Cuma hutbeleri devamı

Engellilerle Birlikte Engelleri Aşmak

Selam!

ayet_28082014.jpg


Değerli Kardeşlerim!
Hepimiz bir imtihan dünyasında yaşamaktayız. Âdem (a.s) ile Havva annemizden günümüze değin insanlık, türlü imtihanlara tâbi tutulmuştur ve kıyamete kadar da tutulacaktır. Kimileri malıyla, kimileri evladıyla, kimileri canıyla ya da fiziksel bir engelle denenir kulluk yolunda. Bu imtihan süreci sabır ve metanetle geçirilirse Rabbimiz tarafından vaat edilen nimetler bizim olacaktır.

Değerli Kardeşlerim,
Peygamberimiz (s.a.v.) görme özürlü bir Müslüman olan Abdullah bin Ümmi Mektum sebebiyle Allah tarafından uyarılmadı mı? Peygamberimiz bir müşrikle İslam’a girmesi için konuşurken görme özürlü Abdullah bin Ümmi Mektum gelmiş, Efendimiz onunla yeteri kadar ilgilenmemiştir. Bunun üzerine uyarı niteliğindeki Abese Suresinin ilk ayetleri indirilmiştir. Bu olaydan sonra Efendimiz görme engelli bu Müslümanı gayet güzel bir şekilde,
“Ey kendisi sebebiyle Allah’ın bana uyarıda bulunduğu kişi!... Hoş geldin.”
Ahmed b. Hanbel, V, 152-169; I, 317.
diyerek karşılıyor. Yani, özürlülere karşı yeteri kadar duyarlı olmamak, ilâhi uyarıya sebep olmuştu. Bu durum bize ders olmalı ve engellilere karşı görev ve sorumluluklarımızı düşünmeliyiz.

Değerli Müminler,
Dinimiz, görmeyenin gözü, duymayanın kulağı, güçsüzün eli, konuşamayanın dili olmayı sadaka kabul eder. Buna mukabil, engelli birine engel olmayı, rahatsızlık vermeyi ise lanetler. Unutmayalım ki asıl engelliler aklını, gönlünü, kalp gözünü, elini, dilini bilgiye, şefkate, merhamete, hikmete ve ilahi gerçeklere kapayıp, insanlığını ayaklar altına alanlardır. İnsanın Allah katındaki değeri, fizikî yapısı, rengi, ırkı, cinsiyeti, sağlam veya engelli oluşuna göre değil, imân, ibâdet, takva ve güzel huylarına göredir. İlâhî imtihânı kazanarak ebedî kurtuluşa ermek ise ancak takvâ ile mümkündür.

Değerli Kardeşlerim,
Peygamberimiz
“Sizler, ancak içinizdeki güçsüz kişiler sebebiyle yardıma ve rızka nail oluyorsunuz”
Müslim.
buyuruyor. Bu çerçevede engelli kardeşlerimizi ve ailelerini fark gözetmeksizin kucaklayalım, onlarla komşuluk ilişkilerimizi sıcak tutarak onlara destek olalım. Unutmayalım ki engelli kardeşlerimizin maddi değil manevi desteğe ihtiyaçları var. Psikolojik destek verdiğimizi hissettirelim. Onlara acıma ve ah-vah gibi duygularla bakmayalım. Sağlıklı birey – sağlıklı aile ve sağlıklı toplum oluşmasında bu kardeşlerimizin yanında olalım. İslâm kardeşliğinin gereği budur.

Hutbemizi Efendimizin bir hadisi ile bitirelim.
“Kim din kardeşine yardım ederse Allah da ona yardım eder.
Kim din kardeşinin derdine derman olursa Allah da kıyamet günü onun derdine derman olur.
Kim din kardeşinin ihtiyacını görürse Allah onun en çok muhtaç olduğu zamanda onun ihtiyacını görür.”

Buhârî, Mezâlim 3.


Zehra ZEREN
DİTİB Dillingen Camii Din Görevlisi
Redaksiyon: Hutbe Komisyonu
Musluman
Cuman mubarek olsun!
 
Toplumu ve Aileyi Bozan Gıybet

SELAM!

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اجْتَنِبُوا كَثِيرًا مِّنَ الظَّنِّ إِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ إِثْمٌ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا يَغْتَب بَّعْضُكُم بَعْضًا أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ أَن يَأْكُلَ لَحْمَ أَخِيهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ تَوَّابٌ رَّحِيم

Kıymetli Müminler!
Yüce dinimiz İslam, birey ve toplumun iyiliğini hedef alan, ilahi emir ve yasaklarıyla bütün hayatı kuşatan, insanları edep ve ahlak sahibi kılmaya çalışan en son ve mükemmel dindir.

Kalplere en yüksek ahlak esaslarını yerleştirmeyi amaçlayan İslam, faziletleri yok eden, insan şahsiyetine yakışmayacak her türlü tavır ve davranışı da yasaklamıştır. Dinimizin yasakladığı, haram kıldığı kötü huyların en yıkıcılarından biri de gıybettir. Gıybet, kırgınlık, dargınlık, düşmanlık ve huzursuzlukların temelidir. Sevgi ve dostlukları ortadan kaldıran gıybet, manevi bir hastalıktır. Din kardeşini, onun yokluğunda arkasından hoşlanmayacağı bir şekilde anmak anlamına gelen gıybet Kuranda
Bismillahirrahmanirrahim
49.12. Ey iman edenler, zannın birçoğundan kaçının. Çünkü bazı zan günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Kiminiz de kiminizi arkasından çekiştirip gıybet etmesin. Sizden herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. Allahtan korkun çünkü Allah tövbeleri kabul edendir, çok esirgeyicidir.
Sadakallah!
ayetinde ölmüş kardeşinin etini yemeye benzetilmiştir.

