• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Caiz olmayan mezhep taklidi

Okunuyor :
Caiz olmayan mezhep taklidi

collection

Tecrübeli
Üye
Sual: Müctehidlerin farklı hükümleri rahmet olduğu için, bir Hanefi’nin, kendi mezhebinde caiz olmadığı halde, Şafii’de caiz diye, midye, istiridye gibi deniz haşaratı yemesi caiz olur mu?

CEVAP

Hayır, caiz olmaz. Mezhep taklidi, ancak emrolunan bir iş yapılırken, meşakkat, sıkıntı olduğu zaman, bu sıkıntıdan kurtulmak için yapılır. Meşakkat olmadan taklit etmek, yani mezheplerin kolay hükümleriyle amel etmek mezhepsizlik olur.

Başka mezhep, ancak bir ihtiyaç veya haraç [sıkıntı] halinde taklit edilebilir. Dünyalığa, arzusuna kavuşmak için, başka mezhebi taklit caiz değildir.Kaynak : (Ukud-üd-dürriyye)

Abdülgani Nablusi hazretleri de buyuruyor ki:

Mezheplerin ruhsatlarını yani kolaylıklarını araştırarak, işini bunlara uygun olarak yapmaya telfik denir ki, caiz değildir. Dine uymak istemeyenin yapacağı şeydir. İhtiyaçtan dolayı veya zaruretle, bir işini veya her işini diğer üç hak mezhepten birine uyarak yapmak caizdir. Kolaylık için başka mezhebe geçmek veya taklit etmek ise, nefse uymak olur, caiz olmaz. Kaynak : (Hadika)
 

Apollonius

Tecrübeli
Üye
Haramda helalde ictihad olmaz! Haramlar da Helaller de NEDEN İCTİHAD OLMAYACAĞI konusu da Kuranda açık açık yazıyor çünkü

Enam Suresi
116. Şimdi, eğer yeryüzünde [yaşamakta] olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan saptırırlar: onlar ancak [başkalarının] zanlarına tâbi olurlar ve kendileri hiçbir şey yapmayıp sadece tahmin yürütürler.

117. Şüphe yok ki Allah, kimin O'nun yolundan saptığını ve kimin doğru yolda olduğunu en iyi bilendir.

118. ÖYLEYSE, üzerinde Allah'ın adının anıldığı şeylerden yiyin, eğer O'nun mesajlarına gerçekten inanıyorsanız.

119. Ve Allah mecbur kaldığınız durumlar dışında (yemenizi) yasakladığı şeyleri size ayrıntılı olarak açıklamışken üzerinde O'nun adının anıldığı şeyleri neden yemiyorsunuz? Ama bakın, [bu tür konularda] birçok insan diğerlerini [hiçbir gerçek] bilgiye dayanmaksızın, kendi temelsiz görüşleriyle saptırmaktadır. Şüphe yok ki senin Rabbin hak ve adalet sınırlarını aşanlardan tam olarak haberdardır.

Nahl:
114. BUNUN içindir ki, Allah'ın size rızık olarak bahşettiği temiz ve meşru şeylerden payınızı alın ve eğer yalnızca O'na kulluk ediyorsanız, o zaman nimetinden ötürü Allah'a şükrünüzü gösterin.

115. Allah size sadece leşi, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkasının adı anıla(rak boğazlanan hayva)nı yasaklamıştır; fakat zorunluluk durumuna düşen kimse, aşırı gidip ihtiyacının ötesine geçmemek şartıyla bu yasaklamanın dışındadır; çünkü Allah, şüphesiz çok acıyan-esirgeyen gerçek bağışlayıcıdır.

116. Buna göre, artık, kendi yalanınızı (adeta) Allah'a isnad ederek öyle dilinize geldiği gibi yalan-yanlış “bu helaldir, şu haramdır” demeyin; çünkü, haberiniz olsun, Allah'a yalan isnad edenler asla kurtuluşa erişemezler!

