Doğru yolda ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Birisi necata doğru ilerlediğini nasıl anlayabilir? Bunun bazı belirtilerini bilmekte fayda vardır. Birincisi Hz. Ayşenin rivayet ettiği bir hadistir. Anlattığına göre Peygamber Efendimiz şöyle dua ederdi;

Ya "Rabbim beni iyilik işleyince mutlu olup ve kötülük işleyince mutsuz olan; istiğfar edenlerden yap."[1]

Bu bir belirtidir. Eğer birisi kendisi hakkında necata doğru gidip gitmediğini öğrenmek istiyorsa kendisini incelesin. İyilik yapınca kalbi mutlu oluyor mu? Kötülük işleyince kötü hissediyor mu; hemen istiğfar ediyor mu? Eğer ediyorsa o zaman bazen kötülük işlese bile yönü doğrudur; necata doğru gidiyordur.

İkinci belirti şudur ki insan kendi günahını kendisinden saklamasın. Kûrân-ı Kerîm şöyle der;

"Onlar ki fena bir şey yaptıkları zaman veya kendilerine zulmettiklerinde hemen Allahı anarlar; günahlarının bağışlanmasını dilerler. Zaten Allahtan başka günahları kim affedebilir ki. Onlar yaptıkları fenalık üzerinde bile bile ısrar etmezler. Bunların yaptıklarının karşılığı Rableri tarafından (gelecek olan) mağfiret ile altından ırmaklar akan bahçelerdir. Orada ebedi olarak kalacaklardır. Çalışanlara bu ne güzel mükâfattır."[2]

Bu ayet gösteriyor ki günahı işledikten sonra gerçek pişmanlık duyan birisi hemen nefsini ıslah etmeye kalkışır. Onun kalbi yaptığını savunmaya çalışmaz. Böyle birisi necat yolunda ilerliyordur. Yani günah işleyince yaptığım doğrudur diye ısrarcı olmamak da necata doğru yürüyor olmanın göstergesidir.

Üçüncü alameti şudur ki iyilik yaptıktan sonra kalbinde iftihar, kibir ve kendini beğenmişlik oluşmasın. Eğer iyilik yapmasına rağmen hiç kibir oluşmuyorsa necata doğru yürüdüğü anlaşılır. Sebebi de şudur ki necat aslında Allaha yakın olmak demektir. Kendini beğenmişlik ve kibir ancak insanın etrafı kendisinden küçük insanlarla doluysa oluşur. Etrafında hep yüce insanlar olursa küçücük iyilikler kibir yaratmayacaktır. Ruhani yolculuğuna çıkınca git gide daha ermiş insanların seviyesine çıkacağı için ruhani olarak etrafı hep kendisinden büyük olanlarla dolu olacaktır. Bu durum kibri yaratmaz. Eğer iyilikler yapmasına rağmen kibir oluşmuyorsa necata doğru gidiyordur.

Dördüncü alameti şudur ki işlerinde riyakârlık olmayacaktır. Yani diğer insanlara göstermek için yapmayacaktır. Eğer birisi yaptıklarını inceleyip dürüstçe ben bunları sadece Allah için yapıyorum; kimseye göstermek için değil diyebiliyorsa bilsin ki necata doğru ilerliyordur. Allah için yapılan iş necata götürür ve doğal olarak insan kimin için bir şey yaparsa onu göstermek ister. Eğer birisi sadece Allaha göstermek istiyorsa; sırf Onun ile paylaşıyorsa muhakkak necata giden yollardadır.

Beşinci alamete göre kalbinde tüm insanlara karşı hissettiği dert ortaklığının artması gerekir. Eğer artıyorsa necata gidiyordur. Sebebi de şudur ki bir çocuk anne babasından ayrılınca; uzak olunca küçük çocuklar bile onu döverler ama anne babasının yanındaysa büyükler bile ellerini kaldırmaya cesaret etmezler. Necat Allaha yaklaşmak; yakın olmak demektir ve O da tüm insanlar için anne baba gibidir. Ona yaklaşan birisi onun çocukları olan diğer insanlara karşı sevgi ile dolacaktır. Onlara zarar vermek aklının ucundan bile geçmeyecektir.

