• Merhaba Ziyaretçi hoşgeldin! Forumdan daha fazla yararlanmak için buradan kayıt olunuz...

Cuma hutbesı-2

mopsy

Emektar
Üye
Yetimi ve Yoksulu Gözetmek, İhlaslı Olmak

Selam!

Değerli Müminler!
Her gün namazlarımızda okuduğumuz bazı sureler vardır. Bunlardan birisi de Maun Suresidir.
Yüce Rabbimiz bu surede şöyle buyurmaktadır:
Bismillahirrahmanirrahim
107.1-7. Gördün mü, dini yalanlayanı! İşte o, yetimi itip kakan, yoksula da yedirmeyi özendirmeyen kimsedir. Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, Onlar namazlarıyla gösteriş yaparlar. Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.
Sadakallah!

Bu sure-i celilede başta müşriklerden ve onların özelliklerinden bahsedilirken, surenin devamında ise münafıklara ve onlara has özelliklere temas edilmektedir.

Nitekim İslamın ilk dönemlerinde Mekkedeki müşrikler kimsesiz ve yardıma muhtaç durumda bulunan yetimleri küçümseyerek onları dışlıyor, yoksullara yardım etmedikleri gibi başkalarının da yardım etmesini engelliyorlardı.
Medinedeki münafıklar ise namazları ihlas ve samimiyetle değilde gösteriş için, başka gayeler için kılıyorlardı. Sadece insanların yanında namaz kılarlar, yalnız kaldıklarında ise namazı terk ederlerdi.

Kıymetli Müminler!
İslamda asıl olan iman ve ihlastır. Nitekim ibadetlerimizde iman ve ihlas, tevhid ilkesinin ibadetteki yansımasıdır. Zira Allah, ancak samimiyetle sadece kendisi için ve rızası gözetilerek yapılan ameli kabul eder. Müslüman, çevresine duyarsız kalamaz, yetimi ve yoksulu itip kakamaz. Kişisel yarar gözetmeksizin başkasına faydalı olmaya çalışarak toplumsal dayanışmanın oluşmasına ve sürdürülmesine büyük önem verir.

Namazında ve diğer ibadetlerinde gafil olmaz. Gösteriş ve riyadan uzak durur.Yalnız başına dahi olsa kendisini her daim gözeten bir Rabbinin olduğunu bilir. Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz bilinciyle sosyal dayanışma ve yardımlaşmayı hayatının temel ilkesi haline getirir.

Kardeşlerim!
Dinin insanlığa yönelik en büyük hedefi insanlar arasında sevgi ve dayanışmayı, paylaşmayı sağlamak, mutlulukların paylaşıldığı gibi sıkıntıların da paylaşıldığı bir insanlık bilinci oluşturmaktır. Bu bakımdan Maun suresinde bir taraftan Allah´a karşı gerçek anlamda kulluk görevlerini yerine getirmeyenler eleştirilirken diğer taraftan da gerçek dindarları yetim ve yoksullara yardım etmeye özendirmekte; ihtiyaç sahiplerine yardım konusunda başkalarını teşvik etmenin gereği vurgulanmaktadır.

Değerli Kardeşlerim!
Sonuç olarak gerçek kurtuluşa ermek için gösterişten uzak, iman ve ihlas ile hem Allaha hem de insanlara karşı görevlerini yerine getiren bir Muslüman profiline ihtiyacımız var.
Hutbemi Peygamber Efendimiz (s.a.s)in bir duası ile bitirmek istiyorum:
Allahım! Senden hidâyet, takvâ, iffet ve gönül zenginliği isterim.
Müslim, Zikir, 72

Abdulkadir Millidere

Darmstadt Merkez Cami Din Görevlisi
Musluman
Cuman mubarek olsun!
 

mopsy

Emektar
Üye
Bir Vasiyetname Olarak Veda Hutbesi

Selam!

Muhterem Müslümanlar!
Peygamberimiz (s.a.s)' in hicri 9. yılda (miladi 632) veda haccı esnasında Arafat, Mina, Akabe gibi yerlerde ashabına yaptığı konuşmalara veda hutbesi denilmektedir. Bir başka adıyla Peygamberimizin ümmetine vasiyeti denilmektedir.

Kardeşlerim!
Vasiyet bir kişinin vefatı esnasında veya daha önce sevdiği kişilere yaptığı son nasihat ve tavsiyeleridir.
Hz Peygamber (s.a.s) de veda haccında Müslümanlara nasihatta bulunmuş, binlerce sahâbeye topluca son olarak hitap etmiş ve onların şahsında tüm insanlığa hikmet yüklü tavsiyelerde bulunmuştur.

Değerli Müslümanlar!
Gelin hep birlikte ana hatlarıyla Peygamberimiz (s.a.s)'in veda hutbesine kulak verelim.

Ey insanlar! Bilmiyorum, belki de bu günden sonra burada sizinle bir daha buluşamayacağım.

Ey insanlar! Biliniz ki Rabbiniz birdir, atanız da birdir. Arap'ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap'a, beyazın siyaha, siyahın da beyaza hiçbir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir. Biliniz ki mallarınız ve canlarınız dokunulmazdır. Faiz ve kan davaları kaldırılmıştır.

Ey insanlar! Kadınların haklarına riayet etmenizi bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Sözümü iyi dinleyin! Müslüman Müslüman'ın kardeşidir. Sakın zulmetmeyin. Herkes kendi işlediği suçtan sorumludur. Baba oğlunun, oğulda babanın suçundan sorumlu tutulamaz. Herkesin mirastan payını verin. Borçlar ödenmelidir. Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine iade etsin. Rabbiniz olan Allah'tan sakının, ona kulluk edin namazınızı kılın, orucunuzu tutun, haccınızı yapın, zekâtlarınızı gönül hoşluğuyla verin.

Ey Mü'minler size iki emanet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldığınız sürece asla yolunuzu şaşırmazsınız. Bunlar Allah'ın kitabı Kur'an ve Peygamberinin sünnetidir.

Kardeşlerim!
Peygamberimizin evinde büyüyen amcasının oğlu İbni Abbas bu konuşmaları naklettikten sonra
"Allah'a yemin ederim ki bu sözler Rasulullah'ın ümmetine vasiyetidir. Burada bulunanlar bulunmayanlara tebliğ etsin"
İslam ansiklopedisi, c 42, s 132.
demiştir.

Peygamber efendimiz kendisine verilen risâlet görevini en güzel şekilde yerine getirerek ömrünü insanları iyiye ve güzele çağırmaya adamıştı. Tüm insanlığa başta en yüce vasiyet Kur'ân-ı Kerîm ve yaşayan bir Kur'an olan örnek ahlâkını bırakmış, nebevî bildirileri çağlar boyu insanların yollarını aydınlatmıştır.

Bugün bize düşen, bizleri her iki âlemde mutluluğa ulaştıracak Peygamberimiz (s.a.s)in eşsiz bu mirasına sahip çıkmaktır.

Hutbemi başta okuduğum ve Peygamberimizin risalet görevini layıkıyla yaparak vahiy sürecinin tamamlandığını bildiren ayeti kerimenin meali ile bitirmek istiyorum.
Bismillahirrahmanirrahim
5.3. "Bugün sizin dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'dan razı oldum.
Sadakallah!

Sani GEDİK

Barmbek Alipaşa Cami/ Hamburg
Musluman
Cuman mubarek olsun!
 

mopsy

Emektar
Üye
Selam!

Kıymetli Kardeşlerim!
Okumuş olduğum ayeti kerimede Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
Bismillahirrahmanirrahim
Andolsun, Allahın Resûlünde sizin için; Allaha ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allahı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.
Sadakallah!

Peygamber efendimiz (s.a.s) de okumuş olduğum hadisi şerifte mümin ve Müslümanı, güven konusuna dikkat çekerek, şöyle tarif etmiştir:
Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden güvende olduğu kimsedir. Mümin de insanların canları ve mallarının güvende olduğu kişidir.
Tirmizî, Îmân, 12

Değerli Müminler!
Güven, insan hayatı için çok önemlidir. Zira her insan canı, inancı, nesli, malı ve onurunun emniyette olduğu, temel hak ve özgürlüklerinin korunduğu güvenli ortamlarda yaşamak ister.
Modern zamanlarda birey ve toplumların güven duygusunun ağır yara aldığı bir gerçektir. Güven duygusunun yaralanması, güven toplumunu inşa eden samimiyet, sadakat, emanet bilinci, ahde vefa, sevgi, saygı, merhamet ve yardımlaşma gibi değerlerin de zarar görmesini beraberinde getirmektedir. Bu durum değer ve duyguların istismar edilmesine de sebep olmaktadır.

Oysa İslam, hoşgörü, barış ve huzuru, kısacası güven toplumunu inşa için gelmiştir.

Aziz Müminler!
Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz (s.a.s) de iman ile emân; mümin ile güvenilir olmak arasında sımsıkı bir bağ kurmuştur. Allah Resûlü, güven ve güvenilir olmak konusunda bizlere en güzel örnek olmuştur.

Risaletinden çok önce Muhammedül-Emin olarak anılan Hz. Peygamber, hayatının her döneminde güvenilir bir insan modeli sergilemiştir. Öyle ki kendisiyle amansız bir mücadeleye girişenler dahi onun dürüstlük ve güvenilirliğini kabul etmiştir.
Peygamber Efendimizin Medinede inşa ettiği toplum modeli, sadece Müslümanlar için değil, aynı zamanda farklı inanç mensupları için de bir huzur ve güven kaynağı olmuştur. Yesrib şehrini bilgi, hikmet, adalet, güven ve kardeşlik yurdu Medineye dönüştürmüştür.

