• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Cehenneme gidenler dünya hayatında allah'a ulaşmayı dilemeyen, sağır dilsiz ve körler

  • Konbuyu başlatan munip
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 0
  • Görüntüleme 2K

Okunuyor :
Cehenneme gidenler dünya hayatında allah'a ulaşmayı dilemeyen, sağır dilsiz ve körler

munip

Acemi
Üye
CEHENNEME GİDENLER DÜNYA HAYATINDA ALLAH'A ULAŞMAYI DİLEMEYEN, SAĞIR DİLSİZ VE KÖRLERDİR

Hz. Muhammed (S.A.V.) Efendimiz’den bu yana tâbîin, ve onlara tâbî olan tebei tâbîin hep varolmuş ve azınlık da olsa günümüze kadar ulaşmıştır. Ancak günümüzde tâbîiyet müessesesi unutulmuş, dolayısıyla bu yozlaşma sebebiyle artık Kur'ân’daki İslâm yaşanmamaktadır.

Birleşmiş Milletler’de dîn konusunda ilgili bölümün yapmış olduğu araştırmada, şu anda dünya üzerinde, birbirinden farklı 72 türlü inanç türü olduğu tesbit edilmiştir. Birbirinden farklı 72 tane inanç türünün içinde çok azınlık bir grup, hak dîn olan 7 safha 4 teslimden oluşan babamız İbrâhîm’in Hanif dînini, Arapça adıyla İslâm dînini yaşıyor. Geri kalan insanların çoğu ne yazık ki, babalarından gördükleri, insanları hedef emirlerden uzaklaştıran bir dîn tatbikatıyla meşguller.
Allahû Tealâ bu hakikati A’râf Suresinin 179. âyet-i kerimesinde şöyle dile getiriyor:

7 / A'RÂF - 179: Ve lekad zere’nâ li cehenneme kesîren minel cinni vel insi lehum kulûbun lâ yefkahûne bihâ ve lehum a’yunun lâ yubsırûne bihâ ve lehum âzânun lâ yesmeûne bihâ, ulâike kel en’âmi bel hum edallu, ulâike humul gâfilûn(gâfilûne).
Ve andolsun ki; cehennemi, insanların ve cinlerin çoğuna hazırladık (yarattık). Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler. İşte onlar, onlar gâfillerdir.



Evet sevgili okurlar, âyet-i kerime çok manidar. Her devirde insan ve cinlerin çoğu cehennem için yaratılmışlardır. Başka bir deyimle; insan ve cinlerin çoğu her devirde cehenneme gideceklerdir.
İnsanları cehenneme götürecek asıl sebep nedir? Âyet-i kerimede şöyle zikrediliyor: “Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler.”

Aynı şekilde 14 asır evvel Nebîler Sultanı Hz. Muhammed (S.A.V.) Efendimize de Allahû Tealâ emrediyor diyor ki: “Sen ölüleri işittiremezsin ve sen arkalarını dönüp giden o sağırlara da işittiremezsin ve sen o körleri de hidayete erdiremezsin.”
Yani Allahû Tealâ Nebîler Sultanı Peygamber Efendimize: “Davete icabet etmeyen sağır, kör ve dilsizleri sen hidayete erdiremezsin” diyor ve şöyle söylüyor: “Sen âyetlerimize îmân edenlere işittirebilirsin.” Bunlar Allah’a teslim olanlardır.
Kur'ân'ı Kerim’e baktığımız zaman âyetlerin tilâvet görevi her devirde Allah’ın Resûllerine verilmiştir. Görevi veren Allahû Tealâ’dır. Allah resûllerini yaradılıştan seçer.
Kasas Suresinin 68. âyet-i kerimesinde Allah şöyle buyuruyor:

28 / KASAS - 68: Ve rabbuke yahluku mâ yeşâu ve yahtâr(yahtâru), mâ kâne lehumul hıyarat(hıyaratu), subhânallâhi ve teâlâ ammâ yuşrikûn(yuşrikûne).
Ve Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Ve seçim hakkı onlara ait değildir. Allah Sübhan'dır (münezzehtir) ve (onların) şirk koştukları şeylerden yücedir.