Altıncı alameti şudur ki Allahın işini kendi işi sansın. Yani dini işlerini birer vazife bilsin. Din zarar görüyorsa aynen kendisi zarar görmüş gibi olsun. Geçenlerde burada bir olay olmuştu. Birisi cemaatin parasını bir yerden getirirken kaybetti. Şimdi bunu duyan birisi gülüyorsa bilsin ki durumu iyi değildir. Dini zararını kendi zararı sanan birisi necata doğru yürüyordur.

Yedinci alameti şudur ki böyle birisinin irfanı artar; aynen bir pencerenin açılınca rüzgârı içeri aldığı gibi irfanı içeri alan kalp penceresi açılır. Böyle birisi hoş kokulu bir teması hisseder. Bu ancak kendisinin hissedebileceği bir şeydir; bir iç ihsasıdır.

Sekizinci alameti şudur ki Allahın ismini duyar duymaz (büyük bir hükümdarın önündeymiş gibi) sakinleşir; durur. Ne kadar coşmuş olursa olsun; ne kadar öfkeli olursa olsun O yüce ismi duyar duymaz akan sular durur ve yaptıklarını değerlendirmeye başlar. Acaba bu yaptıklarım Onun şanına ters olmasın diye kendi kendine sorar. Birisi böyle hissederse bilsin ki doğru yoldadır. Necata doğru yürüyordur.

Dokuzuncu alameti şudur ki böyle birisi kendi eksiklerinden haberdar ediliyor. Allaha yaklaşan birinin gözüne en ufak eksiklikler bile batmaya başlar. Yanlış olduklarına dair deliller de bulur.

Onuncu alameti şudur ki böyle birisi inanılmaz ince iyilikleri fark etmeye başlar; yapmaya gayret gösterir. Daha önce aklının ucundan bile geçmeyen bazı şeylerin aslında iyilik olduğunu anlar ve yapar.

Onbirinci alameti şudur ki böyle birisi ne olursa olsun Allahın rızasında razı olur. Bu, bir sıkıntıya düşünce tedbir almaz; kurtulmaya çalışmaz anl***** gelmiyor. Muhakkak tedbir alıyor ama işe yaramazsa üzülmüyor; mutlu kalıyor. Sebebi de şudur ki birisinin arkadaşlığına güvenen birisi hiçbir zaman beni o kadar zorlar ki öldürür gibi şeyler düşünmez. Anne çocuğa zorluk çektirirse çocuk hiç bu beni öldürecektir diye düşünür mü? Kesinlikle hayır. Aynı şekilde kendisini Allahın kucağında oturan bir bebek gibi hisseden birisi de ne kadar musibetler gelirse gelsin; Allah beni helak olmaktan kurtaracaktır der.

[1] Müsned Ahmed bin Hanbel
[2] Al-i İmran (3) sûresi, ayet 136-137
 
bazen kötülük işlese bile yönü doğrudur; necata doğru gidiyordur.

selam ederim;

harika harika tek kelime ile çok teşekkürler paylaşım için. örnek vermek isterim, ahbabınızın arabası yok ve sizden arabanızı ödünç istedi, sizde ehliyeti varmı yokmu sorgulamadan verdiniz iyilik yaptınız sevaba girdiniz değilmi? islama göre yaptığınız iyilik doğru ile uyuşmaz ve yanlışa alet oldunuz iyilik yapmak uğruna. yapacağı herhangi bir üzücü kazaya ortaksınız demektir. islam hertürlü şartta iyilikden önce doğruyu uygulamayı önerir emreder. elbette doğruyu uygulamaya gücü yetenler için. yani aklı düşüncesi idrakı yetenler için! bu işin parayla pulla koyun ile ilgisi yoktur. sur'dan kısa bir bölüm paylaşmak isterim henüz bitmedi ama şu anki halini paylaşıyorum, altı çizili yerlere rica ederim dikkat edin.