Değerli Kardeşlerim!
Gıybet dil ile yapıldığı gibi kaş-göz işaretleri, yazı ve hareketlerle de yapılmaktadır. Hangi şekliyle olursa olsun bir Müslümanın diğer Müslüman kardeşi ile ilgili gıybet etmesi, çekiştirmesi haramdır. Dirilerin gıybetini etmek haram olduğu gibi ölülerin arkasından da gıybet etmek haramdır. Önü alınmadığı takdirde gıybet, toplumda birlik ve beraberliğin bozulmasına, sevgi ve saygının kaybolmasına neden olur. Peygamber Efendimiz bu gerçeği bize şöyle haber vermektedir:
Eğer o söz denize karışsaydı, onun suyunu bozardı.
Tirmizi, Sifatul-Kiyame, 52

Ailede karı-kocanın birbirinin gıybetini yapması da çok çirkin ve yanlıştır. Bu davranış sadece gıybeti yapılan eşin değil; aynı zamanda kişinin kendi değerini ve ailesinin değerini de düşürür. Aile huzurunun bozulmaması ve devamının sağlanması için, aile mahremiyetine ve sırların açıklanmamasına özen gösterilmelidir.

Değerli Müslümanlar!
Günümüzde oldukça yaygın olan bu çirkin huydan kurtulmanın en önemli yolu, şüphesiz, işe önce kendimizden başlamak olacaktır. Samimi bir mümin, başkalarını çekiştirmekten, insanların arasını bozacak her türlü söz ve eylemden mutlaka kaçınmalı; gıybet yapılan ortamlarda bulunmamalı; bu işleri yapanları gördüğünde hemen uyarmayı kendine görev bilmelidir. Doğruyu konuşmak için birbirimize arkamızı dönmeyi beklemek yerine, doğruları yüz yüze konuşabilmeyi başardığımız gün, ikiyüzlülüğün de önüne geçebileceğimizi unutmayalım.

Kıymetli Kardeşlerim!
Gelin; konuşmalarımızı, kusur aramaya değil; güven ve itimada, güzellikleri ortaya çıkarmaya ayıpları örtmeye vesile kılalım. Elinden ve dilinden, bütün insanların emin olduğu kişilerden olmak için gayret gösterelim.

Hutbemi peygamberimizin bir hadisi ile bitiriyorum:
Karşılığında bana dünyayı verseler bile bir insanı hoşlanmayacağı bir şey ile taklit ve tavsif etmeyi kesinlikle sevmem.
Ebu Davud, Edeb,40.

Huriye AKBIYIK

Münih Merkez Camii Din Görevlisi
Musluman
Cuman mubarek olsun!
 
İlim Öğrenmek Kadın-Erkek Her Müslümana Farzdır

Selam!

بسم الله الرحمن الرحيم
قُلْ هَلْ يَسْتَوِى الَّذِينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذِينَ لاَيَعْلَمُونَ

Değerli Müminler!
Allahu Tealanın yarattığı en kıymetli varlık insandır. İnsanın bu değerini koruyabilmesi ve devam ettirebilmesi ancak ilim ile mümkündür. İyiliğe de kötülüğe de eğilimli olan insan, ilim sayesinde kötülüklerden uzak kalıp, iyiliğe yönelecektir. Allahın razı olacağı bir hayat yaşayacaktır.

Kıymetli Müslümanlar!
Her şeyi en iyi bilen, alîm ve hakîm olan yüce Rabbimiz bize ilmi farz kılmıştır. İlimle meşgul olmayı ibadet saymıştır. Bizi ve toplumu rahata kavuşturacak, huzura eriştirecek her türlü imkan ilimle elde edilebilmektedir. Teknolojik gelişmeler, ilmi çalışmaların meyvesidir. Bütün yenilikler, ilmi gayretler sonunda elde edilmektedir. İlim ve ilim sahiplerinin dinimizde önemli bir yeri vardır. Nitekim Cenab-ı Hak
Bismillâhir rahmânir rahîm.
39.9De ki; Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?
Sadakallah!
buyururken ilimle meşgul olanların üstünlüğünü dile getirmiştir. Sevgili peygamberimiz de bir sahabenin şahsında bizlere öğüt vererek:
Ya öğreten, ya öğrenen, ya dinleyen veya ilmi seven ol. Fakat beşincisi olma; helak olursun
Fethül-Kebir, 1/204.
derken ilmin ve ilimle meşgul olmanın önemini ifade etmiştir.

Muhterem Müminler!
Dinimiz ayrım yapmaksızın bütün ilimlerin öğrenilmesini istemektedir. Kuran bizlere yer, gök ve yaratılış inceliklerinden bahsediyor ve bu konularda kafa yormamızı istiyor. Atalarımız bu konuda İslamın aydınlığında yol almış, birçok müspet ilmin kurucuları veya öncüleri olmuşlardır. Hal böyle iken ne yazık ki bizler ilim tahsilinde ve okuma konusunda yeterli gayreti göstermiyor, zaman ayırmıyoruz.

Dünya hayatımızı güzelleştirecek bilgileri öğrenmek için verilen çabayı, dini bilgileri öğrenmek için göstermiyoruz. Halbuki, Müslümanın öğreneceği ilk şey Kuran ve ilmihal bilgisi olması gerekir. Makamımız, mevkimiz, cinsiyetimiz ne olursa olsun, hangi sahanın uzmanı olursak olalım dinimizin temel bilgi kaynağını ve temel dini bilgilerimizi mutlaka öğrenmeliyiz.