Tahrim 1:
1.EY PEYGAMBER! Eşlerin[den herhangi biri]ni memnun etmek için, neden Allah'ın sana helal kıldığı bazı şeyleri [kendine] haram kılıyorsun? Allah çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır

Mâide
4 Kendilerine neyin helal kılındığını sana soracaklar. De ki: “Hayatın bütün güzel şeyleri size helaldir.” Allah'ın size öğrettiği bilgiden bir kısmını öğreterek eğittiğiniz av hayvanlarına gelince, onların sizin için yakaladığı her şeyi yiyin, ama üstünde Allah'ın adını anın ve Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde o-lun: şüphe yok ki Allah hesap görmede hızlıdır.

87 SİZ EY imana ermiş olanlar! Allah'ın size helal kıldığı hayatın güzelliklerinden kendinizi yoksun bırakmayın, ama hakkın sınırlarını da aşmayın: Allah, sınırları aşanları asla sevmez.

Hac
30 Bütün bunlar [Allah tarafından öngörülmüştür;] dolayısıyla, kişi eğer Allah'ın (bu) yasaklayıcı buyruklarını saygıyla gözetirse, bu Rabbinin katında kendi iyiliğine sonuç verecektir. [Yasak oldukları] size bildirilenlerin dışında, [kurban etmek ve etinden yemek üzere] bütün hayvanlar size helal kılınmıştır. Öyleyse artık, [Allah'ın yasaklamış bulunduğu her şeyden, ve en çok da] inanç ve uygulama olarak puta taparlığın her türlü bayağılığından uzak durun; asılsız her türlü sözden kaçının,

Mezheplerin helal ve haramları çelişiyor. Ona alıştık. Peki İslamın kitabı Kuran ayetleri neden mezhep hükümleri ile çelişiyor sizce?
 

collection

Tecrübeli
Üye
[RENK]Mezheplerin helal ve haramları çelişiyor. Ona alıştık. Peki İslamın kitabı Kuran ayetleri neden mezhep hükümleri ile çelişiyor sizce?[/RENK]

Mezhep İmamlarının İctihadları Kur'anı Kerim ve hadisi şeriflerle çelişmez.Siz kendi aklınıza göre Kur'ana mânâ verirseniz uydurduğunuz Kur'an olmayan beşeri kitabınızın hükmü ile çelişebilir , bu ise olması gerekendir zaten , Kur'an ise Hak katından inmiş ilahi bir kitaptır.Bu kitabın hükmünü kendi anladığınıza göre vermeye kalkarsanız sadece mezhebin ictihadı ile değil her türlü düşünce ile çelişebilir.Çünkü Kur'an dediğiniz açıklamalar Kur'an değildir.

Mezhep İmamlarımız delilsiz senetsiz kendi akıllarına göre tek kelime konuşmazlar, yazmalar.Vesikaları ile Kur'anı Kerim ve Hadisi şeriflerin gerçek manalarını biz mukallidlere bildirmişlerdir.Bu mezheplere uyan Dini İslam'a uymuş olur.4 hak mezhebe uymayıp kendi uydurduğu dinden ibaret olan ve özünde şeytanın mezhebine uymak İslam'a uymak değildir.
 

Apollonius

Tecrübeli
Üye
Kurana kendi aklım ile mana vermiyorum. Bunu herkes görüyor. Yazdığım ayetlerin manası çok açık. Sağa sola çekiştiremeyeceğiniz türden. Kuran deyimi ile akıl sahibi olan herkes anlar. Kuran'ın ve haram heal konusun ne kadar kolay anlaşılır olduğunu bir önceki mesajımızda gördük. Ek olarak;

52 Bu Kur’an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilâh olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir. (İbrahim)

29 Bu Kur’an, âyetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. (Sâd)
 

collection

Tecrübeli
Üye
Kendi görüşünüzü yazıyorsunuz ayetler açık derken düşündüğünüz ve anladığınız kendi görüşünüzü ima ediyorsunuz.Yani açık derken sizin anladığınıza göre açık...Fakat bu sizin anladığınız Kur'an değildir.Sizin kendi düşüncenizdir.

