Cemil Meriç

Bu Firar Bir Kabil Kompleksi

Her dudakta aynı rezil şikâyet: Yaşanmaz bu memlekette!

Neden? Efendilerimizi rahatsız eden bu toz bulutu, bu lâğım kokusu, bu insan ve makine uğultusu mu? Hayır, onlar Türkiye’nin insanından şikâyetçi.İnsanından, yani kendilerinden.Aynaya tahammülleri yok.Vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını ‘’yaşanmaz’’laştıranlardır.

Türk aydını, Kitâb-ı Mukaddes’in Serseri Yahudisi…

Hangi Türk aydını? Kaçanlar ne Türk, ne aydın. Bu firar Kabil kompleksi.

(Bu Ülke)
 
Kelime

Senin yıldızların kelimeler, söyle raksetsinler, alev saçlarıyla sonsuz bahçesinde hayallerinin.Kelime ormanda uyuyan dilber; şair uzaklardan gelen şehzade.Öyle seveceksin ki kelimeleri, sana yetecekler.Yıldızlar Tanrı’ya yetmiş mi? Kelimeler benim sudaki gölgem, okşayamam onları, öpemem. Bir davet olarak güzel kelime ve muhterem. Gönülden gönüle köprü, asırdan asıra merdiven. Kelime kendimi seyrettiğim dere. Kelime sonsuz, kelime adem.

(Bu Ülke)
 
Hadis: ‘’Kendini tanıyan, Rabbini tanır,’’ diyor. En küçük sonsuzla, en büyük sonsuz arasındaki esrarlı ayniyeti ifşa eden büyük söz. Hint bilginleri de ‘’Gökte bir tek ay var, akisleri sonsuz.Her testinin suyunda başka bir ay. O testilerden biri de sensin,’’ derken aynı hakikate tercüman olmuyorlar mıydı? Kendini tanımak, marifetler marifeti.

Doğu, kıyıları görünmeyen bu ummanda binlerce yıldan beri dolaşıyor. Ama keşiflerini kitaplaştırmamış; gönülden gönüle aktarılmış sır.Batı’ya gelince: Freud öncesi psikoloji, çeşitli bilgin çehreleri sunan bir kaleydoskop. Bakışlarını iç dünyaya çeviren aydın, şuurun mağarasında kendi gölgesiyle karşılaşmış. Montaigne elinde bir kitapla resim çektiren adam. Denemeler bir aile albümü. Madam Bovary Flaubert’in kendisi. İnsanlık Komedyası’nın tek kahramanı: Balzac.

Bütün yok bu psikolojide.Küçük dertleri, küçük sevinçleri, küçük meseleleri ile bir çağın ve bir ülkenin insanı var.
Bu testilerdeki ay, ay’a benzemiyor.

(Bu Ülke)
 
*Zekâ rüzgârda unutulan mum, bencillik fânus. Senin fânusun yok. Ve şuurun, hasta bir hayvanın korkularını aksettiren kırık bir ayna.



*Mezar taşlarına şiir okumak, güzel; taşlar ayakta dinler sizi. Çölde vaaz etmek mutluluk! Kumlar perestişle ürperir.
 
*Zekâ rüzgârda unutulan mum, bencillik fânus. Senin fânusun yok. Ve şuurun, hasta bir hayvanın korkularını aksettiren kırık bir ayna.



*Mezar taşlarına şiir okumak, güzel; taşlar ayakta dinler sizi. Çölde vaaz etmek mutluluk! Kumlar perestişle ürperir.

(Bu Ülke)
 
Üst Alt