Darwin'den Sonra Kuram'ın Gelişimi ve Bilimin Her Alanına Yayılışı

Darwin'den Sonra Kuram'ın Gelişimi ve Bilimin Her Alanına Yayılışı

Evrim bir doğa yasasıdır. Fizik yasaları, canlılık ve Evren yerli yerinde durduğu sürece de mutlaka ama mutlaka var olacaktır. Ancak Evrim Kuramı, bu doğa yasasını açıklamak için ortaya atılmış bilimsel bir tezdir. Çürütülebilir, geliştirilebilir, değiştirilebilir, ilerletilebilir... Ki 1859'dan beri yapılan da budur. Ancak nasıl ki Newton'un Yerçekimi Teorisi, İzafiyet Teorisi ve Kuantum Mekaniği ile değiştirildiyse ve netleştirildiyse ama Kütleçekim yasası olduğu gibi yerinde kaldıysa; Evrim Kuramı da ne kadar değişirse ve gelişirse gelişsin, Evrim bir doğa yasası olarak kalmaya devam edecektir. Evrim çürütülemez. Evrim Kuramı çürütülüp, değiştirilebilir. Tabii böylesine kapsamlı ve bunca senedir, onlarca bilimden destek alıp onları besleyen bir kuramın tamamen çökmesi de artık olanaksızdır. Bilim insanları şu anda sadece Evrim Kuramı'nı daha derinleştirip, ufak eksiklerini tamamlamaya çalışmaktadır. Yoksa türlerin evrim geçirdiği ve farklılaştığı artık tartışılmaz bir gerçektir.

Mendel'in Yasaları'nın tekrar keşfedilmesi, Evrim'in nasıl sürdürüldüğünün (var olup olmadığının değil!) tartışmalarıyla ilgili olarak iki yeni ekolün doğmasına sebep olmuştur:

Sıçramacılık (Saltationism)

Bu ekole ait bilim insanlarına göre genetik değişimler ciddi etkilere sahip mutasyonlar ve değişimler ile olmaktadır. Evrim, kademeli olarak, Darwin'in açıkladığı gibi yavaş yavaş ilerlemez; tam tersine bir anda ve hızlı değişimler gözlenir. Bu ekolün doğmasına sebep olan şey, Mendel'in genetiğin çok hızlı bir şekilde değişebileceğini düşünmesidir. Mendel'e katılan insanlar, hızlı bir şekilde bu görüşe kaymışlardır.

Biyometrikçiler (Biometricians)

Bu ekoldeki insanlar ise Mendel'in hatalı olduğunu ve deneysel verilerin gösterdiği gibi mutasyonların çok ani olması durumunda canlının yaşamını sürdüremeyeceği, dolayısıyla Evrim'in yavaş ilerleyen bir süreç olması gerektiğini savunurlar. Bu kişilere kademeliciler (gradualists) de denebilir.

Bu tartışmalar, yaklaşık 20 yıl kadar sürdü ve çok şiddetli geçti; tıpkı günümüz bilim düşmanlarının bilime ve Evrim'e saldırmaları gibi. Ancak tartışmaların kesilmesine sebep olan keşif, Thomas Hunt Morgan'dan geldi. Morgan, laboratuvarında günümüz modern biliminin de en sevdiği canlılardan biri olan Drosophila melanogaster (meyve sineği) üzerinde Evrimsel Biyoloji ile ilgili çalışmalar yaptı ve eldeki iki bilimin, Evrimsel Biyoloji ile Genetik Bilimi'nin ortak noktasını keşfetti: Popülasyon Genetiği. İşin ilginç ve hayranlık duyulası tarafı ise Morgan'ın esasında bir sıçramacı olması; ancak laboratuvarında yaptığı çalışmalar sonucunda mutasyonların yeni türlerin oluşumunu tetikleyebileceğini ve bunların yavaş süreçler olduğunu göstermesi sonucu dürüstçe yanıldığını ilan edebilmesidir. Bu da bizlere, bilim insanları ile cahilce gördüklerine değil, duyduklarına ve inandıklarına sarılıp gerçekleri kabullenemeyen insanlar arasındaki farkı güzel bir şekilde göstermektedir.

Morgan'ın çalışmaları, genetik çeşitliliğin popülasyonlar içerisinde mutasyon sayesinde artabileceğini ortaya koydu. Bu çalışmalar Ronald Aylmer Fisher, John Burdon Sandersan Haldane ve Sewall Wright gibi bilimin dehası sayılan isimlerce bir adım öteye götürüldü. 1918'de Fisher, yayınladığı bir makalesinde biyometrikçiler tarafından sürekli artan genetik varyasyonların ölçülebilme sebebinin birbirinden uzak gen "lokusları"nın varlığı olabileceğini ortaya koydu.

1920 yılında JBS Haldane, endüstriyelleşme sonucunda sanayi kelebeklerinin (Biston betiluria) çeşitli varyasyonlarının popülasyon içerisinde değişeceğini gösteren Bernard Kettlewell'in bu görüşlerinin matematiğin işin içerisine dahil edilmesini sağlayarak ispatladı. Böylece Evrimsel Biyoloji, ilk defa ayrıntılı bir matematik ile değerlendirilmiş ve geçerliliği gösterilmiş oldu.

Bunun ispatlanmasıyla birlikte, Fisher 1930 yılında Doğal Seçilim'in Genetik Teorisi (The Genetical Theory of Natural Selection) isimli kitabını yayınladı. Burada, Mendel Genetiği'nin Evrimsel Biyoloji ile tamamen uyumlu olduğunu ispatladı. Bundan hızını alan Haldane, yaptığı matematiksel modellerle doğada Evrim'in Fisher'ın tahmin ettiğinden çok daha hızlı işleyebileceğini; ancak büyük sıçramalardan bahsedilemeyeceğini ortaya koydu.
evrimagaci.org
 

Benzer konular ↴

Benzer konular ↴

Üst Alt