• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Devrân-ı Ömer'den

  • Konbuyu başlatan mopsy
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 0
  • Görüntüleme 1K

Okunuyor :
Devrân-ı Ömer'den

mopsy

Emektar
Üye
Selam!



İşittin mi?
Devrân-ı Ömer'de pek lâtif çenk çalan
ihtiyâr bir çalgıcı vardı.
Bülbül onun nağmesinden kendini kaybeder;
bir nağmesini dinleyenlerin şevki, yüz misli artardı.
Meclisleri, cemiyetleri, onun nağmeleri süsler;
onun sesinden kıyâmetler kopardı.
Sesi, isrâfil gibi mu'cizeler gösterir,
ölülerin bedenlerine cân bağışlardı.
Yahut İsrâfil’e yardım ederdi;
onu dinleyen fil bile kanatlanırdı.

O gün ki İsrâfil, sûrunu öttürdü
ve yüz yıllık ölüyü diriltti..

Peygamberlerin derûnunda öyle nağmeler vardır ki
o nağmeler, Tâliban-ı hikmet'e/doğum ve ölüm sırr'ını
öğrenmeye tâlib olana hayat bağışlar.

Fakat o nağmeleri his kulağı/gûş-u his duymaz.
Çünkü his kulağı , zulm yüzünden pislenmiştir.

İnsanoğlu perînin nağmesini fehm etmez;
çünkü perîlerin sırlarına nâmahremdir.

Gerçi insanoğlu ile perînin neğmesi birdir ama,
gönül nağmesi her iki sesten de üstündür.

Zira perî' de, insanoğlu' da mahpustur/yale/prison;
ikisi de bu bilgisizlik ve gaflet zindanındadır.

Bu, insan ve cinne Hakk'ın nidâsıdır.
Rahman Sûresinde:
"Yâ ma’şaralcinn" âyetini oku;
"Tenfüzû testa'tû" nun mânasını iyice bil!
"Ey insanlar ve cinnler,
göklerle yerin kenarından çıkıp-kaçabilirseniz
haydi kaçın.." dedi.

Velîlerin pâk kalblerinin nağmesi
evvelâ der ki:

"Ey yokluk âleminin cüzleri!
Kendinize gelin;
Bu yok eden yokluğa gönül bağlamayın.
Sâf bir kalbe vehm ve zann lâyık mıdır?
Ey Kevn ü fesad âleminde tamamiyle çürümüş canlar!
Ebedî cânlarınız ne vücuda geldi, ne doğdu!"

O hâllerden/cezbeden pek az,
pek cüzi bir miktarını söylesem cânlar,
mezar ve merkatlerinden baş kaldırırlar.

Kulak ver! O nağmeler uzakta değil;
Lâkin bu sırrı sana söylemeğe izin yok.

Agâh ol ki velîler, zamanın İsrafil’idirler.
Ölüler, onlardan hayat bulur ve yeniden doğarlar.

Ölülerin cânı ten mezarında iken,
velîlerin cânı onlara müessir olur da,
Sıçrayarak ayağa kalkarlar..
Ve derler ki:

"Bu nidâ, başkalarının sadâsı değil,
Hakk'ın işi.. O ölüyü diriltir..
Biz öldük, tamamiyle çürüdük, mahvolduk.
Fakat Tanrı sesi gelince hepimiz dirildik, kalktık.."

Tanrı sesi ister hicab ardından, ister hicabsız gelsin..
Cebrail, Meryem’e, yakasından üfleyerek ne verdiyse
Tanrı sesi de insana onu verir.

Ey derileri altında fâni olan gürûh!
Dost'un emri ma'dumu var eder.

O ses, bir Tanrı kulundan işitilmiş de olsa,
mutlak Şâh'dan gelen bir âvâzedir..

Celaleddin Rumi hoca
MESNEVÎ
Cild-1
 
Üst Alt