Bismillahirrahmanirrahim

ile de ki

“ne idi o

şuur-u

beşerriyede

doğrulamayan

o şey?

tanımayan

oldu mu ki

o şeytanı?

“yanlış”deye

bilinir işi

o yanda...

ona gaflet ile

uyan da

“vahim”

bir iştedir

işte! biri

ibrahim idi

ki ne ibrettir

o koyun ile?

e-yerindedir

okuyun!

o işin içinde

et de yenir

deye

rağbet et’

tiğiniz

ibrahimin

ettiğinedir.

o kolay da

biriki ders

var idi elbet

o olayda

şimdiki

aklınıza

sorun

bakalım size

ne düşündürür

idi o zaman?

dur

o işin doğrusu

budur!” deye

ona sunduğumuz

o koyun?

yine kesin onu

demeyiz zira

onu

biz me’

lekler oynadık

kula ki

kesin o yine

bir akıla

doğru” uyar

deye uyarmak

için kulu

ona

uykulu bir

öğüt idi

o oyun!

bir- işte!

iyi ve

doğru kul da

girişeceği

bir işte

doğru kul

lanamazsa

o aklı

kılınan

o namaz

olsa da

o sa

yılamaz

işin sonunda

“hak” lı


İki- ki

siz de yarın

o “yanlış”ı

görebildiğiniz

anda

uyanın da

onu bizim de

görebileceğimiz

emin bir yere

yanında

doğrusu ile

koyun

-ona uyan

kulu uyarın

deye idi

o yanda)

işin doğrusu

o ki o iş de

“işin doğrusuna”

gücü yeten

içindir.
 
selam ederim;

harika harika tek kelime ile çok teşekkürler paylaşım için. örnek vermek isterim, ahbabınızın arabası yok ve sizden arabanızı ödünç istedi, sizde ehliyeti varmı yokmu sorgulamadan verdiniz iyilik yaptınız sevaba girdiniz değilmi? islama göre yaptığınız iyilik doğru ile uyuşmaz ve yanlışa alet oldunuz iyilik yapmak uğruna. yapacağı herhangi bir üzücü kazaya ortaksınız demektir. islam hertürlü şartta iyilikden önce doğruyu uygulamayı önerir emreder. elbette doğruyu uygulamaya gücü yetenler için. yani aklı düşüncesi idrakı yetenler için! bu işin parayla pulla koyun ile ilgisi yoktur. sur'dan kısa bir bölüm paylaşmak isterim henüz bitmedi ama şu anki halini paylaşıyorum, altı çizili yerlere rica ederim dikkat edin.

Bismillahirrahmanirrahim

ile de ki

“ne idi o

şuur-u

beşerriyede

doğrulamayan

o şey?

tanımayan

oldu mu ki

o şeytanı?

“yanlış”deye

bilinir işi

o yanda...



ona gaflet ile

uyan da

“vahim”

bir iştedir

işte! biri

ibrahim idi

ki ne ibrettir

o koyun ile?

e-yerindedir

okuyun!



o işin içinde

et de yenir

deye

rağbet et’

tiğiniz

ibrahimin

ettiğinedir.

o kolay da



biriki ders

var idi elbet

o olayda



şimdiki

aklınıza

sorun

bakalım size

ne düşündürür

idi o zaman?

dur

o işin doğrusu

budur!” deye

ona sunduğumuz

o koyun?



yine kesin onu

demeyiz zira

onu

biz me’

lekler oynadık

kula ki

kesin o yine

bir akıla

doğru” uyar

deye uyarmak

için kulu

ona

uykulu bir

öğüt idi

o oyun!



bir- işte!

iyi ve

doğru kul da

girişeceği

bir işte

doğru kul

lanamazsa

o aklı

kılınan

o namaz

olsa da

o sa

yılamaz

işin sonunda

“hak” lı



İki- ki

siz de yarın

o “yanlış”ı

görebildiğiniz

anda

uyanın da

onu bizim de

görebileceğimiz

emin bir yere

yanında

doğrusu ile

koyun



-ona uyan

kulu uyarın

deye idi

o yanda)

işin doğrusu

o ki o iş de

“işin doğrusuna”

gücü yeten

içindir.