Resûllerin hepsi İlâhi İrade ile iş görürler.
Âyetleri gerçekte dolaylı olarak açıklayan Allahû Tealâ’dır. Çünkü Allah resûlün iradesini teslim almıştır. Allah âyetlerini resûlüne bildiriyor ki; Resûl de insanlara tebliğ yapsın.
İşte resûlün tebliğine muhatap olupta, Allah’a ulaşmayı dileyenler, onlar kurtuluşa ulaşıyor. Bir, âyetlere îmân edenler var; onlar işitenlerdir, bir de âyetlerden gâfil olanlar var; onlar da sağır, dilsiz ve körlerdir.
Allahû Tealâ bu konuyu, Yunus Suresi 7 ve 8. âyetlerinde net bir şekilde belirtmiştir:

10 / YÛNUS - 7: İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme'ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).
Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah'a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

10 / YÛNUS - 8: Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).



Öyle bir sebep var ki; birisi işitiyor, görüyor, aklediyor, diğeriyse sağır, dilsiz ve kör. İşte, resûlün tilâvet ettiği âyetlere îmân edenler, onlar işiten, gören ve akledenlerdir. Resûlün tilâvet ettiği âyetlere îmân etmeyen, âyetlerden gâfil olanlar, Yunus Suresi 7. âyet-i kerimeye göre onlar sağır, dilsiz ve körlerdir.
İşte her devirde cehenneme girenler bu sağır, dilsiz ve körlerdir. Allahû Tealâ Zumer Suresinin 71. âyet-i kerimesinde buyuruyor ki:

39 / ZUMER - 71: Vesîkallezîne keferû ilâ cehenneme zumerâ(zumeran), hattâ izâ câuhâ futihat ebvâbuhâ, ve kâle lehum hazenetuhâ e lem ye’tikum rusulun minkum yetlûne aleykum âyâti rabbikum ve yunzirûnekum likâe yevmikum hâzâ, kâlû belâ ve lâkin hakkat kelimetul azâbi alel kâfirîn(kâfirîne).
Kâfirler, zümre zümre cehenneme sürülürler. Oraya geldikleri zaman, onun (cehennemin) kapıları açılır. Ve onun (cehennemin) bekçileri onlara derler ki: “Size, sizden (sizin aranızdan) olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin âyetlerini okusun, bugüne (buraya) geleceğinizi (söyleyerek) uyarsın? (Cehenneme gidenler) dediler ki: “Evet (geldiler).” Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu.



Resûl gelmiş, Rabbimizin âyetlerini insanlara tilâvet etmiş. İnsanlar tebliğe muhatap olmuşlar, ama resûlün tilâvet ettiği âyetlere îmân etmemişler, Allah’a ulaşmayı dilememişler.

20 / TÂHÂ - 123: Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvv(aduvvun), fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşkâ.
(Allahû Tealâ şöyle) dedi: “İkiniz oradan (aşağı) inin! Hepiniz (şeytan ve siz), birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”

20 / TÂHÂ - 124: Ve men a’rada an zikrî fe inne lehu maîşeten danken ve nahşuruhu yevmel kıyâmeti a’mâ.
Ve kim Benim zikrimden yüz çevirirse, o taktirde mutlaka onun için sıkıntılı bir geçim (hayat) vardır. Ve kıyâmet günü onu, kör olarak haşredeceğiz.

20 / TÂHÂ - 125: Kâle rabbi lime haşertenî a’mâ ve kad kuntu basîrâ(basîran).
(Kıyâmet günü şöyle) dedi: “Rabbim, beni niçin kör olarak haşrettin? Halbuki ben (daha önce) görüyordum.”

20 / TÂHÂ - 126: Kâle kezâlike etetke âyâtunâ fe nesîtehâ, ve kezâlikel yevme tunsâ.
(Allahû Tealâ): “İşte böyle, âyetlerimiz sana geldi fakat sen onları unuttun. Ve aynı şekilde (senin yaptığın gibi), o gün (de) sen unutulursun.” dedi.

20 / TÂHÂ - 127: Ve kezâlike neczî men esrefe ve lem yu’min bi âyâti rabbih(rabbihî), ve le azâbul âhıreti eşeddu ve ebkâ.
İsraf edenleri (haddi aşanları) ve Rabbinin âyetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız. Ve ahiret azabı daha şiddetli ve bâkidir (devamlıdır).



İşte hidayet davetine muhatap olduğu zaman eğer kişi, tilâvet edilen âyetlere îmân etmezse Allahû Tealâ hassalarına engel koyuyor. Artık onlar Allah’a göre sağır, dilsiz ve kördür. Bakara 6 ve 7. âyet-i kerimelerde de bu zikrediliyor:

2 / BAKARA - 6: İnnellezîne keferû sevâun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum lâ yu’minûn(yu’minûne).
Onlar muhakkak ki kâfirdirler. Onları ikaz etsen de etmesen de onlar için eşittir (birdir), mü'min olmazlar.