Kıymetli Cemaat!
Ilk emri OKU olan dinimiz, ilim öğrenme konusunda kadın ve erkeği ayırt etmeksizin ikisine de aynı sorumluluğu yüklemiştir. Eğitimin ilk aşamasını ve belki de en önemli temel yapısını kadın gerçekleştirmektedir. Erkeği eğittiğimiz zaman bir kişiyi, kadın eğittiğimiz zaman bir aileyi, bir toplumu eğitmiş oluruz. Bu yönüyle kadınlar, insanlık tarihinin mimarları ve aile yuvasının da ilk öğretmenleridir. İnsanlığın ihtiyaç duyduğu nesilleri yetiştirecek olan kadının ilim öğrenmesi daha da büyük önem arz etmektedir. Sevgili Peygamberimizin
İlim öğrenmek kadın-erkek her müslümana farzdır.
İbn Mace, Mukaddime, 17.
sözleri de bu konuda bize ışık tutmaktadır.

Muhterem Müslümanlar!
Çocuklarımız bizlere Allahın emanetidir. Onların iyi bir eğitim almaları, dilimizi ve içinde yaşadıkları toplumun dilini öğrenmelerinin yanında mutlaka bir meslek sahibi de olmaları için özel çaba sarf etmeliyiz. Çocuklarımızın istikballerini kazanma noktasında onlara destek olurken dini eğitimlerini de almalarına, İslami ahlak ve terbiye ile yetişmelerine yardımcı olmak da çocuklara karşı en önemli görevlerimizden biridir. Nitekim bir hadis-i şeriflerinde Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.);
Bir babanın evladına bırakacağı en güzel miras, vereceği güzel ahlak ve terbiyedir.
250 Hadis, Diyanet Yay., s.116; Tacul-Usul, c.5, s.8.
buyurarak çocukların hem maddi hem manevi mutluluğunu sağlamaya dikkat çekmiştir.

Değerli Müminler!
Hutbemi bir hadis-i şerif meali ile bitirmek istiyorum:
Dünyayı isteyen ilme sarılsın, ahireti isteyen ilme sarılsın; hem dünyayı hem ahireti isteyen ilme sarılsın.
Tirmizi, Daavat, 68.

Huriye AKBIYIK

Münih DİTİB Merkez Camii Din Görevlisi
Musluman
Cuman mubarek olsun!
 
Söz Söylemek Sorumluluktur

Selam!

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
إِذْ يَتَلَقَّى الْمُتَلَقِّيَانِ عَنِ الْيَمِينِ وَعَنِ الشِّمَالِ قَعِيدٌ
مَا يَلْفِظُ مِنْ قَوْلٍ إِلا لَدَيْهِ رَقِيبٌ عَتِيدٌ

قاَلَ رَسُولُ اللهِ (صَلّي اللهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمَ):
مَنْ كاَنَ يُؤمِنُ بِاللهِ والْيَوْمِ الْآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْراً أوْ لِيَصْمُتْ


Muhterem Müslümanlar,
Yüce Rabbimiz insanı en güzel bir şekilde yaratmış, birçok nimetle birlikte söz söyleme imkânını da bahşetmiştir. Zira gönüllere sözlerle girilir, hidayet yoluna sözlerle erilir. Sözlerle sevinç ve kederimizi, arzu ve düşüncelerimizi ifade eder, tatlı bir sözle huzur bulur, acı bir sözle kırılır, inciniriz. Çünkü sözlerde gönüllere tesir eden bir güç vardır. Allahü zül-Celal kalplere şifa Yüce Kitabımız Kuran-ı Kerimi,
Bismillâhir rahmânir rahîm.
29.23.sözün en güzeli
Sadakallah!
olarak nitelemiş, Peygamber Efendimiz de,
Sözlerin en güzeli Allahın kelamı, en güzel yol da Muhammedin yoludur
Nesai, Sehv, 65
buyurmuştur.

Kardeşlerim!
Allah ü Teala Müminlere doğru sözlü olmalarını emretmiş, söylediğimiz sözlerden dolayı mutlaka sorumlu olduğumuzu bildirmiştir. Kuran-ı Kerimde Allahü Teala, sözlerimizin daima kaydedilmekte olduğunu, lehimizde veya aleyhimizde bir delil olarak mutlaka karşımıza çıkacağını haber vererek bizleri şöyle uyarmıştır:
Bismillâhir rahmânir rahîm.
50.17-18.Üstelik, biri insanın sağ tarafında, diğeri de sol tarafında oturmuş iki alıcı melek de (onun yaptıklarını) alıp kaydetmektedir. İnsan her ne söylerse, onun yanı başında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) bir melek hazır bulunur
Sadakallah!

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de hadis-i şeriflerinde:
"Kulun kalbi doğru olmadıkça, imanı doğru olmaz. Dili doğru olana kadar da kalbi doğru olmaz."
İbn Hanbel, III,199;
buyurarak sözlerimize dikkat etmemiz gerektiğine, sözlerimizle imanımız arasında bir bağ olduğuna dikkatlerimizi çeker, sözlerimizin götürebileceği kötü akıbete karşı bizleri şu hadisleri ile de uyarır:
İnsanları yüzüstü cehenneme sürükleyen, dillerinin kazandığından başkası değildir"
Tirmizî, Îmân,

Değerli Müminler!
Sözlerimizin doğru olması kadar, sözlerimizin yerinde ve zamanında, belli bir uslüp içinde söylenmesi de önemlidir. Zira uslübumuz kişiliğimizin bir göstergesidir. Mümin, sözlerinde nâzik olmalı, kendini ilgilendirmeyen ve faydası olmayan, kırıcı ve incitici sözlerden, boş ve anlamsız konuşmalardan uzak durmalıdır. Hiçbir maksadı olmayan ve düşünmeden yapılan konuşmalar, sahibi için pişmanlık vesilesidir.