Kıymetli Kardeşlerim!
Diyanet İşleri Türk İslam Birliği olarak her yıl içinde bulunduğumuz bu haftayı, Kutlu Doğum Haftası olarak idrak ediyoruz. Belirlemiş olduğumuz Hz. Peygamber ve Güven Toplumu konusunda etkinlikler yaparak bu konuda bir duyarlılık ve hassasiyet oluşmasını hedefliyoruz.

Bu nedenle hafta boyunca derneklerimizde Hz. Peygamberin örnekliği çerçevesinde güven bilincine dikkat çekilecek ve güven duygusunun pekişmesine katkı sağlayacak etkinlikler yapılacaktır. Bu vesile ile bütün cemaatimizi kutlu doğum etkinliklerimize davet ediyoruz.

Hutbeme son verirken Kutlu Doğum Haftasının, İslam âlemine ve tüm insanlığa barış, huzur ve saadet getirmesini Yüce Allahtan niyaz ediyorum.

DİTİB Hutbe Komisyonu
Musluman
Cuman mubarek olsun!
 

mopsy

Emektar
Üye
Cuma hutbesı

Selam!

Değerli Müminler!
23 Nisan Pazarı Pazartesine bağlayan gece mübarek Miraç kandilini idrak edeceğiz. İsra ve Miraç, alemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)in yaptığı mucizevi yolculuğun ve yükselişin adıdır. Peygamberimizin hayatında önemli bir yere sahip ‎olan Miraç, Cenab-ı Hakkın Hz. Peygambere ‎sunduğu ilahi bir ihsanıdır.‎

Miraç, kameri takvime göre, Recep ayının yirmi altısını yirmi yedisine bağlayan gece meydana gelmiştir. Birçok ilahi hikmeti ve lütfu bünyesinde barındıran bu mucizeler gecesi, İsra Suresinin ilk ayetinde şöyle ifade edilmektedir:
Bismillahirrahmanirrahim
17.1.Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammedi) bir gece Mescid-i Haramdan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksaya götüren Allahın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
Sadakallah!

Kardeşlerim!
Mübarek gün ve geceler Rabbimizin özel ihsan ve ikramıdır. Bu zaman dilimleri, salih amellere büyük ecir ve sevapların bahşedildiği müstesna gecelerdir. İsra ve Miraç olayının Müslümanlar için en önemli özelliği, beş vakit namazın farz kılınması, Allaha şirk koşmayanların cennetle müjdelenmesi ve Bakara Suresinin son iki ayetinin insanlığa hediye olarak sunulmasıdır. Rabbimiz Miraçta aynı zamanda müminlerin güç yetiremedikleri işlerden dolayı sorumlu tutulmayacaklarını, şirk hariç Rabbimizin dilemesi ile günahlarımızın affolunacağını müjdelemiştir.

Muhterem Müslümanlar!
Miraç gecesinde nice ilahi ikrama nail olan bir Peygamberin ümmeti olarak, bu gecenin feyz ve bereketinden, af ve mağfiretinden istifade etmeye gayret edelim. Miracın bize en kıymetli hediyesi olan, dinin direği, müminin miracı, gözümüzün nuru beş vakit namazı terk etmemek üzere ahdederek kendi miracımızı gerçekleştirelim.

Allahtan af ve bağışlanma dileyelim. Aile fertlerimize bu gecenin anlam ve önemini anlatalım. Anne- babamızı ve büyüklerimizi ziyaret edip ellerini öpelim, dualarını alalım. Bu duygu ve düşüncelerle Miraç kandilinizi tebrik ediyor, başta İslam âlemi olmak üzere tüm insanlığa selamet, barış ve huzur getirmesini Yüce Mevladan niyaz ediyorum.

Turgut Kaynak
DİTİB Glückstadt Şehzade Camii Din Görevlisi
Musluman
Cuman mubarek olsun!
 

mopsy

Emektar
Üye
Emek Kutsaldır

Selam!

Değerli Müminler!
İnsan, imtihan dünyasında büyük sorumluluklar yüklenmiş olan şerefli bir varlıktır. Bu sebeple ömrünü nasıl yaşadığı, malını nereden kazanıp nereye ve nasıl harcadığından da sorumlu tutulmuştur.

Hayat, insanı geçimini temin etmek için mücadeleye mecbur bırakmaktadır. Yüce Rabbimizin
Bismillahirrahmanirrahim
53.39. İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.
Sadakallah!
ayeti ile Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.)in

Kişi, elinin emeğinden daha hayırlı bir şey yememiştir.
Nesâî, Büyû', 1

hadisi, emeğin ve kişinin çalışarak hayatını kazanmasının önemine vurgu yapmakta, yine

İşçiye ücretini alın teri kurumadan veriniz.
İbn Mace 2/817

hadisi de insan emeğinin, emeği kullanan açısından değeri üzerinde durmaktadır. Dolayısıyla kendisi değerli olan insanın emeği de değerlidir.

Şurası iyi bilinmelidir ki, emek, hayatın sürekliliği bakımından çok büyük bir değerdir. Dolayısıyla emek hangi aşamada olursa olsun, hangi elden çıkarsa çıksın kutsaldır. Bu açıdan emeğiyle hayata dokunan ve insanlığa katkı sunan herkes kıymetlidir.

Değerli Müminler!
Bir kutsi hadiste Yüce Allah, çalıştırdığı işçiye işini yaptırdığı hâlde ücretini tam olarak ödemeyen kimsenin kıyamet gününde hasmı olacağını bildirmiştir. Sevgili Peygamberimiz de, Her kimin kardeşi hizmetinde çalışırsa, yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. buyurmuş, onlara güçlerini aşan işler yüklememeyi, eğer ağır işler yüklenirse de onlara yardım etmeyi emretmiştir.

Sosyal hayatta statüler ne olursa olsun, insanlar ya inançta ya da beşeriyette kardeş kılınmıştır. Müminler de, zengini, fakiri, patronu ve işçisiyle, İslam ahlakının öğretileri doğrultusunda hareket etmek mecburiyetindedir. Zira Yüce Allah ister işçi ister işveren olarak müminlerin hayatlarını iyilik ve doğruluk üzere yardımlaşma esası çerçevesinde sürdürmelerini istemiştir. Rahmet Peygamberinin günümüzün ölçüleriyle ancak bir kasaba sayılabilecek bir şehrin küçük bir pazarında, bir hurma teknesinin başında irat ettiği, Aldatan bizden değildir. sözü, bugün de bütün sadeliğiyle insanlığa rehberlik etmeye devam etmektedir.

Sonuç olarak yüce dinimiz İslamın öğretileri ve Peygamberimizin örnek hayatı bizlere, emek sarf etmeyi, alın teri dökmeyi, emeğin hakkını vermeyi, emrimiz altında çalışanlara adaletle muamele etmeyi emreder. Sevgili Peygamberimizin ahlakını ahlak edinme şiarında olan kardeşleri olarak bizler, emeğe ve emeği sarf edene verdiğimiz değerle, ona biraz daha yaklaşmış olacağız.

Hutbe Komisyonu

Musluman
Cuman mubarek olsun!
 

mopsy

Emektar
Üye
Berat kandili

Selam!

Muhterem Müslümanlar!
10 Mayıs Çarşamba gecesi Ramazan ayının habercisi mübarek Berat Kandilidir. Müminler olarak, Yüce Allahın affına, merhametine, yardım ve bereketine vesile olan böyle bir geceye erişecek olmanın heyecan ve mutluluğunu yaşıyoruz. Hamdolsun.

Değerli Kardeşlerim!
Günah, borç ve cezadan kurtulmak gibi anlamlara gelen Berat, günahlardan arınma, Rabbimizin rahmet ve mağfiretine ulaşmanın adıdır. Allahın affı ve bağışlamasının çok olacağı müjdelendiğinden bu geceye Berat gecesi adı verilmiştir.
Yüce Allah, bu gecede ilahi rahmetini bol bol indirmekte, rızık ve şifa kapılarını sonuna kadar açarak bizleri sonsuz ikramlarına davet etmektedir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz (sav) bu gecenin af ve mağfiretimiz bakımından nasıl bir fırsat gecesi olduğunu şöyle anlatmaktadır: Şaban ayının onbeşinci gecesini ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü Yüce Allah, bu gece rahmetiyle tecelli eder ve insanlara şöyle seslenir:
Tevbe eden yok mu; tevbesini kabul edeyim. Rızık isteyen yok mu; rızık vereyim. Şifa isteyen yok mu; şifa vereyim. Başka isteği olan yok mu; ona da istediğini vereyim.
İbn Mace, Sünen

Aziz Müminler!
Evet, Berat gecesi, af ve mağfiret gecesidir. Sevgili Peygamberimiz (sav), bu gece vesilesi ile pek çok kişinin Rabbimizin af ve mağfiretine nail olacağı müjdesini vererek şöyle buyurmuştur:
Allah-u Teala rahmetiyle Şaban ayının onbeşinci gecesi dünya semasında tecelli eder ve Kelb Kabilesinin koyunlarının kıllarının sayısından daha fazla kişiyi bağışlar.
Tirmizi, Savm, 39.

Bu itibarla, Berat gecesini idrak eden herkes yüce Allahın;
Bismillahirrahmanirrahim
39.53. Allahın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü o çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.
Sadakallah!
müjdesinin farkına vararak kendi özüne dönmeli, ümitlerini canlandırmalı, bağışlama ve bağışlanma duygularını güçlendirmelidir.