Bu fiiliniz ile aynı zamanda Peygamberlik taslıyarak büyük bir vebale giriyorsunuz...

Kur’an-ı kerimi tam olarak yalnız Resulullah anlamıştır. Çünkü muhatabı Odur. Kur’an Ona gelmiştir. Ondan başkası tam anlayamaz. Onun için Allahü teâlâ buyuruyor ki:

(İnsanlara açıkla diye Kur’anı sana indirdik.) [Nahl 44]

Açıklamak, âyet-i kerimeleri, başka kelimelerle ve başka suretle anlatmak demektir. Bırakın bizleri, ümmetin âlimleri de, âyetleri anlayabilselerdi ve kapalı olanları açıklayabilselerdi, Allahü teâlâ Peygamberine, sana vahy olunanları tebliğ et der, açıklamasını emretmezdi. Bu ve benzeri âyetlere rağmen, (Resulullah Kur’anı getirmekle işi bitmiştir, o bir postacı idi) diyen mezhepsiz türediler vardır. Eshab-ı kiram, ana dilleri Arapça olduğu halde, bazı âyetleri anlayamayıp, Peygamber efendimize sorarlardı. Resulullah, Kur’an-ı kerimin tefsirini Eshabına bildirmiştir. Eshab-ı kiramın bildirdiğinden başka türlü söyleyenler, dalalete, hatta küfre düşer. Tefsir, yoruma değil, nakle dayanır.

Nahl 44 Ayetine iman etmeyen kafirlerin kendi görüşleri asla Kur'anı Kerimin gerçek manası değildir.Çünkü bu ayet açıklama yetkisinin sadece Efendimiz aleyhisselam olduğunu kesin olarak bildirmiştir.

Nitekim, âyetlerden anladığına uyup, (Hayır ve şer Allah’tan olduğuna göre, bize günah işleten de Allah’tır. Biz günahlardan mesul değiliz) diyenler çıkmıştır.

İşte bu tehlikeyi önlemek için Peygamber efendimiz, gerekli açıklamayı yapmıştır. Âlimler de bunları açıklamış, artık, bahane kalmamıştır. Kur’an-ı kerimi anlamak için açıklamaya ihtiyaç olduğunu bizzat Hak teâlâ bildiriyor:

(Kur’anı insanlara açıklayasın diye sana indirdik.) [Nahl 44]

(Resulümün verdiğini alın, yasakladığından da sakının!) [Haşr 7]

(O, [Resulüm] vahiyden başkasını söylemez.) [Necm 3,4]

(Resulüme uyun ki, doğru yolu bulun!) [Araf 158, Nur 54]

(Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.) [Nisa 80]

(Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin. İşlerinizi boşa çıkarmayın.) [Muhammed 33]

(Allah ve Resulüne itaat eden Cennete, isyan eden Cehenneme gider.) [Nisa 13,14]

(Yüzleri ateşte evrilip çevrildiği gün: Eyvah bize! Keşke Allah’a itaat etseydik, Peygambere de itaat etseydik! derler.) [Ahzab 66]

Kendi görüşüne göre tefsir
Bir kimse, bir âyet-i kerimeyi tefsir ederken, açıklarken, daha önceki müfessirlerden işitilmeyen şekilde, yalnız kendi görüşüne, kendi aklına göre açıklama yaparsa kâfir olur. İşte bu sebepten dolayı, Peygamberler hariç, insanların en üstünü olmasına rağmen, Hazret-i Ebu Bekri Sıddık, (Kur’an-ı kerimi kendi reyimle, kendi görüşümle tefsire kalkarsam, beni hangi yer taşır, hangi gök gölgeler?) buyurmuştur. (Şir’a)

