• Merhaba Ziyaretçi hoşgeldin! Forumdan daha fazla yararlanmak için buradan kayıt olunuz...

Derin ven trombozu nedir?

yekin97

Amatör
Uzaklaştırıldı
Derin ven trombozu (DVT) bacaktaki derin toplar damarlar içinde pıhtı oluşması anlamına gelmektedir. Pıhtı dışarıdan görülmeyen derindeki toplardamarlardadır. Pıhtı kan akımını tam yada kısmen engelleyerek bacakta toplardamar kanının birikmesine yol açar. Dışarıdan görülebilen toplardamarlardaki pıhtı yüzeyel ven trombozu veya flebit olarak adlandırılmaktadır.

Önemi:

DVT çoğu kez ağrısız olmakla beraber en önemli yanı oluşmuş olan pıhtının bulunduğu yerden kopup, kan akımı ile akciğer damarlarını tıkayarak ölüme neden olmasıdır. Bu durum akciğer embolisi olarak isimlendirilir. Acil bir durum olup, derhal tedavi edilmediği takdirde ölüme yol açabilir.

DVT unda pıhtı zaman içinde erise bile ki çoğu zaman tam olarak erimez- damarın içinde engeller, darlıklar oluşmasına ve kapakların bozulmasına yol açar. Bu durumda pıhtı oluştuktan yıllar sonra giderek artan bir şekilde bacaklardan dönmesi gereken toplardamar kanının akışı engellenip, damarlar içinde kan göllenmeye ve basıncı artmaya başlar. Bu durumda toplardamarlardaki yüksek kan basıncının dokulara zarar vermesi sonucunda bacakta şişme, ağrı, renk değişikliği ve bilekte yaralarla (venöz ülser) karakterize toplardamar (venöz) yetmezliği gelişir.

Nadiren tıkanan toplardamar bacakta göllenen kanın boşalmasını engellemesi sonucunda bacak giderek şişer ve sonuçta atardamar dolaşımı bozularak bacakta gangren gelişir. Phlegmasia Cerulea Dolens ismi verilen bu durum bacağın kaybına neden olabilen tek toplardamar rahatsızlığıdır.

Nedenleri:

DVT şu durumların bir arada bulunması halinde gelişir:

  • Derin toplardamarlardaki kan akımının yavaşlaması
  • Kanın pıhtılaşmaya olan yatkınlığının artması
  • Toplardamar iç yüzünün hasar görmesi yada bozulması


Bu durumlar günlük hayatta çok değişik şekillerde karşımıza çıkabilir. Bunların en önemlisi örneğin ameliyat sonrası dönemde olduğu gibi uzun süreli yatak istirahati yada yürüyememektir. Benzer bir durum felç yada kalp krizi geçiren hastalar içinde geçerlidir. Aynı şekilde uzun süreli uçak yada araba yolculuklarında da uzun süre hareketsiz oturmaktan ötürü DVT gelişebilir. Bunun yanında bazı kişilerde doğuştan pıhtılaşmaya yatkınlık vardır ve DVT yada benzer durumlar bu kişilerde ve akrabalarında sık sık ortaya çıkabilir. Kanser hastaları ve hormon tedavisindeki hastalar ile gebelerde DVT açısından risk altındadırlar.

DVT açısından riskli gruplar

  • ÇOK ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRLERİ (Risk 10 kat yada daha fazla )
  • Kemik kırıkları
  • Kalça/diz protezleri
  • Büyük genel cerrahi ameliyatları
  • Büyük travma ve yaralanmalar
  • Omurilik yaralanmaları
  • ORTA DERECEDE ÖNEMLİ FAKTÖRLER (Risk 2-9 kat fazla)
  • Artroskopik diz cerrahisi
  • Santral kateterler
  • Kanserde ilaç tedavisi
  • Kalp yetmezliği/ solunum yetmezliği
  • Hormon tedavisi
  • Kanser
  • Gebelikten koruyucu haplar
  • İnme/felç
  • Gebelik/Lohusalık dönemi
  • Geçirilmiş DVT
  • Pıhtılaşmaya genetik yatkınlık (Trombofili)
  • DAHA AZ ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRLERİ
  • 3 gün yatak istirahati
  • Uzun süre oturmaya bağlı hareketsizlik
  • İleri yaş
  • Laparoskopik cerrahi
  • Şişmanlık
  • Varis

Bu durumlar arasında sıklıkla gözden kaçan sorun trombofili olarak nitelendirilen ve genetik olarak pıhtılaşmaya özel yatkınlık ile karakterize durumlardır. Bunların çoğu kanda pıtılaşmayı engelleyen doğal mekanizmalardaki eksikliklere bağlıdır. Bu durumların başlıcaları Hiperhomosisteinemi, FV Leiden, G20210A AT III eksikliği, Protein C eksikliği, Protein S eksikliği, yüksek pıhtılaşma faktör düzeyleri II, VIII, IX, XI, antifosfolipid antikorları olan durumlardır.

Kaynak : .cuneytkoksoy.com
 
Üst Alt