• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Dınler tarıhı

Okunuyor :
Dınler tarıhı

mopsy

Emektar
Üye
SIR DİNLERİNDE KURTULUŞ
(Orfizim, Mitraizm ve Gnostizm)
Fuat AYDIN*
Sır Dinleri
Burada “sır dinleri” anlamını tercih ettiğimiz ancak “gizem” olarak da
tercüme edilebilecek olan kelime, mystery karşılığı olarak kullanılmıştır. Bir
Dinler tarihi kavramı olarak söz konusu kullanım, “dinler tarihi ekol”ünün
hellenistik dönemle ilgili çalışmaları sonrasında literatüre girmiştir. Genel
olarak dünyanın farklı yerlerinde benzerleri bulunsa da, orta doğu kökenli
olan ve batıyı geçerek özellikle Yunanistan ve Roma’da miladi birinci yüzyıl
boyunca yaygınlık kazanan ve etkin hale gelen sırf dini cemaatleri ifade
etmek için kullanılmaktadır. Söz konusu bu dinsel olgunun bu şekilde
isimlendirilmesi, bu tür cemaatlere girişin gizli olarak yapılmış olmasından;
kurtuluşun sırrını kendisine katılanlara belli aşamalardan sonra verme
iddiasından kaynaklanmaktadır.
Bu tür cemaatlere girişin gizli oluşunun bir sonucu olarak da, onlarla
ilgili bilgi, uygun şartları taşımayan yani, cemaate üye olmayanlara
verilmediği gibi, söz konusu cemaate ait bilginin saklanması ve ehil
olmayanlar yani, inisiye edilmeyenlere verilmemesi de, bu cemaatlere üye
olmanın şartlarından biridir1. Bunun bir sonucu olarak da, konuyla alakalıbilgi genel olarak azdır;
var olan bilgiler ise, daha sonra bu cemaatten ayrılan
insanların yaptıkları ifşaatlara ve bunlardan aktarılan bilgilere ve (özellikle
Mitraizm durumunda) arkeolojik bir takım verilerin yorumuna
dayanmaktadır.
Sır dinleri hem genel bakış açılarında hem de detaylarda farklılıklar
gösterseler de, söz konusu farklılıklara rağmen, genel bir başlık altında
toplanmalarını mümkün kılan; bu ismin verilmesini sebep olan birtakım
ortak özelliklere de sahiptirler. Bu ortak özellikler şu başlıklar altında
toplanabilir:
-İnsanın tanrısal bir öze sahip olması;
-Bu tanrısal özün maddi beden içine hapsedilmesi;
-Semavi kaynağına ulaşmak için bu özün maddi bedenden kurtulmasının
zorunlu olması;
-Kurtuluş için dini sırra erme töreninin gerekliliği;
-Günahı ortadan kaldırmak için temizleyici ritüellere ihtiyaç;
-Sakramental inayetin verilmesi;
-İlahın tecrübelerine katılma ya da onları taklit;
-İlah’la komünyona girme ya da O’nunla özdeşleşme;
-Kardeşlik olarak da adlandırılan cemaat üyelerine ölümsüzlüğün kesin
olarak vaad edilmesi ve üstün bir takım güçlerin verilmesi2.
-Sır dinlerinin bir diğer özelliği de, dindarları arasında ırk, millet ve
ekonomik ve sosyal farklılıkları dikkate almayan mutlak bir eşitliğin
olmasıdır. Mitraizm dışında, hem erkeklere hem de kadınlara açık olup
inhisarcı bir özellikleri yoktur3.
Yukarıda sayılan özelliklerinden dolayı “kurtuluş veren” olarak da
tanımlanırlar ve bu yüzden de söz konusu dinlerin tanrıları,
“kurtarıcılar/soteria” diye isimlendirilirler (soter, Serapis; soteria, Isis gibi). Bu
kurtuluş, arzulanan bütün mutlulukları içerir: Hayatın tehlikelerinden kurtulma,
hastalıktan ve kötü talihden korunma gibi.
Fakat, bütün bunlardan öte, ruhun kurtuluşunu ve ölümsüzlüğünü içerir.
Yunan dünyasındaki sır dinlerinde var olan ise, tabii düzene uygun bir kurtuluş
vaadidir ve bu kurtuluş öte dünyada gerçekleşecektir5.
Mitraizm dışındaki bu kültlerdeki merkezi figür, ölen ve dirilen genç
tanrıdır. Bu kültlerin ilahları, esasen bitkisel ilahlardır. Kült vasıtasıyla
burada, gerçekleştirilen birleşmeler, bu ilahların kaderlerine ortak olmayla
özdeşleştirilir. Böylece, inisiye edilen üye, ölümsüz hayat için ilahın ölümüne
ve yeniden doğumuna katılır. İnisiye edilen, yeniden doğar; tanrılaştırılır ve
aydınlatılır. Ruhunda ölümsüzlük ilacına sahip olur. Her zaman olmasa bile,
bazı durumlarda, sırra erme törenlerinde ilahla birlik olan için yeni reel bir
şahsiyet inşa edilir6. Bu kültlere müracaat eden insanlar, kendilerinin kaderin
kölesi olduklarını düşünen, iyi ve kötü olayların, ölümün ve düşmanının
hiçbir zaman üstesinden gelemeyeceği/gelememe ihtimallerine maruz
kaldıklarını ve kendi kontrolerinin dışında olan bir gücün elinde olduklarını
bilirler. Bütün bu durumlarda, kendilerine yardımı dokunacak olanlar, şehrin
ya da devletin tanrısı olamayacağından; bu tanrı ancak dünya dışından bir
tanrı olmalıdır. Bu tanrı, aynı zamanda bütünüyle kendi inayetinden dolayı,
kaprisli bir tanrıdır. İnsanlar, yukarıda zikredilen bu durumlardan, sır
dinlerinden gelen bu inayet tanrısı tarafından kurtulurlar7.
Bu sır dinlerinden bir kısmı daha sonra da varlıklarını devam ettirmiş
olmalarına rağmen, yukarıda da kısmen zikredildiği gibi, ağırlıklı olarak
bulundukları dönem miladi birinci yüzyıldır.
devam edecek....