Aziz Müminler!
O halde nazargah-ı ilahi olan kalplerimizi temiz tuttuğumuz gibi, dillerimizi de temiz tutmaya özen gösterelim. Dillerimizi, gönül incitici ve kırıcı sözlerden koruyalım. Yalan, gıybet, dedikodu, iftira vb. sözlerle kardeşliğimizi, birlik ve beraberliğimizi bozmayalım. Rabbimizin
Bismillâhir rahmânir rahîm.
33.70.Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve doğru söz söyleyin.
Sadakallah!
uyarısını, Efendimizin,
Kim Allaha ve ahiret gününe inanıyorsa, ya hayır söylesin ya da sussun.
Buhari, Edeb, 31; Müslim, İman, 74
ikazını asla unutmayalım.

Yunusun şu güzel sözleriyle hutbeme son veriyorum:
Sözünü bilen kişinin, yüzünü ak ede bir söz;
Sözünü pişirip diyenin, işini sağ ede bir söz.
Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı;
Söz ola ağulu aşı, bal ile yağ ede bir söz.
Kişi bile söz demini, demeye sözün kemini;
Bu cihan cehennemini, düzelte bir güzel söz

Kuddusi UYSAL
Münih Din Hizmetleri Ataşesi
Musluman
Cuman mubarek olsun!
 
Yeni Yıla Girerken - Zamanın Önemi

Selam!

بسم الله الرحمن الرحيم
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَلْتَنظُرْ نَفْسٌ مَّا قَدَّمَتْ
لِغَدٍ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ




Değerli Kardeşlerim !
Zaman, su misali akıp gidiyor. Acısıyla tatlısıyla, sevinciyle, üzüntüsüyle koca bir yılı geride bırakıp, yeni bir yıla daha girmek üzereyiz. Her geçen gün ömür sayfamızdan bir yaprak kopuyor. Ölüme, ahirete ve İlahi hesaba daha fazla yaklaşıyoruz. Bu bakımdan, esnafın, tüccarın yılsonunda hesaplarını gözden geçirdiği gibi, bizler de geride bırakacağımız 2014 yılını, nasıl geçirdiğimizin muhasebesini yapmalı, kendimizi sorgulamalıyız. Bu konuda Allah Rasülünün (s.av.) uyarısına kulak verelim.
''Akıllı kimse, bu dünyada kendisini sorgulayan (hesaba çeken) ve ölümden sonrası için çalışandır.”
Tirmizî, Kıyamet,26.
Hutbemin başında okuduğum Ayet-i Kerimede de, Yüce Rabbimiz,
Bismillahirrahmanirrahim
59.18.''Ey İman edenler! Allaha karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın ki (Ahiretteki) hayatı için, önceden ne gönderdiğine baksın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.''
Sadakallah!
buyuruyor. Öyleyse gelin, geçtiğimiz ayları, günleri, hatta saatleri nasıl değerlendirdiğimize, ebedi hayatımızı kazanmak için ne gibi hazırlıklar yaptığımıza bakalım!

Kardeşlerim !
Kendimize soralım; geçtiğimiz yıl, rabbimizin rızasını kazandıracak hangi hayırlı amelleri işledik? Ya da, yerine getirmemiz gereken hangi sorumluluklarımızı ihmal ettik? Namazlarımızı daha özenli ve düzenli bir şekilde kılabildik mi? Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’i anlamak için yeterince çaba sarf ettik mi? Rızkımızı kazanırken, helali gözetip haramdan titizlikle sakınabildik mi? Günahlardan korunabilmek için gayret ettik mi? Ailemizi ve çocuklarımızı cehennem ateşinden koruyacak önlemleri aldık mı? Çocuklarımıza camiyi ve dini sevdirip Peygamberimizi tanıtabildik mi? Gençlerimizi kötü alışkanlıklardan korumak için üzerimize düşenin ne kadarını yapabildik? İhtiyaç sahibi olan kardeşlerimize el uzatabildik mi? Zulme karşı çıkıp, haklının ve mazlumun yanında yer alabildik mi? Eğer bu sorulara olumlu cevap verebiliyorsak, bunun için Allah'a şükretmeli ve yeni yılı da aynı şekilde değerlendirebilmek için O'ndan yardım dilemeli, dua etmeliyiz. Eğer cevabımız olumsuz ise nerelerde ve niçin yanlış yaptığımızı sorgulamalı, aynı yanlışlara yeni yılda da düşmemek için hatalarımızdan ders çıkarmalıyız.

Saygıdeğer Müminler!
Kaybedilen birçok şey, zamanla telafi edilebilir. Servetler yeniden kazanılabilir. Ama geçen zamanı geri getirmek mümkün değildir. Üstelik zaman, bizim yegane sermayemizdir. Adeta bir buz misali eriyip giden bu nimetin kıymetini, elden çıkmadan bilmeli ve en faydalı şekilde değerlendirmeliyiz. Bu nedenle, bir mümin olarak günlük, haftalık, aylık ve yıllık planlar yaparak vaktimizi verimli işlerde kullanmalıyız. Nitekim Rabbimiz Kur'an-ı Kerim’de, müminlerin vasıflarını zikrederken;
Bismillahirrahmanirrahim
23.3''Onlar, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler''
Sadakallah!
buyurmaktadır. Mü'min olarak, bir sonraki günümüz bir öncekinden daha üstün olmazsa kendimizi zararlı saymalıyız.

Özetle;
Bir yılın bitip yeni bir yılın başlamasının, müslüman açısından anlamı; geçmişten ders çıkararak, geleceği en güzel şekilde inşa etmeye çalışmaktır. Mümin olarak yılbaşına böyle bakmalıyız. Dinimizin emir ve yasaklarına ters düşmeden, gelenek ve göreneklerimizde yeri olmayan şeylere itibar etmeden, kendi dini değerlerimize göre hareket etmeli, hiçbir aşırılığa sapmadan; yeni bir ömür dilimi bahşettiği için Rabbimize şükrederek, sade, mütevazi bir kulluk bilinciyle yeni yıla girmeliyiz. Yüce Rabbim, gelecek yılımızı ve geri kalan ömrümüzü rızasına uygun geçirmeyi nasip etsin. Kendimiz, ailemiz, toplumumuz ve tüm insanlık için hayırlara vesile kılsın. Hutbemizi, bir Hadis-i Şerif'le bitirelim:
''İhtiyarlıktan önce gençliğin, hastalıktan önce sağlığın, fakirlikten önce zenginliğin,ölümden önce hayatın ve meşguliyetten önce boş vaktin kıymetini biliniz.''
Buharî, Rikâk,3

Hüseyin ACAR
Münih DİTİB Mehmet Akif Camii Din Görevlisi
Musluman
Cuman mubarek olsun!
 
