Bizleri yönetenlerin demokrasi anlayışı.

Sayın Başbakanımız her zaman ki gibi yine, çok tartışılacak sözler söyledi. Fakat basın ne konuştu, tartıştı nede tenkit etti. Bende bekledim ki, bu sözler basında toplum önünde tartışılsın ve halkımız bu mantık ve fikir üzerinde düşünerek, bizleri yönetenler hakkında bilgi sahibi olsunlar.

Peki, ne söylemişti Sayın Başbakanımız? Hatırlayalım.

(Sınırları aşan her girişim yetki gaspıdır. Seçilmişleri atanmışlara kul etmeyiz).

Bu sözleri önce kime söylediğini hatırlayalım. Başbakanımıza makam olarak bağlı bir kurumda, savcıya göre yapılan, bazı kanun dışı izlenimi veren işler olmalı ki, özel görevli bir savcı, onların ifadelerini almak istemişti.

Sayın Başbakanımızda, bunu savcının yapamayacağını, yani ifadelerini benim iznim olmadan alamazsın diyerek, itiraz etmiş ve bu sözleri söylemişti.

Demokraside çok önemli üç kural vardır. Bunlardan eğer bir tanesi uygulanmıyor ya da engelleniyorsa, o ülkede demokrasiden asla söz edilemez.
Gelin şimdi bu olmazsa olmazlara bakalım ve Sayın Başbakanımızın sözlerinin, acaba Demokrasiye ne denli uyup uymadığını anlamaya çalışalım.

Kuvvetler ayrılığı, Demokrasinin temel prensibidir.

Yasama, yürütme ve yargı.

Bu üç güç erk bir makamın elinde olursa, bunun adına demokrasi diyemeyiz. Tüm otoriter ve monarşi yönetimlerde, bu üç güç bir makamın elindedir.

Şimdide bu üç güç nelerdir onları hatırlayalım. Yasama yani kanun yapıcı meclis, halkın seçtiği milletvekillerinden oluşur. Her milletvekili özgürce düşüncelerini söyler, konuşur ve oyunu da özgürce TBMM kullanarak, kanunların çıkmasını sağlar.

Bir başka deyişle yargı, yasamanın koyduğu kuralı, kanunu uygulayandır. Çok önemli bir farkla. Yasama ve yargı birbirine bağlı değil, bağımsız olmalıdır. Bu durumda İcra yani yürütme makamının da görevi, yasamanın koyduğu kanun ve kurallara göre, devleti yönetmektir. Bahsettiğimiz bu üç güç, bir birinden farklı ve bağımsız olması gerekir ki, gerçek demokrasinin olmazsa olmaz kuralı işleyebilsin. Buradan da anlıyoruz ki, yürütme ve yargı yasamanın koyduğu kanunlara göre hareket eder.

Şimdi gelelim bu üç gücün bağımsızlığına. Gerçekten ülkemizde bağımsız mı?

Yasama yani kanun koyucu özelliğine sahip meclis üyeleri, gerçekten bağımsız mı? Bu soruma içinizden güldüğünüzü tahmin ediyorum. Çünkü bu ülkenin meclisindeki partilerin temsilcileri, eğer parti olarak şu konuda, gurup kararı aldık, hiçbir milletvekili bunun aksine oy kullanamaz diyorsa, bu ülkenin meclisinin, yani yasama organının bağımsız olduğunu hiç kimse söyleyemez.

Gelelim yargıya. Yargı kanunlarla belirlenmiş, yasamanın koyduğu kurallara göre hareket eden bir güçtür. Bu makamda görev yapan kişiler eğer kendi içinde bağımsız değilse, dışarıdan müdahaleler varsa, elbette bağımlı olan yargı ile demokrasiden söz edilemez.

Şimdide yargının konumuna bakalım ülkemizde. Yargıyı her zaman ele geçirmek isteyen yürütme makamı, günümüzde sanırım çok daha başarılı olmuş olmalı ki, Seçilmişleri atanmışlara kul etmeyiz diyebiliyor. Çünkü icra yani hükümet, yargının dizginlerini öyle eline geçirmiş ki, yargıyı yöneten üst makamı, terfilerini, atamalarını yaparak, onları da bizzat kendi mak***** yani adalet bakanlığına bağlamıştır. Bu durumda Demokrasinin üç sacayağı tabir edilen güç, tek bir ayağın üzerinde toplanmıştır. Elbette tek ayakta, sizce bu demokrasi ne kadar ayakta kalabilir?

Şimdi de gelelim Sayın Başbakanımızın söylediği sözlere. Ne demişti tekrar hatırlayalım.

(Sınırları aşan her girişim yetki gaspıdır. Seçilmişleri atanmışlara kul etmeyiz).

Özel yetkilerle donatılmış bir savcı, eğer sınırlarını aşarak Başbakanımıza bağlı bir makamda görevli kişilerin ifadesini almak isteyerek, sınırları aşmış ise, acaba alelacele çıkartılan bir kanun neyin nesi olabilir? Demek ki kanunsuz değil? Sınırları aşma da yok. Yılların savcısı, hiç böyle bir hata yapar mı? Yapmadığı da açıkça görülüyor. Lütfen bunu dikkatle düşünmenizi rica ediyorum.