Tansxx selam olsun.

yalnız bu sıralamayı daha etraflı açılar mısın? teşekkürler...
 
selam ederim;

elbette değerli selviler bunu zevkle yaparım.

forumda siyaset yasaklandı YukseLL tarafından, oysa siyaset tartışması foruma reyting getiren bir olaydı. kendisi için iyiydi faydalıydı sitesi için bu tartışmalar. fakat o doğrunun hakkı için düzgün yapılamayan, yanlışa doğru giden siyaset tartışmasını karar alarak sonlandırdı. bu vesile ile doğru bir hareket yaptı ve forumda tartışmalar kalp kırmalar sona erdi. şimdi buna gücü yeten aklı kesen bir kişi yaptı bir forumda oda supermeydan.net oldu. bunu her Forum yapsa insanlar artık tartışırlarken usluplarına dikkat ederler ve insanlık hidayet dediğimiz (anlayış, idrak etme, bilincine varma) şeye o konuda hakim olur. aynı hataya düşmez. yani orada yanlış barınamaz. yazılarda gayb'dan kovulmuş olan şeytandan yanlış diye bahsedilir hep. çünkü gerçekten insanlık alemi dışında biryerde yanlışa raslamak mümkün değildir. fakat bunu bireysel olarak değilde tüm sosyal yaşantımızda ortak bir mücadele ile sergilersek ne olur? işte sıratal müstakiym denen şey olur. doğruya giden yolda mutlak akıl el ele vermiştir ve şeytan dediğimiz ve bizi perişan eden yanlış aramızda barınamaz. bugün süpermeydan.net te bunun örneğini yaşıyoruz. ve bu doğruyu yerine koyan admin'e insanlık adına büyük bir sevap kazandırmıştır.

hazreti ibrahiminde iyi ve doğru bir kul olduğu anlatılıyor fakat yaptığı bir yanlışın (oğlunu kesme) yerine doğrusunu melekler ona indiriyorlar ve yanlışın önünü doğru ile kesiyorlar. orada kesilen koyun değildir, yanlışdır. bir yanlışın önünü kesebilecek zeka bilgi ve beceride olupda yanlışa müdahele etmeyen o yanlışa ortak olur cezası onada yazılır. cezası ona nasıl yazılır? bir örnek daha vereyim.

örneğin, adamın arabasının lastiği patlamış ve lastik değiştiriyor. yola herhangi bir işarette koymamış siz bunu fark ettiniz adamda böyle bir önlem alacak düşünce anlayış yok. siz fark ettiniz ve kişiyi uyararak yanlışın yerine doğrusunu koymaya gücü yeten oluyorsunuz. lastiği patlayan ama yanlış iş yapan kişi özünde çok harika iyi bir insan olabilir fakat bu kimseyi bağlamaz belkide o anda arkadan dalgınlıkla gelen başka bir araçtakilerin veya kendisinin ölümüne sebep olacaktır. uyarır yerine doğrusunu koyarsanız sevabı sadece size değil tüm insanlığadır. uyarmaz geçer giderseniz arkadan gelip kaza yapıp hayatını kaybedenlere belkide sakat kalanlara vesile olursunuz. cezası size nasıl yansır? yarın o kazada belki komşunuz belki çocugunuz belki bir yakınınızı yitirebilirsiniz. bu işi insanlık için yapmaktasınız. ve bu tür müdahalelerin çokluğu ile insanlık doğruya doğru yol alarak bugün çok büyük bir güç kazanmış olan şeytanı alt edebiliriz. şeytan cehalet ile beslenir, cehalet devamında yanlışı getirir. onun bir diğer ismide decchal dir. onu yenmek ancak okullarımızda ve evlerimizde çocuklarımıza vereceğimiz doğru eğitim ile mümkündür. burdan sonrasında sur devam ediyor ve okullara geliyor konu devam ediyorum.
 
