Cuma hutbeleri devamı

Üç Aylar ve Regaib
Selam!

Aziz Müminler!
Rahmet, mağfiret ve bereket mevsimi üc aylara bizleri yeniden kavusturan Allaha sonsuz sükürler olsun. Haftaya üç ayların baslangıcı olan Recep ayına giriyoruz. Perşembeyi cumaya bağlayan gece de hep birlikte samimiyetle, dualar, zikirler ve ulvi duygular icerisinde Regaip kandilini idrak edeceğiz. Rabbimize olan rağbetimizi, yakınlığımızı bir kez daha tazeleyeceğiz. Allaha verdiğimiz kulluk ahdimizi, sözümüze olan sadakatimizi hatırlayacağız. En içten ve en samimi dualarımızı, bağışlanma isteklerimizi Rabbimize arz edeceğiz.

Kardeşlerim!
Müslümanlar olarak bizler her anımızı Rabbimize yaklaşma, O´na layıkıyla kul olma bilinciyle geçirmeye çalışırız. Üç aylar geldiğinde ise merhamet ve şefkatin, yardımlaşma ve dayanışmanın, sevgi ve meveddetin, hayır ve iyiliklerin daha bir coştuğu günleri idrak ederiz bütün benliğimizde.

Regaib Kandili, dünyevi arzu ve isteklerimizi, tutku ve ihtiraslarımızı gözden geçirmemizi, çabucak geçen şu hayatta asıl önemli olanın Rabbimize rağbetimiz olduğunu hatırlatır bizlere.

İmanımızdaki sadakat, amellerimizdeki ihlas ve samimiyet ve nihayet güzel ahlakımızla, yücelmenin, yükselmenin adı olan Miracı soluklarız. Elbette gerçek büyüklük ve azametin sadece Allaha ait olduğunu unutmadan!

Berat Kandili ile, günah ve isyan kirlerinden arınarak, bizi sonsuz nimetlere, Rabbimizin biz müminler için hazırlamış olduğu cennete götürecek beraatimizi almak için çabalarız.

En sonunda da Kuran ayı Ramazana kavuşmanın manevi hazzını iliklerimize kadar hisseder mutlu olur, çevremizdekileri de bu coşkuyla mutlu ederiz.

Bize hayat veren, hayatımıza anlam katan kerim ve hakim kitabımız Kuran´ın vahyedildigi gece olan Kadir Gecesini karşılamanın tarifsiz heyecan ve mutluluğunu yaşarız hep birlikte Ramazan ayında.

Kardeşlerim!
Üzülerek ifade edelim ki, üç aylara girdiğimiz şu günlerde dünyanın pek çok yerinde insanlık adına insanı utandıran görüntülere şahid oluyoruz. Anne veya babalarını kaybeden yetim ve öksüz çocukların yaralı bedenleriyle bizlere bakışlarını içlerimiz parçalanarak izliyoruz. Yokluğun, acının, akıtılan masum kanların, savaş ve yıkımın ne uğruna yapıldığını sorguluyor, dünyanın bütün insanlara yetecek genişlik ve imkanlarla yaratıldıgı gerçeğini görmezden gelenleri ibretle müşahede ediyoruz.

Dünyanın yalnızca kendisi için var olduğunu zanneden, diğer insanların da en az kendisi kadar yaşam hakkına sahip olduğunu düşünmeyenler ne zaman gerceği görecekler! Her canlının birgün ölüp gideceği ve yapılan herşeyin hesabının verileceği ilahi hakikatini ne zaman duyacaklar! Bütün bu kaos ve yıkımın ortadan kalkması, dünyanın huzura ermesi ancak, insanlığın İslamın merhamet, sevgi, barış ve kardeşlik mesajına kulak vermesiyle olacaktır.

Kardeşlerim!
Bunun icin evvela biz müminlerin merhameti, şefkati, karşılıklı saygıyı hayatlarımıza hakim kılmamız gerek. Akl-i selim ile hareket etmeyi tam manasıyla benimseyip bu doğrultuda yasamamız gerek.

Bu duygu ve düşüncelerle hepinizin mübarek üç aylarını tebrik ediyorum. Üç ayların rahmet, şefkat, sevgi ve bereket ikliminin bütün dünyayı kuşatmasını, insanlığın hidayetine, huzur ve barışına vesile olmasını ve yapacağımız dua ve ibadetlerin kabul olmasını Yüce Allahtan niyaz ediyor ve hutbemi Efendimizin mubarek dualarıyla bitiriyorum.
Allahım! Recep ve Şaban ayını bizim için mübarek kıl ve bizi Ramazana ulaştır.
Ahmed b. Hanbel; Müsned, 1/259

Muhammed GÜLLÜCE

Ronnenberg Eyüp Sultan Camii Din Görevlisi
Cumanız
mübarek olsun.
 
Toplumun Emaneti Yetimler
Selam!

Muhterem Kardeşlerim!
Yeryüzündeki tüm varlıklara karşı şefkat ve merhameti esas alan yüce dinimiz İslam, toplumun emaneti olan yetimlerin hak ve hukukunun gözetilmesini ve onlara değer verilmesini tavsiye ederken, onlara karşı takınılması muhtemel her türlü olumsuz tavır ve davranışı da yasaklamıştır.

