Dindar Oranı Yüksek Ülkelerin Ortak Özellikleri

selam ederim;

bir konu hakkında çok geniş ittifak olması o konunun doğruluğunu kanıtlamaz. gün gelir 1 kişi çıkar 1000 kişinin bildiğinin aksini savunur ve kazanır. sevgili peygamberlerimizde bulundukları zamanda bu bir kişilere örnektir. onlara getirilen öğütlerinde gerçek olmadıgına dair çok geniş bir ittifakda vardı değilmi? kişi sayısına bakmaz doğru üzerindeki hukum hesap ne ise ona bakar. ol deyince olduran yüce yaradan isteseydi yanlış gaybdan kovulup yeryüzünde olmazdı. onun burada olmasının sebebi insana verilen nitelik ve özelliklerini kullanması doğruyu keşfetmesidir. şeytan dediğimiz yanlış bile üzerindeki hesap gereği görevini icra eder. eğerki ulu Allah yanlışa bulaşmamış bir topluluk isteseydi bizleri öyle yaratırdı. ağaçlar gibi çakılı kalırdık da yanlış yapmaya ne gucumuz kuvvetimiz nede konusabilecek dilimiz nefesimiz olurdu. o vakit ne kitaba nede peygambere gerek kalmazdı. çünkü cenabı Allah bir emir verirse bu emirin yerine gelmek dısında başka bir seceneği yoktur. şans eseri olmama durumuda yoktur, kaza eseri olmama durumuda yoktur. o şey ne ise emre itaat eder. ulu Allah'ın emirlerinde tesadüfe yer yoktur. mikrodan makroya itaat eder. kainata bakıldıgında bunun aksi idda edilemez. çünkü 300milyonda 1 ihtimal gerçekleşip yaşam oluşmuştur dünyada. buna güneşin dünyaya olan mesafesiniden tutunda, dünyadaki hava miktarının, havadaki oksijen miktarının, atmosferdeki basıncın şiddetine, yer çekiminin şiddetine kadar sayılmayacak çok şey bir araya gelmiştir. bir insanın şans eseri oluşabilme ihtimali 1in yanına 600tane sıfır koyuldugunda mumkundur. bu hesaplar belkide ulu Allah'ın varlığını kanıtlamayabilir. ama ortada duran bu büyük ve doğru hesabın inceliğinin kanıtıdır. ister taş olun ister insan bu hesabın(kainat) içersinde varsanız ulu Allah ile bir ilişkiniz vardır. oda üzerinizde var olan o ince hesaptır. taş yerde dururken görevini icra eder taşıdıgı hesabın hakkını verir, ama insana verilen özgür irade, akıl ve muhakeme ile durdugunuz yerde o hesabın hakkını veremezsiniz. insanın tasıdıgı hesabın hakkını vermesi ancak doğruyu icra etmesi ile mumkundur. emin olunki öldükden sonra yapılacak sorgu bu yönde olacaktır. sana verilen güç, kuvvet, akıl, mantık ile ne yaptın? orada sorulacak soru ulu Allah'ın varlığı yokluğuna inanıp innamamak değildir. sorgunun başı ve sonu insana verilen nimetler ile ne yapıldığıdır. ben muslumanım ulu Allah'a meleklerine kitaplarına peygamberlerine ahiret gününe inandım... ee sonuç? peki bunlara inandında sen o taşıdığın hesapla ne yaptın? hangi kelimeleri kimler için harcadın? o dilinle kaç kalp kırdın? kaç gönül aldın? dil o küçücük agzın içinde hapsolmuş tehlikeli bir organdır. onun her yaptığı hareket kayıt altındadır. kaç kişiye uzattın sana verdiğimiz eli ? o el ile ne yaptın? sorgu sanıldıgı kadar kolay degildir, inanıp inanmamak değildir mesele o taşınan hesapla ne işler yapıldığıdır. inananada inanmayanada verilen bu nimetlerin ne şekilde kullanıldığının hesabı sorulacaktır. o vakit ortada ne dindar nede ateist ayrımı yoktur. ulu Alah kul hakkı yemeyin kabahatleriniz affolunur demiştir. çünkü yüce Allah yarattığı kullarını çok sever. birbirini üzen kıran ulu Allah'ıda üzer. birbirini mutlu eden ulu Allah'ıda mutlu eder. çünkü her varlık ulu Allah'ın nurunu taşır o nur işte bu ince hesaptır. aklı yeten aynı hesabın tüm tabiatta olduğunu bilip buna göre saygılı ölçülü dikkatli olunması gerektiğini bilerek yaşar. o hesabın var olduğu hiçbir canlıyı incitmez hatta o taşa bile saygı duyar. dindarın tanımı bu ölçülerde tekrar yapılmalıdır.

candan selam ederim.
 
Son düzenleme:
selam ederim;

sizlerle bir link paylaşmak istiyorum bugün internette okudum, insanların din'e dönmesi, yani salavat getirip müslüman olmaları bakın ne kadar kolay. peki onun doğrunun anlayışına erişebilmek bu kadar basitmi? ben ne bayanı nede hanımefendiyi dinine donduren adnan beyi eleştriyorum sadece din'e bakış açımızın incelenmesi gerektiği gözden geçirilmesi gerektiğini savunuyorum.