Son düzenleme:
selam ederim;

önceki bölümde şeytanın aslında yanlış olduğunu belirttiler. devamında ise şeytanın anasının cehalet olduğu vurgulanmaktadır. bu paylaştığım yazı çok önemlidir. laiklik hakkında ve din hakkında çok anlamlı açıklamalar vardır burada. önce laikliği tanımlıyorlar "bir ödevi layıkı ile yerine getirmeye önce doğru gerekir" akılı ve okulda aldığı eğitim ile insan doğruya alet olmalıdır. öyle ise burada din kalmıyorki laiklik olsun. dinin yerine doğru yer alıyor bu satırlarda. ve doğruyu icra etmekde beşeri icraatlar yapan devlete şarttır deniliyor. belki cumhuriyetciler kızacaklar önce ama manayı tam anladıklarında sanırım sevineceklerdir. laiklik bu anlamda kabul görmüyor melekler tarafından.

ne demeye

gelir

o “laik”

”ki

biz melaik’

eye göre

asıl o dev’

lete

ödev’i

layıkı ile

yerine

getirebilmek

için evvela

o “doğru”

gerektir!

ki akılı

ve okulu

ve la

hıkı ile kul

o“doğru”ya

alettir!

karanlığı

ve şerri ile

hele beşeri

bir işe giriş

mesini is

temediğiniz

o “yanlış” ola

kesin o ki

onun anası da

insanla

aramızı

bozar adı

”cehalettir!”
 
Son düzenleme:
selam ederim;

bu kısmı beni inanılmaz duygulandırır. ve KUR'AN da var olam elif lam mim 'in manasını açıklar. ve sanıyorum din adamları hala çözememişlerdir bunu. başında peygamberimizi anlatıyorlar. nasıl aldı vahiyi ne zorluklar çekti alırken. ve sonu üzücü tabiki evladiye bir öğüttü tüh tüh diyorlar. yani anlayıp uygulayamadı insanlar islam'ı.

Bismillahirrahmanirrahim

ile de ki

o tur-u hutbede

oturub “ben..

nerede kurtulurum

bu ba’

direden baba?

deyib o übaba

direden

“harf”

iletimi

ile de

ilhah

edilince

“el hak!

onu

nebilir ümmi?”

deye “su”

getirir idi

bize bir ze’

bun dereden ne

bilir idi ya

o mihribana biri

–bir iri hüma-

o magarede ille

“oku! ve oku!”

deye dir’

edir idi ki

o kuvve’

tli ecir’

i icr’

a edebildi

idi o dille el’

hasıl o vela’

dete biz onu ev’

vela “A” “L” “M”

de deye

o veted ile

davet etti idik

ki o aleme ev’

ladiye bir

öğüttü..

“tüh tüh!”
 
Son düzenleme:
selam ederim;

çizgi çekip iki ucuna sonsuzluk işareti koyarlar adınada doğru derler matematikte fizikte. bunun zayıf bir düşünce olduğu ve doğrunun bundan çok daha büyük anlamlar içerdiğini anlatıyorlar bu kısımda. kul'a unutturulan o yerde (uzayda) insanların tümünün bir mutlak akıl ile birlikte olduğu ve namazlarında bu şekilde okullarda birliktelik içinde kılınması gerektiğini bildiriyorlar. ve ekliyorlar kendi değer verdiği şeylere vefa gösterdiği gibi namazada vefa göstermeliler. sonundada ne mutluki bir selam var insanlığa.

“Bismillahirrahmanirrahim” ile oku!

“uzayıb

o kudbbede

neyi işaret

eder

o doğru?”

denince

de “uzayı”

der o zayıf

fena ve

ferah ve

felah ve

fela

keti ile

kula unut

turulan

o yeri biz

o “mut

lak akıl”

ın ulu

müne doğru

kıldı idik

ki mut

laka kıl

malı o na

mazı

kul da

hem doğ’ruyu

bulduğu

o okulda em

me “salat” ile!

kılmalı

selama

ve sabaha

ve salaha

ve silaha

vefa et

tiği gibi…

Vesselam!
 
