• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

D. H. Lawrence’den secmeler!

  • Konbuyu başlatan mopsy
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 5
  • Görüntüleme 2K

Okunuyor :
D. H. Lawrence’den secmeler!

mopsy

Emektar
Üye
MERHABA!

Sevgi ereğe doğru bir ilerlemedir. Böylece karşıt erekten de uzaklaşan bir ilerlemedir.
Cennet doğrultusunda yol alır sevgi. Nerden yola çıkmıştır öyleyse? Cehennemden,
ne olur cehennemde? En sonunda bir artı sonsuzdur sevgi. Eksi sonsuz nedir öyleyse?
Artı sonsuzla eksi sonsuz aynı şeylerdir, çünkü sonsuz birdir. Demek ki sonsuzluğa cennet doğrultusunda
ya da karşıt doğrultuda, ad infinitum ilerleme arasında pek bir ayrım yoktur.
İki durumda da elde edilecek sonsuzluk, değeri hiçbir yerde değişmeyen aynı katkısız sonsuzluk olduktan sonra,
hiçlik olmuş her şeylik olmuş, ne önemi var? Sonsuzluk, sonsuz, erek değildir. Bir çıkmazdır ancak,
ya da başka deyimle, dipsiz kuyudur. Dipsiz kuyuya düşmek, hiç durmadan yol gitmektir.
Duvarları güzel bir çıkmaz da eksiksiz bir cennet olabilir. Ama gözümüz, korunaklı,
cennet bağı örneği bir barış, bir yetkin mutluluk çıkmazındaysa bu yetmez bize.
Dipsiz kuyuda hiç durmadan aşağı doğru düşmek de olmaz. Bir erek değildir sevgi; bir yolculuktur ancak.
Tıpkı bunun gibi, ölüm de bir erek değildir; temel öğeler karmaşası içinde paramparça bir yolculuktur.
Temel öğeler karmaşasından her şey yeni baştan yaradılışa atılır. Böylece, ölüm de bir çıkmazdan,
bir eritme kazanından başka bir şey değildir. Bir erek vardır, ama bu ne sevgidir ne de ölüm.
Ne sonsuz, ne de sonrasızdır bu erek. Serin tadın ülkesi, mutluluğun öbür acunudur. Bir gül gibiyiz biz,
katkısız özeği, katkısız bağış dengesiyle olağanüstü bir gül. Zamanla uzayın ortasında yetkinlik ile dengeli bu gül,
bütündür eksiksizlik ülkesinde, ne zamana bağlıdır ne de uzaya, ama yetkinlik niteliğiyle,
bağışın katkısız içtenliğiyle mutlaklaşır. Biz zaman ile uzayın yaratıklarıyız. Ama bir gül gibiyiz;
yetkinliğe ulaşırız, mutlaklık noktasına varırız. Biz zaman ile uzayın yaratıklarıyız.
Birden zaman ile uzaydan soyularak, mutlaklık ülkesinde, mutluluğun öteki acununda, bütünlenmiş katkısız yüceliğin yaratıkları oluruz.
Anka kusu- YKY/2007

DEVAM EDECEK.....
 

mopsy

Emektar
Üye
MERHABA!

Bir meşale verin bana!
Bu çiçeğin mavi çatallı meşalesiyle
Ineyim karanlık merdivenlerden...
Persephone'nin ardından.

D. H. Lawrence

DEVAM EDECEK....
 

mopsy

Emektar
Üye
merhaba!