Bizim gibilerin, tefsirden din öğrenmesi mümkün değildir. Tefsirden abdestin farzını bile öğrenmemiz mümkün değilken, itikadi konuları öğrenmemiz nasıl mümkün olur? İslam âlimleri yıllarca çalışarak, Kur’an-ı kerimden çıkardıkları hükümleri, kitaplara yazmışlardır. Bir müslüman, hangi mezhepte ise, mezhebine ait kitapları okur, dinini öğrenir. Zaten her müslümanın, bir ilmihal kitabı okumakla, dinine ait lüzumlu bütün bilgileri öğrenmesi mümkündür. Tıp kitabı okuyarak hastalıklara teşhis koymak, tedavi ve ameliyatlara girişmek milyonda bir ihtimal de olsa belki mümkün olabilir, fakat Kur’andan din öğrenmek mümkün olmaz. Her işi ehlinden öğrenmek gerekir. Fıkıh kitaplarını “Tabu” olarak gösterenler, “Dini Kur’andan, tefsirden öğrenin” diyenler, eğer cahil değilseler, din anarşisi meydana çıkarmak için çalışan hain ve sapık kimselerdir.
 

Apollonius

Tecrübeli
Üye
Anladım. Desteksiz görüşünüze göre: "Allahın dini farklı, peygamberin dini farklı, kuran ise farklı telden" çalmakta. Bizim yapmamız gereken ise peygamberi takip etmekte. Allah akıl fikir ihsan etsin diyorum :))) Peygamberin, Kuranda olmayan, Allahın emri olmayan bir şeyi kendi kafasına göre değerlendirebileceğinizi düşündüğünüz için çok yanlışa sapacaksınız. Size kulaktan kulağa gelen rivayetlere sorgulamadan inanmanız (bazılarının Kuran ile çelişmesine rağmen) ve ona göre iş görmeniz başınıza çok iş açacak.

(Kuranı insanlara açıklayasın diye sana indirdik.) [Nahl 44]
Bunun meale göre Kuranı bizim anlayamayacağımız sonucuna varmışsınız ya seni ve alimlerinizi tebrik ediyorum.

Neyse ki kendi ağzınızla kendinizi çıkaracak delil getiriyorsunuz.
(O, [Resulüm] vahiyden başkasını söylemez.) [Necm 3,4]
bitmiştir :))

Hac suresi 49: De ki: "Ey insanlar, ben sizin için, açıklayıcı bir uyarıcıdan başkası değilim."

Gaşiye 21: Artık sen, öğüt verip-hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici-bir hatırlatıcısın.

Enam 48: Biz o gönderilen elçileri, müjdeciler ve uyarıcılar olmaktan öte bir şey için göndermiyoruz. İman edip hayrı ve barışı yerleştirenlere korku yoktur. Tasalanmayacaklardır onlar.

Araf 188: De ki: "Ben kendi nefsime, Allah'ın dilediğinden başka ne bir yarar sağlayabilirim ne de bir zarar verebilirim. Eğer gaybı biliyor olsaydım iyilik ve güzelliği elbette çoğaltırdım. Bana kötülük dokunmamıştır bile. Ben, inanan bir topluluk için bir uyarıcı ve müjdeciden başkası değilim.

Kehf Suresi 56.; Biz, elçileri sadece müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Küfre sapanlar ise batıla yapışarak onunla hakkı kaydırmak için uğraşıyorlar. Onlar, ayetlerimi ve uyarıldıkları şeyleri eğlence edindiler.

Nahl 64. Sana bu ilahî kelâmı yalnızca, üzerinde çekişip durdukları [dinî] sorunları onlara açıklayasın ve inanmaya eğilimli olan kimselere de onu doğru yol bilgisi ve rahmet olarak [ulaştırasın] diye indirdik.

Maide suresi 49 Sen de aralarında, Allah'ın indirdiğiyle hükmet. Onların keyiflerine uyma.