Son düzenleme:
selam ederim;

başında dünyaya bir emir iniyor bu bölümde, son emanetinizin (KUR'AN) üzerine hedeflenen nur diye adlandırıyorlar SUR'u. ve ulu Allah'ın izni ve emri ile kalpler alemine (yani ruhlar) dedelerimiz ceddimize selamı (duaları) kesen yeni nesilin nefsini (kendini) bilmesi için indiğini bildiriyorlar. bu kısmını insanlar çok sevecekler. çünkü peygamberimizi anlatıyorlar. KUR'AN'ı arapçaya ipek kumaşa işler gibi işledik diyorlar. ve yine vahiy anını anlatıyorlar.

bismillahirrahmanirrahim


kula o maymunu

insanın atası

deye bildiren

o bilgi safsatası

üzerine

mem

leketine

diledi idin ya?

İş bu meleke tu

o dünya

alemine

bir emir ha’

dise

son ema

netinize

hedef

lenen o nur"

rab

bimizden

izin ile

ve efide

denizinde

bize se

lamı ke"

lamı ke’

silen

o nesile

nefsini

bilmesi için

indi

o nebevi

mesil içine

nefh edilen

“harf”lere”

nefes veren ise

“o lamekan

ımızın

o nazenini

ki ona senin

dilinden de

selam edelim

iyi de sen

ne vesvese

ve vehim

et’ ti idin

bu mühim

müeyyidede

vah vah

Vahiy

ve himmet

ettiğimiz

o muhammed

de temiz

dilinde

bulur da

bogulur du

bu gulugur ile

eh gül beyni

-geligeli

verir idi-

o gulyabani

cevirinden

azad

edilince de

“bere”

cebiril ile

bir “hulle”de

beraberce

birilerine

ne eberr

bir haber

iletti idi dili?

ince

ve hurufu

kuran

o akış ile

arab diline

nakış edilen

o rabbimizin

izzeti

kelamı idi

ki şimdi de

(elimize pek

Yakışan bir

ipek kumaştı!)

o mahşerin

önünde

belirib de per’

deberdarı ile

gözlerini

pek kamaştır’

ran o nur

ile nevhiz
 
Son düzenleme:
selam ederim;

başta bu yazıların KUR'AN da bildirildiğini adının ise orada nur üstüne nur olarak geçtiğini anlatıyorlar. ve bu eserin şiddet ve birazda öfke ile indiğini bildiriyorlar. ve bu seferki haberin türkçe olduğunu vurguluyorlar. bu yazıda en önemli şeylerden biri harfin ve idrakın önemidir. harfin çok büyük bir nimet olduğu bu vesile ile insanın KUR'AN ı icra ettiğini bildiriyorlar. bu şu demek oluyor. KUR'AN harfdir ve ve insan onu zaten her alanda her yerde icra etmektedir. okulların bu hususda çok önemli olduğunu bildiriyorlar ve ekliyorlar KUR'AN ı öğrenciler okullarda öğreniyorlar nur içinde. yani harfi. ben buradaki damarımızda gezen genler ile başlayan dua yı çok seviyorum.

oku ananur

onu

“onur” ile

oku ki

o kurana

namı diğer

o“nur

üstüne

nur!”



zatın onu

okumaya

azim et’

tiğinde

zaten o

zimmetindeki

finalin

üzerinde idi



oku ki

o meali

ulu müellifin

ali izini ile

felakine

serelim

il’

le ve lakin

o eser elim’

izden elim

bir in’

filak

ile indi



dinle ve

oku ki

şimdi de

senin dilinde

o kime ne?

medinede

biz o nur ile

okuttuk

o kutlu

muhammedi de

(o kabedeki)



oku!