Değerli Kardeşlerim!
Yüce kitabımız Kuran-ı Kerimde;

Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
93.6.O, seni yetim bulup barındırmadı mı?
Sadakallah!
ayet-i kerimesi ile, Sevgili Peygamberimizin de yetim olarak büyüdüğü ifade edildikten sonra, akabindeki başka bir ayet-i kerime`de

Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
03.9.Sakın yetime kötü davranma!
Sadakallah!
buyurularak yetimin incitilmemesi gerektiğine vurgu yapılmaktadır.
Yetim olarak büyüyen ve yetimin hâmisi olan Sevgili Peygamberimiz de :

Kim Allah rızası için bir yetimin başını okşarsa, elinin dokunduğu her saç sayısınca iyilik yazılır. Kim yanında bulunan yetim erkek veya kız çocuğa iyi davranırsa ben ve o, cennette (şehadet ve orta parmağını göstererek) şu ikisi gibidir
bn Hanbel, V, 250.

buyurarak, yetime karşı sevgi ve merhamet duyguları ile hareket etmeyi tüm müminlere telkin etmiştir. Başka bir hadis-i şeriflerinde ise Peygamberimiz (s.a.s) ;
Müslümanlar arasında kim bir yetimi yiyecek ve içeceğini üstlenecek şekilde sahiplenirse Allah onu mutlaka cennete koyar.
Tirmizi, Birr ve sıla, 14.
buyurarak, yetime kol kanat gerenlerin mükafatının cennet olduğunu ifade etmiştir.

Kıymetli Kardeşlerim!
Yetimler daima, kimsesizlerin kimsesi olmaya namzet olan bizlerin önceliklerimiz arasında yer almalıdır. Çünkü şu anda yeryüzünde sıcak bir yuvanın özlemini çeken, küçücük bedenleriyle dünyanın onca meşakkatini omuzlarında hissetmek zorunda kalan, belki de umudunu kendisine uzanacak son bir yardım eline bağlayan, sevgiye ve şefkate muhtaç nice kalbi kırık yetimlerimiz var.

Kardeşlerim!
Öyleyse geliniz hep birlikte yetim kalmış yavrularımızın haklarının korunması noktasında son derece duyarlı olalım. Onlara toplumda kendilerini ifade edebilecekleri imkanlar hazırlayalım. Yarınlarının imarında kendilerine destek olalım.

Almanya özelinde, belirli sebeplerle ailelerinden koparılan çocukların, dini ve milli kimliklerinden uzaklaşmamaları için Müslüman aileler olarak koruyucu ailelik müessesesinin yaygınlaşması için özen gösterelim.

Unutmayalım ki yetimlerimizin sevinci bizim ortak sevincimiz, onların hüznü ise bizim ortak hüznümüzdür. Zira onlar toplumun bize birer emanetidir.
Hutbemi bir ayet ve hadis meali ile bitiriyorum.

Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarını ancak ateşle doldurmuş olurlar. Zaten onlar alevlenmiş bir ateşe gireceklerdir.
Sadakallah!

Müslümanlar arasında en hayırlı ev, içinde kendisine iyi davranılan bir yetimin bulunduğu evdir. Müslümanlar arasında en kötü ev ise içinde kendisine kötü davranılan bir yetimin bulunduğu evdir.
İbn Mace, Edeb, 6.

Keramettin Genç

Bremen DİTİB Eyüp Sultan Bahçe Camii Din Görevlisi
Cumanız
mübarek olsun.
 
Hz. Peygamber, Tevhid ve Vahdet
Selam!

Lâ İlâhe İllallah diyerek kelime-i tevhidi samimi bir şekilde gönlüyle tasdik, diliyle ikrar eden ve tevhid inancını benimseyen muvahhid kardeşlerim! Cumanız mübarek olsun.
Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:
Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
6.102. Rabbiniz Allahtır. Ondan başka ilâh yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise Ona kulluk edin. Güvenilip dayanılacak tek varlık Odur.
Sadakallah!

Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor:
İnsanlar, Âdem'in çocuklarıdır. Âdem de topraktan yaratılmıştır.
Tirmizî, Menâkıb, 74.

Kardeşlerim!
Peygamber Efendimizin dünyayı teşriflerinin yıldönümü olan yeni bir Kutlu Doğum Haftasına daha girmiş bulunuyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığımız, yüce dinimizin tevhid inancı ve vahdet anlayışına dikkat çekmek ve bu konuda bir bilinç oluşturmak amacıyla bu hafta içerisinde Hz. Peygamber, Tevhid ve Vahdet temasını gündeme taşıyacaktır.
İnsanlığı diriltmek, insanlığı yaşatmak ve insanlığı yüceltmek için gelin birlik olalım! çağrısıyla Peygamberimiz (s.a.s)in ortaya koyduğu örneklik çerçevesinde, tevhid ve vahdet konusu bütün yönleriyle ele alınacaktır. İnsanlığın topyekûn sıkıntılı süreçlerden geçtiği şu günlerde, parçalanan zihinlerin, yaralanan gönüllerin tamirine katkı sağlayacağını ümid ettiğimiz Kutlu Doğum Haftanızı tebrik ediyorum.