Mevlid-i Nebi

Selam!

ayet_02012014.jpg

(21.107.)
Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl,
Muhammed’siz muhabbetten ne hâsıl?


Kardeşlerim!
İşte bu veciz ifadeler, Efendimiz (s.a.s)’i, ne kadar da güzel dile getiriyor. O (s.a.s), muhabbet peygamberidir; gönüller arasında muhabbet için vardır. O, rahmet peygamberidir; canlı-cansız her varlığa rahmet olarak gönderilmiştir. Yeter ki diller, gönüller ona yönelsin.

Rabbimiz, insanlığa varoluş hikmetini, hayatın anlamını, imtihanın esrarını onunla hatırlatmıştır son kez. Ve Resulü’nün sevgisine bağlamıştır kendi rızasına mazhar olabilmeyi.

Evet kardeşlerim, bugün rahmet elçisinin dünyayı teşriflerinin bir yıldönümünü daha idrak ediyoruz. Bu kutlu gece, milletimizce asırlardır mevlid kandili olarak ihyâ edilmekte ve Efendimiz (s.a.s) büyük coşkuyla anılmaktadır. Onun doğumu, öteden beri mümin gönüllere huzur, yüzlere neşe olarak yansımaktadır.

Kıymetli Kardeşlerim!
Allah Resulü,
“Ben Muhammedim, ben Ahmedim, ben rahmet ve tevbe peygamberiyim”
Tirmizî, Şemâil, 167.
sözleriyle tanıtmıştır kendini. Rabbimiz de,
Bismillahirrahmanirrahim
33.45.“Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin”
Sadakallah!
diyerek övmüştür habibini.
Bismillahirrahmanirrahim
33.46.“Biz seni, bir müjdeci, şahit, uyarıcı, Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik.”
Sadakallah!
âyeti ise Efendimiz (s.a.v)’in, gönderiliş gayesini ortaya koymaktadır.

Değerli Kardeşlerim!
Efendimiz, insanlığı bir olan Allah’a inanmaya, hayatı kulluk, samimiyet, sadakat, doğruluk gibi yüce değerlerle tezyin etmeye çağırmıştır. Onun dünyaya gelişi; ölüme hayat, zulme adalet, cehalete bilgi, vahşete merhamet, düşmanlığa barış olmuştur. Karanlıklar içerisinde kaybolmuş insanlık onun rehberliğiyle yeniden yolunu bulmuştur. Dünyanın karmaşasında katılaşan kalpler onun şefkat pınarlarıyla yumuşamıştır.

Peygamberimiz, getirdiği prensipleri bizzat yaşayarak hepimize örnek olmuştur. Bize düşen vazife, o güzel prensiplere sımsıkı sarılarak hayatımıza yön vermektir. Böyle olduğu takdirde her mevlid, bizim için Efendimizle ve onun hayat dolu mesajlarıyla yeni bir buluşma olacaktır.

Aziz Mü’minler!
Kardeşliği, dostluğu ve sevgiyi O’ndan öğrendik. Kardeşlik ahlakının gereği olarak kardeşimize kin tutmamayı öğreten şu âyeti O’nun mübarek ağzından duyduk:
Bismillahirrahmanirrahim
59.10. “Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin tutturma! Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin.”
Sadakallah!
Bu duaya bugün bütün hücrelerimizle yüksek tonda “âmin” demeye ne kadar da ihtiyacımız var.
Gönül dünyamız, çağın problemleriyle boğuşurken zaman zaman çaresizlik içinde çırpınmaktayız. Hayatın bitmek tükenmek bilmeyen sıkıntıları ile mücadelede Resulullah’ın rahmet yüklü damlaları tek umudumuz ve tutunacak dalımız değil midir? Türlü sıkıntılara mübtelâ olan insanlık, onun hayırla özdeşleşen gönül diline, paylaşımın esirgenmediği cömertlik simgesi eline, harama perde gözüne, hayırdan başka kelam etmeyen mübarek lisanına her zamankinden daha fazla muhtaç değil midir? Kardeşliğimizi, komşuluğumuzu, kulluğumuzu, iman ve İslâm anlayışımızı onun rehberliğinde yeniden sorgulamak zorunda değil miyiz?

Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in doğumunu kutlarken, aynı zamanda O’nun evrensel mesajlarını, iman ve ibadet hayatını, yüce ahlakını, insan onurunu koruyan ilkelerini, kardeşlik hukukunu, birlik-beraberlik, yardımlaşma, adalet anlayışını tekrar hatırlamalıyız. O’nun bizzat Rabbimiz tarafından övülen ahlakıyla ahlaklanmaya gayret göstermeliyiz.

Yüce Mevlâmız, gönlümüzden Efendimizin sevgisini hiç eksik etmesin. Bugün, siz kıymetli cemaatimizin mevlid kandilini tebrik ederken, Rabbimizin huzurunda kemâl-i edeple şöyle niyazda bulunuyoruz:

“Ey velâdeti yeryüzünün baharı, insanlığın bayramı olan, gönüller sultanı, canda canan Yüce Resul! Sizi tanımış ve size iman etmiş olmaktan dolayı biz, erişilebilecek en büyük nimete ermenin idrakiyle Rabbimize sonsuz hamd ve sena ediyoruz. Ruhu tayyibenize gönül dolusu salat ve selam olsun. Allahümme salli alâ seyyidina Muhammed.”

