• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Bu cehennem, bu cennet

  • Konbuyu başlatan blueice
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 3
  • Görüntüleme 1K

Okunuyor :
Bu cehennem, bu cennet

B

blueice

Ziyaretci
Damda yatmıştık. Ürünü yıkamış dama sermişti evin kadınları.

Şatolarının mahzenindeki şarap fıçılarının başında uyuyan kontlar gibi yıkanmış buğdayın başında uyurlardı. Sonra o buğday ezilecek, hedik, bulgur, un olacaktı...

Evin büyük kadınları buğdayı damda beklerdi, kargaya yar etmezdi...

Tarladaki biçilmiş otları balya yapmak da çok zevkliydi. Tırpanla toparlayıp yayıyor, sonra bohça yapar gibi önce bir yanını, sonra diğer yanını toparlıyor, ayağınla bastıra bastıra sıkıştırıyor, sonra döndüre döndüre balya yapıyordun. Bacağın, ayağın, kolun, belin, her yerin çok ağrıyordu bunu yaparken. Sonra elma ağacının altında büyük bir yufka ekmeğinin üzerinde domatesi şaklıyor yeşil soğanı, biberi diziyor ve bol soğanlı, domatesli patlıcan yemeğini bir kaptan yiyordun... Erkeklerle birlikte...

Çocuklarla dağ tepe demeden tırmanırdın. Büyük taşların üzerindeki yosunu kazır, tükürükleyip kına yapardın. Keçi kayadan düşmesin diye gözünü hayvandan ayırmadan saklambaç oynardın. Erik ağacının yaprakları sık ama dalları kırılgan olurdu. Bir yerini yırtarsa kanatırdı, elma ağacı gibi değildi. Karadut toplarken ve hayvanı ota götürürken güneşi takip etmeyi ihmal etmeyecektin. Güneş kavakların ardında düştü mü eve dönüş yoluna koyulacaktın. Çocuklarla birlikte ota gitmek, büyüklerle ekin biçmekten daha güzeldi...

Babaanne ekmek yaparken ahırın yanından odun getirmek, küçük hala mintaksla tencere yıkarken çeşmeden su taşımak, dede yemek yerken yayıktan ayran getirmek şehirden gelmiş torun olarak üzerine düşen en büyük ödevlerdi.

Damda uyumak, hayvanı otlatmak, ekini balya yapmak misafir öğrenciliğe uygun işlerdi. Ve o, babaanne ekmek yaparken kokan odun, hala bulaşık yıkarken çamurdan cılız bir yol yapan mintakslı su ve dede ayran içerken pos bıyığına bulaşan köpük...

Köyde geçmiş kısa çocuk tatillerinin zihindeki son imgeleri...

O dam şimdi kiremit kaplı, çanak antenli bir çatı. Samanları ise kocaman uzun bir alet silindir balyalar haline getiriyor. Babaannem öleli çok oldu. Halamın bile torunu var. Keçileri otlatan küçük çobanlar ise dünyanın dört bir yanında öğretmen, ressam, doktor olarak çalışmakta...

Televizyondaki siyah beyaz haberler ise değişmedi sadece renklere boyandı...

Biz çocukken de kardeşi kardeşe kırdırmaya çalışan vardı.

Ama biz öğretmen olacaktık, doktor olacaktık, yazar olacaktık...

Biz Türkiyenin her yanındakilere barışı getirecektik. Kimse kayadan düşmeden, karga ürünü çalmadan, sütün dibi tutmadan ve ekmeğimiz kömür olmadan yaşamaya ve yaşatmaya kendimizce söz vermiştik...

Tatiliniz nasıl geçti diye sorardı öğretmen yaz sonunda. Kompozisyonlar yazardık, kenar süslü defterlere:

Bu yaz babamın memleketine gittik. Tarlada, dağda, bayırda çalıştık. Ben iki kitap okudum. Geceleri saklambaç oynadık ve babannemin kavurduğu karpuz çekirdeklerini çitledik. Islanınca kaygan oluyorlar. Babam bize şiir ezberletti. Hatırladığım kadarıyla şöyleydi:

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak.

Ve ipek bir halıya benzeyen toprak,

Bu cehennem, bu cennet bizim!

Yıldız atardı öğretmenim defterime. Saçımı okşar, kulağıma fılsıldardı: Evet, bu memleket bizim!

İclal Aydın
 
Son düzenleme:

Ribat

Tecrübeli
Üye
Sevgili Moderatör;
başlık:"Bu cehhenem, bu cennet" yerine,
cehhenem değil de cehennem olabilir mi?
 
B

blueice

Ziyaretci
Sevgili Moderatör;
başlık:"Bu cehhenem, bu cennet" yerine,
cehhenem değil de cehennem olabilir mi?
Evet öyle Cehennem olacak, alıntı yaptığım yerde yanlış yazılmış.Benim de dikkatsizliğime geldi, teşekkür ederim Ribat.
 
Üst Alt