Aziz Müminler!
Tevhid, Yüce Rabbimizin varlığını ve birliğini gönülden tasdik etmek ve Ona hiçbir şeyi ortak koşmamaktır. İnsanın yaratılış gaye ve hikmeti tevhide dayanır. Bütün peygamberler, tevhid inancını yeryüzünde yaymak ve egemen kılmak üzere gönderilmiştir. Onlar bu uğurda çetin mücadeleler vermişler, ağır imtihanlara tabi tutulmuşlardır. Tevhid inancının son elçisi olarak Yüce Rabbimiz, Efendimiz (s.a.s)i görevlendirmiştir. Âlemlere rahmet Peygamberimiz, Allahın varlığını ve birliğini tüm insanlığa yeniden tebliğ etmiştir. Yalnızca Allaha kul olmaya ve insanca bir yaşayışa çağırmıştır. Rahmet peygamberi, kısa bir sürede şirk toplumundan bir olan Allaha iman eden muvahhit bir toplum inşa etmiştir. Onun Mekkede yaktığı tevhid meşalesi her geçen gün yayılmıştır. Öyle ki bu meşale ile karanlıklar, aydınlığa; zulüm, adalete; kin ve nefret, şefkat ve merhamete dönüşmüştür.

Kardeşlerim!
Efendimiz (s.a.s), sadece tevhid inancını değil, beraberinde vahdet anlayışını da getirmiştir. Bu anlayış, Ensar ve Muhacir arasında zirveye çıkan kardeş olma, birlik olma, bütün olmaya dair en nadide örnekleri insanlığa takdim etmiştir.

Tevhid, sadece bir inanç ve düşünce sistemi değildir, aynı zamanda bir hayat tarzı ve yaşama biçimidir. Tevhid inancının bireysel hayattaki tezahürü, bu inancın gerektirdiği şekilde yaşamaktır. Rabbimize, kendimize, çevremize, kâinata karşı sorumluluğumuzun bilincinde olmaktır.

Tevhid inancının toplumsal hayattaki karşılığı ise vahdettir. Vahdet; kardeşlik, dostluk, sevgi, saygı, yardımlaşma, dayanışma ve paylaşmadır. Birlikte yaşama şuuruna sahip olmaktır, ortak değerler etrafında kenetlenmektir, ortak ideallere yönelmektir. Vahdet, tevhidin sancağı altında toplanmaktır, Allah yolunda her türlü çıkar ilişkisini terkederek Müslümanların bölünüp parçalanmasını engellemek için var gücümüzle çalışmaktır.

Kıymetli Kardeşlerim!
Özelde Müslümanların, genelde ise bütün insanlığın tarihin en buhranlı günlerini geçirdiği şu süreçte bizlere büyük görevler düşmektedir. Hak ve adalet yolunda, zalimin karşısında yekvücut olmak biz Müslümanların en önemli görevlerindendir. Ancak bunu başarabilmemiz, her şeyden önce birbirimizin mezhebini, meşrebini, ırkını, dilini, coğrafyasını ve ideolojisini değil, İslamın tevhid ve vahdet anlayışını esas almakla mümkündür.

Kardeşlerim!
Kutlu doğumunu idrak ettiğimiz Peygamberimiz (s.a.s.)in getirdiği tevhid dininin ve rahmet yüklü evrensel mesajların; bütün Müslümanların vahdetine, birliğine, dirliğine ve huzuruna vesile olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum. İnsanlığın, merhamet dini İslamın rahmet ve adaletinden hiçbir zaman nasipsiz kalmamasını, Kutlu Doğum Haftasının, toplumumuzda Peygamber Efendimize duyulan sevgi ve bağlılığın perçinleşmesine vesile olmasını diliyorum.

Hazırlayan: Hutbe Komisyonu
Cumanız
mübarek olsun.
 
Evlilikte Eş Seçiminin Önemi
Selam!

Kıymetli Kardeşlerim!
Bizlere kendi cinsimizden eşler lütfeden ve o eşlerden göz aydınlığı çocuklar ihsan eden Rabbimize sonsuz hamd ü senâlar olsun. Selamların en güzeli olan Allahın selamı, rahmeti, bereketi ve mağfireti üzerinize olsun. Cumanız mübarek olsun.

Değerli Kardeşlerim!
Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:
Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
30.21.Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de Onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.
Sadakallah!

Evlilik, insan neslinin devamını meşru bir şekilde sağlayan toplumsal bir olaydır. Bundan dolayı, eş seçimi daima insan hayatının en önemli kararlarından birisi olmuştur. Eş seçimi kişiden kişiye, yöreden yöreye, kültürden kültüre ve inançtan inanca değişiklikler gösterse de genel bakış açısıyla değerlendirdiğimizde, pek çok alanda ortak paydaları olan, aynı inancı, aynı iletişim dilini kullanan kişilerin evliliklerinin daha uzun ömürlü ve sağlıklı olduğunu söyleyebiliriz.