Yunus Suresi 15. Ayetlerimiz onlara açık-seçik parçalar halinde okunduğu zaman, bize ulaşmayı ummayanlar şöyle dediler: "Bundan başka bir Kuran getir yahut bunu değiştir." De k: "Onu kendiliğimden değiştirmem benim için söz konusu olamaz. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum. Rabbime isyan edersem, büyük bir günün azabından korkuya düşerim."

Hakka Suresi 44; eğer [peygamber] bazı lafları bizim sözlerimiz diye ortaya sürseydi, 45 Yemin olsun, ondan sağ elini koparırdık. 46 Sonra ondan can damarını mutlaka keserdik.

Gelelim Kuranın açık mı kapalı mı olduğu konusuna:

Bakara: 99 Gerçekten Biz sana apaçık mesajlar indirdik ve onların gerçekliğini yoldan çıkmış olanlardan başkası inkar etmez.

Maide 15 Ey Kitâb-ı Mukaddes'in izleyicileri! Şimdi size, [kendi kendinizden] gizlediğiniz Kitab'ın birçoğunu açıklamak ve bir kısmını da bağışlamak amacıyla Elçimiz gelmiştir. Şimdi Allah'tan size bir ışık ve apaçık bir ilahî kelâm ulaşmıştır,

Hud 6 Ve yeryüzünde yaşayan hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah'a bağlı olmasın; ayrıca O, her canlının [yeryüzünde] yaşama süresini de, [ölümden sonra] yerleşip kalacağı yeri de bilmektedir: Bütün bunlar apaçık bir kitapta yer almış bulunmaktadır.

Nahl 103: Hiç kuşkusuz onların, Ona [bütün] bunları mutlaka bir insan öğretiyor! dediklerini pekala biliyoruz. Oysa, onların karalamak amacıyla îma ettikleri kimsenin dili bütünüyle yabancı bir dil olduğu halde, bu mesaj [hem kendisi] açık olan, [hem de gerçeğin özünü] apaçık gösteren Arapça bir söylemdir.

Hac 16 Bu [ilahî öğretiyi] Biz işte böyle apaçık mesajlar şeklinde indirdik; artık (bundan böyle) Allah, [doğru yola ulaşmayı] isteyen kimseyi doğru yola yöneltecektir.

Nur 1 YÜCELERDEN indirdiğimiz, açık ve kesin hükümlerle vazettiğimiz bir suredir bu; bu (sure)de (de) apaçık mesajlar indirdik ki belki ders alır da aklınızda tutarsınız.

Nur 18: çünkü Allah mesajlarını size apaçık bildiriyor; çünkü Allah, doğru hüküm ve hikmetle edip-eyleyen mutlak ve sınırsız bilgi Sahibidir!

Şuara 2 BUNLAR, kendi içinde apaçık ve tutarlı olan ve gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koyan ilahî kelâmın mesajlarıdır.

Talak 11: Allah'ın apaçık mesajlarını size aktaran bir elçi [göndermiştir] ki iman edip doğru ve yararlı işler yapanları zifiri karanlıktan aydınlığa çıkarabilsin. Kim Allah'a inanıp doğru ve yararlı işler yaparsa, Allah onu içinden ırmaklar akan sonsuza kadar kalacakları bahçelere koyacaktır: Allah, (böylece) ona en güzel rızkı vermiş olacaktır!

Enam 114 sen onlara [de ki:] Hakikati apaçık ortaya koyan bu ilahî kelâmı size indiren O iken, [neyin doğru neyin yanlış olduğu konusundaki] hüküm için O'ndan başkasını mı arayacağım?.............

Yusuf 1 Elif-Lâm-Râ. BUNLAR, doğruyu/gerçeği apaçık gösteren, kendisi de açık olan kitabın mesajlarıdır:

Araf Suresi 3. Rabbinizin katından size indirilene uyun; O'ndan başka önderlerin/velilerin ardından gitmeyin. Ne kadar az tutuyorsunuz aklınızda, bu (öğüdü).[/COLOR
 

collection

Tecrübeli
Üye
İnatla kendi anladıklarını Kur'an diye dikte etme gayreti içindesin.Bu ayetlerin Ehli Sünnet alimleri tarafından nasıl nakledildiği önemlidir.Senin , onun , bunun , şunun anladığı şeyler bu ayetlerin gerçek manası değil sadece uydurduğunuz anlamlardır.Gerçek mâna kimden öğrenilir bunu da gelmiş geçmiş zamanların en yüksek Ehli sünnet aliminden nakledelim.