Değerli Müminler!
Bu ve benzeri geceler iman, ibadet ve düşünce bakımından kendimizi yenilememiz; geçmişimizi muhasebe, geleceğimizi planlama ve ümitlerimizi tazelememiz için büyük bir fırsattır. Bu gece münasebeti ile içimizdeki rabbanî sesine kulak vererek günahlarımıza tövbe edelim. Kendimiz, ailemiz, ülkemiz, bütün Müslümanlar ve insanlık için Allaha dua ve niyazda bulunalım.

Bu gecenin, çağın getirdiği sıkıntılarla bunalan, manevi hayatın ihmali ile daralan kalplerimize bir şifa ve insanlığın barış, huzur ve saadetine vesile olmasını yüce Allahtan niyaz eder, hepinizin Berat kandilini tebrik ederim.

Süleyman MALKOÇOĞLU
Mescidül-Furkan Camii Din Görevlisi/Köln
Musluman
Cuman mubarek olsun!
 

mopsy

Emektar
Üye
Helal-haram duyarlılığı

Selam!

Aziz Müminler!


Hutbemin başında okuduğum ayet-i kerimede Yüce Allah şöyle buyuruyor:
Bismillahirrahmanirrahim
Ey iman edenler! Eğer siz sadece Allah'a kulluk ediyorsanız, size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizlerinden yiyin ve Allah'a şükredin.
Sadakallah!

Değerli Kardeşlerim!
Yüce Rabbimiz içinde yaşadığımız kâinatı sayamayacağımız nimetlerle istifademize sunmuştur. Bu nimetlerin pek çoğunu bizlere helal kılarken bir kısmına ise sınırlamalar getirmiştir. Lakin bu sınırlamalarda yine insanların yararı gözetilmiştir. Allah, gönderdiği kitaplar ve elçiler aracılığıyla neyin haram, neyin de helal olduğunu açıklamış ve kendisine inananların bu yasaklara dikkat etmesini istemiştir. Hakkında yasaklayıcı bir hüküm bulunmayan şeylerde ise insanlar serbest bırakılmışlardır.

Kardeşlerim!
Helal, dinin kurallarına aykırı olmayan, dinen yapılması veya yenip içilmesi yasaklanmayan, serbest bırakılan şey demektir.

Haram ise, kesin olarak yasaklanan şeydir. Helal ve haramı belirlemek ise sadece Allaha ve Onun izniyle de Hz. Peygambere aittir. Bu bakımdan insanların kendi arzularına göre helal ve haram sınırlarını belirlemesi şiddetle yasaklanmıştır.

Aziz Müminler!
Dinimiz helal ve haram duyarlılığına sahip olmamızı, her alanda olduğu gibi helal ve haram konusunda da sorumluluk bilinciyle hareket etmemizi emretmektedir. Her konuda bize en güzel örnek olan Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) helal-haram duyarlılığı hususunda da:
Helal bellidir; haram da bellidir. İkisinin arasında ise birtakım şüpheli şeyler vardır ki insanların çoğu bunları bilmezler. Kim şüpheli şeylerden sakınırsa, dinini ve ırzını (namus ve haysiyetini) korumuş olur. Kim de şüpheli şeylere düşerse, harama düşmüş olur...
Müslim, Müsâkât, 107
uyarısını yaparak sadece haramdan ve harama giden yollardan kaçınmamızı değil, haram şüphesi taşıyan işlerden de uzak durmamızı öğütlemektedir.

Muhterem Müminler!
Hiç şüphe yok ki helal-haram duyarlılığı başta insanlar arasında olmak üzere hayatın her alanında hak ve hukukun gözetilmesine vesile olur. Bu duyarlılık insanları iyiliğe, doğruluğa ve helal kazanca yöneltirken, diğer taraftan insanların huzurunu bozan hırsızlık, gasp ve yetim malına el uzatma gibi meşru olmayan her türlü kazançtan uzak durmaya sevk eder. Bu nedenle helal-haram duyarlılığımızı en üst seviyede muhafaza etmemiz, ailemizin nafakasını helal yollardan temin etmemiz, toplumların temel hak ve özgürlüklerini ihlal edecek her türlü davranıştan uzak durmamız gerekir.
Helal ve haramlara dikkat ederek yaşayan, iman ve takva ile Allah`ın huzuruna çıkabilenlere ne mutlu!

Muhammed GÜLLÜCE
DITIB Ronnenberg Camii Din Görevlisi
Musluman
Cuman mubarek olsun!
 

mopsy

Emektar
Üye
Ailenin Önemi

Selam!

Muhterem Müslümanlar!
Hepimizin yakînen bildiği gibi aile, toplumun en küçük yapı taşıdır. Çocuğun yetişmesinde, hayata hazırlanmasında ailenin önemi büyüktür. Aile, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın doğup büyüdüğü, temel bilgilerini aldığı, karakterlerinin şekillendiği, sevgi, şefkat, merhamet ve sorumluluk bilinci gibi güzel duyguların paylaşıldığı ve öğretildiği bir eğitim yuvasıdır.
Nitekim Cenab-ı Hak, hutbemizin başında okuduğum ayet-i kerimede,
Bismillahirrahmanirrahim
30.21. Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de Onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır
Sadakallah!
buyurarak aile yuvasının önemine dikkat çekmektedir.

Aziz Müminler!
Yüce Dinimiz, meşru beraberliğin şartı olan evliliği teşvik etmiş; buna mukabil yuvaların yıkılmasına, çocukların anne ve baba şefkatinden yoksun büyümek zorunda bırakılmasına sebep olabilecek boşanmayı ise tüm çabaların tükendiği anda başvurulabilecek son çare olarak değerlendirmiştir. Sevgili Peygamber Efendimiz (s.av.) de boşanmanın sevimsizliğine işaretle,
Yüce Allahın en sevmediği helal boşanmadır.
İbn Mace, Talak, 1
buyurmuşlardır.

Değerli Müminler!
Allah Teâlâ,
Bismillahirrahmanirrahim
4.35. Eğer karı kocanın aralarının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse, Allah da onları uzlaştırır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdardır
Sadakallah!
buyurarak, boşanma noktasına gelen eşlere, aralarındaki sıkıntıları çözme noktasında uzlaşamadıkları durumda aile büyüklerini devreye sokarak onların hakemliğine başvurmalarını tavsiye etmiştir. Zira boşanmayı sadece iki kişi arasında gerçekleşen bir ayrılık olarak değil, millet ve toplum varlığımız açısından maliyeti ağır bir gelişme olarak değerlendirmek gerekir.

Aziz Müminler!
Öyleyse geliniz, aile yuvalarımızı huzurun ve mutluluğun paylaşıldığı, sevgi, şefkat ve merhametin hâkim olduğu mekânlar haline getirmek için çaba sarf edelim. Ailemizin her bir ferdini kendimize göz aydınlığı kılalım. Şu mübarek Cuma vaktinde Rabbimize yönelerek şöyle dua edelim:

Allahım! Yuvalarımıza huzur ve mutluluklar nasip eyle! Çocuklarımızı ve eşlerimizi bizlere göz aydınlığı kıl! Sevgi, şefkat ve merhametten bizleri ayırma! Eşlerimiz ve çocuklarımızla olan ilişkilerimizi iyilik, doğruluk ve hakkaniyet üzere sürdürebilme iradesi lutfet! Aile bireylerimizi her türlü kötülüklerden muhafaza eyle!

Keramettin GENÇ
Bremen DİTİB Eyüp Sultan Bahçe Camii Din Görevlisi
Musluman
Cuman mubarek olsun!
 

mopsy

Emektar
Üye
Cuma hutbesı

Selam!

ÜZERİMİZDE HER CANIN HAKKI VARDIR
Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim!
Yüce Rabbimiz, okuduğum âyet-i kerimede şöyle buyurmaktadır:
Bismillahirrahmanirrahim
4.36. Allaha ibadet edin. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, sorumluluğunuz altındakilere iyilik edin. Şüphesiz, Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.
Sadakallah!
Peygamberimiz (s.a.s) de okuduğum hadis-i şerifte şöyle buyurmaktadır:
Üzerinde nefsinin hakkı vardır. Rabbinin hakkı vardır. Misafirinin hakkı vardır. Ailenin hakkı vardır. Her hak sahibine hakkını ver!
Tirmizî, Zühd, 63.

Aziz Müminler!
Yüce Rabbimize hamd-ü senalar olsun ki bizleri rahmet, bereket ve mağfiret ayı olan bir Ramazana daha ulaştırdı. Bu akşam ilk teravihin coşkusunu hep birlikte yaşayacağız. Bu gece ilk sahurun huzurunu hep beraber tadacağız. Yarın ilk orucumuzun heyecanını duyacağız. Bir ay boyunca evimize misafir olacak Ramazan mektebini en güzel şekilde ağırlamaya çalışacağız.

Kardeşlerim!
Ramazan mektebinin talebeleri bütün müminlerdir. Bu mektep bizlere ubudiyeti, sabrı, şükrü ve nimetlerin kıymetini idrak etmeyi öğretir. Bu mektep, Rabbimize, birbirimize ve çevremize karşı sorumluluklarımızı hatırlatır. Üzerimizde her canın hakkı olduğuna dikkatlerimizi çeker. Bu mektepten alacağımız en büyük ders orucumuzu, sahurumuzu, iftarımızı, teravihimizi ve bütün iyiliklerimizi birbirimizin hakkına riayet etmeye vesile kılabilmektir. Eş ve çocuklarımızın, anne-baba, komşu ve akrabalarımızın, işçimiz ya da işverenimizin haklarını gözeteceğimize dair sözümüzü yenilemektir. Yetimlerin, kimsesizlerin, ihtiyaç sahibi her bir yüreğin durumuna ilgisiz kalmayacağımızın kararlılığını pekiştirmektir.