sakarya üniversitesi ilahiyat fakültesi dergisi 8 / 2003
 

mopsy

Emektar
Üye
MERHABA!

Bu dinler arasında: Orfik ve
Pythagoryen kardeşlikler; Büyük Anne ve Attis kültleri; Mısır’ın Rabb
Serapis’i ve Kraliçe Isis-Osiris’i, Suriye Baalleri ve Adonis, İran Mitrası,
Yunan Elusinian ve Gnostik kardeşlikleri vs8 sayılabilir. Bunların hepsini ele
almak yerine, nasıl bir kurtuluş anlayışına sahip olduklarını ortaya
koymak/örneklemek maksadıyla Orifizm, Mitraizm ve Gnostisizm kısaca
incelenecektir.

Orfizim ve Kurtuluş
Orfik, yanlış olarak mistik şarkıcı Orfeus’a izafe edilen ve altıncı yüzyılda
derlenmiş şiirlerden alınan bir terimdir. Orfizim olarak bilinen, bir Yunan
dini hareketidir

Orfiscilik, bedenin ruha hapsedildiğini; bedeni ruhun mezarı ve bu
hayatı da bundan sonrası için bir hazırlık safhası olarak kabul eder. Hayatın
amacı, bir dizi arınma sayesinde yeniden-doğuş zincirinden kurtulmaktır.
Ruh, ancak ölüm yoluyla kurtularak asli tanrısal öze yeniden katılabilir.
Ancak, bu hakiki birleşmeden önce, ruhu beden hapishanesinden geçici
olarak kurtarmak ve tanrısal özle birleşmesini sağlamak dini bir sır ya da
tören yoluyla mümkündür.