Bir kiritik

Özgür ve asi denemeler Birinci Dünya Savaşı'nı yaşamış İngiliz yazar D.H. Lawrence, 20. yüzyılın ilk yarısında, edebi ürünler verdiği yirmi yıllık süreç boyunca romanları, denemeleri, öyküleri, şiirleri ve edebiyat eleştirileri ile gündemde olmuş, hatta ölümünden sonra derlenen mektuplarıyla da ilginç bir mektup yazarı olarak okurunun belleğinde iz bırakmıştı. Döneminin yazarları ile karşılaştırıldığında, romanlarında cinselliğe özgürce yer veren cesur bir yazar olarak öne çıkan D.H. Lawrence'ın kimi eserleri müstehcen bulunup toplatılırken Birinci Dünya Savaşı'nın sert atmosferinde, hem İngilizler hem Almanlar tarafından casus olduğu şüphesiyle tutuklanmış, göz altında tutulmuş, sürülmüş, savaş zamanında da, barış zamanında otoriteyle ilişkileri hep sorunlu olmuştur ki, bu yaşam tarzının, eserlerine de yansıyan özgür ve asi tutumunun bir parçası olduğunu görmek çok zor değildir. Üstelik 1930'da öldükten sonra bile otoriteleri uğraştırmaya devam etmiş 1928'de yayımlanan romanı Lady Chetterley'in Sevgilisi müstehcen bulunup hemen toplatılırken, kitabın davası yüzyılın en uzun süren sansür davalarından biri olmuş, ancak 1959'de Amerika'da, 1960 yılında ise İngiltere'de kendini aklayarak yeniden yayımlanabilmişti. Ayrıca, ölümünden sonra derlenen denemelerinden oluşan 900 sayfaya yakın uzunluktaki Phoenix isimli kitabından seçilen on beş deneme ile Türkçeye çevirilen Anka Kuşu'nu okurken Lawrence'in yaşamından ve tercihlerinden haberdar olmak, okuma deneyimine farklı bir keyif katacaktır.. Anka Kuşu, Lawrence'in en ünlü denemelerinden on beş tanesini içeriyor. Yüzyılın başında Avrupa'da demokrasiye ve dine bakışı yansıtan iki denemenin yanında, Lawrence'ın kadın erkek ilişkileri hakkındaki düşüncelerini aktaran 'Horozsu Kadınlar, Tavuksu Erkekler' de, kitapta yer alıyor.

Elbette, yeni yüzyılda kadınların erkekleri yönettiğini ve erkeklerin üzerinde üstünlük kurduğunu vurguladığı ünlü denemesini, Lawrence'ın kendinden altı yaş büyük, evli ve üç çocuklu olgun bir kadınla yaşadığı aşk ilişkisinin farkında olarak okumak gerekiyor. Kızıl Baron'un kuzeni Lawrence, Almanların ünlü savaş pilotu Kızıl Baron'un uzaktan akrabası olan Frieda von Richthofen ile ilişkiye girip Almanya'yı ziyaret ettiğinde, İngiliz casusu olduğu gerekçesiyle tutuklanmış, daha sonra Frieda von Richthofen ile evlenip İngiltere'ye yerleştiklerinde ise Alman denizatlılarına sinyal gönderdikleri iddiasıyla Alman casusu olmakla suçlanıp gözaltına alınmıştı ki, onun libidosu yüksek genç bir edebiyatçı iken askeri kökenli bir aileden gelen Frieda von Richthofen ile yaşadığı aşk sonrasında İngiliz ve Alman imparatorlukların peşine düştüğü bir casusa dönüşmüş olduğunu fark eden okuru, yazarın kadınların güçlü kişilikleri ve ince hesapçılıklarıyla artık erkeklerden daha baskın olduklarına dair görüşlerinin kendinden altı yaş büyük olan karısı Frieda von Richthofen ile şekillendiğini de tespit edebilecektir. Anka Kuşu'nun sonunda ise roman hakkında dört deneme yer alıyor. Romancılığı ile de tanınan Lawrence'ın, roman hakkındaki fikirleri ise kitaptaki diğer denemelerde de ön plana çıkan başka iki kavramla, din ve tanrı ile dolu. Lawrence ,dogmalara karşı, marjinal bir yazar olarak tanınsa da, dönemin Avrupa'sında dinin ve tanrı kavramının insanların yaşamında kapladığı önemi gösterircesine, neredeyse her paragrafın, her düşüncenin, her tespitin dine ve tanrıya bağlanması Avrupa'da dinin, toplumu ve hatta aydın mekanizmasını şekillendiren en güçlü etken olduğunu düşündürüyor. Bugün de din ekseni üzerinde işleyen, uluslararası anlaşmaları din adamlarının heykelleri ve portreleri altında imzalayan Avrupa'yı göz önüne alan okurlar, komşularımızın yüzyıldır laiklik konusunda fazla yol kat etmediği sonucuna Lawrence'ın denemelerini referans alarak da ulaşabilir. Profesör Akşit Göktürk'ün Türkçeye çevirdiği Anka Kuşu, yazarı tanımak isteyenler için iyi bir başlangıç, takipçi okurları için de yazarın diğer eserlerinin ortaya çıkış sürecini aydınlatan bir rehber.