Kardeşlerim!
Üzerimizde anne-babamızın hakkı vardır. Zira onlar, bizleri türlü meşakkatle dünyaya getirmişlerdir. Nice zorluğa göğüs gererek büyütüp hayata hazırlamışlardır. Öyleyse geliniz! Bu Ramazan ve her zaman anne-babamıza hayırlı birer evlat olalım. Hürmet ve merhametimizi onlardan esirgemeyelim. Üzerimizde eşimizin, evladımızın hakkı vardır. Zira onlar, bizlere Allahın birer emanetidir. Hayatın yükünü beraberce paylaştığımız değerlerimizdir. Öyleyse geliniz! Eşimiz ve evladımıza sevgi, şefkat, ülfet ve muhabbetle davranalım. Yavrularımızı Rabbini, dinini, peygamberini, kitabını bilen, İslama ve insanlığa faydalı nesiller olarak yetiştirelim. Kardeşlerim! Üzerimizde akraba ve komşularımızın hakkı vardır. Zira onlar bizim için birer bereket vesilesidir. Öyleyse geliniz! Akraba ve komşularımızdan ilgiyi kesmeyelim. Onların sevinç ve üzüntülerini paylaşalım. Onları kalabalıklar içinde yalnızlığa terk etmeyelim. Üzerimizde yetimlerin hakkı vardır. Zira onlar, bizim için birer imtihan vesilesidir. Öyleyse geliniz! Yetimlere sahip çıkalım. Ellerinden tutup onları hayata hazırlayalım. Gözlerinde oluşturacağımız en ufak bir ışıltının onlar için en büyük mutluluk, bizim için en kalıcı kazanım olduğunu unutmayalım.

Kıymetli Kardeşlerim!
Üzerimizde her insanın, her canın hakkı vardır. Zira bu dünya bizim olduğu kadar, bizim dışımızdakilerindir. Öyleyse geliniz! Haklara duyarlı olalım. Unutmayalım ki; kendi hakkımızı ancak başkalarının hakkını koruduğumuz oranda koruyabiliriz. Başkalarının hakkına ne kadar riayet edersek, kendi hakkımıza da o kadar riayet edilmesini bekleyebiliriz.

Kardeşlerim!
Başkanlığımız, bu yıl Ramazan ayında, Üzerinde Her Canın Hakkı Var, Bu Ramazan ve Her Zaman başlığıyla hak kavramına dikkat çekecektir. Her geçen gün zayıflayan hak duyarlılığının Ramazan ayı vesilesiyle yeniden pekiştirilmesi için gayret gösterecektir. Bu duygu ve düşüncelerle mübarek Ramazanın milletimiz, İslam âlemi ve insanlık için hayırlara vesile olmasını Yüce Rabbimden niyaz ediyorum. Rabbimiz, bizleri haklara riayet eden ve haklarına riayet edilenlerden eylesin.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
Musluman
Cuman mubarek olsun!
 

mopsy

Emektar
Üye
Ramazan, Oruç ve Kuran Ayıdır

Selam!

Değerli Müminler!
Allaha şükürler olsun ki, rahmet kapılarının açıldığı, yardımlaşma ve dayanışma ruhu ile sevgi, saygı, sabır, kardeşlik, birlik ve beraberlik duygularının dünyamızı kuşattığı müstesna bir zaman dilimi olan bir Ramazan-ı Şerif ayına daha ulaşmış bulunuyoruz.

Kardeşlerim!
Ramazan ayı, oruç ayıdır. Allahü Teâlâ, mü'minlere bu ayda oruç tutmayı emretmiştir:
Bismillahirrahmanirrahim
2.183. "Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Umulur ki (oruç tutmak suretiyle kötülüklerden) korunursunuz."
Sadakallah!
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur:
"Kim, faziletine inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır."
Buhari, İman, 28

Aziz Kardeşlerim!
Ramazan ayı, Yüce Rabbimizin biz müminlere büyük bir ikramıdır. Ramazan ayı; oruç tutan, ibadet eden, hayır ve hasenat yapan, tövbe ve istiğfarda bulunan müminler için rahmet ve mağfiret ayıdır. Ramazan ayı; cennet kapılarının açıldığı, cehennem kapılarının kapandığı ve şeytanların zincirlere vurulduğu mübarek bir aydır.

Ramazan ayı; orucu, iftarı, sahuru, teravihi, zekâtı, sadaka-i fıtrı ve okunan mukabeleleri ile her türlü hayır, ibadet, iyilik ve güzelliğin zirveye ulaştığı bir aydır.

Kıymetli Kardeşlerim!
Ramazan ayı, aynı zamanda Kur'an-ı Kerim ayıdır. Kalplerin cilâsı, gönüllerin şifası, müminlere ve bütün insanlığa rahmet olan Kur'an-ı Kerim, bu ay içerisinde bulunan Kadir Gecesinde indirilmeye başlanmıştır. Kuran-ı Kerim, insanları doğru yola ulaştıran hidayet rehberidir. Hayatımıza anlam veren, geleceğe dair umutlarımıza ışık tutan bir kılavuzdur. Rabbimiz, bu hususu Kerim Kitabında şöyle ifade buyurmuşlardır:
Bismillahirrahmanirrahim
2.185.''Ramazan ayı, insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kuran-ı Kerimin indirildiği aydır.
Sadakallah!

Aziz Müminler!
Kul ile Yüce Yaratıcı arasındaki muhabbetin doruğa ulaştığı bu ayda, kendimizi bir kez daha gözden geçirelim. Rahmetin sağnak sağnak yağdığı bu Ramazan ayında ´´açılan cennet kapılarından´´girmeye vesile arayalım. Ramazan ayının o güzel manevi, bereketli iklimini bozmamaya çalışalım. Kardeşlik hukukunun gereği olarak yardıma ihtiyacı olan insanlara yardım elini uzatmaya çalışalım. Özellikle şu hususu da unutmayalım.

Kıtaları aşarak buralara kadar gelen misafirlerimizi, kardeşlerimizi de iftar sofralarımızda ağırlayıp, Ramazan sevincimize ortak edelim.

Bu vesileyle Ramazanlarımızın ve oruçlarımızın tüm insanlığa huzur ve güzellikler getirmesine; birlik, ve kardeşlik duygularımızın pekişmesine vesile olmasını; bu ayda yapacağımız hayırlı amellerimizin ve güzel niyetlerimizin kabulünü Cenab-ı Allahtan niyaz ediyorum.

Osman SARIKAYA
Wiesloch Kanuni Sultan Süleyman Camii
Musluman
Cuman mubarek olsun!
 

mopsy

Emektar
Üye
Fitre ve Zekât Kazancı ve Kalbi Tezkiye Eder

Selam!

Muhterem Müminler!
Yüce dinimiz İslam, insanlar arasında karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma gibi insan hayatını düzenleyen birçok esaslar getirmiştir. Zira dinimizin en temel gayelerinden bir tanesi de mutlu ve huzurlu bir toplum oluşturmaktır. Toplumsal barışın oluşmasında da zekât ve sadaka-i fıtır gibi mali ibadetlerin katkısı şüphesiz büyüktür.

Değerli Müminler!
Yüce dinimiz İslam, bizi birbirimize kardeş kılmıştır. Niketim pek çok ayet-i kerime ve hadis-i şerifte;

´´müminlerin kardeş oldukları, birbirlerini yardımsız bırakamayacakları, ihtiyaç durumunda birbirlerine el uzatmaları gerektiği´´
Buhârî, Mezâlim, 3
ifade edilmiştir.

Kıymetli Kardeşlerim!
Zekât ve fitre, İslamda yardımlaşmanın en önemli yoludur. Ayrıca maddi ve manevi hastalıklara karşı da birer ilaç gibidir. Bu ibadetleri yerine getirenlerin hem mallarında hem de kalplerinde bir arınma ve bereket meydana gelir. Müminler bu ibadetlerle Yüce Allahın rızasını kazanır, manevi mükâfatlara ulaşır, kötülüklerden korunmuş olur. Bu ibadetler, kişiyi mal ve servet sevgisine karşı aşırı düşkünlük, hırs, cimrilik, bencillik, kibir gibi kalbi hastalıklardan arındırırken, kalpte şefkat, merhamet, hayırseverlik, başkasını düşünmek gibi ulvi duyguların uyanmasına ve yerleşmesine vesile olur.

Aziz Müminler!
Kuran bizden infak ruhuna ve paylaşım ahlakına sahip müminler olmamızı ister; müminin sadece kendisi için yaşamasını hoş görmez. Bu anlamda varlıklı olan Müslümanlar, toplumumuzdaki ihtiyaç sahiplerini gözetmeli, onlara yardım elini uzatma gayretinde olmalıdır. Zira zekât ve fitre, sadece zenginden fakire bir mal ve gelir transferi değil, bilakis sevgi, saygı ve güven akışıdır aynı zamanda.

Kıymetli Kardeşlerim!
İnsanların bu dünyada sahip oldukları servet ve diğer nimetlerin asıl sahibi Allahtır. Bu sebeple malın ve servetin nereden geldiğini ve gerçekte kime ait olduğunu unutmamak gerekir. O halde geliniz, helal kazancımızın peşinden koşarken, fakirin hakkı olan, malın temizleyicisi ve bereketi olan zekât ve fitrelerimizi zamanı geldiğinde vermekten asla kaçınmayalım. Zekât vermeyenlerin Allahın rahmet ve bereketinden mahrum kalacaklarını bilelim. Zekâtımızı belirlenen yerlere ulaştırırken, insanları incitmemeye, onurlarını rencide etmemeye gayret edelim.