Hutbe Komisyonu
Musluman
Cuman mubarek olsun!
 
Hidayet Kaynağımız Kuranı Kerim
Selam!

بسم الله الرحمن الرحيم
الم ذلك الكتاب لا ريب فيه هدى للمتقين

Rahmân ve Rahîm Allahın adıyla.

2.1-2.Elif. Lam. Mim. İşte o kitap, bunda şüphe yok, müttakiler (kötülükten korunacaklar) için hidâyettir.
Sadakallah!

Aziz Kardeşlerim!
Kuranı Kerim Yüce Allah tarafından Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.)e gönderilen son ilahi kitaptır. Yüce kitabımızın muhatabı bütün insanlar, gayesi de insanlığın dünya ve ahiret mutluluğunu sağlamaktır. Bu gayeye ulaşabilmemiz için, Kuranı okumamız, anlamamız emir ve yasaklarına uymamız gerekir.

Kuran-ı okumaktan maksat, onu anlamak, onu anlamaktan maksat da ona uymak, hükümleri ile amel etmek, gösterdiği yoldan yürümektir. Hâsılı Kuranı yaşamaktır.

Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy, bu konuyu dizelerinde şöyle dile getirmiştir:
Ya açar Nazm-ı Celilin, bakarız yaprağına;
Yâhut üfler geçeriz bir ölünün toprağına.
İnmemiştir hele Kuran, bunu hakkıyla bilin;
Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için!


Değerli Müslümanlar!
Bitmez tükenmez bir ilim, hikmet ve saadet kaynağı olan Kur'an, nuru ile âlemleri aydınlatan, ruhlara şifa veren, insanların güçlü bir vicdana, sağlam bir imana sahip olmasına vesile olan, akılları ve gönülleri aydınlatan yüce bir kitaptır. Bu itibarla hayatın manasını anlamamız, iyi bir mümin olmamız, hayatın çilelerini ve sıkıntılarını göğüsleyebilmemiz için Kurana yönelmemiz ve ondan öğüt almamız gerekir. İnsanlık ne zaman Kurana yönelmiş, onu rehber edinmiş ise, kişi ve toplum olarak huzura kavuşmuş, ileri medeniyetlere sahip olmuştur.

Yüce Kitabımız Kuran-ı Kerim:
Rahmân ve Rahîm Allahın adıyla.
38.29.(Ey Peygamberim!) Bu, bir mübarek Kitaptır ki, ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdik
Sadakallah!
ilahi fermanıyla bizleri düşünmeye ve öğüt almaya davet etmektedir.
Rahmân ve Rahîm Allahın adıyla.
17.9.Gerçekten bu Kurân, (insanları) en doğru yola iletir ve salih ameller işleyen müminlere büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler
Sadakallah!
, ayetiyle bizleri salih amel karşılığında büyük mükafatlara davet etmekte ve
Rahmân ve Rahîm Allahın adıyla.
2.1-2.'' Elif. Lam. Mim. İşte o kitap, bunda şüphe yok, müttakiler (kötülükten korunacaklar) için hidâyettir.
Sadakallah!
ayetiyle de Kuran-ı Kerim'in hidayet kitabı olduğunu, insanların düşünmelerini ve düşündüklerini geliştirmelerini ve öğüt almaları gerektiğini vurgulamaktadır.

Aziz Kardeşlerim,
Hidâyet kaynağımız olan Kuran-ı Kerimin lafzını da manasını da okumalıyız. Kuran okuyanlar için Allah Resülü;
Kuran okuyan mümin turunç gibidir, kokusu da güzeldir tadı da güzeldir.
Kurân okumayan mümin hurma gibidir, kokusu yoktur ama tadı güzeldir.
Kuran okuyan münafık reyhan otu gibidir, kokusu güzeldir ama tadı acıdır.
Kuran okumayan münafık ise ebucehilin karpuzu gibidir,
kokusu olmadığı gibi tadı da acıdır.

Diyanet Dergisi, Ocak 2013
buyurarak dört sınıf insandan bahsediyor. Öyle ise gönlümüzdeki imânı Kuranla buluşturmalıyız. Kuranla iletişim kurmak Allah (c.c.) ile konuşmak demektir. Bu gerçeği hiçbir zaman unutmayalım.

Müminler olarak hidayet kaynağımız Kuranın ilahi mesajlarına kulak verelim, onu okuyalım, anlayalım ve yaşayalım. Allahın rahmetine, dünya ve ahiret saadetine kavuşmanın yolunun Kuranı anlamak ve yaşamakla mümkün olacağını bilelim.

İbrahim IŞIK
Greven DİTİB Ulu Camii Din Görevlisi
Musluman
Cuman mubarek olsun!
 
Hoşgör!
Selam!

ادْعُ إِلَىٰ سَبِيلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ ۖ وَجَادِلْهُم بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ ۚ إِنَ ر َبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِ ۖ وَهُوَ أَعْلَمُ بِالْمُهْتَدِينَّ

Rahmân ve Rahîm Allahın adıyla.
16.125.Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle davet et ve onlarla, en güzel olan neyse o yolla mücadele et. Şüphe yok ki Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. Ve O, gerçeğe kılavuzlananları da en iyi bilendir.
Sadakallah!

Cumanız mübarek olsun değerli kardeşlerim,

Adalet, Eşitlik, Sevgi, Barış ve Hoşgörü gibi İnsanlık Medeniyetinin mayasını oluşturan değerleri ve aydınlık mesajı ile İslam; sonsuzluğa akan bu hayat ırmağında yönünü şaşırmış, vicdanını karartmış insanoğlu için daima bir ışık, bir pusula olmuştur.