“A..B” de ki

dilimizdeki

“harf” tir

o kur’an da

onun için

o karan’

lığı yaran

o nur ile

okur-an’

lar o “kul”



harftir

o kuran da

onun için

eli

kalem

tutabilince

kulu

o nur içine

bekler okulu!



oku! de ki

“kul”

denince

bırakılır

bir“akıl”

o kulleye ki

“kül lü yek ru

ve ruveyde

ve “ruh”

ve rahı rabbi

de bizedir

ve o kıldan

ince!



“akıl”

denince de

o akıla he’

men o “doğru”

gelir de ki

o kula her

işte “hüda”



ey ananur

uyan!

doğrul!

arın

ve o yan’

daki

doğruların

odağına

doğru dur

ve öylece

“bir doğrudur o”

de (cebirde

ve düşüncede

ve dengedeki)

de ki

onun

dengi de yok!



“ne bir doğru

dan doğdu o

ne de

doğruyu

doğurdu”

asaldır o

doğru ve bir



“damarımızda

gezen

genlerin de

gökteki

gezegenlerin de

bize bir bir

ve birlikte

ve tekbir

ile bil

dirdiği

bir tek

doğrudur o”

de
 
Son düzenleme:
selam ederim;

belki uzun bir cevap oldu kusura bakmayın. ama bunu yapmam gerekiyordu da zaten parça parça biraz olsun açıklamak gerekiyordu. bende büyük kısmını burada ele aldım bölmek istemedim. ileride insanlar buradan girer okurlar. türkçe olmayan çok kelime var anlatılmadan anlamak çok güç haklısınız. ananur hanımda bu bilmediği kelimeleri aylarca okumuşda almıştır her birini. sonra gidip sözlüğe baktığını çok bilirim. inanması güç ne diyim ne deseniz haklısınız. anlayışınıza sığınıyorum.

aslında gerekli merciler tarafından çok detaylı incelenerek aydınlığa kavuşacak bu mesele. islam konfederansı toplanacak bütün dünyadan bir araya gelecek ve tartışacaklar. gerçekliği hakkında. o zaman gerçekliği kabul görecek. şimdilik sadece insanların göz önüne koyuyoruz. yarın insanların çok ihtiyacı olacak bu aydınlığa çok. daha fazla detay ile anlatacağız o vakit geldiğinde. ülkemizin üzerinden dünyaya doğan bir güneştir bu SUR. bayrağımızın yanına yakışacak bu onur, çok mutluluk versede bizlere, yinede haberler çok iyi değil aslında üzücü şeyler yaşanacak.

ben burada bir kaç inanan peşinde değilim, aslında burada bir kaç kişiye verdiğim cevaplar veya yorumlar ile milyarlarca insanın gelecekte soracakları sorulara yanıtlarda vermekteyim. sorumluluğumuzun bilincindeyim. yarın sizlerde bu sorumluluğu fark edeceksiniz ve harekete geçeceksiniz. nasılmı? uyuyanları uyandırmaya çalışarak. artık ne din ne tarikat ne mezhep kalmıştır. ya topyekün namaz yada topyekün bir son olacaktır. islamiyet bir din değil ileri bir insanlık anlayışıdır, tıpkı öncekiler gibi. fakat sonuncu olan islamiyet bu hususda en ileri olanıdır. islamın gerçek anlamı ve üzerimize gelen bu tehdit fark edildiğinde bütün dünya islamiyete koşarak girecekler hiç kuşku duymayacaklardır. insanlık için hayırlısı olsun dileğim.

ilginize teşekkürü borç bilirim. eğer sizler gibi ilgilenenler olmasa idi ben deli davulcu gibi kendi başıma tokmaga vurup duruyor olacaktım. dışarıdan pek hoş bir görüntü olmasa gerek bunun farkındayım. ama ne yapalım ulu Allah kendi merhametini duyurmaya bizi vesile etmiş sadece haber veriyoruz büyütülecek bir iş değil yaptığımız.

candan selam ederim.
 
Son düzenleme:
Üst Alt