Aziz Müminler!
Bir hususa temas etmek istiyorum: Geçen senenin Ramazan ayı içinde bağışladığınız fitre ve zekâtlarınız, hamdolsun, yıl içerisinde geleceğimizin teminatı olan çok sayıda öğrencimizin eğitim hayatına adeta cansuyu olmuştur.

Bu meyanda, fitre ve zekâtlarınızla Uluslararası İlahiyat Programı desteklenmiş, 1500 genç öğrencimiz Eğitim Umresi kapsamında Mekke ve Medineye götürülmüş, Değerler Eğitimi ve muhtelif burs programlarımız ile millet varlığımızın teminatı olan öğrencilerimiz tarihsel kökleri ve değerleri ile buluşturulmuştur.

DİTİB teşkilatı olarak, bu Ramazan ve her zaman yine öğrencilerimizin eğitimlerine sarf edilmek üzere, fitre ve zekât bağışlarınıza talip olduğumuzu hatırlatır, hayır ve hasenatımızın kabulünü Yüce Rabbimizden niyaz ederiz.

Hutbemi başta okuduğum âyet-i kerîmenin meâli ile bitirmek istiyorum:
Bismillahirrahmanirrahim
2.277. Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekâtı verenlerin mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.
Sadakallah!

Nafi UYSAL

DİTİB Edingen Selimhan Camii Din Görevlisi
Musluman
Cuman mubarek olsun!
 

mopsy

Emektar
Üye
Kadri Büyük Gece: KADİR GECESİ

Selam!

Kıymetli Müslümanlar!
Okuduğum sure-i celilede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:
Bismillahirrahmanirrahim
97.1-5.Şüphesiz, biz o (Kuran)ı Kadir Gecesinde indirdik. Bilir misin nedir Kadir Gecesi? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.
Sadakallah!

Aziz Müslümanlar!
On bir ayın sultanı olan Ramazan ayının sonlarına yaklaşmış bulunmaktayız. Bir ay boyunca evlerimize, gönüllerimize rahmet ve bereketiyle misafir olan bir Ramazan ayını daha uğurlamanın hüznünü yaşıyoruz. Bu manevi ayı değerli kılan pek çok sebep vardır. Bu sebeplerden biri de gecelerin en faziletlisi, Ramazan ayının kalbi olan Kadir Gecesidir. Önümüzdeki Çarşamba inşallah Kadir Gecesini idrak edeceğiz

Kadir Gecesi ömre bedel bir gecedir. Bu gecede, tüm insanlığa hidayet rehberi olan Kuran-ı Kerim indirilmeye başlanmıştır. Bu gece dünya semasına inen Kuranın nuru, içerdiği ilahi mesajları, yönünü kaybetmiş olan insanlara bir rahmet, bir umut olmuş, varoluş amacından kopmuş insanlığa unuttuklarını yeniden hatırlatmıştır.

Değerli kardeşlerim!
Bu gecenin kıymetini ve anlamını gerçekten idrak edebilmenin yolu, Yüce Allahın bir lütfu olarak gelmiş Kurana gönlümüzü, yüreğimizi açmaktan, Onu kalbimize tekrar indirmekten geçmektedir. Bu gecenin bir ömre bedel olduğunun farkına vararak, hayatımızın muhasebesini yaparak, hatalı, kusurlu davranışlarımızdan tevbe ve pişmanlık ile Rabbimizden af dileyerek hayatımıza tertemiz bir sayfa açabiliriz. Bu gecede gönülden Rabbine yalvaran; günahlarından, ayıplarından ve kusurlarından dolayı Rabbine sığınan kimseler için Sevgili Peygamberimiz (sas) şu müjdeli haberi veriyor:
İnanarak ve sevabını Allahtan umarak Kadir Gecesini ihya edenin geçmiş günahları affedilir.
Buhari, Savm, 6

Aziz Müminler
O halde Ramazan ayının şu son günlerini ve özellikle de Kadir gecesini çok iyi değerlendirelim. Peygamber Efendimiz (sav) de özellikle Ramazanın son on gününe daha bir önem verir, bol bol Kuran okur, hayır ve hasenatta bulunur, bu geceleri değerlendirme noktasında hem kendisini, ailesini hem de bütün insanları teşvik ederdi. O bu günlerde, artık unutulmuş ve terkedilmiş bir sünnet olan itikâfa girmeye özen gösterir, böylece Ramazanın feyiz ve bereketinden daha fazla istifade etmeye çalışırdı. Bundan dolayı Kadir Gecesinin Ramazanın son on günü içinde aranması gerektiğini ifade buyurmuşlardır.

Aziz Müslümanlar!
Bu duygu ve düşüncelerle, siz kıymetli cemaatimizin ve tüm İslam âleminin gelecek Çarşamba akşamı idrak edeceğimiz Kadir Gecesini tebrik ediyor, güven ve huzur gecesi olan bu gecenin esenliğinden bütün insanlık ailesinin nasipdar olmasını Yüce Rabbimden diliyorum. Son zamanlarda dünya genelinde artan şiddet ve terörün son bulmasını, huzurun, barışın ve güven duygusunun dünyamızın dört bir tarafına hakim olmasını Yüce Allahtan niyaz ediyorum.

Hutbemi Efendimizin Hz. Aişe validemize tavsiye ettiği şu dua ile bitirmek istiyorum:
Allahım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin. Bizi affeyle!
Tirmizi, Daavat,84.

Hutbe Komisyonu

Musluman
Cuman mubarek olsun!
 

mopsy

Emektar
Üye
Tevbe ve İstiğfar

Selam!

Kıymetli Müminler!
Rahmet ve bereket iklimiyle gönül dünyamızı, ailemizi, sokağımızı, mahallemizi ve bütün dünyamızı kuşatan Ramazanın son günlerindeyiz. Ramazan ayının mağfiret ve günahlardan arınma günleri olan bu günlerin iyi değerlendirilmesi gerekir. Hayatın ağır yükü altında yıpranan maneviyatımızı onarmanın, günah ve kusurlarla kirlenen gönüllerimizi temizlemenin ve günah zincirlerinden kurtulmanın tam zamanı Şimdi, gözyaşı dökme, arınma ve af dileme zamanı Boyun bükerek ellerimizi semaya açma; dualarımızı, ihtiyaçlarımızı, istek-lerimizi o yüce makama arz etme zamanı

Değerli Müminler!
Allaha kulluk için gönderildiğimiz bu dünyada ibadet ve davranışlarımızda zaman zaman bazı eksik, kusur ve hatalarımız olabilir. Bu eksiklikleri gidermenin yolu ise Allaha içtenlikle yapılacak tevbe ve istiğfardır.

Tevbe, biz inananlar için Yüce Allahın kullarına lütfettiği bir rahmet kapısıdır. Zira Rabbimize karşı mahcup olmamıza neden olan hata, kusur ve günahlarımızdan tevbe ve istiğfar ile arınarak asli ve fıtrî tabiatımıza geri dönmüş oluruz.

Kıymetli Kardeşlerim!
Rabbimizin bizlere büyük bir ihsanı olan samimi tevbenin gerçekleşmesi için günahların gözyaşı ve pişmanlıkla temizlenmesi gerekir. Zira tevbede pişmanlık vardır, nefsin kendisi ile hesaplaşması vardır. Bu sebeple; işlenen günah sadece Allaha karşı olup kul hakkını ilgilendirmiyorsa, tevbe etmenin üç şartı vardır. Bunlar da günahı yaptığına pişman olmak, o günahı derhal terk etmek ve bir daha yapmamaya kesin kararlı olmaktır.

Bu şartlara dikkat edilerek yapılan tevbenin sonucu Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarafından şöyle ifade edilmektedir:
Günahından tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir.
İbn Mace, Zühd,30.

Değerli Müminler!
Samimiyetle yapılan tevbe sonucunda, günahlardan arınmanın da ötesinde, günahların sevaplara dönüştürülmesinin, bizlerin içtenlikle yapacağı tevbelere bağlı olduğunu, Yüce Allah Furkan Suresinde bizlere şöyle müjdelemektedir.
Bismillahirrahmanirrahim
Ancak tevbe edip iman eden ve salih bir amel eden müstesna. İşte onlar var ya, Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Sadakallah!
Hutbemi, başta okumuş olduğum ayeti kerimenin meali ile bitiriyorum.
Bismillahirrahmanirrahim
Ey iman edenler! Allah'a içtenlikle tevbe edin. Belki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter ve peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. Onlar "Ey Rabbimiz! nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter" derler.
Sadakallah!
Rabbim bizleri tevbe eden ve tevbesi kabul olan kullarından eylesin.

Ahmet Ziyaeddin Karakuran
Pforzheim DİTİB Fatih Camii Din Görevlisi
Musluman
Cuman mubarek olsun!
 

mopsy

Emektar
Üye
Amellerin En Hayırlısı

Selam!

Muhterem Müslümanlar!
Bütün güzellikleri ile ruhumuzu kuşatan ve nefsimizi arındıran bir Ramazan ayını daha uğurlamanın hüznü içindeyiz. Ancak bu, hüzünlü bir veda olsa da, Ramazan ayı, yürekleri hüzünlü müminlerde unutulmaması gereken izler bırakıyor. Şimdi, bizlerden razı olduğunu ümit ettiğimiz Ramazanda kazandığımız güzellikleri koruma, bunları hayatımıza aktarma ve tüm hayatımız boyunca devam ettirme vaktidir.

Aziz Kardeşlerim!
Her şeyden önce, bu Ramazanda önce açlığı, susuzluğu bizatihi yaşayarak yoksul ve kimsesizlerin halini anlamaya çalıştık. Duyarlılığımız arttı, fakir ve kimsesizlerle hemdert olma bahtiyarlığına eriştik. Şimdi Ramazan-ı Şerifin bitmesiyle bu kimselerin ihtiyaçlarının da sona erdiğini düşünerek biz de sorumluluklarımızı bitirecek miyiz?