Dini konularda doğruluk olan Ölçüyü imam-ı Rabbani hazretleri veriyor:
(Bir hükmün doğru veya yanlış olduğu Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uygun olup olmamakla anlaşılır. Çünkü Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uymayan her mana, her buluş kıymetsizdir, yanlıştır. Çünkü her sapık, Kur'an ve sünnete uyduğunu sanır, sapıklığının doğru olduğunu iddia eder. Yarım aklı, kısa görüşü ile, bu kaynaklardan yanlış manalar çıkarır. Doğru yoldan kayar, felakete gider. Âyet-i kerimede, (Kur’an-ı kerimde bildirilen misaller, çoklarını küfre sürükler, çoklarını da hidayete ulaştırır) buyuruluyor. Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri manalar doğrudur, bunlara uymayanlar yanlıştır.) [1/ 286]

Bir kimse, kendi başına Kur'an-ı kerimi ve hadis-i şerifleri okuyup da doğru yolu bulamaz. İşin ehli olan âlimlere ihtiyaç vardır. 72 sahte altının içine bir tane hakiki altın konsa, bunu sarraflardan başkası anlayamadığı gibi, 73 fırkadan hangisinin doğru olduğunu da ancak Ehl-i sünnet âlimleri anlar.

Akıl ile doğruyu bulmaya çalışırsak bu çok güç, hatta imkansızdır. Her fırkadaki insan, “Bu fırka doğru yolda” diyor. Bu işte selim olmayan akıl ölçü olmaz. Ölçü olsaydı, 72 sapık fırka meydana çıkmazdı. Her fırkaya girenler de, aklına göre bu fırkaları tercih etmiştir. Akla uyulursa, insan sayısı kadar fırka meydana çıkar.
 

Apollonius

Tecrübeli
Üye
Dini konularda doğruluk olan Ölçüyü imam-ı Rabbani hazretleri veriyor:
Kuran ayetlerinin karşısına İmam Rabbani gibi bir şahıstan sözler koyduğun için seni artık muhatap almamaya karar verdim. Sizin camiada Allahtan sms yoluyla vahiy alanlar çok var.

Sevgili arkadaşlar. Arkadaşın bahsettiği İmam Rabbani zaten bizzat Allahtan vahiy aldığını öne süren, peygamberimizin kendisinden icazet aldığını(rüyada falan değil) söyleyen bir insan evladıdır

Allah'tan vahiy alması:
Ramazân-ı şerifin son on gününde idi. Teravih namazını kıldıktan sonra, kendimde bir gevşeklik hissedip yatağıma yatmak istedim. Yatarken, bu gevşekliğin çokluğundan evvelâ sağ tarafa döneceğimi unuttum. Hâlbuki bu sünnet idi. Sol tarafa dönüp yattım. Bir müddet sonra sünneti terk ettiğim hatırıma geldi. Bunu ilk defa terk ettiğimi düşündüm. O anda unutarak ve sehven olduğu bildirildi. Fakat, sünneti terketmek korkusu benden gitmedi. Hemen kalktım; sağ tarafa dönüp yattım. Bunu yaptık tan sonra ALLAHü teâlânın nihâyetsiz nur ve feyzleri zâhir oldu ve şöyle bildirildi: "Sen bu kadar sünnete riayet edince, ahirette hiçbir şekilde sana azâp etmem!" (İslam Alimleri Ansiklopedisi c. 15, S.332)