Orfikler için insanların yaşam dedikleri şey, gerçekte ölümdü ve gerçek
hayat ise ölümden sonra başlamaktaydı10. Ruh, tanrısal ve ölümsüzdür;
ancak, ataları Titanların günahları sebebiyle insan, önceki yüksek
konumundan düşmüştür. Bu düştüğü durumdan, yeniden doğuşlar yoluyla
kurtarılabilir11. Kahraman Orfeus ile gizemsel birleşme, onun ruhunun
bedenleşmiş hali olan bir hayvanın yenilmesini de içine almak üzere,
arınmanın ve daha yüksek bir varlık düzeyine geri dönüşün araçlarından
biriydi. Sır cemaatine kabul edilen birey, tanrısal şeyleri bilme ayrıcalığına
kavuşurdu12. Daha sonra kilise babası Cyprian tarafından ifade edilen “extra
ecclesiam nulla salus/kilise dışında kurtuluş yoktur” düşüncesinin ilk ifade
edicisi Orfiklerdir. Yalnızca Orfik hayatı yaşayanlar, Orfik ritleri yerine
getirenler ve öte dünya için geçiş kelimelerini muhafaza edenler
kurtulacaklardır. Bunun dışında kalan ölüler, Tartaros’da13 çamur içinde
kalacak; müthiş acılara katlanacak ve yeniden doğmaya maruz kalacaklardır14.
Saf bir sistem olan ofrizim, ilk dönemlerinde Pythagoras, Heraclitus ve
Plato’yu da etkilemiştir. Zamanla ilgisini, ruhun insan bedeninde mezara
konulduğu ve evvelki semavi yerini yeniden elde etmeyi arzuladığı şeklindeki
temel doktriniyle, bu dünyadan öte dünyaya kaydırdı. Yunanistan’da ve
Roma’da bir sistem olarak yüzyıllarca devam etti; ancak yeniden doğma ve
kurtuluş doktrinini asla kaybetmedi15.

Mitraizm ve Kurtuluş
Köken olarak İran kaynaklı olan Mitra, Roma imparatorluğunda
tapınılan ve güneşle (Roma’da sol invictus) özdeşleştirilen bir tanrıdır. Mitra,
yalnızca Avesta’da değil, ilk Vedalar’da da bulunur. Ortaya çıkışı, İranlılar ve
Hintlilerin birbirinden ayrılmadan önceki bir tarihe, milattan önceki bir
zamana kadar geri gider. Ancak, gelişmesi ve yaygın hale gelmesi, mö. ikinci
ve dördüncü yüzyıl boyunca olmuştur. İran dini, Zerdüşt tarafından tanzim
edildikten sonra, Mitra, Ahura Mazda’ya göre ikincil bir konuma düştü.
Burada Mitra, Ahura Mazda tarafından kötülüğe karşı yardım etsin diye
yaratılmış bir yarı tanrı; ya da daha önceden var olan fakat Zerdüşt
tarafından bastırılmaya çalışılan ancak, sonradan yeniden ortaya çıkan bir
tanrı16 olarak görünür. Zerdüştlüğün Fırat vadisi boyunca yayılması ve
Babil’de Kalde astrolojisiyle ve Babil’in tanrısı Marduk ile karşılaşmasının bir
sonucu olarak değişikliğe uğradı. Mitra, daha sonra İonya Grekleriyle olan
karşılaşmasında güneş tanrısı Helios ile özdeşleştirildiği gibi, burada güneş,
doğruluk ve adalet tanrısı Şamaş ile özdeşleştirildi

Mitra kültünde, askeri eğilimler hakimdir; erkeklere has olan bu kültün
mensupları arasında askerler, bürokratlar, tüccarlar ve köleler yer alır. Kült,
mağaralarda icra edilirdi18. Hıristiyanlığın ilk yıllarında Roma toplumunda
önde gelen bir yer edindi. Hem Roma’da hem de bütün imparatorlukta
popüler bir kült halini aldı. Mitra kültüne mensup olanların toplandığı yer
olan Mithraea, Roma’dan İngiltere ve Almanya’ya kadar her yerde
bulunmaktaydı19. Kültün kutsal metinleri olmadığından, inanç ve prensipleri
hakkındaki bilgiler; nispeten az olan klasik literatürdeki birkaç referanstan ve
Mitrayı konu alan rölyef ve heykellerden çıkartılmak zorundadır. Mitraizmle
ilgili sahnelerin en dikkat çekici tarafı, boğayı öldüren tanrı Mitra’nın yer
aldığı sahnedir. Bu sahne, hakkındaki bilgiler ne kadar az olsa da, bu
sahnenin verimlilik miti ve ona ait ritüel olduğu açıktır. Boğanın kanı,
tanrının toprağı canlandıran ve başağı üreten hayat gücüdür. Bu aynı
zamanda, bir yaratılış mitidir de. Bu dünyanın sonunda bir başka boğa,
kurban edilecek ve o zaman bir kurtarıcı ve yeni bir hayat bu kurbanın
kanından doğacaktır20. Mitra aynı zamanda, her şeyi feth eden güneş,
yeryüzüne ışık ve hayat gönderen; kötülük ve karanlık güçlerle savaşlarında
doğrular topluluğunun de lideridir. Burada Yahudi messiyanizmini hatırlatan
bir eskatolojiyi görmek mümkündür