Muhterem Müminler!
Peki eş seçiminde nelere dikkat etmeliyiz? doğru eş seçmenin altın kuralları nelerdir?
Hiç şüphesiz sevgi, evliliğin en önemli ve temel şartıdır. Sevgiden yoksun beraberliklerin ne kadar makul ve mantıklı olduğu düşünülürse düşünülsün, ömür boyu sürmesi mümkün değildir. Evlensinler, sonra birbirlerini severler yaklaşımı sonu acılarla bitecek maceralara atılmaktan başka bir şey değildir. Ancak seviyorum; gerisi boş anlayışı da sosyal dokunun önemli bir parçası olan aile müessesesinin devamı için tek başına yeterli değildir. Çünkü evliliklerde dikkat edilmesi gereken bir husus da denkliktir. Kültürümüzde soyu soyuna, huyu huyuna diye ifade edilen denklik, huzurlu ve mutlu evlilikler ve devamı için çok önemlidir.

Sevgiyle bir araya gelen eşlerin, birbirlerine daima saygı duyacakları bir ilişki içerisinde yuvalarını tesis etmeleri gerekir. Sevgi ve saygı ortamı da eşlerin ahlak ve fazilet sahibi olmalarına bağlıdır. Bundan dolayı evlilikte dikkat edilmesi gereken en önemli husus Efendimizin ifadesiyle ahlak ve fazilettir.
Kadın dört şey için nikah edilir; malı, soyu, güzelliği ve dindarlığı. Sen dindar olanını seç ki, elin bereketlensin.
Buhari, Nikah,15

Aziz Müminler!
Günümüzde evlilikleri ve aile saadetini en fazla tehdit eden unsur haline gelen ve giderek insanların iradelerini esir alan sosyal medya; yapay, günübirlik ve maskeli ilişkilerin ağına düşürdüğü nice insanların acıklı hikayeleriyle doludur.
Bundan dolayı evliliklerde dikkat edilmesi gereken bir husus da tanıma ve tanışma sürecidir. Söz, nişan, kına gibi merasimler, aslında hem evlenecek çiftlere hem de onların ailelerine birbirlerini tanıma imkanı sağlayayan süreçlerdir. Bu süreçlerde evlilik gerçekleşmeden Allahın razı olmayacağı beraberliklerin yaşanmamasına azami dikkat gösterilmelidir. İnsanoğlunun kendi elleriyle inşa ettiği en hayırlı müessese olan evliliğin Allahın himayesinden yoksun bırakılmasının, sonu gelmez pişmanlık ve acıların yaşanmasına sebebiyet vereceği unutulmamalıdır.
Yâ Rab! Yuvalarımıza huzur ve mutluluk ihsan eyle. Hepimize hayırlı, imanlı, yüz akı ve göz aydınlığı olacak eş ve çocuklar nasip eyle.
Amin.

Yaşar ARSLAN
Dortmund Scharnhorst Din Görevlisi
Tekin DEMİR
Dortmund Ulu Cami Din Görevlisi
Cumanız
mübarek olsun.
 
Selam!

Kıymetli Kardeşlerim,
3 Mayıs Salı gününü Çarşamba gününe bağlayan gece mübârek Miraç Kandilidir. Miraç Kandili, sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafâ (s.a.v.) Efendimizin, bir gece Mekke'deki Mescid-i Harâm'dan Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'ya, oradan da göklere seyahat ettirildiği mübârek gecenin adıdır. Peygamberimizin hayatında önemli bir yere sahip olan Miraç, Allah'ın Hz. Muhammed (s.a.v.)den başka hiç bir kuluna sunmadığı ilâhî bir ihsânıdır.

Miraç, hicretten bir buçuk yıl kadar önce, kamerî takvime göre Recep ayının 27. gecesinde, Peygamberimizin amcası Ebû Tâlib ile eşi Hz. Hatice'nin vefât ettiği, müşriklerin zulüm ve baskısına dayanamayan bazı Müslümanların Habeşistan'a göç etmek zorunda kaldığı bir zamanda vukû bulmuştur. İşte böyle bir ortamda Yüce Allah, Peygamberini böylesine yüce bir mucize ile tesellî etmiştir.

Birçok ilâhî sırrı, hikmet ve bereketi bünyesinde barındıran bu kutsal gece hakkında, Kurân-ı Kerîm'de şöyle buyrulur:

Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
17.1Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulu Muhammedi bir gece Mescid-i Harâmdan, çevresini mübârek kıldığımız Mescid-i Aksâya götüren Allahın şanı ne yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
Sadakallah!

İsrâ ve miraç, zaman ve mekân hudutları dışında cereyan etmiş mucizevî bir hadisedir. Mucizeler akılla izâh edilemez, onlara sadece imân edilir. Bizler de Hz. Ebu Bekirin dediği gibi O söylediyse doğrudur diyerek Kuranın ve Rasulullah (s.a.v.)in haber verdiklerine şüphe duymadan iman ederiz.

Muhterem Müslümanlar,
İsrâ ve miraç olayının Müslümanlar için en önemli hediyelerinden birisi, hiç şüphesiz namazdır. Mümin, namazda aracısız ve vasıtasız olarak, manen Rabbiyle buluşur. Yüce Allah Kurânda namazın önemi ile ilgili;

Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
29.45.Namazı kıl! Muhakkak ki namaz, (insanları) hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allahı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür.
Sadakallah!

buyurmuştur.

Miraç gecesinde Resûl-i Ekrem (s.a.v.)e ayrıca Bakara sûresinin son âyetleri indirildiği gibi, Allaha şirk koşmadan ölen kimsenin günahlarının affedileceği müjdesi de verilmiştir.