Peygamberimiz ile buluşması
Yine Ramazan-ı şerifin son on gününde buyurdu ki: "Bu gün son derece güzel bir hâl zahir oldu. Yatağımda uzanmış yatıyordum. Gözlerimi kapamıştım. Yatağımın üzerine bir başkasının gelip oturduğunu hissettim bir de ne göreyim evvelkilerin ve sonrakilerin seyyidi, efendisi Peygamberimizdir(s.a.v.).Buyurdu ki: " Senin için icazet yazmağa geldim.Hiç kimseye böyle bir icazet yazmadım." Gördüm ki , o icazetnamenin metninde bu dünyâya ait büyük lütuflar yazılı idi. Arkasında da öbür dünyaya ait, çok inayetler yazmışlardı." İmam-ı Rabbani hazretleri bu hususu "Mektubat" ının 3. cilt 106. mektubunda uzun bildirmektedir.

Gördüğünüz gibi Allahtan bizzat özel olarak vahiy alan, ölmüş peygamberimiz ve diğer peygamberler ile sohbetlerde bulunan din baronlarının bizim gibi Kuran takipçilerini sevecek olması pek düşünülemez değil mi?

Çünkü kuranda ne yazıyor?
Araf Suresi 3. Rabbinizin katından size indirilene uyun; O'ndan başka önderlerin/velilerin ardından gitmeyin. Ne kadar az tutuyorsunuz aklınızda, bu (öğüdü).


Daha fazlası için tıklayın:
 

collection

Tecrübeli
Üye
Kuran ayetlerinin karşısına İmam Rabbani gibi bir şahıstan sözler koyduğun için seni artık muhatap almamaya karar verdim. Sizin camiada Allahtan sms yoluyla vahiy alanlar çok var.

Sevgili arkadaşlar. Arkadaşın bahsettiği İmam Rabbani zaten bizzat Allahtan vahiy aldığını öne süren, peygamberimizin kendisinden icazet aldığını(rüyada falan değil) söyleyen bir insan evladıdır:

Allah'tan vahiy alması:
Ramazân-ı şerifin son on gününde idi. Teravih namazını kıldıktan sonra, kendimde bir gevşeklik hissedip yatağıma yatmak istedim. Yatarken, bu gevşekliğin çokluğundan evvelâ sağ tarafa döneceğimi unuttum. Hâlbuki bu sünnet idi. Sol tarafa dönüp yattım. Bir müddet sonra sünneti terk ettiğim hatırıma geldi. Bunu ilk defa terk ettiğimi düşündüm. O anda unutarak ve sehven olduğu bildirildi. Fakat, sünneti terketmek korkusu benden gitmedi. Hemen kalktım; sağ tarafa dönüp yattım. Bunu yaptık tan sonra ALLAHü teâlânın nihâyetsiz nur ve feyzleri zâhir oldu ve şöyle bildirildi: "Sen bu kadar sünnete riayet edince, ahirette hiçbir şekilde sana azâp etmem!" (İslam Alimleri Ansiklopedisi c. 15, S.332)

Peygamberimiz ile buluşması
Yine Ramazan-ı şerifin son on gününde buyurdu ki: "Bu gün son derece güzel bir hâl zahir oldu. Yatağımda uzanmış yatıyordum. Gözlerimi kapamıştım. Yatağımın üzerine bir başkasının gelip oturduğunu hissettim bir de ne göreyim evvelkilerin ve sonrakilerin seyyidi, efendisi Peygamberimizdir(s.a.v.).Buyurdu ki: " Senin için icazet yazmağa geldim.Hiç kimseye böyle bir icazet yazmadım." Gördüm ki , o icazetnamenin metninde bu dünyâya ait büyük lütuflar yazılı idi. Arkasında da öbür dünyaya ait, çok inayetler yazmışlardı." İmam-ı Rabbani hazretleri bu hususu "Mektubat" ının 3. cilt 106. mektubunda uzun bildirmektedir.


Gördüğünüz gibi Allahtan bizzat özel olarak vahiy alan, ölmüş peygamberimiz ve diğer peygamberler ile sohbetlerde bulunan din baronlarının bizim gibi Kuran takipçilerini sevecek olması pek düşünülemez değil mi?

