• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Dengbejler

  • Konbuyu başlatan Guney
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 4
  • Görüntüleme 6K

Okunuyor :
Dengbejler

Guney

Kıdemli
Üye
Yasak Bir Dilin Anlatıcıları: Dengbejler

Ellerini koy sözün yüreğinin üstüne. Hissettin mi o sıcaklığı, yakıyor değil mi ellerini? Neden? diye sordum bilenlere. Sözün yüreği neden bu kadar sıcak? Dediler ki Sesin izini sür. Dediler ki Sorma bize, dengbejlere sor, onlar anlatsın Ya dengbejlerin dili yara bağlamışsa? Kim anlatır tarihin yaşadıklarını?

Bir dil yara bağlarsa İniltileri duyulmaya başlanır. İnceden inceye bir sızı birikir Taa o dağların orta yerine gömülmüş, acıların ve yasakların arasından hissedilir. Sonra birileri çıkar gelir. Sırtlarında abaları, ellerinde asaları ve yanlarında sözlerini doldurdukları heybeleriyle Tarih taşırlar. Zordur o tarihi taşımak. Hele de asırlar boyu o yükü omuzlarından hiç indirmeden taşımak daha da zor...

Karanlıkta yalınayak yürüdünüz mü hiç? Ayaklarınız takıldı mı taşların kenarlarına? İncindi mi sözler kadar ayaklarınız? Of demeyin sakın Hele o yaralarınız kabuk bağlarsa Siz susun, söyleyin söyleyeceğinizi bir dengbeje, o götürsün, ulaştırsın kurulan meclislere.

Yakar dertlerin yarası. Yasaklı gecelerin sıcak konukları dengbejler. Onların arkasına düştünüz mü gidersiniz o yakılmış, yıkılmış geçmişinize. Tarihin o kuytuluklarında, bazen yapayalnız kalırsınız, bazen başınızı yaslarsınız dengbejlerin göğsüne İnceden bir ezgi gelir konar avuçlarınızın içine. Bırakmayın dengbejlerin peşini


Dengbej, Kürtçede bir şeyi sözle aktarmak anl***** gelir. Deng ses, bej söyle, aktar... Kürt halkı tarihi boyunca kültürünü sözle icra etmiş. Söze ve sese yaslamış sırtını. Uzaklara, seslerini sarıp tarihin kararmış sayfalarına, öyle göndermiş...

Tarihlerini yazılı aktarma olanağı bulamamışlar. Bundan dolayı kültürünü sonraki kuşaklara aktarmak işini de sözler ve anlatıcılar üstlenmiş. Araştırmamız boyunca fark ettik ki, yazılı kültürler arasında bir korku var. İki yüz yıl önce Bağdat Valisinin, yazı ve edebiyatla haşır neşir olan Kürtleri yakalama emri çıkardığı ve ele geçirilenlerin derisini yüzdürüp özel çerçevelere gerdirdiği biliniyor.

Bir sayfalık yazı, onlar için derilerinin yüzülmesi anl***** gelir. Bu korkunun, yazılı edebiyatla aralarında bir mesafeye yol açmasının yanı sıra; yazılı edebiyatın gelişmesini de engellemesi, bu alanda ciddi bir boşluk doğurmuş. Bunu aşmanın yollarını aramaya çalışmışlar. Dengbejler, sözlü edebiyatın mimarları olarak yasakları ve zorlukları göze alarak kendilerini vurmuşlar dağ yollarına. Hem roman yazarı, hem söz ve beste ustası, hem de tarihin tanığı

Dengbejlerin sıcak soluğu o zorlukları üstlenmiş. Dengbejler, söz ve müziğin yardımıyla bir dengbejlik geleneği yaratmış ve ortaya yeni bir dil ve türkü tarzı çıkarmış. Böylece Kürtlerin günlük yaşamlarının ufak ayrıntıları üzerine kurulu bir sözlü edebiyat başlamış ve bu anlatılar, muhtevasındaki melodiler sayesinde daha geniş kitlelerin ilgisine neden olmuştur. Uzun yollar kat ederek bir bölgeden başka bir bölgeye kültürlerini taşımaya başlamışlar.