Muhterem Müslümanlar,
Böyle müstesna bir gece vesilesiyle sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)'e vahyedilen, insanlığı mutluluğa götürecek prensipleri de hatırlamak gerekir. Bu prensipleri şöylece sıralayabiliriz;

Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
17.29. Allah'a ortak koşulmayacak, yalnız O'na kulluk edilecek ve yalnız O'ndan yardım istenecek; anne ve babaya iyilik edilecek, onların duaları alınacak; akrabaya, yoksula, yolda kalmışa hakkı verilecek; cimri ve müsrif olunmayacak; yoksulluk korkusuyla evlatlar öldürülmeyecek; zinaya yaklaşılmayacak; haksız olarak kimsenin canına kıyılmayacak; yetimin hakkı yenilmeyecek, ölçü ve tartıda doğruluk üzere olunacaktır; bilinmeyen bir şeyin ardından gidilmeyecektir; yeryüzünde kibir ve gurur taslayarak yürünmeyecektir.
Sadakallah!

Değerli Müminler,
Bu mübârek geceyi gaflet içerisinde geçirmemeli, Allaha karşı şükrân borçlarımızı ödemeliyiz. Namaz kılmalı, Kurân okumalı ve Allahtan af ve bağış dilemeliyiz. Aile fertlerimize bu gecenin anlam ve önemini anlatmalıyız. Çevremizdeki yoksul ve kimsesizlere yardım elimizi uzatmalıyız. Annemizi, babamızı ve büyüklerimizi ziyaret edip ellerini öpmeli ve bu mümkün olmuyorsa telefonla veya uygun araçlarla arayarak dualarını almalıyız. Ahirete intikal etmiş olanlarımızı rahmetle anarak, ruhlarını şâd etmeliyiz. Herkesle tebrikleşmeli, sevgi ve saygı duygularımızı tazelemeliyiz.

Bu vesileyle Miraç Kandilinizi tebrik ediyor, bu mübârek gecenin İslam âleminin birlik ve beraberliğine, insanlığın barış, huzur ve hidayetine vesile olmasını Cenab-ı Allahtan niyaz ediyorum.

Hutbe Komisyonu
Cumanız
mübarek olsun.
 
Sadık İman, Samimi Niyet, Salih Amel

Selam!

Aziz Kardeşlerim!
Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:
Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
Erkek veya kadın, kim mü'min olarak salih amel işlerse, elbette ona çok güzel bir hayat yaşatacağız ve onların mükâfatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz.
Sadakallah!

Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor:
Dikkat edin! Vücutta öyle bir et parçası vardır ki, o salih yani iyi ve düzgün olursa bütün vücut salih yani iyi ve düzgün olur. O bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.
Buhari, İmân, 39.

Aziz Kardeşlerim!
Yüce dinimiz İslam, her şeyden önce sağlam bir imana dayanır. Dil ile ikrar, kalp ile tasdik diye tarif edilen imanın en büyük göstergesi salih ameldir. Çünkü insan, ahirette amel defterine kaydedilen iş ve davranışlarına göre hesaba çekilecektir.

Kardeşlerim!
Rabbimiz, insanın kendi katındaki değerini imana bağlı kılmıştır. İslam için sadık iman ne kadar önemli ise salih amel de o derece önemlidir. Zaten sadık imanın gereği sâlih ameldir. Sâlih amel, Allahın rızasına, insanın fıtratına ve insanlığın yararına uygun her hâl ve harekettir.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)e göre sulh ve salahın merkezi kalptir. Vücutta kalp denilen bir organımız vardır ki o salih olduğu zaman bütün vücut salih olur. Yine Efendimiz (s.a.s)e göre ailenin huzur ve saadeti saliha bir eşe, toplumun mutluluk ve refahı salih iş yapanlara bağlıdır. Yine Onun ifadelerine göre insanların öldükten sonra amel defterleri geride bıraktıkları salih evlatları sayesinde kapanmaz. Peygamberimiz (s.a.s), günahsız geçen güne salih gün, zekâtı verilen mala salih mal, insanlara yararlı olmaya salih ahlak, örnek her davranışa saliha sünnet, asayişin berkemal olduğu yere saliha belde, hakikat ile örtüşen rüyalara saliha rüya adını vermiştir.

Aziz Kardeşlerim!
Fitne ve fesadın yerle gök arasını doldurduğu zamanımızda bireysel olarak salih bir kul olmak yeterli olabilir mi? Salih fertlerden beklenen, bir adım daha atarak muslih olabilmektir. Başka bir ifadeyle insanlığı ve evreni saran ifsat ve bozgunculuğa karşı ıslah edici olmak, bu yolda gayret ve çaba sarf etmektir.

Kardeşlerim!
Biz müminlere düşen, Rabbimizin huzuruna sâlih birer kul olarak çıkabilme gayretinde olmaktır. Yaratılış hikmeti ve gayesini iyi kavrayarak hayatımıza bu doğrultuda yön vermeliyiz. Yaptığımız her işte yalnız Allahın rızasını gözetmeliyiz. Sayılı nefeslerimizi, günlerimizi, ömrümüzü nasıl tükettiğimiz konusunda kendimizi her an sorgulamalıyız. Hayır-şer, sevap-günah açısından nefsimizi daima muhasebeye tabi tutmalıyız. Çok değerli olan ömür sermayemizi hayırla, güzellikle, sevapla ebedi bir kazanca dönüştürmenin yollarını aramalıyız. Ömrümüzün günahlarla, isyanlarla heba olmasına müsaade etmemeliyiz. Kendimizin, değerlerimizin ve inancımızın farkında olmalı, onları yozlaştıracak ve anlamsız kılacak her şeyden uzak durmalıyız. Sermayemiz ahlakımız; umudumuz yüzlerimizi ağartacak sâlih amellerimiz olmalıdır.

