• Merhaba Ziyaretçi hoşgeldin! Forumdan daha fazla yararlanmak için buradan kayıt olunuz...

Diyabetik Damar hastalığı (Şeker yarası)

yekin97

Amatör
Uzaklaştırıldı
Şeker hastalığı (diyabetes mellitus) kan şekeri olan glukozu dengede tutmaya yarayan insülin hormonunun eksikliği yada vücudun vermiş olduğu cevaptaki bozukluk nedeni ile kanda aşırı miktarda glukoz olmasıdır. Genelde şeker hastalığının iki çeşiti vardır. Tip I şeker hastalığında insülin eksikliği, tip II şeker hastalığında ise üretilen insülin etkisizliği söz konusudur. Kanda glukozun aşırı yüksekliği bir çok organ ve dokuda hasara yol açar. Ülkemizde diyabet sıklığı artmakta olup, son verilere göre toplumun .7 inde diyabet vardır. Dahası hastaların yarısı diyabet olduğunu bilmemektedir. Tüm dünyada diyabet artmaktadır. Diyabet olan hastaların en önemli hastaneye yatış nedeni ayak enfeksiyon ve yaralarıdır. Ayakta enfeksiyon ve yara gelişiminde damar tıkanıklığı büyük bir rol oynamaktadır. Damar tıkanıklığı şeker hastalarında oldukça sık karşılaşılan bir problemdir. Bu nedenle şeker hastalarında inme 5 kat, koroner damar hastalığı 2-4 kat ve bacak damar hastalığı ise 5 kat daha fazla görülmektedir. Diyabeti olup ta ölen hastaların yarısı 60 yaşın altındadır.

Şeker hastalarında özellikle gözde retinada, böbrek damarlarında ve ateroskleroz yani damar sertliği şeklinde başta kalbi besleyen koroner damarlar, kol ve bacaklardaki atar damarlar olmak üzere bütün atar damarlar etkilenir. Her yıl şeker hastalarının %1-4 ünde ayak yarası gelişmektedir. Tüm şeker hastaları düşünüldüğünde hayatları süresince hastaların %20 sinde yara oluşur. Şeker hastalığına bağlı yara ve enfeksiyon oluştuğunda hastaların %20 sinde tanı anında bacağın kesilmesi gerekmektedir. Yara önemlidir çünkü bacağı kesilen şeker hastalarının %85 inde başlangıçta ayakta yara oluşmaktadır. Dünyada tüm bacak kesilmesi işlemlerinin %75 i şeker hastalarında yapılmaktadır. Şeker hastalarında bacak kesilme riski şeker hastası olmayanlardan 15 kat daha fazladır. Bacak kesildikten sonra karşı bacakta yara oluşup, tekrar kesilme ihtimali %50 ye ulaşmaktadır. Dahası bacağı kesilen şeker hastalarının ömrü kısalmaktadır. Bacağı kesilen bir şeker hastasının 5 yıl yaşama olasılığı ortalama %40 dır. Tüm bu nedenlerle şeker hastalarındaki ayak yaralarının oluşumunun engellenmesi ve oluştuğunda da etkin bir şekilde tedavi edilmesi çok büyük önem taşımaktadır.

Belirtiler:

Klasik olarak hastada şeker hastalığına bağlı belirtiler varken yada hasta bunları fark etmiyor iken damarlarında tıkanıklık belirtileri ortaya çıkabilir. Şeker hastalığında görülen başlıca belirtileri sık idrara çıkma, bulantı ve kusma, halsizlik, deride kaşıntı, susama hissi, açlık, zor iyileşen ve sık tekrarlayan enfeksiyonlardır. Bu belirtiler dışında şeker hastalığı yerleştikten sonra şeker hastalığının diğer doku ve organlar zarar vermesi sonucunda bulanık görme, göğüs ağrısı, yüzde ve uzuvlarda şişme, el ve ayakta hissizlik yada dinmeyen ağrılar ve ayakta yaralar oluşabilir.