Oysa bugün İslam coğrafyası bir yandan yoksulluğun, hukuksuzluğun, sosyal adalet ve gelir eşitsizliğinin girdabında çırpınırken, diğer yandan da dünya ve ahiret saadeti için gönderilen Yüce İslamın katı ve bağnaz yorumlarını esas alan nevzuhur anlayışlar ile başa çıkmaya çalışmaktadır. Doğudan batıya, kuzeyden güneye İslam dünyasının her noktası yaralı. Maalesef İslam dünyası, maddi ve teknolojik geri kalmışlığından daha çok, kendi dinlerine yabancılaşmışlığın, İslamı güzel ahlaktan ziyade katı bir doğma olarak anlayan müsamahasız anlayışların altında ağır bir travma geçiriyor.

Kıymetli Müminler;
İslamın doğru anlaşılması meselesi Müslüman dünyanın en önemli meselesidir. Bu ise ilhamını Kurandan alarak; insanlığı İslamın barışı, hakkı ve adaleti önceleyen; fitne, fesat ve bozgunculuğu ortadan kaldırmayı amaçlayan genel ilkeleriyle yeniden buluşturacak bir anlayış ve örneklik ile mümkün olacaktır.

Kardeşlerim,
Son yıllarda, gerek İslam dünyasında gerekse diğer coğrafyalarda meydana gelen hadiseleri büyük bir ızdırap ve endişeyle izliyoruz.

Başta havasını soluduğumuz bu topraklar olmak üzere Avrupa ülkelerinde ve yeryüzü coğrafyasında ortaya çıkan her türlü ayrımcı hareket ve buna bağlı olarak düşünceye, inanca ve mabetlere yönelik gerçekleşen saldırılar, insanlığın bin bir sıkıntı ile oluşturduğu barış ve hoşgörü iklimini tehdit ediyor.

Günümüzde yaşanan ve İslamın asla kabul edemeyeceği bazı hadiseler ve terör saldırıları, bir yandan Müslümanları ve İslamı mağdur hale getirip zihinlerdeki İslam imajını ve İslam sempatisini yok ederken, diğer yandan da Avrupada yaşayan 30 milyon Müslümanın güvenliğini, birlikte yaşama kültürünü tehlikeye atmakta ve giderek insanların birbirlerine komşu olmasını, komşuların birbirinin yüzüne bakmasını zorlaştırmaktadır.

Aziz Müminler;
Yüce Allah Kuran-ı Kerimde
Bismillahirrahmanirrahim
11.61.Biz sizi topraktan yarattık ve sizden yeryüzünü imar etmenizi istedik
Sadakallah!
buyuruyor. Evet, insanoğlu yeryüzünü ifsat etmeye değil, imar etmeye gönderilmiştir. Bu ise ancak, ilahi rahmete sığınarak, Yaratıcının insanlığın kalbine bahşettiği vicdan, şefkat ve merhameti harekete geçirerek, Yaratıcının insana kazandırmak istediği onuru dile getirerek gerçekleştirilecektir.

İlhamını Kurandan alan Yunus Emrenin dediği gibi:
Ben gelmedim dava için;
Benim işim sevi için.
Dostun evi gönüllerdir;
Gönüller yapmağa geldim.

Hutbe Komisyonu
Musluman
Cuman mubarek olsun!
 
Allah İçin Sevmek
Selam!

إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْۚ
وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
49.10.Şu bir gerçek ki, müminler sadece kardeştirler.
O halde kardeşleriniz arasında barışı sağlayın ve
Allah'tan sakının ki, size merhamet edilebilsin.

Sadakallah!

Aziz Kardeşlerim!
Yaratılıştan sahip olduğumuz yüce değerlerin bir tanesi de sevgidir. İnsan hayatı sevgiden münezzeh değildir. Önemli olan, kişinin sevdiğini Allah için sevmesi ve böylece ulvi bir gaye hedeflemesidir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v);
İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız
Müslim, îman 93-94
buyurarak olgun bir imana sahip olabilmek için müminlerin birbirlerini Allah için sevmeleri gerektiğini vurgulamıştır.

Kuran ve sünnette, insana ve insani değerlere zarar verebilecek hususların yasaklandığı görülür. Yüreği sevgi ile dolan Allah Resulü bir Hadis-i Şeriflerinde:
Müslüman, elinden ve dilinden insanların emin olduğu kimselerdir.
Tirmizî, Îmân, 12
Küçüklerine merhamet ve sevgi, büyüklerine saygı göstermeyen bizden değildir.
Ebu Davut, Edep, 58
buyurarak, insanlar arasındaki ilişkilerin temelini sevgi ve saygı üzerine kurmuştur.

Aziz Müminler!
İnsanları sevmek, onlara yardımcı olmak; dini, milleti, örfü, makamı, mevkii ne olursa olsun; her insana Allahın kulu olduğu için saygı duymak, bize insan olduğumuzu hatırlatan güzel duygulardır. Toplumların millet olması, bu güzelliklerle yaşamasıyla mümkündür. Bir toplumda insanlar birbirinin derdine koşmuyor, birbirinin derdinden, ızdırabından sıkıntı duymuyorsa, o toplum vefa ve kardeşlik duygularını, toplum olma özelliğini yitirmiş demektir.

Muhterem Müminler!
İnsanlığın mutluluğunu, barışını ve güvenini sağlayacak en büyük gücün sevgide saklı olduğunu unutmayalım. İnsanlık barış, huzur ve mutluluk istiyorsa; insanların gönüllerine sevgi tohumları ekilmelidir. Unutulmamalıdır ki, insanlar arasında olması gereken dostlukların azalması, ona bağlı olarak kin, öfke, şiddet ve düşmanlıkların artması çoğu kez sevgi eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Oysa sevgi olsa, öfkeler diner, düşmanlık duyguları biter.