Hutbemizi, insanlığa rehber olarak gönderilen nebilerin şu dualarıyla bitirelim:

Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
46.15.Rabbim! Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım."

12.101.Rabbim! [...] Beni Müslüman olarak öldür ve salih kulların arasına kat!

26.83.Rabbim! Bana hikmet ver ve beni salihler zümresine ilhak eyle!
Sadakallah!

Hutbe Komisyonu

Cumanız
mübarek olsun.
 
İletişim Dünyası ve Biz

Selam!

Aziz Kardeşlerim!
Yüce Rabbimiz, Kuran-ı Kerimde biz insanları en güzel surette yarattığını, sayamayacağımız kadar nimet ve imkânları hizmetimize verdiğini, dünya ve ahiret mutluluğumuzu sağlayacak şeyleri bizlere öğrettiğinihaber veriyor.

Değerli Müminler!
İnsana verilen bilgi ve üretme yeteneği sayesinde teknoloji alanında baş döndürücü gelişmeler yaşanmaktadır. Öyle ki iletişim ağı olan -internet temelli- sosyal medya ile dünyanın dört bir tarafındaki insanlarla tanışma ve dostlarımızın sevinç ve hüzünlerine ortak olma imkânını bulabilmekteyiz.

Sosyal medya, irade ve niyetimize bağlı olarak, sunduğu fırsatlar kadar, riskleri de beraberinde getirmiştir. Sosyal medyanın bilgi alışverişinde ve insan hayatını kolaylaştıracak alanlarda kullanılması gerekirken, ne yazık ki; fitne, dedikodu, yalan, iftira, suizan, insanların giydiği markanın, yediği yemeğin reklamını yaptığı ve zamanın israf edildiği bir platforma dönüştürüldüğünü üzülerek müşahede ediyoruz. Hatta bazı paylaşımlar; gerçek hayatımızda en mahrem görüntülerimiz sayılırken, bunların sosyal medyada uluorta sergilenebildiğine şahit oluyoruz.

Değerli Kardeşlerim!
Müslüman bir kimsenin, gerçek hayatta sahip olması gereken doğruluk, adalet, ahlak, edep ve nezaket gibi hasletleri sanal âlemde de sergilemesi gerekir. Çünkü yüce kitabımızda;
Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
50.18. İnsan hiç bir şey söylemez ki onun yanında yaptıklarını gözetleyen ve kaydeden hazır bir melek bulunmasın
Sadakallah!
ayetiyle bizim her daim Yüce Yaratanın murakabesi, gözetimi altında olduğumuz ifade edilmektedir.

Yine yüce Rabbimiz Kuranı Kerimde:
Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
17.36. Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.
Sadakallah!
buyurarak, doğruluğu belli olmayan, zanna dayalı haber ve bilgilerin yayılmasından kaçınılmasını emretmektedir. Müslümanın, gerçek hayatta olduğu gibi sosyal medya ortamında da elinden ve dilinden kimsenin zarar görmediği bir kimlik ortaya koyması gerekmektedir.
İnsanlara kin güderek veya haberin kaynağını araştırmadan nakil ve iftiralarda bulunanlar ise Kuranda çok sert bir şekilde ikaz edilmiştir. Nitekim bir ayet-i kerimede Cenab-ı Hak, insanların haysiyet ve onurlarını hedef alan iftira ve dedikodularla ilgili bizleri şöyle uyarmaktadır:
Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...
33.58. Mümin erkekleri ve mümin kadınları işlemedikleri şeyler yüzünden incitenler, bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.
Sadakallah!
Hutbemi Sevgili Peygamber Efendimizin bir hadisiyle bitiriyorum. Peygamberimiz:
Müslüman, elinden ve dilinden insanların emin olduğu kimsedir
Tirmizî, Îmân, 12
buyurmuştur.
Hayatın her anında bu esasa göre hareket etmek dileğiyle cumanız mübarek olsun.

Ömer AKYÜREK
Köln/Meschenich El Aksa Camii Din Görevlisi
Cumanız
mübarek olsun.
 
Berat Gecesi

Selam!

Muhterem Kardeşlerim!

Okumuş olduğumuz ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor.
Bismillahirrahmanirrahim
29.53. De ki: Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allahın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Sadakallah!

Değerli Müminler!

21 Mayıs 2016 Cumartesi gününü Pazara bağlayan gece Cenab-ı Hakkın lütfu ve inayetiyle yeni bir Berat Kandilini daha idrak edeceğiz. Hızla akıp giden ömür içerisinde bizleri bu mübarek gecelere kavuşturan Cenab-ı Hakka ne kadar şükretsek azdır.