Çünkü kuranda ne yazıyor?
Araf Suresi 3. �Rabbinizin katından size indirilene uyun; O'ndan başka önderlerin/velilerin ardından gitmeyin. Ne kadar az tutuyorsunuz aklınızda, bu (öğüdü).



Daha fazlası için tıklayın:
http://www.supermeydan.net/forum/forum540/thread58712.html
Püsküllü din cahillerinin kendi akıllarına göre uydurma ve karalamalarından bir kesit daha izledik.

İmamı Rabbani Hazretleri gibi Hadisi şerif ile müjdelenmiş bir mübareğe böyle fütursuzca dil uzatan asrın katmerli cahilleri ve ebu cehillerine acımaktan başka elimizden bişey gelmiyor.

Buradan Ansiklopedi'nin tüm kitaplarını indirebilir , 15 cild diye atılan iftira ve yalancılığa şahid olabilirsiniz. ttp://arsiv.huzurpinari.com/dosyalar/islam_Alimleri_Ansiklopedisi_Yeni.rar

Zamanının âlimleri, imam-ı Rabbani hazretlerine Sıla ismi ile hitap ettiler. Sıla, birleştirici demektir. Çünkü, o, tasavvufun İslamiyet’ten ayrı bir şey olmadığını İslamiyet’e uygun bir şey olduğunu ispat ederek, ahkam-ı İslamiye ile tasavvufu vasl etmiş, birleştirmiştir. Bir hadis-i şerifte; "Ümmetimden Sıla isminde biri gelir. Onun şefaati ile çok kimseler Cennete girer" buyurularak onun geleceği haber verilmiştir. Bu hadis-i şerif, imam-ı Süyuti'nin Cem'ül-Cevami kitabında vardır. İmam-ı Rabbani hazretleri bir mektubunda; "Beni iki derya arasında "Sıla" yapan Allahü teâlâya hamd olsun" diye dua etmiştir. Eshabı, talebeleri ve sevenleri arasında "Sıla" ismiyle meşhur olmuştur. Hadis-i şerifte müjdelenen "Sıla" ismini ondan evvel hiç kimse almamıştır.
 

Apollonius

Tecrübeli
Üye
Püsküllü din cahillerinin kendi akıllarına göre uydurma ve karalamalarından bir kesit daha izledik.

İmamı Rabbani Hazretleri gibi Hadisi şerif ile müjdelenmiş bir mübareğe böyle fütursuzca dil uzatan asrın katmerli cahilleri ve ebu cehillerine acımaktan başka elimizden bişey gelmiyor.

Buradan Ansiklopedi'nin tüm kitaplarını indirebilir , 15 cild diye atılan iftira ve yalancılığa şahid olabilirsiniz.

http://arsiv.huzurpinari.com/dosyalar/islam_Alimleri_Ansiklopedisi_Yeni.rar
Arkadaş yazdıklarıma iftira diyerek bu işin yanlış bir şey olduğunda aynı fikirde olduğumuzu beyan etmiş oldu. Yani bu iş ona göre de normal bir iş değil.

Şimdi bu arkadaşın "iftira atıcı" şeklindeki iftirasına yanıt veriyorum :)))

1) Arkadaşın verdiği linkten dosyayı indiriniz
2) 15. cildi açınız
3) Sol altta sayfa numaralarını göreceksiniz. 268. sayfada 20 ve 21 numaralı maddeleri okuyunuz.

Gördünüz mü? İftira mıymış?

Doğruyu arayanlar şunu akıllarından çıkarmasınlar: Akıl sahiplerinde kuklalardaki gibi yalan olmaz. Çünkü saltanat için hadis uyduruculardan ya da vahiy aldığını iddia edenlerden değiliz. Biz şahsen Allah ile muhatap olup vahiy almadığımız için Allah'tan korkarız.
 
Üst Alt