Aziz Kardeşlerim!
Hiç şüphesiz birbirlerini sırf Allah rızası için seven kişilerden oluşan toplumlarda huzur ve mutluluk meydana gelir.

Birbirlerini sırf Allah için seven kişileri Allah-ü Tealanın da seveceğini Rabbimiz kudsi hadiste şöyle belirtiyor;
Sırf benim için birbirini seven, benim rızam için toplanan, benim rızam uğrunda birbirini ziyaret eden ve sadece benim rızam için sadaka verip iyilik edenler, benim sevgimi hak ederler.
Muvatta, Şar 16

Benim rızam uğrunda birbirlerini sevenler için peygamberlerin ve şehitlerin bile imreneceği nurdan minberler vardır
Muvatta, Şar 16
buyuruyor. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) de; Mahşer günü Allahın Arşının gölgesinde barınacak yedi sınıf insanı sayarken birbirlerini Allah için sevenleri ilk sıralarda zikretmiştir.

Kardeşlerim!
Sözlerimi gönül sarayını sevgi ile ören Hz. Mevlananın şu sözü ile bitiriyorum:
Sevgi; acıyı tatlıya, toprağı altına, hastalığı şifaya, zindanı saraya, belayı nimete, kahrı rahmete dönüştürür.

Ne mutlu sevdiğini Allah için sevip de Allah tarafından da sevilenlere.

Mustafa Keskin
Waltrop DİTİB Mimar Sinan Camii Din Görevlisi
Musluman
Cuman mubarek olsun!
 
Bidat ve Hurafeden Uzak Durmak
Selam!

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
وَأَنَّ هَذَا صِرَاطِي مُسْتَقِيمًا فَاتَّبِعُوهُ وَلاَ تَتَّبِعُواْ السُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمْ عَن سَبِيلِهِ ذَلِكُمْ وَصَّاكُم بِهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
قال رسُولُ اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم :
«. . . فَإِنَّ خَيْرَ الْحَدِيثَ كِتَابُ اللَّهِ ، وَخَيْرَ الْهَدْىِ هَدْيُ مُحَمِّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّمَ ، وَشَرَّ الأُمُورِ مُحْدَثَاتُهَا وكُلَّ بِدْعَةٍ ضَلَالَةٌ»


Muhterem Müslümanlar!
Okuduğum ayet-i kerimede Rabbimiz şöyle buyuruyor:
Bismillahirrahmanirrahim
6.153. Şüphesiz bu, benim dosdoğru yolumdur.
Buna uyun. (Başka) yollara uymayın.
Zira o yollar sizi Allah'ın yolundan ayırır.
İşte sakınmanız için Allah size bunları emretti.

Sadakallah!
Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyuruyor:
Sözün en hayırlısı Allahın kitabıdır.
Yolların en hayırlısı Muhammedin (sav) yoludur.
İşlerin en kötüsü, sonradan ortaya çıkarılmış olan bidatlardır.
Her bidat dalâlettir, sapıklıktır.

Müslim, Cuma, 43.

Muhterem Müslümanlar!
Bidat; dinimizin aslından olmayan, kitap ve sünnete aykırı olarak icat edilen şeylere denir. Diğer bir ifadeyle Kuran-ı Kerim`in açık hükümlerine, Sevgili Peygamberimizin sünnetine, ashab, tabiin ve İslam alimlerinin genel görüşlerine tamamen aykırı olarak, İslâmla bağdaşmayan, İslamın özüne ters, sonradan uydurulan, faydasız inanç ve düşünceler demektir.

Hurafe ise; bilim ve mantık açısından temeli olmayan, yüce dinimiz İslamın getirdiği tevhid inancıyla bağdaşmayan, bilinçli veya bilinçsiz olarak dine sonradan sokulmaya çalışılan yanlış düşünme, davranış ve fiillere denmektedir.

Kıymetli Kardeşlerim!
İnsanlığın kıyamete kadar karşılaşabileceği problemleri çözebilecek gerekli temel esasları ortaya koymuş olan Yüce dinimiz İslam, başlangıçtan itibaren dinin özüne ters düşen ve sonradan dine sokulmaya çalışılan Bidat ve hurafelerle mücadele etmiştir. Buna rağmen zaman zaman İslamın temel esaslarına aykırı olan bidat ve hurafelerin dini birer esasmış gibi yaşatılmaya çalışıldığı görülmektedir.

Özellikle türbe ve yatırlara adak adayıp dilekte bulunmak, yine bu mekanlara çaput ve bez bağlamak, fal ve falcılara inanmak, nazardan korunmak için nazar boncuğu takmak, kurşun döktürmek, eşyalardan uğur veya uğursuzluk beklemek, cenazeyi götürürken alkış tutup tabut üzerine çiçek atmak gibi nice bidat ve hurafelerin, Yüce dinimiz İslamın kutsal öğretileriyle, tevhid inancı ile uzaktan yakından hiçbir ilgi ve alakası yoktur. Çünkü İslam inancına göre dualar Cenab-ı Hakka arz edilmektedir. Ona ibadet edilip Ondan yardım beklenmesi gerekmektedir. Bu hususu her gün namazlarımızda Fatiha suresini okurken
Bismillahirrahmanirrahim
1.5.(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız.
Sadakallah!
ayeti ile zaten ikrar ediyoruz. Bu çerçevede, Mümin, Rabbi ile arasında herhangi bir aracı ve yardımcı kabul etmemelidir.

Hutbemi bir hadisi şerif meali ile bitirmek istiyorum.
Kim dinimizden olmayan bir şeyi ihdas ederse, (uydurursa) O reddedilir,
bir kimse dinimize uymayan bir amel yaparsa,
O kabul edilmez

Tergip Terhip 1. Cilt Sayfa 105
Hutbe Komisyonu
 
Üst Alt