Cehennemi, Cinlerle ve İnsanlarla Dolduracağım

Kuran da, Secde Suresinde Tanrının şöyle konuştuğu yazılıdır:​


Biz dileseydik, herkesi doğru yola eriştirirdik. Ne var ki, Andolsun ki, cehennemi, cinlerle ve insanlarla dolduracağım diye kesin bir söz çıkmıştır benden (Secde Suresi, ayet 13).

Bu ayeti okurken bir de Enam Suresinin şu ayetine göz atalım:

Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini Islama açar; kimi de saptırmak isterse kalbini iyice daraltır (Enam Suresi, ayet 125.)

Dikkat edileceği gibi bu ayetlere göre Tanrı, eğer dilemiş olsa bütün insanları Müslüman yapabilecekken yapmıyor; bir kısmını Müslüman yapıp bir kısmını kafir kıldığını bildiriyor.
Sebep olarak da cehennemi insanlarla dolduracağına dair kendi kendine kesin bir söz verdiğini söylüyor.
Daha başka bir deyimle insanların tümünü doğru yola sokabilecekken böyle yapmadığını, çünkü böyle yapmış olsa, bu takdirde cehennemi insanlarla dolduracağına dair kendi kendine verdiği sözü yerine getirememiş olacağını apaçık bir şekilde açıklıyor!
Olacak şey midir bu?
Hiç Yüce bir Tanrı, hiç yoktan insanları cehenneme atmak gibi bir davranışa yönelmekten zevk alıyormuş gibi konuşabilir mi?

Yukarıdakine benzer olmak üzere, Kuranın Hûd Suresinin 118. ve 119. ayetlerinde Tanrının şöyle konuştuğu yazılıdır:

Rabbin dileseydi bütün insanları bir tek millet yapardı. (Fakat) onlar ihtilafa düşecekler. Ancak, Tanrı nın merhamet ettikleri müstesnadır. Zaten Rabbin onları bunun için yarattı. Rabbinin, Andolsun ki cehennemi tümüyle insanlar ve cinlerle dolduracağım sözü yerini buldu (Hûd Suresi, ayet 118-119).

Görülüyor ki, bu ayetler anlaşılmazlıklarla, uyuşmazlıklarla ve birbiriyle çelişir satırlarla, fakat bütün bunlardan başka bir de Tanrının yüceliği fikriyle bağdaşmazlıklarla dolu.

-İlhan Arsel (Kuranın Eleştirisi s. 55-56)
 
selam ederim;

konunun izahatını yapabilmek için önce surenin tamamını okumak anlamak gerek muhterem. bu şekilde ayet cımbızlamakla KUR'AN çözülmez. öncelikle "Allah" dediğimiz yaradanın suç-ceza ilişkisi üzerinde düşünürken onu "bizden" yani "benliğimizden" ayrı yukarılarda biryerde düşünmemiz yanlıştır. hidayeti veren ulu Allah kime verir hidayetini? elbetteki dileyene... peki dileyen kim o mu? bizmiyiz? peki dileyen ben' sem oku atan nasıl o oluyor (yakın tarihte açtığım "oku atan kim?" adlı başlıkta anlatmaya çalıştım detaylarını) ben demek şirkin yani ona eş koşmanın alasıdır arkadaşlar.

secde-10. (Kâfirler dediler ki:) "Biz toprakta yok olduktan sonra mı, biz mi yeniden yaratılacakmışız? Hayır, [U]onlar Rablerine kavuşmayı inkar etmektedirler.[/U]

secde 11. De ki: "Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz."

secde 12. Suçlular Rablerinin huzurunda boyunlarını büküp, "Rabbimiz! (Gerçeği) gördük ve işittik. Artık şimdi bizi (dünyaya) döndür ki, salih amel işleyelim. Biz artık kesin olarak inanmaktayız" dedikleri vakit, (onları) bir görsen!

secde 13. Eğer dileseydik herkese hidayetini verirdik. Fakat benim, "Andolsun, cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım" sözüm gerçekleşecektir.

secde 14. (Onlara şöyle denilecek:) "O halde bu gününüze kavuşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. Biz de sizi unuttuk. Yapmakta olduklarınıza karşılık ebedi azabı tadın."

cezalandırılacaklar ve ceza sebebide işaretlediğim yerlerde açıkça ayette verilmiştir.

insan "et ve kemikten" yaratılmamıştır, et ve kemik bizim kıyafetimizdir ruhumuzun üzerine giydiğimiz bir araçtır. o fiziki tanımıdır insanın. insanın manası duygu ve düşünceleridir, diğer yanda sadece bunlarla değerlendiriliriz. dileğimiz onun dileğidir, kuvetmiz onun kuveti, bize düşen niyetimize dikkat etmektir. ben dediğimiz vakit şirk dediğimiz ikileme düşmekteyiz. özgür irademiz elbette sorgulanacaktır. ulu Allah'ın adaletinin tecellisi olacaktır. ve cehennemi insan ve cinlerle dolduracaktır.. sebebi "sevgisizlik nefret değil' haklının hakkını vermektir. burada haklı olan, zulme uğrayan diğer insanlardır ki onlarda yine "O" dur. her insanda onun nuru vardır.
 
Son düzenleme:

Benzer konular ↴

Benzer konular ↴

Üst Alt