Bu kabul çok şeyi değiştirebilir.

BU KABUL ÇOK ŞEYİ DEĞİŞTİREBİLİR.
Mehmet Necati GÜNGÖR

“İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi” diye bilinen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 4 Kasım 1950 tarihinde imzaya açıldı, 32 Eylül 1953 tarihnde de yürürlüğe girdi.

Aradan geçen süre zarfında sözleşmede pek çok değişiklikler yapıldı.

Türkiye, pek çok ülke gibi bu sözleşmeyi imzaladı, ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uymayı taahhüt etti.

Bu kararlar, sözleşmeye taraf olan diğer ülkeler gibi bizi de bağlamaktadır.

Mahkeme, 1959-2009 yılları arasındaTürkiye ile ilgili 2295 davayı karara bağlamış.

Türkiye aleyhine verilmiş ihlal kararlarının çoğu adil yargılama hakkı ile ilgili.

2009’dan sonra bu ihlallledeki sayının hangi rakamlara ulaştığını bilmiyoruz.

Çok fazla olduğu tahmin edilir.

Mahkeme, Türkiye açısından son derece önemli bir karara imza atmış bulunuyor.

CHP ve Evrensel Yol Partisi tarafından 16 Nisan referandumunun iptali konusunda yapılan başvuralarla ilgili “incelenebilir” kararı aldı ki, bu, iddiaların ciddiye alındığı anlamına gelmektedir. Hukukçular, sonucun da o istikamette çıkacağını yorumluyorlar.

Bu istikamette çıkacak bir karar sonrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın darbe girişimi sonrası başta HSYK olmak üzere aldığı ve uyguladığı tüm kararlar yok hükmünde sayılabilir.

Bu da ülkemizde, yakın gelecekte çok önemli ve köklü değişikliklerin olacağını haber veriyor.

Böyle bir karar çıkarsa ne olur?

15 Temmuz’dan sonra çıkan tam kararlar, başta OHAL ve sonuçları olmak üzere KEENLEMYEKÜN (yokluk, butlan, ölü doğma hali) olur.

KEENLEMYEKÜN olursa bütün hukuki kararlar silbaştan ele alınmak zorunda kalınır.

KHK’larla mağdur edilen vatandaşlar hakkındaki uygulamalar sorgulanır, masum bulunanların hakları iade edilir.

Böylece Türkiye, bu karara uyarak önüne konacak yüklüce tazminat davalarından kurtulmuş olur.

Türkiye’de normal hukuk düzeni yeniden tesis edilir.

Başkanlık rejimi yerine yeniden parlamenter rejime geçilebilir.

Dış ülkelerin Türkiye’ye bakışları değişebilir.

Dostluk ilişkileri yeniden kurulur ve ekonomide ferahlık sağlanır.

Suriye meselesi çözüm yoluna girer.

Suriyelilere bakma külfetinden kurtuluruz.

Her şey yoluna girer.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, taahhüt altına giren her ülke için yaptırım gücü olan bir mahkemedir.

Bu mahkemenin kararlarından kaçış yoktur
 
YukseLL' Alıntı:
demek ki mehmet ali birandın 32.gün programında yürürlüğe girdi bu kanun...

avrupa insan hakları nedir? gavurun sadece ve sadece kendi gibi kafirleri insan sayarak onların haklarını koruduğu ve gavurdan başka hiç kimse lehine bir karar aşmadığı beyannamedir. Yani müslümanlar insan değildir. Zaten bakın kafir avrupa rusya amerika çin vb pisliklere; hepsi İslamı vuruyor. Hani insan hakları? Nerede? Bu şeytan devlet eliyle terör yaptığında ses yok... abd yanlışlıkla egede gemimizi vurdu kıbrısta vurdu yanlışlıkla sivilleri vuruyor. Hani insan hakları? Yanlışlık adı altına sığınan bir bahane ile insan öldürmeye neden ses çıkaramıyor? Baş örtüsünde neredeydi bu insan hakları? Zaten solcular "eğitimde şiddete karşıyız" derler. Ama solcu öğretmenler devamlı sağcı öğrencişlerini döverler. Yani bir şifre var ortada. Onlardan olmayan insan değil.

Efendim avrupa itirazları incelenebilir bulmuş... Biz de zaten necati güngör ne zaman yazacak da avrupa itiraz etmek için hoplayacak diye bekliyorduk...

İtirazlar incelenebilir demek incelenebilir demektir. Haklı çıkacakları anlamına gelmez. Ancak 15 temmuzda kafasına gömdüklerimiz farklı taktiklerle bişeyler yapabilir o ayrı konu. Türk hukukuna avrupa karar veremez. İncelenirse Türkiye inceleyecek.İnceleyip şak diye reddebilir.

Hukuki kararlar geçmişe yönelik salt değildir, itirazların haklı bulunması yapılmış olan herşeyin tazmin edileceği ve alınan kararların tam zıttı kararlar alınacağı anlamına gelmez. Tayyip zaten ohal olmadan da ortalığı öttürebilecek bir iktidar.

Mahkemeler idarelere ne yapması gerektiğini söyleyemez. Sadece icraatlar hakkında hüküm verebilir. Mesela bir karar iptal edilir mahkeme tarafından ama idare yine aynısınnın benzeri bir karar alabilir. Mahkeme bu konuda çıkıp o kararı alamazsın benim sana ima ettiğim kararı al diyemez. Yani hukuken böyle ama solcuların ne yapacağı belli olmaz ayrı mesele...

Mağdur vatandaşlarla ilgili itiraz yolu her daim açıktır. Bunun referandumla alakası yok. Referandum iptal bile olsa bu kişiler görevine iade edilecek diye bir şey yok. Mesela ecevit hükümeti vatana ihanetten dolayı fes edilse bile içişleri bakanlığına bağlı trafik ekiplerinin dağıttığı ehliyetler geçerliliğini korur. Mağdurları mağdur eden referandum değil hukuktur. Referandum iptal bile olsa hukuki kararlar yerinde kalır.

Kısaca birşeyler değişirse asla referandumun iptali ile değil, sinsilerin birleşerek saldırmasıyla olur. Hukuki ve ya kanuni hiç fark etmez anasını ağlatırlar ortalığın. Yeter ki güç toplasınlar...

Suriyelilere bakma külfetinden kurtuluruz.
Suriyeliler dünkü mesele. Biz yüzyıllardır solculara bakıyoruz. Devloetten hak etmedikleri halde maaş alan, çoluğuna çocuğuna maaş bırakan, hükümet olur olmaz sadece kadrolaşmayla var olan hepsinin dedesinin hamal o bu şeklinde vasıfsız olduğu solculardan kurtulursak, Suriyelilere bakmak çocuk oyuncağı. Koyarız karşımıza akşama kadar bakarız...
 
Üst Alt