bu toplum ve beşer kitaplarını doğru görmeyi ve okumayı sökmeniz lazımdır.

O toplumda kimsenin kimse üzerinde Otorite kuramayacağı sözünüze gelince , bahsettiğiniz gibi değil.Buda o toplumun gerçek kitabını okumayı sökmediğinizden kaynaklanan büyük bir gaftır.Siz hele sistemlerine bir çomak sokun bakalım üzerinizde otoritenin haricinde neler hissedeceksiniz.

İslamda Kadın konusuna gelince bunu pek anlayacağınızı sanmıyorum.Zira desteksiz sav demişsiniz.buda yine kendi önyargılarınız ve yanlış kaynkların esiri olduğunuzu gösteriyor.Fakat İslam'da kadının köle değil sultan olduğunu bilin...

Kadınlar, İslam dininin kendilerine verdiği kıymeti, rahatı, huzuru, hürriyeti ve boşanma hakkına malik olduklarını bilmiş olsalar, bütün dünya kadınları, hemen Müslüman olurlardı.

Dinimiz kadına çok değer vermiş, erkeğe de çok mesuliyet yüklemiştir. İslamiyet’te kadın ev içinde ve dışında çalışmak, para kazanmak zorunda değildir. Evli ise erkeği, evli değilse babası, babası da yoksa, en yakın akrabası çalışıp onun her ihtiyacını karşılamaya mecburdur. Kendisine bakacak hiç kimsesi bulunmayan kadına, devletin yardım sandığı bakar.

İslamiyet’te geçim yükü erkek ve kadın arasında paylaştırılmamıştır. Bir erkek, hanımını tarlada, fabrikada veya herhangi bir yerde çalışmaya zorlayamaz. Eğer kadın isterse ve erkek de razı olursa, kadın kendine uygun bir işte çalışabilir. Fakat, kadının kazancı kendisinindir.

Müslüman kadının ev işi yapması bir ihsandır, çok sevaptır. Yapmazsa, günaha girmez. Zorla yaptırılamaz. Resulullah efendimizin zamanından bugüne kadar, Müslüman kadınlar bu ihsanı yapmıştır.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bu konudaki Hadisleri inceleyiniz.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Hanımlarınızı üzmeyin. Onlar, Allahü teâlânın size emanetidir. Onlara yumuşak olun, iyilik edin!) [Müslim]

(Bir mümin, kötü huylu diye hanımına kızmasın! İyi huyu da olur.) [Müslim]

(Kadın, zayıf yaratılışlıdır. Zayıflığını susarak yenin! Evdeki kusurlarını görmemeye çalışın!) [İbni Lal]

(Hanımının kötü huylarına katlanan erkek, belalara sabreden Hazret-i Eyyüb gibi mükafatlara kavuşur. Kocasının kötü huyuna sabreden kadın da, Hazret-i Asiye gibi sevaba kavuşur.) [İ.Gazali]

(Hanımı ile iyi geçinip şakalaşanı Allahü teâlâ sever, rızklarını artırır.) [İ.Lâl]

(En üstün mümin, hanımına, en iyi, en lütufkâr davranan güzel ahlaklı kimsedir.) [Tirmizi]

(En iyi Müslüman, hanımına en iyi davranandır. İçinizde, hanımına en iyi davranan benim.) [Nesai]

(Hanımına güler yüzle bakan erkeğin defterine, bir köle azat etmiş sevabı yazılır.) [R.Nasıhin]

(Hanımının haklarını ifa etmeyenin; namazları, oruçları kabul olmaz.) [Mürşid-ün-nisa]

(Hanımını döven, Allah’a ve Resûlüne asi olur. Kıyamette onun hasmı ben olurum.) [R.Nasıhin]

(Kadınlara ancak asalet ve şeref sahibi kimse değer verir. Onları ancak kötü ve aşağılık kimseler hor görür.) [İ.Asakir]