Milliyet - Kedicikler yine sosyal medyayı salladı
 
Son düzenleme:
Sayın tansxx,
İlk cümlenizi kendim için gereksiz bulurum ''galille dünya dönüyor dediğinde bütün dünya, dünya dönmüyor diyordu dünya o günde dönüyordu bu günde dönüyor'' Yanlışlamayı bu mantık üzerinden yapmadım. Sadece açık emir cümlelerinin bulunduğunu ve bir çok mütefessirinde bu cümleleri emir cümlesi olarak yorumladığını söyledim. Bu cümlelerin nasihat ya da tavsiye olduklarını söylemek için bu cümlelerin tavsiye cümlesi özelliklerini taşıması gerekir. Halbuki bu cümleler açıkça emir kipinde kurulmuşlardır.
Selam ve sevgilerimle
 
selam ederim;

sevgili sabit, fikrinize saygım vardır. internette küçük bir araştırma yaptım bunu sizinle paylaşmak isterim.

öğüt ile ilgili ayetler;
http://www.ayetbul.com/ayetler.php?kelime=%D6%D0%DCT;

emirleri;
KUR'AN'IN EMİRLERİ

benim fikrimde şudur; zorlama olmayan bir konuda emirden söz edilemez. Ancak Kurallardan söz edilebilir. örneğin diyet yapmak isteyen bir kimse diyetisyene rızası ile gider, diyetisyen bu işi yapabilmenin gerekliliklerini bir listede verir. beyaz ekmek yeme, makarna yeme, meyve ye, bolsu iç vs. diyet yapmak isteyen insana bunlar diyetisyenin emirleri olamaz heralde? bunlar diyet yapıp zayıflayabilmenin kurallarıdır. KUR'AN 'da bize nasıl layığı ile insan olunur bunları bildirir. emir farklıdır, ulu Allah emir verdiği vakit o tartışılmaz, insan'a "bir süre yaşayıp öleceksin" der ve tüm insanlık bir süre yaşayıp ölür. kimse bu emir'in dışına çıkıpda sonsuza kadar yaşayamaz, üzerinde tartışma götürmez onun emirleri, olmaktan başka bir şansı yoktur.

saygılar sunarım.
 
Son düzenleme:
Sayın tansxx,
Konuyu uzatmak istemiyorum ama anlaşılır olmasını sağlamak için bazı örnekler vermek zorunlu oldu.
İçki içmeyi, zina yapmayı, adam öldürmeyi, yol kesmeyi ve zina iftirasını yasaklayan kuralların ki bunlara had cezaları diyoruz. Hepsi emirdir ve uymayanları, uymaya icbar eden müeyyidelerle donatılmışlardır.
Selam ve sevgilerimle
 
selam ederim;

bu kurallar insanlığın iyiliği için koyulmuş kurallardır. Dileyen bunların hepsini yapabilmektedir, örnekleri çoktur.
 
sn sosyalist yani verdiğiniz kaynak ateist sitesi olunca yorumun başka türlü olması olanaksız zaten.
tabi kendi at gözlükleriyle bakıcaklar dünyaya.onların bilimselden anladıkları bu ne yapalım.
hakikatse çok başka.bazan bir musayı bir firavunun sarayında yetiştirir.o zulümlere böyle son verir.Allahın kudreti sonsuzdur.
Bir karunu malıyla mülküyle yerin dibine geçirir.Bir nemrudun sonunu bir topal sivri sinek getirir.
zulüm payidar olmaz.Kanla,gözyaşıyla,başkalarını sömürerek abad olmuş görünenlerin berbad olması yakındır.
maddi refah düzeyi ,insani bir gelişmişlik göstergesi değildir.



"eğer size bir yara dokundu ise heriflere de öyle bir yara dokundu; Hem o günler, biz onları insanlar arasında evirir çeviriniz, hem Allah iman edenleri bileceği ve sizden şehidler, şahidler tutacağı için; ki Allah zalimleri sevmez"Ali imran 140

buyuruyor Rabbimiz.yani galip olmakta mağlup olmakta imtihan.Fakirlik gibi zenginlikte imtihan.mühim olan nasıl bir insanlık sergilediğimiz..Bakarsınız bir kaç on yıl içinde süper güç müslümanlar olur.nitekim japonya ve almanyanın bu günkü gelişmişlik düzeyine erişmeleri ikinci dünya savaşındaki büyük yıkımdan sonra oldu.yani yarım yüzyıllık bir hikaye.Türkiyenin bu konuda önünün açık olduğunu düşünüyorum bendeniz.

kuranda rum suresi var.rumlar hristiyandı ve o zamanki farslılar,onları mağlub etmiş,ta istanbula kadar sürmüş,büyük ganimetler le dönmüşlerdi.o zaman mekkeli müşrikler Rasulullaha dediler ki;bakın bizimputperest kardeşlerimiz iranlılar sizin ehli kitap kardeşleriniz rumları nasıl yendiyse bizde sizi öyle perişan edeceğiz.bunun üzerine rum suresinde rabbimiz bid i sininde (3- 9 yıl içinde )rumların galip geleceğini bildirdi.bu o zaman imkansız görünen birşeydi.lakin gerçekleşti.Hatta sadakatte eşsiz hz.ebubekir,bu sure iner inmez gidip müşriklerin azılılarından biriyle bahse tutuştu.acaba diye bir soru aklına bile gelmedi.ve belirtilen süre içerisinde bahsi kazanıp 100 devesini alıp fakir fukaraya dağıttı.
 
Üst Alt