Bir ay boyunca ahlakımızı güzelleştirmeye çalıştık. Nefsimizin, zaman zaman bizi mağlup ettiği anlar oldu; ancak bu manevi aydan aldığımız güçle, imanımız sayesinde yeniden silkelenerek kendimize gelmeyi bilebildik. Ahlakımızı tekrar güzelleştirdik; harama bakmaktan gözlerimizi, kötü söz dinlemekten kulaklarımızı, boş sözler sarf etmekten dilimizi muhafaza ettik. Şimdi Ramazan ayı bitti diye bütün bu güzellikleri bir anda terk edecek miyiz?

Değerli Müslümanlar!
Bismillahirrahmanirrahim
Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın
Sadakallah!
emrine uyarak mukabeleler okuduk. Kuran-ı Kerimi anlamaya, hayatımıza tatbik etmeye çalıştık. Şimdi, Ramazan ayının bitmesiyle Kuran-ı Kerimi bir köşeye terk edip Ondan uzaklaşacak ve doğru yola götüren o manevi ipi bırakacak mıyız?

Ramazan-ı Şerifte tuttuğumuz oruçlarla sabrı ve tahammülü bir kez daha öğrendik. Şimdi Ramazanın bitmesiyle tahammülsüzlük elbisesini tekrar giyecek miyiz?
Bütün bu sorulara vereceğimiz cevaplar elbette Hayır! olacak ve bu cevaplar, Ramazan sonrası hayatımıza yön vermeye, inşaallah, devam edecektir.

O halde değerli müminler!
Sahip olduğumuz nimetlerin ve hayatımızın kadrini bilelim. Hayatımızı mutlu ve sorumluluklarımızın idraki içinde yaşayabilmek için, Ramazan ayında kazanmış olduğumuz değerleri ve güzellikleri bir ömre yaymak elbette yapacağımız en hayırlı iş olacaktır.
Bismillahirrahmanirrahim
Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et
Sadakallah!
ayetinin bilinciyle ibadet ve kulluk şuurumuzu her daim canlı tutmamız gerekmektedir.

Son olarak, bütün bir yılı ibadetle geçirmenin altın fırsatı olan Şevval orucunu da yeniden hatırlatmak isterim. Ramazan Bayramının ardından Şevval ayı içerisinde altı gün oruç tutulması, Sevgili Peygamberimiz (sav) tarafından tavsiye edilmiş ve Şevval ayında altı gün oruç tutan kimsenin tüm seneyi oruçlu geçirmiş gibi sevap kazanacağı müjdelenmiştir.
Hutbemi Efendimizin şu güzel buyruklarını dikkatlerinize arz ederek bitirmek istiyorum:
Allah indinde amellerin en sevimlisi az da olsa devamlı olanıdır.
Ebu Davud, Tatavvu, 27

Mümin, kardeşinin yardımında olduğu sürece, Allah da o kulun yardımındadır
Müslim, Zikir, 38

Abdülhami Altun

Lörrach DİTİB Camii Din Görevlisi
Musluman
Cuman mubarek olsun!
 

mopsy

Emektar
Üye
Sıla-i Rahim

Selam!

Kıymetli Müminler!
Okulların bugünlerde tatile girecek olması nedeniyle, kimimiz buralarda kimimiz de kilometrelerce yol kat edip, yolculuğa çıkarak ana-babamızı, aile büyüklerimizi, akrabalarımızı ziyaret edeceğiz inşallah. Şimdiden yola çıkacak tüm kardeşlerimize hayırlı yolculuklar diliyoruz. Rabbimiz kazasız belasız bir şekilde gidip gelebilmeyi nasip etsin. Bu ziyaretler vesilesiyle ailelerimiz, akrabalarımız ve dostlarımız arasında sıcacık muhabbetler, hatıralar ve sapasağlam bir bağ oluşacaktır. Dinimizin üzerinde hassasiyetle durduğu bu bağ, dilimizde sıla-i rahim olarak isimlendirilmiştir.

Dinimiz İslam, insanın akrabaları ile olan bağlarına yani sıla-i rahime büyük önem vermiştir. Sıla-ı rahim, başta ailemiz olmak üzere, akrabalara iyilikte ve yardımda bulunma, onları ziyaret etme, onlarla ilgilenme ve akrabalık bağlarını güçlendirip koruma, onların sevinçlerini, üzüntülerini paylaşmak demektir.
Tarihimize ve köklü medeniyetimize baktığımız zaman, akrabalık bağlarını koruma-nın, yaşatmanın; en büyük değerlerimizden biri olduğunu görürüz.

Kıymetli Kardeşlerim!
Kuran-ı Kerimde geçmiş peygam-berlerin kıssalarını okurken onların akrabalık bağlarını korumakta ne denli titiz davrandıklarını görmekteyiz. Geçmiş peygamberlerin bu hassasiyetini destekler mahiyette Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) de, akrabalık bağlarını sağlam tutmanın gerekliliğini her fırsatta ümmetine anlatmış ve bizzat örnek olmuştur.

Birgün sahabeden biri Resülullah (s.a.v)e gelerek: Ey Allahın Rasûlü! Beni cennete yaklaştıracak ve ateşten uzaklaştıracak bir ameli haber verir misin? dedi. Peygamberimiz (sav);
Allaha ibadet eder, Ona hiçbir şeyi ortak koşmaz, namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, yakınlarını ziyaret edersin. cevabını verdi. Adam oradan ayrılırken, Resülullah (s.a.v.) şöyle buyurdular:
Emrolunduğu şeyleri yaparsa cennete girer.

Müslim, İman, 4

Muhterem kardeşlerim!
Bugün teknoloji hızla gelişmekte ve aradaki mesafeler hızla yakınlaşmaktadır. Düne göre bugün ailemizin, sevdiklerimizin, yakınlarımızın hal ve hatırlarını sormak daha kolay hale gelmiştir. Durum böyleyken çoğu zaman kendimizi, ailemizi, akrabalarımızı ihmal ederek bencilliğe, yalnızlaşmaya, bireysel bir yaşama doğru hızla yol alıyoruz. Hâlbuki yakınlarımızdan, ailelerimizden evlat yolu gözleyen nice ana-babalar vardır. Halinin, hatırının sorulmasını bekleyen nice akrabalarımız vardır. Bir selamla bir tebessümle yıkık ve yaralı gönüllerinin tamir edilmesini bekleyen nice yakınlarımız vardır.

O halde Değerli Kardeşlerim!
Gelin; evlatlarımızla, ailelerimizle birlikte yapacağımız sıla-ı rahimlerde ana-babalarımızı, büyüklerimizi ziyaret etmenin hazzını ve onların duasını almanın huzurunu ve bereketini yaşayalım ve çocuklarımıza da bu anları yaşatalım. Komşu ve akrabalarımızı ziyaret ederek, ilişkilerimizi canlı tutalım ki, evlatlarımız da büyükleri ziyaret etmeyi, onların duasını almayı, akrabalık bağlarını sıcak tutmayı bizlerden böylece öğrenmiş olsunlar. Hutbemi, aramızdaki akrabalık bağlarını kuvvetlendirmeyi imanın bir gereği olarak ifade eden, Sevgili Peygamberimizin hadis-i şerif mealleriyle bitirmek istiyorum:
Allaha ve ahiret gününe iman eden kimse akrabasını gözetsin.
Buhari, İlim, 37
Kim rızkının bollaştırılmasını yahut ömrünün bereketlenmesini arzu ederse, akraba ile irtibatını sürdürsün!
Buhari, Edeb,12
Kim Allah'a ve âhiret gününe inanıyorsa, misafirine ikramda bulunsun. Kim Allah'a ve âhiret gününe inanıyorsa, akraba ile irtibatını sürdürsün...
Buhari, Edeb, 85

Mesut Bayar

Worms DİTİB Veysel Karani Camii Din Görevlisi

Musluman
Cuman mubarek olsun!
 

mopsy

Emektar
Üye
Dinî ve insanî değerleri istismar

Selam!

Kıymetli Kardeşlerim!
Yüce Rabbimiz, hutbemin başında okuduğum ayet-i kerimede mealen şöyle buyurmuştur:
Bismillahirrahmanirrahim
2.11-12. Onlara yeryüzünde fesat çıkarmayın, bozgunculuk yapmayın denildiğinde, Biz ıslah edicileriz! derler. İyi biliniz ki, onlar bozguncu ve ifsat edicilerin ta kendileridir. Fakat onlar, ne yaptıklarının farkında değillerdir.
Sadakallah!

Ayet-i kerimeden de anlaşıldığı gibi, insanlık tarihi boyunca yeryüzünde en büyük bozgunculuk ıslah adı altında yapılmıştır. En büyük ifsat (bozulma), dinin muazzez değerlerini istismar ederek insanları aldatmaktır. Nitekim Sevgili Peygamberimiz, hutbemizin başında okuduğum hadis-i şerifte
Bizi aldatan bizden değildir
Müslim, İman, 164
buyurmuştur.