Kaynak : hakdin.net
--------------------------------------------------------------------------------------------------------
 

spartaküs

Tecrübeli
Üye
Sadece bu bahsettiğiniz kitabı okuyarak mı komünistler hakkındaki düşüncelerimiz şekillenecek.Bu kitabı kim yazmış, taraflı mı yazmış , tarafsız mı yazmış.Bunlar önemli şeyler.Siz sadece bu kitaptan örnek vererek komünist düzenin anlattığımızdan farklı olduğundan söz ediyorsanız bu da sizin önyargınız olur.Çünkü birde toplum kitabı vardır , insan kitabı vardır.Bu düzenin içinde çırpınan beşerin kitabı vardır.Bir de bu düzeni kurup beşeri kendi istediği gibi şekillendirenlerin sürdüğü hayatın kitabı.Bu sebeple şayet bunların tersini anlatıyorsa , ( kendilerini ve sistemlerini korumaya alan aldatmacadan ibarettir ) yazıdan ibaret kalacak kitap için bizi önyargı yada hatalı yargıya düşmekle suçlayan siz , ilk önce bu toplum ve beşer kitaplarını doğru görmeyi ve okumayı sökmeniz lazımdır.
Neymiş bakalım bu bu toplum ve insan kitapları söyleyinde biz de öğrenelim... Kuran mı diyeceksiniz yoksa?

Eğer komünist toplumu ve o toplumda kadını bilmiyorsanız, bilmediğinizi söylemek önyargı mı olmakta?

Komünist düzeni filozoflar bile ifade edememiş ki siz anlatasınız?

Yani hiç şekillenmemiş, varolmamış sadece bir kurgu, kuramın nihai varacağı toplumdan sizin böyledir ya da şudur gibi bahsetmenizi hala hatalı görüyorum.

Siz en fazla komünist sandığınız ama sosyalizme bile geçememiş memur-asker oligarşisinden çıkan topluma komünist demektesiniz.

O toplumda kimsenin kimse üzerinde Otorite kuramayacağı sözünüze gelince , bahsettiğiniz gibi değil.Buda o toplumun gerçek kitabını okumayı sökmediğinizden kaynaklanan büyük bir gaftır.Siz hele sistemlerine bir çomak sokun bakalım üzerinizde otoritenin haricinde neler hissedeceksiniz.
Elbette... Muhtemelen gerici, otoriter tutumu sergileyenlere karşı toplum, komünist insiyatifini gösterecektir... Bundan daha doğal ne olabilir?

Sizin ''sistem''e çomak soktuğunda kimsenin elini kolunu bacağını kesmeyip, taşlayarak öldürmek ya da en hafifinden sopalanmak gibi berbat hallere düşmüyor mu yoksa insan?

İslamiyet’te geçim yükü erkek ve kadın arasında paylaştırılmamıştır.
Lütfen sevgili Bziya, KP manifestoyu okumadığınız gibi yoksa Kuran'ı da mı okumadınız?

Verdiğiniz hadisler gibi tam aksi hadislerde mevcut... Ama size göre muhtemelen onlar sahih değildir :)
 

bziya

Kıdemli
Üye
Sevgili spartaküs;

Beşeriyetin , komünizm düzen içindeki hâlini kastettim.Bu insanların acı bir yaşam öyküsü içinde gözlerinden okunması , hayatlarından okunması gereken kitaptan bahsettim.Eğer bu cemiyeti tanıma fırsatınız yoksa, yaşadıklarını tetkik etme duyularınız yoksa , onları anlama duyularınız körelmişse bu kitabı ömrünüz boyunca sökemezsiniz.Bunu kastediyorum.


Yani hiç şekillenmemiş, varolmamış sadece bir kurgu, kuramın nihai varacağı toplumdan sizin böyledir ya da şudur gibi bahsetmenizi hala hatalı görüyorum.

Siz en fazla komünist sandığınız ama sosyalizme bile geçememiş memur-asker oligarşisinden çıkan topluma komünist demektesiniz.
Ayrıca burada diyorsunuz ki ; Komünizm hiç varolmadı ve yaşamadı ! binlerle tarihçiyi bir dakikada cahil yapan bu söyleminiz, ayakları yere sağlam basmadığı için gülüp geçiyor ve kusura bakmayın ama zanlarına esir olmuş bir insanın cehaletini görüyorum.