Dengbejlerin yaşamı gezmek ve anlatmak. Yaşananları anlamak, anlatmak, onların hikayesini anlatırken türküsünü söylemek. Bir halkın açlığını, yaşadıkları acıları anlatmak Zor, evet. Hem de çok zor. Savaşları ve savaşlardan arta kalan acıları, kurşun geçmiş tenin geride bıraktıklarını, yaralı sokakları, ıssız yurtları, köyleri, kimsesiz kalan yolları Kahramanlıkları... İhanetleri...

Bir kara haber vermek ne anlam taşır, yüreği türkülerle ve hikayelerle dolu bir dengbej için? Kılamın yüreğine sığınır, sırtını ona yaslar, öyle söyler söyleyeceğini.

Dengbejler genelde okuma yazma bilmeyen, sözlü kültürün özellikleri ve değerleriyle yetişmiş, yaşadığı toplumu, gelenekleri, koşullarını, çelişkilerini iyi bilen, güçlü bir belleğe sahip, sese ve söze biçim verebilirken onu estetize edebilir yetenekte, Kürt halk hikayelerini bir ezgiyle yoğurarak, kimi zaman da bir enstrüman eşliğinde belli bir zaman diliminde bu hünerini dinleyici topluluğu karşısında icra eden anlatıcılar olarak değerlendirilebilinir. diyor Abidin Parıltı. Bir de yıllardır dengbejlerle dostluk kuran onları anlatan Mehmet Uzuna soralım; bakalım, o ne diyecek dengbejler için:

Size dengbejlerimi anlatayım.
Evet, dengbej, dengbejlerim, dengbejlerimin sesi, kelamı, dili.
Dengbej, sese nefes ve yaşam verendir.
Dengbej, sesi kelam, kelamı kılam, türkü haline getirendir.
Dengbej, söyleyendir, anlatandır. Tıpkı yazılı edebiyatın ilk dengbeji Homeros gibi.


Yani dengbej; söyleyen, sözü nakşeden belleği canlı, diri tutan, hatta bellek olan.

Ancak dengbejin tanımı sadece bu kadar da değil, bu kadarı bir dengbeji tanımak için oldukça eksik; dengbej, sadece sese biçim veren, onu söyleyen değildir, aynı zamanda sesi stran, türkü, müzik haline getirendir de. Tıpkı Homerosun tanrıçası gibi. Söyle, tanrıça. Yani stran, kılam olarak, bir ritim, bir makam eşliğinde, bir müzik haline getirerek söyle. Söyle; öfkeyi söyle, öfkeyi dinleyiciye ulaştır, kelamı bir inci gibi dizerek, bir kuyumcunun elması işlemesi gibi, kelamı işleyerek, söyleyiş biçimiyle kelamı güçlendirerek, kelamı kılam haline getirerek dinleyicinin yüreğine, ruhuna hitap et.

Evet, dengbej, yani Homerosun tanrıçası. Sese biçim ve ritim, yaşam ve duygu veren; kelamı, sözcüğü, gönül ve yüreği terbiye eden, coşturan, teselli eden bir güç, bir kaynak haline getiren tanrıça İşte dengbej bu: İnsana, insanlığa bir dil; kimlik, tarih, benlik, bellek veren ses, nefes; insanı, insanlığı, insana anlatan, çağlar boyu, zamanlar boyu, kesintisiz bir çağlayan haline getiren kaynak.

Dengbej; kelam ustası, kılam ustası.

Dengbejlerin yeri, yurdu yoktur. Şehir şehir, köy köy dolaşıp, gittikleri yerlerde divan kurarlar. Geçimlerini de böyle sağlarlar. Aşıklar gibi dolaşır ve gittikleri yerin türkülerini ve hikayelerini anlatırlar. Söylenen türküleri, anlatılan hikayeleri başka köylere şehirlere taşır, oralarda anlatır ve söylerler.

Bazen tanıdık hikayeler de bulunur. Daha önce başka dillerle anlatılan hikâyeleri dengbejlerden de dinlemek mümkün.

Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Erzurum kışının dondurucu soğuğunu, çatıdan çatıya atlarken donan kedilerle anlatıyor. Ape Qado da, aynı hikayede açlık ve dondurucu soğuktan bahsediyor:

Açların en genci de, kedi gibi, dama sıçradı, iki sıçradı, üçüncüsünde, kedi gibi, dama tırmandı. Kedinin kaçabileceği bir yeri yoktu. Ama karşı ev, karşı evin damı? Kedi deyip geçmeyin, ölüm zamanında, çaresizlik zamanında çılgınlıksa çılgınlık, ölümse ölüm! Son bir gayretle kedi, gözlerini ölümün korkusu sinmiş o zavallı küçük mahlûkat, karşı dama ulaşmak umuduyla, kendini boşluğa fırlattı. Dediğim gibi zaman, kırmızı kar zamanıydı, en olağandışı şeylerin bile olağan hale geldiği bir zamandı.