Aziz Müminler!
Dini ve manevi değerleri istismar etmek, tarihsel süreçte her zaman en tehlikeli bir virüs olarak daima var olmuş, müslüman toplumun bünyesinin zayıfladığı anlarda da bilhassa yıkıcı bir tesir göstermiştir. En büyük bozgunculuk olan nifak ve istismarın omurgasını aldatma teşkil etmektedir. Olduğundan farklı görünme, yalan ve benzeri tavır ve davranışların arkasındaki asıl amaç ve maksat, ötekinin aldatılmasıdır. Ancak Kurana göre, karşısındakini aldattığını zannedenler, kendilerini aldatmaktan öteye geçemeyenlerdir. Konuyla ilgili ayeti kerimede Yüce Rabbimiz mealen şöyle buyurmaktadır:
Bismillahirrahmanirrahim
2.9.Onlar (kendi akıllarınca) güya Allah'ı ve müminleri aldatırlar. Halbuki onlar ancak kendilerini aldatırlar ve bunun farkında değillerdir.
Sadakallah!
Nitekim bu durumda olanların halini, bu gidip gelmeyi, Hz. Peygamber (as) bir benzetmeyle çok güzel açıklar:
Münafık iki koyun sürüsü arasında kararsız gidip gelen koyun gibidir. Bir ötekine gider bir berikine, hangisine tabi olacağını bilmez.
Müslim, Sıfatül-Münafikîn, 17.

Değerli Kardeşlerim!
Kurân-ı Kerim, münafıkların ve istismarcıların konuşma tarzını bizlere şöyle tanıtır:

Bismillahirrahmanirrahim
47.29-30. Yoksa kalplerinde hastalık bulunan münafıklar, Allahın onların müminlere karşı duydukları kinlerini açığa çıkarmayacağını mı zannediyorlar? Eğer dileseydik onları sana tek tek gösterirdik, sen de onları simalarından tanırdın. Hattâ sen onları sözlerindeki lahnden (ses tonlarından ve konuşma üsluplarından) kesinlikle tanırsın. Allah, bütün işlerinizi bilir
Sadakallah!

Muhterem Müslümanlar!
Bu ayetler ve hadisler bize gösteriyor ki, samimi bir niyete dayanmayan amel ve davranışlar, sonuçta azap ve pişmanlıktan başka bir işe yaramayacaktır. İbadet, ilim ve zenginlik gibi kendilerine verilen imkânları, sadece gösteriş ve belli bir amaç uğruna kullananlar, yarın ilâhî huzurda bu yaptıklarından dolayı yalanlanarak yüzüstü cehenneme atılacaklardır. Bu demektir ki, dinin yüce değerlerini istismar eden, onu dünya çıkarlarına âlet etmeye çalışanlar, kimlikleri ve yaptıkları ne olursa olsun, ahirette "yalan söylüyorsun" diye azarlanmak ve cezaya çarptırılmaktan yakalarını kurtaramayacaklardır.

Kıymetli Kardeşlerim!
Dini ve insani değerlerin istismarının önüne geçebilmek için, hayatımızda yalnızca Kuran-ı Kerimin ve Hz. Peygamberin (sav) mesajlarını rehber edinmek, Allahın bizlere vermiş olduğu aklımızı, kalbimizi ve vicdanımızı dini ve dünyevi menfaatler için değil, samimi ve ihlaslı bir niyetle, amellerimizi ve davranışlarımızı ortaya koymak gerekmektedir.

Hutbemizi ihlas ve samimiyetin önemini vurgulayan, dini değerleri istismar etmenin kötü sonucunu bizlere bildiren, Sevgili Peygamberimizin (sav) bir hadis-i şeriflerinin mealiyle bitirmek istiyorum:
"Allah'ın hoşnutluğunu kazanmaya yarayan bir ilmi, sırf dünyalık elde etmek için öğrenen kimse, kıyamet günü cennetin kokusunu bile alamaz."
İbni Mâce, Mukaddime 23.

Muhammed Baki Tuncel

Alzey DİTİB Camii Din Görevlisi
Musluman
Cuman mubarek olsun!
 

mopsy

Emektar
Üye
Örnek İnsan, Örnek Ümmet

Selam!

Değerli Mü'minler!

Okuduğum Ayet-i Kerime'de Yüce Rabbimiz mealen şöyle buyurmaktadır;
Bismillahirrahmanirrahim
33.21.''Andolsun, Allah'ın Resülünde sizin için; Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah'ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.''
Sadakallah!
Hz. Aişe annemize Peygamber efendimizin (s.a.s) ahlakı sorulması üzerine; Hz. Aişe:
''Sen Kuran okumuyor musun? Resülullah'ın ahlakı Kuran idi''
Ebu Davud,Tatavvu, 26
diye cevap vermiştir. Allahü Teala, Kuran-ı Kerim-i doğrudan insanlığa göndermeyip, 23 yılda Sevgili Peygamberimize peyderpey göndermiştir. Allah Rasülünün övülen ahlakı, temizliği, ibadet hayatı, insanlarla olan ilişkisi kısaca her halinin, her zaman Müslümanlar için örneklik teşkil ettiğini bizzat Kuran-ı Kerimde Yüce Rabbimiz bizlere bildirmiştir.

Değerli Kardeşlerim!

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) insanlığı, bir olan Allah'a inanmaya ve yalnızca Ona kul olmaya davet etmiştir. Allahı tanımayı, Onu sevmeyi, Ona karşı saygılı olmayı bizlere O (sav) öğretti. Ahlakı öğretti, edebi, hayayı, iffeti, salih ameli, sevgiyi, merhameti, şefkati, samimiyeti ve vefakarlığı öğretti bizlere.

Aile olmayı, baba olmayı, anne olmayı, dostluğu, hediyeleşmeyi, hasta ziyaretini, giyim kuşamı, yeme içmeyi; hayata dair herşeyi bize, Rasülullah (sav) bizzat örnekliğiyle gösterdi. Çocuklara sevgiyi ve merhameti gerçek manada ondan öğrendik. Sabırlı olmak nedir, doğru sözlü olmak nedir, yaratılanı yaratandan ötürü sevmek nedir, hep o sevgiliden öğrenmedik mi? Cömert olmak, güleryüzlü olmak, adaletli davranmak ve hoşgörülü olmak gibi güzel hasletleri, Efendimiz yaşayarak bize göstermedi mi?

Kıymetli Müminler!

Yüce Rabbimiz, Kuran- Kerimde;
Bismillahirrahmanirrahim
21.92.''Doğrusu sizin ümmetiniz tek ümmettir. Bende sizin Rabbinizim. Öyleyse bana itaat edin''
Sadakallah!
buyurmaktadır. Örnek ümmet olmak ancak her müslümanın örnek mümin olması ile mümkündür. Her müminin, hayatının asıl amacının, Rabbimizin rızasını kazanmak olduğunun farkında olması gerekir. Aynı zamanda hepimizin, yüce dinimiz İslamı temsil eden müminler olduğumuz düşüncesini ve inancını hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamamız gerekmektedir. Bu anlamda; Zekatı gönül rızasıyla veren, Allah yolunda infak etmekten geri durmayan, güzel ahlakı yoldaş edinen, hakkı ve sabrı tavsiye eden, iyiliği emreden ve kötülükten sakındıran bir anlayışla ömrümüzü devam ettirdiğimiz müddetçe, Rabbimizin Kuran-ı Kerimde övgüyle söz ettiği en hayırlı ümmet olmanın hedefine erişeceğiz inşallah.

Değerli Kardeşlerim!

Bugün müminler olarak yeniden örnek insan, örnek mümin olma bilincini inşa etmeye ihtiyacımız vardır. Bu anlayış bizlere örnek insan ve örnek ümmet olma sorumluluğumuzu bir kat daha arttırmaktadır. Şu gerçeği hiçbir zaman unutmayalım ki; örnek insan, örnek ümmet olabilmenin yolu, gönülleri bir, gayeleri bir, samimiyet ve sadakatle kenetlenmiş kardeşler olmaktan geçer. Allahım! Bizleri, bizzat Kuranda övdüğün sevgili Peygamberimizin ahlakıyla ahlaklanmayı nasip eyle. Allahım! Bizleri, Peygamber efendimizin rehberliğinde; örnek insan, örnek mümin ve örnek ümmet olmaktan bir an dahi olsa geri bırakma.

Hasan Göndüz
Neuwied DİTİB Ravza Camii Din Görevlisi
Musluman
Cuman hayirli olsun!
 

mopsy

Emektar
Üye
Allah'ı Görüyormuşcasına Yaşamak - İhsan

Selam!

Kıymetli Müslümanlar!

İbadetler, ruhumuzun gıdası, gönülleri-mizin huzur ve mutluluk kaynağı, maddî ve manevî sıkıntılarımızın ilacı, Yüce Allahın ihsan ettiği sayısız nimetlerin şükrünün bir karşılığıdır. İbadet ve kulluğun sadece Allaha mahsus olduğunu ve Yüce Allahın bizleri her an gördüğünü unutmadan yaşamanın, Rabbimizin bizimle beraber olduğunun şuuruna erişmenin adı da ihsandır.

Muhterem Müslümanlar!
İhsanın diğer bir anlamı da, amellerdeki ihlas ve murakabe duygusudur. Buna göre ihsan, kişinin kulluk görevini yerine getirirken, Yüce Allahın kendisini gördüğünü, davranışlarını denetlediğini hissetmesidir. Gerçek ihsana ulaşanlar yaptıkları herşeyi, Yüce Allahın kendilerini görüp gözettiğinin farkında olarak, bütün hayatını samimi bir ruh ve ihlas anlayışında yaşarlar. Çünkü ihsan;
Bismillahirrahmanirrahim
50.16.Biz insana şah damarından daha yakınız.
Sadakallah!

buyuran Yüce Mevlamızın bize bizden daha yakın olduğunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamaktır.
Bismillahirrahmanirrahim
57.4.Her nerede olursanız olun, Allah sizinledir. Her ne yaparsanız Allah onu görendir.
Sadakallah!

ayetinde ifade edildiği gibi, Rabbimizin yapıp ettiklerimizden haberdar olduğunu bilmektir.

