• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Boddrum MAZI

  • Konbuyu başlatan mopsy
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 0
  • Görüntüleme 1K

Okunuyor :
Boddrum MAZI

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba

Eski çağlarda halkın korsanlardan korunmak için zeytin ağaçlarıyla çepeçevre sarıp sığındığı Mazı, Bodrumun belki de en az bilinen köyü. O nedenledir ki halen sessiz, dingin ve özgün...

Çakıl taşlarının üzerinde attığım adımlar, sessizliği bozan tek ses. Sonsuz dinginliği kuşanan doğa ana, henüz uyanıyor gök kubbenin maviliği altında. Biraz önce yükselen güneş, Taşlı Yalı koyunun renklerini henüz ortaya çıkarmamış. Hafif bir esintiyle hareketlenip sahile koşan dalgaların ritmik devinimi, ayak seslerimi bastırıyor. Dalgaların bu gel git hali, çakıl taşlarıyla sevgi dolu bir oynaşmaya dönüşüyor adeta. Eğilip değişik boyutlardaki rengarenk çakıl taşlarını avuçluyorum. Çocukken su yüzeyinde kaydırmaca oynadığımız bu pürüzsüz taşların üzerindeki desenler şaşırtıyor beni. Hırçın dalgaların döve döve biçimlendirdiği her taş, farklı şekil ve büyüklükleriyle dikkat çekiyor. Tıpkı yaşam döngüsünün sınırsız olasılıklarla insan hayatını yönlendirdiği gibi, onlar da her saniye denizin tuzlu sularıyla yıkanıp, oradan oraya savruluyorlar.

Sığınak
Keşfedilmemiş yerler arama gezilerimden birinde tanıştım Bodrumun Mazı köyüyle. Zeytin ağaçlarıyla donanmış bir yolda ilerlerken, beyaz gövdeli ve kırmızı kiremitli evleriyle, bir dönemecin ardından ansızın çıktı karşıma. Eski çağlarda korsan saldırılarından korunmak amacıyla yüksek bir tepeye konumlanan bu şirin köy, yüzyıllardır Gökova körfezini seyrediyor. Sokaklarında yaşlı teyzelerin örekede yün sardığı, zeytinlerin hep beraber toplandığı, cami avlularında eski günlerin yad edildiği, çocukların masum gülüşlerinin henüz kaybolmadığı Mazı köyü, sessiz bir günü daha kucaklıyor. Turizmden gelecek ekonomik katkı, halı dokumacılığı, zeytincilik ve balıkçılıkla ocakları tüten evlerin yeni umudu şimdi. Ege denizinin berrak sularıyla çevrelenen birbirinden güzel koylarıyla ünlenen bu yerleşim, her yaz sezonunda, filizlenen umutlarının gerçeğe dönüşmesini umuyor.

Mazı, bildiğimiz tatil beldelerinden oldukça farklı. Burada butik oteller, tatil köyleri, diskotekler aramayın sakın. Sadece gerçekten kafa dinlemek isteyenler ile şehrin kalabalığından kaçanların tatmin olacağı bir yer bu coğrafya. Alabildiğine dingin, doğanın kucağına yerleşmiş birkaç basit otel ve pansiyon, Ege denizinin nimetlerini sunan balık restoranları ve billur deniziyle sakin koylar Hepsi bu!

Portakal Ağaçlarının Gölgesinde
Sabahları ağlarını toplamaya giden balıkçı motorlarının gürültüsüyle uyanıp güne merhaba diyorsunuz. Zeytin yapraklarının gölgelediği bahçelerden etrafa sardunya kokuları yayılıyor. Yeşil, mavi, turkuaz ve lacivert tonların bir tuvale dönüştürdüğü koyların serin sularıyla, üzerinizdeki miskinliği atıyorsunuz. Yörenin mis gibi kokan zeytinyağının lezzetlendirdiği zengin bir kahvaltı geliyor ardından. Canınız tembellik mi yapmak istiyor, o halde portakal ağaçlarının gölgesindeki hamaklar ya da kıyıdaki şezlonglar sizi bekliyor. Sıkıldıysanız eğer, mavi suların serinliğini teninizde hissetmenin, şnorkelle kayalıklardaki balıkların peşinde koşmanın keyfini yaşayabilirsiniz. Akşam ay ışığı yakamozlar yaparken, içinizdeki çığlığı dinleyin biraz, arkasından dalgaların ninnisi eşliğinde dingin bir uykuya dalın. Tüm yorgunluklardan arınıp, sakinliğin o yavaş temposuna kendinizi öylece bıraktığınız bir tatil düşü bu.