2 / BAKARA - 7: Hatemallâhu alâ kulûbihim ve alâ sem’ıhim, ve alâ ebsârihim gışâveh(gışâvetun), ve lehum azâbun azîm(azîmun).
Allah onların kalplerinin üzerini ve işitme (sem'î) hassasının üzerini mühürledi ve görme (basar) hassasının üzerine gışavet (perde) çekti. Onlar için azîm (büyük) azap vardır.



Resûl geldiğinde îmân etmeyen kâfirlerin üzerine azap hak oluyor. “Onları ister uyar ister uyarma onlar için birdir, onlar îmân etmezler. Onlar Allah’ın âyetlerinden gâfil olanlardır.”
Allahû Tealâ da kalplerine mühür vurmuştur. Semi hassalarını da mühürlemiştir ve basar hassalarının üzerine gışavet adlı perde koymuştur. Onlar için elîm bir azap vardır. Yani cehennem azabı vardır ki, Allahû Tealâ aynı hakikati Zumer Suresinin 71. âyetinin sonunda ifade ediyor:

Sevgili okurlar, Mulk Suresinin 8, 9 ve 10. âyet-i kerimelerinde de Allahû Tealâ şöyle buyuruyor:

67 / MULK - 8: Tekâdu temeyyezu minel gayz(gayzi), kullemâ ulkıye fîhâ fevcun seelehum hazenetuhâ e lem ye’tikum nezîr(nezîrun).
(Cehennem) nerede ise öfkesinden çatlayacak gibi olur. Oraya herbir grup atılışında onun (cehennemin) bekçileri onlara: “Size nezir (uyarıcı) gelmedi mi?” diye sordu.

67 / MULK - 9: Kâlû belâ kad câenâ nezîrun fe kezzebnâ ve kulnâ mâ nezzelallâhu min şey'in entum illâ fî dalâlin kebîr(kebîrin).
Onlar (cehenneme atılanlar) dediler ki: “Evet, bize nezir gelmişti. Fakat biz onu yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz ancak büyük bir dalâlet içindesiniz, dedik.”

67 / MULK - 10: Ve kâlû lev kunnâ nesmeu ev na'kılu mâ kunnâ fî ashâbis saîr(saîri).
Ve: “Eğer biz işitmiş veya akıl etmiş olsaydık, alevli ateş halkı arasında olmazdık.” dediler.



Mulk-9’daki insanlar nezirleri yalanlamışlar. Bakara Suresinin 6, 7. âyetlerinde zikredilenler gizli şirk içerisinde olanlar, onlar hassalarına engel konulan kişilerdir. Ama Mulk Suresinin 8, 9 ve 10. âyetlerinde bahsedilenlerin uzuvlarına da engeller konulmuştur. Çünkü onlar sadece âyetlerden gâfil olmakla kalmamışlar, tâbî olmaları gereken kişiyi yalanlamışlar ve bu sebeple Mulk Suresinin 10. âyetinde ifade edildiği gibi cehennemde alevli ateş içindedirler. Tâbîiyeti reddettikleri için büyük bir dalâlet içindeler.
“İşitseydik ve akletseydik” yani “Allah’a ulaşmayı dileseydik bugün cehennemde olmazdık.” diyorlar.

Sevgili kardeşlerim, Resûl gelmiş, insanları cennete davet ediyor. Acaba onları cehenneme götüren şey nedir?
Resûlullah Efendimiz şöyle buyuruyor: “İsteyen cennete gider, istemeyen gitmez.”
Sahâbe soruyor: “Ey Allah’ın Resûl’ü cenneti istemeyen olur mu?”. “Elbette, beni istemeyen cenneti istememiştir.”

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz 14 asır evvel kendi döneminde cehenneme giden insanlar için bir nezir, bir uyarıcıydı. O dönemde yaşayanlardan Ebu Cehil ve onun gibiler resûlün davetini kabul etmeyip dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dilemedikleri cihetle, üzerlerine azap sözü hak olmuştur.
Cehennemi hak etmelerinin sebebi dünya hayatında kalben Allah’a ulaşmayı dilememektir. Günümüzde de bu olay tekrar ediyor. Aslında öğüt almayanlar için tarih tekerrürden ibarettir. 14 asır evvel, Ebu cehiller için olay ne ise, günümüzde de, Hidayet Çağında yine Allah’a ulaşmayı dilemeyen cahiliye adetleriyle din yaşayan Ebu Cehiller var.


Dr. Fazıl Nimet, 23.04.2010
 
Üst Alt