Soğuktu, dünyada yaşanmamış bir soğuk vardı. İnsanın ağzından çıkan nefesin bile çıkar çıkmaz halkalar halinde donduğu bir zamandı. Her şey donuyordu. Kedicik de dondu. İki damın arasında, öyle dondu kaldı. Evet, evet; havada, boşlukta, yerden insanlardan uzak, öyle dondu kaldı. Bu gözler bunu gördü, buna şahit

Öykünün bitmesinden sonra Qado diyor, bu sert akraba, Qado, işin gücün bizi elaleme rezil etmek, yapma, yalanın da bir haddi hesabı olmalı. Bu kadar da yalan olmaz Qado. O kediyi öyle havada, orta yerde bırakma. Onu ya ilk dama geri götür ya da diğer dama ulaştır.
Hayır diyor Ape Qado da gülümseyerek. O kedi öyle havada donmuş kalacak.

Ama bu doğru değil, Qado. Bu doğru olmaz, vicdansız Qado*

Hiçbir dengbej zengin, varlıklı olamamış. Sıradan bir yaşamları var hepsinin. Zaman zaman beylerin, ağaların divanlarına gidilip orada muhabbet etmişlerse de bu belirleyici değil. Dengbejler yoksulluğun derdi, tasası ve dermanıdırlar. Ağaların, beylerin eğlence mezesi hiç olmamışlar.

Dengbejliğin ana damarı doğaçlamadır. Anlattıkları hep doğaçlama üzerine kuruludur. Derleme yapanlar da olmuş ama bunun sorunlar yaratması da söz konusu. Derleme yöntemleri ezbere dayalı olduğu için türküler ve hikayeler değişime uğramış çoğunlukla. Her dengbej derlediği türküye ya kendisinden bir şeyler eklemiş ya da yazılı olmadığı için bazı bölümler zamanla unutulmuş ve değişime uğramış. Bu nedenle bir dengbejin kendi eseri bile bir diğerinin aynısı olmayabilir. Hatta bulunduğu ortam dahi belirleyici olabilir. Yaşadığı herhangi bir olayın etkisi de ona yansımış olabilir.

Bunun yanısıra gittikleri yerlerin kadınları tarafından söylenen türküleri dinleyip bir yerden bir yere taşımışlar. Kadınların söyledikleri türküler ve anlattıkları hikayeler olmuş. Kadın dengbejlerin her yere gidememesinden dolayı, söyledikleri birçok hikaye ve türkü belirli yerlerle sınırlı kalmış. Dengbejlerin bu aktarıcı rolü sayesinde birçok türkü veya hikaye, onu yaratan kadınlardan alınmış, yeniden derlenerek daha geniş dinleyici kitlesine ulaştırılmış. Aksi halde birçok türkü ve hikaye, yaratıcısı köylü kadınların ölümüyle birlikte unutulup gitmesine yol açardı. Ki unutulup giden de çoktur.

alevileriz.biz
 

Guney

Kıdemli
Üye
Dengbejler tıpkı yazarın da dediği gibi;

"İnsana, insanlığa bir dil; kimlik, tarih, benlik, bellek veren ses, nefes; insanı, insanlığı, insana anlatan, çağlar boyu, zamanlar boyu, kesintisiz bir çağlayan haline getiren kaynak.

Ben teşekkür ederim...
 

SEHERYELİ

Tecrübeli
Üye
bizim için dengbejlik çok büyük önem taşır
dengbej kürt edebiyatının bir ayağıdır
yasaklanan bir dilin anlatıcılarıdır degbıjler
paylaşım için çok teşekürler syn. Guney
 

Guney

Kıdemli
Üye
Ben teşekkür ederim sevgili arkadaşım..
Buradan kocaman teşekkürlerimizi ve saygı ile beslenmiş sevgilerimizi gönderiyorum tüm ustalara...
Yok edilmesin KÜLTÜRÜMÜZ...
 
Üst Alt