Cennet Koylar
Köy çıkışında ikiye ayrılan asfalt yol, hepsi ayrı birer cennet mekan olan koylara ulaştırıyor beni. Soldaki asfalt, narenciye bahçeleri, zeytin ve çam ağaçlarıyla dolu bir ovanın denize açılan kapısı olan Hurma sahilinde sona eriyor. Karşıdaki Datça yarımadasına bakan sakin kumsal, sadece birkaç pansiyonla çevrelenmiş. Sahilde aylak aylak dolaşırken, çocukların kıyıda bir fokla oynadıklarını fark ediyorum. Rehabilitasyon çalışmaları tamamlanan yavru fok Badem, tekrar denize döndükten sonra alıştığı insan sıcaklığından ayrılamıyor belli ki. Tüm hünerlerini sergileyerek sevimlilikler yapan Badem, tatilcilerle dost olmuş. Malta şövalyelerinin içini oyarak altın dolu küpler sakladıkları kayalık tepeye çıkıp, manzarayı seyrediyorum. Bir tarafta Hurma, diğer yanda Ilgın Koyu, Gökovanın tertemiz deniziyle kucaklaşıyor. Leleg veya Karya Sunağı olduğu sanılan bu kayalığa, Gözyaşı Kayası adını vermiş köylüler. Sunağa benzeyen kayanın mutlaka bu ismi hak edecek bir hikayesi vardır, kim bilir?

Öğleden sonra Mazı köyüne dönüp, bu kez sağa ayrılan yolu takip ederek yeniden Egeyle buluşuyorum. Sadece iki pansiyonun yer aldığı Taşlı Yalı koyu, inanılmaz bir sakinlik içerisinde. Köpük köpük dalgalar, Güneşin Ağustos sıcağında kavurduğu çakıllı kumsalı serinletmeye çalışıyor. Çam ağaçlarının ayırdığı burnun öte yakasındaki İnce Yalı koyu, salaş pansiyon ve restoranlarıyla biraz daha hareketli. Zeytin ve harnup ağaçlarıyla çevrili bir tepenin kucağında konumlanan plaj, doğa tarafından üşüyen bir çocuk gibi sarmalanmış. Tahta çitlerle ayrılan pansiyonlardaki tatilciler, her gün birbirleriyle karşılaştıkları küçük İnce Yalı kumsalında kısa sürede dost oluveriyorlar.

Kayıkla Koy Gezisi
Bir sonraki gün bir balıkçı kayığına atlayarak, methiyeler düzülen Mazı koylarını turlamaya çıkıyorum. Dalgalara kapalı balıkçı barınağı Ilgın, buz gibi yeraltı sularının denize karıştığı Sedef, Kargılı, Feslikan ve Çökertme koyları, köyün doğu tarafındaki güzellikler. Özellikle tertemiz kum plajları ve yatlara geceleme olanağı sağlayan sakin koylarıyla Çökertme, günübirlik tekne turlarının mola yeri. Gökbel Köyünün Sivri Kümes tepesinden izlenebilen Çökertme koyu ile Gökova körfezinin manzarası ise doyumsuz. Pembe, beyaz zakkumların denize kadar indiği Şeytan Deresi, Çamlık, Çatal ve Akarca koylarıyla Alakışla Bükü, Mazının batı yakasındaki mavi turun rotasını oluşturuyor. Özellikle Alakışla Bükündeki Adalıyalı ve Kissebükü kumsalları, denize gönül verenlerin favori mekanları olmuş. Sığ sularda nilüfer çiçekleri gibi salınan kayalıkların birkaç metre sonra lacivert derinliklerde kaybolduğu Adalıyalı koyu, bir ressamın paletindeki renk cümbüşünü andırıyor. Hamam, sarnıç ve kilise kalıntılarıyla bir Karya yerleşimi olan Kissebükü, mavi yolcuları tarihle buluşturuyor aynı zamanda.

Köy Pazarı
Ertesi gün köyün pazarı kuruluyor meydana. Sepet sepet sele zeytinleri, tarladan yeni toplanmış sebze ve meyveler, salata ve zeytinyağlılara lezzet katan çeşitli otlarla dolu tezgahlar, kendinizi kaybedeceğiniz büyülü bir ortam oluşturuyor. Kısa süren pazar alışverişinin bitmesiyle, balkonlara veya kapı önlerine kurulan halı tezgahlarındaki işlerine geri dönüyor köyün kadınları. İki veya üç kişinin imece usulüyle bir arada dokuduğu değişik motiflerle bezeli halı ve kilimler, yıllardır yöre halkının geçim kaynağı olmuş. Sarı, krem ve kahverengi tonların baskın olduğu Milas halı ve kilimleri, pazarda satıldığında ne yazık ki emeklerin karşılığını vermiyor.

Yazın en sıcak aylarında bile tenha olan sahilleriyle, sakin bir tatil düşleyenlerin adresi Mazı. Sırtınıza tanıdık bir dost eli değmişcesine huzur veriyor.

Ersin Demirel
SkyLife - Haziran 2009
 
Üst Alt