Tarihin derinliklerinde komünizm ideolojisinin beşere verdiği zararlar kara leke olarak halen dururken böyle bir gaf yapmanız ezbere konuştuğunuz için sizi oldukça zor durumda bıraktı.Bizim yazımız kısaca kadının komünizm sistem içinde içinde bulunduğu duruma ana hatları ile bir ışık mahiyetinde yazıldı.Ayrıntıya girersek daha vahim ve acı bir tabloyu görebiliriz.

Komünizm geçtiğimiz 20. yüzyıla damgasını vurmuştur. Bu damga, sadece baskı, zulüm, kan ve gözyaşı doludur. Tarihçilerin hesaplamalarına göre, sadece bu ideoloji nedeniyle 20. yüzyıl boyunca 120 milyon insan öldürülmüştür. Bunlar, bir savaş sırasında cephede ölen askerler değil, komünist devletlerin kendi halklarının içinden öldürdükleri sivillerdir. 100 milyon erkek, kadın, yaşlı, küçük çocuk, bebek, sadece "komünizm" denen bu soğuk, katı, sert ve vahşi ideoloji nedeniyle yaşamını yitirmiştir. Dahası, komünist rejimler tarafından temel hak ve özgürlüklerinden yoksun bırakılan, göçe zorlanan, sistemli olarak kıtlıkla yüz yüze getirilen, hapsedilen, çalışma kamplarında köle olarak kullanılan on milyonlarca insan vardır. Milyonlarca insan da komünist gerilla gruplarının, terör örgütlerinin kurşunlarına hedef olmuş veya hedef olma korkusu altında yaşamıştır.

120 milyon insanın canına malolan bu "kan dökme kuyusu" halen varlığını sürdürmektedir. Kuyunun üstü kapatılmış, etrafına kuyuyu kamufle edecek şeyler konmuştur; ama kuyu kapatılmamış bir tuzak konumundadır. Komünizm sinsice gizlenerek faaliyetine devam etmektedir. Farklı görünümlerde, farklı isimler altında varlığını sürdürmekte ve insanlığa yine geçmiştekilere benzer acıları yaşatmak için fırsat bulacağı günü beklemektedir.
 

spartaküs

Tecrübeli
Üye
Sevgili Bziya, ben de tam olarak beseriyetin hic bir zaman suana dek komün hayati yasamadigini (tarim öncesi komünal toplum disinda, komünist degil), istisnai girisimlerin yine komünist ve anarsist ögretiye aykiri bir iki kücük örnegi (belki Paris Komünü, belki Christiania) disinda varolmadigini söylüyorum.

Sizin bahsettiginiz SSCB ya da Cin deneyimini komünizme maletmek, komünizmden bihaber olmaktir ki, sözleriniz tam da buna isaret etmekte.

Komunizmin ne oldugundan bihaber kisinin ''devletli'' ve tüm girisimleri devrimci icraat disinda burjuva tarzi yapilanmaya yönelik fasizan mekanizmalari komünizm sanmasi dogal.

Sanirim komünizmin ne oldugunu camideki imamlarinizdan ögrendiniz (70 ve 80 lerde komünizm vaazlari verilirdi)... Onun yerine en azindan marxist ustalardan ögrenmeye calissaniz daha saglikli bilgiye sahip olabilirdiniz.

Ölen milyonlarca insandan bahsetmissiniz, karsisina koydugunuz islam ve islamcilari simdi daha mi masum kalmakta komünistlerden? En az onlar kadar sizlerde katilsiniz.

Sonuc olarak, komünist toplum hic varolmadi... Düsünürleri ise o topluma dair sistematik felsefede yaratamadi. O halde böylesi gelecek toplumda siz nasil bir kadin profili cizip, komünist kadin budur diyebiliyorsunuz?

Siz en fazla bahsettiginiz memur-asker fasizmine örneklerde kadindan söz edebilirsiniz. Komünist toplumdaki kadindan degil.
 
Son düzenleme:
Üst Alt