Taurobolium (yukarıda zikredilen boğanın kurban edilmesi olayı),
Mitraizm’deki en etkili sakramenttir. Abid, üzerinde boğanın kurban edildiği
platformun bulunduğu bir hendekte diz çöker. Kurban edilen boğanın kanı
abidin üzerine dökülür ve bununla günahlarından temizlendiği gibi, bu onun
ebedi olarak yeniden doğmasına da sebep olur22. Yıkanmalar ve dinsel
banyolar, kötülükten kurtulmak için kullanılır.
Mitra bu dünya ile sema arasındaki bir aracı olarak da kabul edilir. Bu
yüzden de kültün merkezi ilgisini ölümde gerçekleşen ve ruhun, yedi
gezegen yoluyla asli yerine geri dönmesinden ibaret olan astral kurtuluş için
hazırlanma oluşturur. Mitra, ritüeli gizlidir ve bu yüzden de onun hakkındaki
bilgilerimiz, düşmanlarından ve güvenilir olmayan tanıklardan yani,
Hıristiyan din adamlarından gelir.
DEVAM EDECEK.....
 

mopsy

Emektar
Üye
MERHABA!

Mitra kültünde, insanlar kurtuluşa erişmek için bir takım safhalardan
geçmek zorundadırlar. Mitraizm’in kendi zamanında geliştiği St. Jerom,
mistiğin (saratus) ruhun nihai yükselişinde geçtiği yedi gezegensel alana kadar
olan yedi safhadan geçmesi gerektiğini söyler. Kuzgun (croax), saklı/gizli
(cryphius), asker (miles), aslan (leo), İran’lı (perses), güneşin habercisi
(heliodromus) ve baba (pater). Bazen bu safhaların hepsi askeri nitelikli olarak
kabul edilir. Zaman zaman maskeler ve uygun elbiseler, dereceleri temsil
edecek şekilde giyilir ve hayvanların ve kuşların hareketleri taklit edilir.
Porphory, ilk üç derecenin gizlilik yemini edildiği zaman olacak olan gerçek
sırra erme törenine ya da sacramentuma hazırlık olduğunu söyler23. Mitraizm’e
girecek olan kişi, yedi safhayı ya da dereceyi geçer ve son olarak kılıçla
parçalanmış bir çelengi alır ve başına koyar. Sonra, “Mitra benim tacım”
diyerek onu omuzuna dayar. Bunun üzerine, kırmızı sıcak bir demirle alnı
damgalanır.
Keza, Mitraizmde suya batırmayla yapılan vaftiz, ateşle yapılan çetin bir
sınav, ölüm ve yeni hayata doğum draması ve ekmek şarap sakramenti
olduğu gibi, bazen bir uçurumu atlamak gibi, özel cesaret testleri de vardır.
Porphory, ellerine bağlı ateşlerle ve gözleri bağlanmış, ölümü taklit ederek
geçen daldırma suretiyle yapılan vaftizden de bahseder. Leo/Aslan
safhasında, dine yeni giren aday, ekmek ve su ya da şarap sakramentine
katılmasından dolayı iştirakçi haline gelir.

Gnostisizm’de Kurtuluş
Gnostisizm basit bir grup inanç olmaktan daha çok, farklı bir çok
şekilleri olan, kökleri Yahudilik ve Hıristiyanlık öncesine kadar giden,
Tanrı’ya ruha ve dünyaya dair bir bakış açısı içeren bir harekettir. Düalizm
üzerine temellendirilmiş kurtuluşçu bir din olarak da isimlendirilebilir26.
En önemli özelliği, yüce ruhu, esas olarak fiziki dünyaya ve bedene
yabancı görmesidir. Gnostikler, kendilerini, kurtulunması gereken bir
hapishanede mahkum olarak görürler. İnsanların bir kısmının, parçalanmış
ve bütünüyle yabancı fizik dünya ve bedene hapsedilmiş olan tanrısal bir
parça ya da ışık parçasından oluştuğuna inanırlar. Geri kalanlar ise,
kendilerinde tanrısal hiçbir ışık taşımayan yalnızca akı__________llı ancak hayvandırlar.
Parçalar, yalnızca birbirleriyle değil, fakat aynı zamanda kozmik düşüş öncesi
ayrıldıkları yüce tanrısalla ya da ilk tanrısal insanla da yeniden birleşmek
isterler. Yüce Tanrı, kesinlikle yaratıcı değildir; zira, yaratılış, ne ikinci
derecede bir tanrı tarafından bilmeden gerçekleştirilen korkunç bir hatadır
bir şey oluşuna dair kötü bir gücün işidir. Ne yüce Tanrı ne de aydınlanmış (gnostik)
şahsın; yaratıcı ve onun yaptıklarıyla herhangi bir ilişkileri vardır27.
Gnostik kurtuluş mitinin, bir çok şekli vardır. Bir kısmı oldukça ayrıntılı
olan mitler, bu trajik durumu ve bu durumdan bir kurtarıcı vasıtasıyla nasıl
kurtulunacağını anlatırlar.