Her yıl gelişiyle pek çok güzelliğin yaşandığı rahmet, mağfiret ve arınma mevsimi Ramazan-ı şerife yaklaştığımızın habercisi olan Berat Kandili; borçtan, hastalıktan, suç ve cezadan berat etme, kurtulma, günahlardan arınma, temize çıkma, ilâhî af ve rahmete nâil olma anlamlarına gelmektedir.

Berat gecesi; diğer gecelerimiz gibi her birimiz için birer, tefekkür, tezekkür ve yenilenme gecesidir.
Berat gecesi; kırılan kalpleri onarma, dargınlık duvarlarını yıkma, kin, nefret ve intikam duygularını aşma günüdür. Yüce Yaradanın affına erebilmek için yaratılanı affetme günüdür.

Kardeşlerim

Kuran-ı Kerim de Namaz kılın, oruç tutun buyuran Rabbimiz, bizlere aynı zamanda tövbe etmeyi de emrediyor. Çünkü günah kalbin kiri, tövbe ise cilasıdır. Rabbimizin kul hakkı hariç affetmeyeceği hiçbir günah yoktur. Tövbe kapısı sonuna kadar açıktır.

Bu durumu Mevlana veciz bir şekilde şöyle ifade ediyor;
Kapı açılır, sen yeter ki vurmayı bil! Ne zaman, bilmem! Yeter ki o kapıda durmayı bil!

Bu geceyle ilgili Yüce Allahın sonsuz rahmet ve bereketini müjdeleyen Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) ise şöyle buyurmaktadır: Şaban ayının 15. gecesini ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü Yüce Allah, bu gece dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve
'Yok mu tövbe eden, tövbesini kabul edeyim! Yok mu rızık isteyen, rızık vereyim! Yok mu şifa isteyen, şifa vereyim! Yok mu başka isteği olan, ona da istediğini vereyim."
İbn Mâce, Sünen, "İkâmetü's-salât", 191.

Aziz Kardeşlerim!

Bu gecede bol bol tövbe istiğfar edelim, Kuran okuyup, Efendimize salavat getirelim. Ana-babamız başta olmak üzere, kardeş, akraba ve komşularımızın hal-hatırlarını soralım, tebrikleşelim. Uzakta iseler, telefonla arayalım. Kendimiz, ailemiz ve tüm Müslümanlar için dua edelim.

İslam âlemi olarak çok zor bir dönemden geçiyoruz. Rabbimiz tüm bu zorluklarımızı kolaylaştırsın. Rabbim birliğimizi, dirliğimizi, kardeşliğimizi daim eylesin. Tüm insanlığa huzur ve mutluluk versin.

Bu duygularla yapacağımız ibadet, dua ve yakarışların bizleri istikamet sahibi yapmasını temenni ediyor, bu gecenin; ülkemizin, İslâm âleminin birlik, dirlik ve beraberliğine; insanlığın hidayet, barış ve huzuruna; bütün müminlerin tövbe ve dualarının kabulü ile arınma ve affına vesile olmasını Yüce Allahtan niyaz ediyorum.

Hutbe Komisyonu
Musluman
Cuman mubarek olsun!
 
Birlikte Yaşama Ahlakı

Selam!

Kardeşlerim!
Okumuş olduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:
Bismillahirrahmanirrahim
49.13. Ey insanlar doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve bir birinizle tanışmanız için sizi kabilelere ayırdık Allah katında en değerli olanınız, Ona karşı gelmekten en çok sakınanınızdır.
Sadakallah!

Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.s) de Veda Hutbesinde;
Ey insanlar! Rabbiniz birdir. Babanızda birdir. Hepiniz Âdemin çocuklarısınız. Âdem ise topraktandır. Arabın arab olmayana bir üstünlüğü olmadığı gibi, beyazın siyaha, siyahın da beyaza bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvadadır
İbn Hanbel, V, 411
buyurmuştur.

Kardeşlerim!
Allah insanı yeryüzünden yaratmış ve yeryüzünü imar etmekle görevlendirmiştir. Yeryüzünün imarı ise herkesin birbirinin hak ve hukukuna saygı çerçevesinde birlikte yaşama ahlakı ve kültürünün geliştirilmesiyle mümkündür.

Üzülerek belirtmek gerekir ki; birlikte yaşama konusu, günümüz toplumlarının en başta gelen problemlerinden biri haline gelmiştir. Bugün bir yandan bazı Batı toplumlarında Müslümanlara karşı nefret söylemleri, ayrımcılık politikaları gibi birlikte yaşama kültürünü zedeleyen gelişmeler yaşanırken diğer yandan da kimi İslâm toplumlarında mezhepçilik, meşrepçilik, ırkçılık, ideolojik ayrımcılık sebebiyle vahim iç çatışmalar yaşanmakta; masum nice canlar hunharca katledilmekte, şehirlerin tarihi ve kültürel dokuları tahrip edilmektedir.

Kardeşlerim!
Hepimiz yeryüzünde büyük insanlık ailesinin birer ferdi değil miyiz? Hepimiz Hz. Âdem ve Hz. Havvanın kızları ve oğulları değil miyiz? Hepimiz bir Allahın kulları değil miyiz? O halde nedir birbirimizden alıp veremediğimiz!