Birgün Rasülullah (sav) Efendimiz, ashabıyla sohbet ederken kimsenin tanımadığı bir şahıs gelerek bazı sorular sordu. Rasülullahın gelen şahsın Cebrail olduğunu bildirdiği ve Cibril hadisi diye meşhur olan olayda, gelen zat Peygamberimize bana ihsanı anlat dedi. Peygamber Efendimiz (sav) de
İhsan, Allahı görüyormuşçasına kulluk etmendir. Çünkü sen Onu görmesen de O seni görmektedir.
Buhari, İman, 37
karşılığını vermiştir.

Aziz Kardeşlerim!

Bismillahirrahmanirrahim
3.5.Şüphesiz yerde ve gökte Allaha hiçbir şey gizli kalmaz.
Sadakallah!
ayetinde de belirtildiği gibi, Alemlerin Rabbine karşı hiçbir işimiz gizli kalmadığı gibi, yapmış olduğumuz davranışlarımızı da Allah (c.c) melekleri aracılığıyla kayıt altına aldırmaktadır. Bu husus Kuran-ı Kerimde şöyle ifade edilmektedir.
Bismillahirrahmanirrahim
50.17.İki melek (insanın) sağında ve solunda oturarak yaptıklarını yazmaktadırlar.
Sadakallah!

Zikrettiğimiz ayetler ve hadisler ışığında şu husus hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir ki, merkezinde ihsanın yer aldığı iman, İslam ve ahlak anlayışı bizlere hem dünya hem de ahiret mutluluğu getirecektir. Rabbimizin daima bizlerin yapıp ettiklerini gördüğünü unutmayarak ve daima Rabbimizin bizimle beraber olduğu düşünceyle, Allahı görüyormuş gibi ibadet ve kullukta bulunmak gerekir.

Ne mutlu Rabbinin gözetiminde olduğu bilinciyle yaşayıp, Onun rızasını kazananlara. Ne mutlu bütün davranışlarını Allahın kendisini görüyormuş gibi hayatını yaşayanlara!

Hutbe Komisyonu
Musluman
Cuman hayirli olsun!
 

mopsy

Emektar
Üye
Anne-Baba: Cennetin İki Kapısı

Selam!

Aziz Müminler!
Yüce Allahın varlıkların en şereflisi olarak yarattığı insanoğlunun önemli görev ve sorumlulukları vardır. Bunların en başında da Allaha kulluk ve ana-babaya iyilik gelmektedir.

Yüce Dinimiz İslam, Allahın erebilmek için öncelikle anne-babanın rızasının kazanılmasını emretmiştir. Anne-babanın rızasını kazanmak; gönüllerini hoş tutmakla, onlara hizmet etmekle, öğüt ve tavsiyelerini dinlemekle, onlara saygılı davranmakla, arzu ve isteklerini yerine getirmekle, onları incitmemekle, varsa ihtiyaçlarını gidermekle mümkün olur. Bu konuda Allah Teâla hutbemin başında okuduğum ayet-i celilede;
Bismillahirrahmanirrahim
Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, anne-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine öf! bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle.
Sadakallah!
buyurmaktadır.

Kıymetli kardeşlerim!
Evlatlar için, her türlü fedakârlığı yaptığı halde yalnızlığa itilmiş, meşakkatlerin kucağına terk edilmiş, sahipsiz, gözü yaşlı anne ve babalarla günümüzde sık sık karşılaşıyoruz. Gözyaşlarının, terk edilmişliğin, hayata küsmenin meydana getirdiği bu tablolar vicdanları derinden yaralamaktadır. Halbuki anne-babaların varlığı zahmet değil, rahmet vesilesi olarak görülmelidir. Onlar bizim huzur ve mutluluğumuz, en büyük zenginliğimizdir. Varlıklarını yük değil, nimet olarak görmeliyiz. Bizler anne-babalarımıza hürmet gösterelim ki, evlatlarımız da bize hürmet etsinler. Zira Peygamberimiz (s.a.v.)
Kim ömrünün uzamasını ve rızkının bollaşmasını istiyorsa, anne babasına iyilik etsin ve akrabalarıyla ilişkisini kesmesin.
Et-Terğîb vet-Terhîb C.3 s. 317
buyurarak onlara iyilik ve ihsânda bulunmanın hem dünyevî hem de uhrevî mükafatına vurgu yapmıştır.

Muhterem Müslümanlar!
Anne-babalarımız sadece yaşarken değil, vefatlarından sonra da onlara karşı görev ve sorumluluğumuzun devam ettiğini unutmamalıyız. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.)e : Yâ Rasûlallah! Anamla babam öldükten sonra onlara yapabileceğim bir iyilik var mı? diye sorulduğunda Resûl-i Ekrem (s.a.v.):
Evet, onlara duâ eder günahlarının bağışlanmasını dilersin; vasiyetlerini yerine getirirsin; akrabasını koruyup gözetirsin; dostlarına da ikramda bulunursun.
Ebu Dâvûd, Edeb, 20
buyurmuştur.

Değerli Müminler,
Anneler, babalar, senenin belli bir gününde sevilip, diğer zamanlarda ihmâl edilecek kişiler değildir. Onlar, ömür boyu sevgiye, saygıya, hizmet ve hürmete layık en yüce insanlardır. Bu nedenle geçici dünya telaşı ile anne-babalarımızı ihmal etmeyelim ki, hem dünyamız hem ahiretimiz değer kazansın.

Hutbemi şu güzel dua ile bitirmek istiyorum:
Ey Rabbimiz! Hesap görülecek günde beni, ana-babamı ve bütün müminleri bağışla! Ve bizleri anne babamızın hoşnutluğunu kazanıp cennetine giren kullarından eyle! Âmin

Hacı Mahmut PEKER
Münih DİTİB Camii Din Görevlisi
Musluman
Cuman hayirli olsun!
 

mopsy

Emektar
Üye
Allaha İman; Var olmanın Gayesi

Selam!

Muhterem Müslümanlar!
Kendisine iman ettiğimiz ve her gün huzurunda durduğumuz Yüce Rabbimiz; kâinatı ve tüm varlıkları yaratan, koruyan ve yönetendir. O, herşeye gücü yeten, her şeyi bilen, işiten, gören, dileyen ve dilediğini yapandır. Herşey Onun iradesi altındadır. Hiçbir şey Ona benzemez. Eşi, dengi ve benzeri yoktur. Övülmeye, itaat ve ibadet edilmeye lâyık en yü*ce varlık Allah-ü Teâlâdır.

Aziz Kardeşlerim!
Allaha iman aslında insanın fıtratında var olan bir duygudur. Kuran-ı Ke*rimde, insanın Allaha yönelişi şöyle tasvir edilir:
Bismillahirrahmanirrahim
10.12İnsana bir zarar dokunduğu zaman yan üstü yatarak veya oturarak yahut ayakta bize yalvarır. Fakat biz onun sıkıntısını giderdiğimiz zaman, sanki kendine dokunan bir zarardan dolayı bize hiç yalvarmamış gibi, eski yoluna döner gider.
Sadakallah!
İnsanın bu dünyada sahip olabileceği en büyük nimet, iman nimetidir. Yüce Rabbimiz, imansız olarak ölmüş bir insanın durumunu,
Bismillahirrahmanirrahim
51.56.Kıyamet Gününde cehennem azabından kurtulmak için yeryüzü dolusu altını olsa bunu fidye olarak vermek isteyeceğini ancak bunun ondan asla kabul edilmeyeceğini
Sadakallah!
bize ayet-i kerimede haber vermiştir. İnsanın Ahirette sonsuz saadete; cennete kavuşması ya da ebedi olarak azaba uğraması, kişinin Allaha iman edip etmemesine bağlıdır.

Cenab-ı Hakkın Kuran-ı Kerimdeki:
Bismillahirrahmanirrahim
51.56. Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.
Sadakallah!
buyruğu, kulluk bilincine sahip olmanın gereği ve insanın bu dünyaya geliş amacını en özlü bir biçimde ifade etmektedir. Buna göre insanın üzerine düşen vazife, Allaha iman ederek kulluk görevlerini yerine getirmesidir. İnsanoğlu bunu yaptığı takdirde, hutbemin başında okumuş olduğum ayet-i kerimedeki müjdeye nail olacaktır. Yüce Allahın müjdesi şöyledir:
Bismillahirrahmanirrahim
4.175 Allah'a iman edip O'na sımsıkı sarılanlara gelince, Allah onları kendinden bir rahmet ve lütuf (deryası) içine daldıracak ve onları kendine doğru (giden) bir yola götürecektir.
Sadakallah!

Kıymetli Müminler!
Allaha İman, özgürlük ve hürriyet demektir. Allaha İman, Allahın üstünde bir güç ve kuvvet tanımamak, kula kul olmamak demektir. Yaratana iman etmek, insana insanlık şerefini, onur ve haysiyetini kazandıran, insanı insan yapan en büyük değerdir. Her şey Ona inanmakla değer kazanır. Bir şeyin anlam ve değer bulması Ona inanmaya, Onu tanımaya bağlıdır. Hangi dilden, hangi ırktan, hangi dinden olursa olsun yardıma muhtaç, zulüm altında olan insanların yardımına koşan ve sömürülmesine izin vermeyen duygu, Allaha imandır.

Aziz Kardeşlerim!
Hutbemi bir ayet-i kerime meali ile bitirmek istiyorum.
Bismillahirrahmanirrahim
6.102.Rabbiniz Allahtır. Ondan başka ilah yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise Ona kulluk edin. Güvenilip dayanılacak tek varlık Odur.
Sadakallah!

Recep Işıldar

Gelsenkirchen Buer Merkez Camii Din Görevlisi
Musluman
Cuman hayirli olsun!
 
Üst Alt