“Yüce Tanrı, dünyevi hayattan uzaktır ve onunla ilgilenmez. Zamanın
başlangıcından önce, bütünüyle ışıktan oluşan ilk semavi insan28 vardı.
Karanlığın kötü güçleri (ya da yaratıcı tanrı veya aeon ya da aeonlar birliği) bu
ilk insanı ele geçirdiler ve onu, karanlığın kaosundan kendisiyle dünyanın
yaratıldığı manyetik güçler olarak kullandıkları/kullandığı milyonlarca küçük
ışık parçasına böldüler. Ancak yine de, ışık parçalarının yakından takip
edilmeleri gerekiyordu. Çünkü, eğer onlar yer değiştirir ve yeniden
birleşirlerse, dünya kaosa geri dönecektir. Bu yüzden, binlerce kötü ruh
onları gözetim altında tutarlar. Işık parçası, dünyevi insanın, en iç benidir (
ancak ona ‘ruh’ demek doğru olmayabilir) ve evi olan semaya dönme
arzusuyla onu tedirgin olmaktan korur. Şeytanlar/kötü ruhlar bu arzuyu
baskı altında tutmak için insanı ilaçla uyutur ve uyuştururlar; ta ki, zaman
zaman semayı unutur, ancak bazı zamanlar (belli şahıslarla) arzusu
keskinleşir ve bu yer yüzü hapishanesinden kurtulmak ister.
Sonunda, şeytanların/kötü ruhların yaptıklarının farkına varan ve
insanın ancınacak durumu karşısında harekete geçen Yüce Tanrı, onu
kurtarmak için Oğlunu gönderir. Şeytanlar/kötü ruhlar, farkına varmasınlar
diye, dünyevi bir bedende dikkatli bir şekilde gizlenir. Tebliğde bulunur ve
insanlara şifa dağıtır ancak, asıl görevi, uzay boyunca şeytani güçlerin ileri
karakolu oldukları gezegenlerin birinden diğerine geçerken, ihtiyaç duyulacak
olan kutsal parolayı Seçilmiş’e vermektir. Babaya ulaşıncaya kadar geçilecek
olan bir dizi safhada ona yol göstermek için önden gider. Son olarak bütün
ışık parçaları semavi insanı yeniden oluşturmak için bir araya toplanacak ve
maddi dünya kaosa geri dönecektir”

Gnostisizm’e göre, insan korkunç bir korkunun, sonsuz bir zaman ve
mekan korkusu, bu dünyanın hay huyu ve düşmanlığı korkusu ya da daha
ziyade insanı yoldan çıkartmaya çalışan ve onu kendi gerçek benliğine
yabancılaştırmaya çalışan şeytani güçler hakkındaki bir korkunun kurbanıdır.
Kendini, şeytani güçlerin pençesinde hissettiğinden dolayı, kendisinden
korkar. O, artık kendisinin efendisi değil, fakat şeytanların oyun alınıdır.
Arzu ve iradesinin itkileriyle kendi manevi hayatına yabancılaştırılmıştır30.
29 Gnosis kelimesi, Yunanca “bilgi” anlamında kullanılan bir kelimedir. Bu anlamının yanı
sıra başka bir takım anlamlara da gelir. Kelime, gnostikler için, vahye benzeyen ve özel
olarak verilmiş bir bilgi anlamını ifade eder. Yalnızca hususi vahiyle seçilenler bu bilgiye
sahip oldukları gibi kurtuluş anahtarına da yalnızca onlar sahip olacaklardır.
 
Üst Alt