Cem Şancı-Radikal Kitap

DEVAM EDECEK....
 

mopsy

Emektar
Üye
merhaba!

Lady Chatterley'in Sevgilisi
Connie ile Clifford 1920 yılının güzünde evleri Wragby'ye geldiler. Kardeşinin, verdiği sözden dönmüş olmasına içerleyen Miss Chatterley evden ayrılmış, Londra'da tuttuğu küçük bir katta yaşamaya başlamıştı. Wragby, on sekizinci yüzyılın ortalarında yapılmaya başlanmış, hiçbir özelliği bulunmayan çevresi içinde kocaman, gösterişli bir yurtluk oluncaya değin eklerle büyütülmüş, kahverengi taştan, uzun, basık bir evdi. Yaşlı meşe ağaçlarıyla dolu, oldukça güzel bir parkın ortasında, bir tepedeydi, ne yazık ki hemen yakınında Tevershall kömür ocağının buğulu duman bulutlarıyla tütüp duran bacası, tepenin nemli, puslu eteklerinde de parkın hemen hemen kapısından başlayarak, bütünüyle umarsız bir çirkinlik içinde bir mil boyu uzanan kaba, darmadağın Tevershall köyü görünüyordu: Evler, insana direngen, bomboş bir gönül darlığı veren, yere kapaklanmış kara taş-tahta çatılarıyla, keskin köşeleriyle, dizi dizi, tiksinç, küçük, kirli tuğla evler.
D. H. Lawrence

DEVAM EDECEK....
 

mopsy

Emektar
Üye
MERHABA!

D. H. Lawrence

"Bu kuru söz kalabalığı, sana dokunamadığım için. Seni kollarıma alıp uyuyabilseydim, bunca mürekkep şişede de durabilirdi. Birlikteyken gene erdemli kalabilirdik. Ama bir süre ayrı olmamız gerekiyor, gerçekte böylesi de daha iyi. Ah, kesinlike güvenebilsek geleceğe... Ama benliklerimizin büyük kesimi bir arada, bir süre bekleyerek, en kısa bir zamanda buluşmak üzere birbirimize doğru yol alıyoruz. John Thomas, Lady Jane'e iyi geceler diler, biraz boynu bükük ama gönlü umut dolu."

Lady Chatterley'in Sevgilisi

DEVAM EDECEK......
 

mopsy

Emektar
Üye
MERHABA!

D.H. Lawrence
1885'te Eastwood, Nottinghamshire'da bir madenci ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. İlk şiirleri 1909'da, ilk romanı The White Peacock (Ak Tavuskuşu) 1911'de, ilk öykü kitabı The Prussian Officer and Other Stories (Prusyalı Subay ve Başka Öyküler) 1914'te yayımlandı. İlk oyununu 1909'da bitiren yazarın yaşamı boyunca yazacağı sekiz oyun ise sağlığında ne sahnelendi ne de, yalnızca biri, The Widowing of Mrs Holroyd (1914; Bayan Holroyd'un Dul Kalışı) dışında, yayımlandı. The Trespasser (İzinsiz; Türkçeye Günahkâr Ruhlar adıyla çevrildi) 1912'de ve Sons and Lovers (Oğullar ve Sevgililer) 1913'te yayımlandı. Eylül 1915'te yayımlanan The Rainbow (Gökkuşağı) açık saçık bulunarak toplatıldı. 1916'da bitirdiği Women in Love (Âşık Kadınlar) ise ancak 1920'de, New York'ta, sınırlı sayıda yayımlanabildi. 1919'da, Lawrence'ın gönüllü sürgün yılları başladı. Karısıyla birlikte ilkin İtalya, sonra Seylan ve Avustralya'ya gitti. 1922'de New Mexico'ya yerleştiler, ancak 1925'te sağlığı bozulmaya başlayınca İtalya'ya döndüler. Lady Chatterley's Lover (Lady Chatterley'in Sevgilisi) Floransa'da 1928'de yayımlandıktan hemen sonra açık saçık bulunarak yasaklandı. Yüzyılın en uzun süren sansür davalarından birinin konusu olan roman, 1959'da Amerika'da, bir yıl sonra da İngiltere'de aklanarak satışına izin verildi. Lawrence 2 Mart 1930'da Vence, Fransa'da veremden öldü.

Anka Kuşu - D.H. Lawrence --- Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık A.Ş
 
Üst Alt