Birlikte huzur ve güven içinde yaşayabilmek için ihtiyacımız olan erdem ve fazilet duygusu Yüce Allah tarafından fıtratımıza nakşedilmiş iken bunları fiiliyata geçirmek, söylem ve eylemlerimize yansıtabilmek ve ikincisi olmayan bu dünyayı daha güzel, yaşanabilir bir dünya yapabilmek bu kadar zor mu gerçekten?

Saygıyı, hoşgörüyü, merhameti, adaleti, affetmeyi, dürüstlüğü, paylaşmayı, sabrı hayatımıza hâkim kılmak, gökdelenler inşa etmekten; devletler, şirketler kurup yönetmekten daha mı zor, daha mı külfetli?

Kalplerdeki kin ve nefret duygularını, hırs ve intikam arzularını parçalamak, atomu, atom altı parçacıklara ayırmaktan daha fazla mı çaba gerektiriyor? Yüreklerde sevgi, muhabbet, şefkat üretmek, kocaman fabrikalar kurup silah üretmekten daha mı masraflı ve zahmetli?

Kardeşlerim!
Birbirine muhtaç bir şekilde yaratılan insanoğlu, hayatı beraber yaşamak zorunda olduğu diğer insanları Yüce Allahın kendisine bir lütfu ve nimeti olarak görmek zorundadır.
Asıl yere düştüğünde kaldırılması gereken insan ve insanlık değerleridir. Birbirimize muhtaçlığımızı unuttuğumuz zaman, Allaha açılan yollardan birini kapattık demektir. Unutmayalım ki; dünya bize, biz birbirimize emanetiz.

Hutbemi Rahmet Elçisi (s.a.s)in bir hadisi şerifi ile bitirmek istiyorum:
Mümin, cana yakın kimsedir. İnsanlarla dostluk kurmayan, kendisiyle dostluk kurulamayan kimsede hayır yoktur.
İbn Hanbel, II, 40

Hasan AKPINAR

Fürthen-Sieg DİTİB Ulu Cami Din Görevlisi
 
Ramazana Hazırlık

Selam!

Kardeşlerim!
Rabbimize sonsuz şükürler olsun ki, bizlere bir kez daha rahmet deryasından yudumlama fırsatını lütfetti. Bizi yine türlü hikmet ve nimetlerle dolu, bağışlanma ayı Ramazanın eşiğine getirdi.
Önümüzdeki Pazar akşamı ilk teravih namazını kılacak ilk sahurun huzurunu yaşayacağız. Pazartesi günü de ilk orucumuzu tutacak ve ilk iftarımızı yapacağız.

Kardeşlerim!
Ramazan, sabrı, kendimizi hesaba çekmeyi, arzu ve isteklerimizi sınırlamayı öğretir. Ramazan oruç ayıdır, Kuran ayıdır, yardımlaşma ayıdır. Ramazan, kardeşlik, birlik ve beraberlik duygularının en yoğun hissedildiği zaman dilimidir.

Kardeşlerim!
Ramazan oruç ayıdır. Okumuş olduğumuz ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor;
Bismillahirrahmanirrahim
(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kuranın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa, onu oruçla geçirsin.
Sadakallah!

Hayat öğretmenimiz Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) de oruç ibadeti ile ilgili şöyle buyurmaktadır;
Oruç tutunuz sıhhat bulunuz.
Taberânî, el-Mucemül-Evsat, VIII, 213 (h. no: 8312).
Her şeyin bir zekâtı vardır, bedenlerin zekâtı da oruçtur.
İbn Mâce, Sıyâm, 44.

Kardeşlerim!
Ramazan Kuran ayıdır. Ramazanın müminlere en büyük hediyesi hayatı anlamlı kılan, güne ve yarına dair umutları diri tutmayı sağlayan Kuran-ı Kerimdir. Kuran, müminin varlığını ve yokluğunu, hüznünü ve mutluluğunu ibadete dönüştüren kulluk kitabıdır. Kuran, insanı küfür, şirk ve nifak gibi her türlü esaretten özgürlüğe taşımıştır. İnsana Rabbini, kendisini ve çevresini tanıtmıştır.

Bu nedenle ayların sultanı olan Ramazanda, sözlerin sultanı ve bereketin kaynağı olan Kurân-ı Kerimi okumaya ve anlamaya her zamankinden daha fazla vakit ayırarak yıpranan gönül ve zihin dünyamızı ilahi vahiyle tamir etmeye çalışalım. Kuran okuma saatlerini ve takip edeceğimiz mukabeleyi belirleyelim. Kuran okumasını bilmiyorsak bu ay içerisinde öğrenmeye başlayalım.

Kardeşlerim!
Ramazanın, yardımlaşmanın coşkuya dönüştüğü bir ay olduğunu da unutmayalım. Çevremizdeki ihtiyaç sahipleri ile Almanyadaki göçmen kardeşlerimizi gözetelim. Aile fertlerimizi, özellikle evlerimizin neşesi olan çocuklarımızı Ramazan sevincine ortak edelim. Onları camilere getirelim.

Bu duygularla rahmet, mağfiret ve bereket ikliminin, İslam âleminden başlayarak dalga dalga tüm insanlığı kuşatmasını, barış ve huzura vesile olmasını, yapacağımız ibadet ve duaların kabul olmasını, Yüce Rabbimden niyaz ediyorum.

Hazırlayan: Hutbe Komisyonu
 
Üst Alt