Şeker hastalığının damar hastalığı ile ilgili en önemli belirtisi ayaklarda ve ayak parmaklarında oluşan yaralar, morarma, şişme, kızarıklık ve pis kokulu akıntı ile kendini belli eden enfeksiyonlar ve parmak yada topuklardaki siyak renkli gangrenlerdir. Oluşan yaralar genellikle kendiliğinden kısa sürede geçmez. Haftalar ve aylarca sürer, uygun tedavi verilmediğinde ilerler ve daha yaygın bir hal alır. Bazen hastada enfeksiyonun şiddetine bağlı olarak ateş ve titremede olabilir. Bazen yaralar bariz bir enfeksiyon belirtisi olmadan iyileşmeyen kronik yara halinde aylarca devam edebilir. Şeker hastalarında iyileşmeyen ayak yaraları hastanın ve yakınlarının yaşam kalitesini bozmasının yanında bacağın kesilmesine kadar ilerleyebilecek ciddi sonuçlar doğurabilir.

Tedavi

Ayak yarası olan bir hastada tedavi çok yönlüdür. Hastanın kan şekerinin ilaçlarla kontrolü, enfeksiyon varlığında doğru antibiyotikler ile enfeksiyon tedavisi, varsa beslenme eksikliğinin düzeltilmesi gereklidir. Yara bakımında bir çok yöntem vardır ve bakım uzman kişilerce yapılmalıdır. Eğer damar hastalığı var ise bu durum düzeltilmeden hiçbir şekilde parmak, ayak kesilmemeli ve yaralara müdahalede bulunulmamalıdır. Bazen ayakta çok ileri düzeylerde enfeksiyon vardır ve enfeksiyon hastayı ve ayağını tehdit etmektedir. Bu acil bir durumdur ve böyle durumlarda önce bütün cansız dokular çıkartılır, abseler boşaltılır ve damarla ilgili tedaviler daha sonra yapılır. Böyle bir durum olmadıkça önce tıkalı damarlarla ilgili tedaviler yapılmalıdır. Eğer ayaklarda yara var ve damar hastalığı da var ise damar ameliyatları gerekebilir. Damar hastalığı yada ayağa giden kan akımı düzeltilmeden yaranın iyileşmesi mümkün değildir. Buna karşın hastaların önemli bir bölümü yaranın pansumanı, küçük cerrahi girişimler, çeşitli ilaç tedavileri veya hiperbarik oksijen tedavisi gibi yöntemlerle vakit kaybederler. Bu yöntemlerin hiç birinin ayağa kan akımını artırıcı bypass yada anjioplastiye üstün olduğu kanıtlanamamıştır. Bu nedenle damar hastalığı olan diyabetik hastaların öncelikle damar hastalığını tedavisi gereklidir.

Tedavi ve girişimler hastanın ayağındaki yaranın enfeksiyon durumuna göre planlanır. Eğer ciddi iltihap var ise önce iltihaplı dokuların temizlenmesi (debridman), iltihaplı ve gangrene dokular varsa bu dokuların kesilip atılması öncelikle gerçekleştirilmelidir. Bu şekilde hastada ve yaraya ciddi zarar veren iltihap kaynağı ortadan kaldırılmış olur. Bundan sonra bir kaç gün veya hafta içinde damarları açacak girişimlere başlanır. Eğer iltihap çok ön planda değil, kuru yara yada gangrenler varsa yapılacak olan ilk iş damar tıkanıklığının düzeltilmesidir. Bu durumda sadece gangrene dokuların kesilmesi damar tıkanıklığı nedeni ile dokunun beslenme sorunu devam ettiği için, sadece gangrene parmakların kesilmesi bir fayda sağlamaz, kesik güdüler iyileşmez ve sorun genelde ayak yada bacağın kesilmesi ile sonuçlanır. Damar tıkanıklığı varlığında damar tıkanıklığını tedavi etmek yerine kan akımını artırıcı diğer tedavi yöntemleri damar tıkanıklığının yerine geçebildiği gösterilmemiştir. Bu nedenle tıkanıklık mutlaka tedavi edilmelidir.

Kaynak : cuneytkoksoy.com
Prof. Dr. Cüneyt Köksoy
 
Üst Alt