çakma türkmüş!

Tayyip beyin “açılım”ı saçılımlar doğurmaya devam ediyor.
Önce şükürsüz adam “Ben Türk değilim” dedi.
Ardından sıraya giren başkaları.
“Türk değilim” demek hem moda, hem göze girme hamlesi.
Bu hamlede son olarak da bir bakan beyefendi yer aldı.
Muş’lu idi ve biz onu zaten “Kürt” bilirdik.
Aynı masada bir-iki defa oturmuşluğumuz, olmuştu.
Türkçeyi çok güzel kullanıyordu. Telâffuzu, aksanı güzeldi. İstanbul Türkçesiyle konuşuyordu.
Kürtlüğü ne bizim için, ne kendisini tanıyan başkaları için bir sorundu.
Kendi kendine sorun yapmış, haberimiz yok!
Nihayet, “itiraf” kervanına o da katıldı.
Demiş ki: “Yıllarca Kürt olduğumu söyleyemedim. Gençliğimde de ülkücü idim.”
Kimliğini saklaması bir yana, dönemin şartları gereği, herhalde üniversite yıllarında olacak; milliyetçi gençlere “bakın ben de sizdenim” diyerek sığınmış anlaşılan!
Bu, kimlik saklamanın da ötesine geçen bir ayıp!
Meğer, bizim adamımız “çakma” Türk’müş!
Çakma Türkler eskiden genellikle “Türklük” vurgusu taşıyan isimleri kendilerine soy adı olarak seçerlerdi.
Meselâ, Kürtçülüğün önde gidenlerinden Ahmet Türk. O da bakan beyefendi gibi kimliğini ifade edemediği için olacak, yıllarca kendisini “Türk” ismiyle gizlemiş.
Kimliğini saklayanlar, sadece Kürtlerden ibaret değildi. Aramızda “çakma Türk” oyunu oynayan Ermeniler de vardı.
İster Küt, ister Ermeni olsun, Türkiye Cumhuriyeti devleti bunların hepsini eşit vatandaşlar olarak bağrına bastı. ‘Yeter ki, kendilerine bu vatana, bu devlete bağlı hissetsinler’di.
Çocuklarını okuttu, önemli mevkilere getirdi, ticarette ve sanayide önlerini açarak zenginleştirdi.
Milletvekili yaptı, bakan yaptı, Cumhurbaşkanı yaptı.
Milli Mücadelenin amansız düşmanı Ali Kemal’in oğlunu bile tereddütsüz bağrına bastı ve çok da iyi etti.
Hariciyemiz değerli bir diplomat kazandı bu sayede: Zeki Kuneralp.
Babası sürgün olduğu için tahsilini İngiltere’de tamamlamıştı. Israrla Türkiye’ye gitmek istediğini söyleyince ailesi “sana orada hayat hakkı tanımazlar” diyerek bu teşebbüsünden vazgeçirmek istedi.
Sonuçta Türkiye’ye geldi ve Türk Hariciyesi’nden iş istedi. Girdiği sınavları da başarıyla kazandı.
Kazananlar listesi Cumhurbaşkanı İnönü’nün tasvibine sunulurken, bu gencin isminin altı kırmızı kalemle çizilmişti.
Sebebi soruldu, “Ali Kemal’in oğlu” dediler.
“Babasının suçunu çocuğuna mı ödetmek istiyorsunuz?” cevabını aldılar İnönü’den.
“Devlete kin gütmek yakışmaz, alın bu genci” diye emir verdi.
Zeki Kuneralp çok başarılı Türk diplomatları arasında şerefle yerini aldı ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne büyük hizmetlerde bulundu.
Şimdi, haklı olarak bu “çakma Türk”lere soruyoruz: “Bu büyük ve alicenap devletin nesinden korktunuz da kimliğinizi yıllarca sakladınız?”
Keşke sadece kimliğinizi değil, ayıbınızı da kendinize saklasaydınız!

Mehmet Necati GÜNGÖR
 
Ne bahtsizmisiz böyle ya...!

çakma Türk
çakma Kürt
çakma Komünist....! yeter artik ya...! Oltayi her salladigimizda bahtimiza hep çakma larmi cikacak...?
 

Benzer konular ↴

Benzer konular ↴

Üst Alt