Seçilmişleri atanmışlara kul etmeyiz sözünü, sizler nasıl anladınız? Konu itibariyle, MİT in Başkanı halkın seçimi ile gelmedi, tam tersine atanmış bir görevli. Demek ki burada bahsedilen, bizzat hükümetin ta kendisi. Bu durumda seçilenler, neden yargının kulu durumuna düşsün ki? Hükümet kanunsuz bir şey yaptırmayacağına göre, MİT in yaptıklarının gizlice sorgulanmasının ne zararı olabilir? Genelkurmayın gizli odası gayet sessizce sorgulandı, hiç kimsede ses çıkarmadı. Gizli bilgiler savcı tarafından görüldü. Aynı şeyler MİT için yapılsaydı ne sakıncası olabilirdi? Devletimizin savcısına güvenmiyor muyuz? Asker güvendi ve gösterdi, çünkü saklayacağı hiç bir şey yoktu. Yoksa günümüz kanunlarına uymayan bir iş mi yapıldı MİT teşkilatında? İşte tüm bunları bilmek sanırım hakkımız. Genelkurmayda Sayın Başbakanımıza bağlı değil miydi?

Başbakanımız, acaba devletin bir memuru olan, adaletin temsilcisi savcıya hesap veremeyeceğini, seçilmişlerin bir adalet görevlisinden, daha üstün olduğunu mu anlatmaya çalışıyor? İşte demokrasi anlayışı. İşte demokrasi anlayışının dışa yansımaları.

Hani dokunulmayacak kimse kalmayacaktı? Adaletten korkmayın sözleri, yoksa karşısındaki insanlar için söylenmiş sözler miydi? Başka partilerden seçilen bazı SEÇİLMİŞLER, Sayın Başbakanımızın tabiriyle, ATANMIŞLARA KUL EDİLDİĞİ İÇİN Mİ Hapisteler yoksa? Bu sözler üzücü ve düşündürücüdür. Birilerine atanmışlar diyerek, seçilmişlerin adaletten üstün görüntü vermesi, bizleri yönetenlerin, nasıl bir adalet anlayışına sahip olduğunu göstermektedir.

Ülkemiz yakın geçmişte, diğer partilerin yönetiminde de, yarım aksak işleyen demokrasi anlayışı, günümüzde ne yazık ki bu gün, can çekişen bir hal almıştır.

Beşerin seçimi fanidir bir gün sonu gelir. Asıl olan Rabbin katında seçilmişlerden olmaktır. Yok aslında birbirimizden üstünlüğümüz, asıl üstünlük Rahman katındadır.

Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK
 

tunakan

Uzaklaştırıldı
Sınırları aşan her girişim yetki gaspıdır. Seçilmişleri atanmışlara kul etmeyiz.
bu laf gelişi güzel söylenmiş değeri olmayan bir laftır. söyleyen evrakta sahtecilik yaptığından (akbil davası ile kemal unakıtan davasında) halan yargılaması olan ama seçildiğinden "dokunalmazlık zırhı ile adaletten kurtulandır."

söylendiği konu ise çok ilginçtir. savcı atanmıştır, peki MİT müsteşarı hangi seçimle işbaşına gelmiştir? Ayrıca özel mahkemeler ve onların savcıları kime hizmet eder? Tabiki HSYK'ya ve bu kurum seçimle işbaşına gelmiş insanların görev aldığı yer değilmidir?

Ayrıca; hangi demokraside seçilmiş, atanmış yada başbakan tarafından özel görev verilmiş AYRIMI VARDIR?
 

Hani dokunulmayacak kimse kalmayacaktı? Adaletten korkmayın sözleri, yoksa karşısındaki insanlar için söylenmiş sözler miydi? Başka partilerden seçilen bazı SEÇİLMİŞLER, Sayın Başbakanımızın tabiriyle, ATANMIŞLARA KUL EDİLDİĞİ İÇİN Mİ Hapisteler yoksa? Bu sözler üzücü ve düşündürücüdür. Birilerine atanmışlar diyerek, seçilmişlerin adaletten üstün görüntü vermesi, bizleri yönetenlerin, nasıl bir adalet anlayışına sahip olduğunu göstermektedir.


Ülkemiz yakın geçmişte, diğer partilerin yönetiminde de, yarım aksak işleyen demokrasi anlayışı, günümüzde ne yazık ki bu gün, can çekişen bir hal almıştır.

Beşerin seçimi fanidir bir gün sonu gelir. Asıl olan Rabbin katında seçilmişlerden olmaktır. Yok aslında birbirimizden üstünlüğümüz, asıl üstünlük Rahman katındadır.

Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK

Sayin Halukgta elbette neyin dogru neyin yanlis oldugunu zaman hepimize gösterek ... Peki su alinti yaptigim nokta, ayni seyi dtp icinde söylermiydiniz..?

son secimde Apo aday olsaydi bir sekilde anayasanin bir eksiginden yararlanip (olmaz ya oldu diyelim ) illaki secilecekti, secildi diye icerde olmamasi gerekirdi diyebilirmisiniz...?

Icerdekilerin neden iceride olduklarini, hatta neden millet vekili adayi olduklarini bilmeyen var mi..?

Dokunulmazlik konusundaki söylemlerinize elbette katiliyorum, varsa sucu birinin partisine mak***** bakilmadan dokunulsun...ama dokunulsunu savunurken Türkiye gibi bir ülkede hicbir devlet isinin yürümez hale geleceginide biliyorsunuzdur mutlaka..mahkemeler sadece Düsman kardesler partilerinin acacaklari binlerce dava dosyasi ile cökme noktasina gelir...chp mhp dtp akp li her bakan ve basbakana akp mhp dtp ve chp li her millet vekiline vs vs vs ... her gün yüzlerce anayasa mahkemesine savciliklara yargitaya suc duyurusu vs.....
 

tunakan

Uzaklaştırıldı
Engin Alan'ın, Mehmet Haberal'ın SUÇLARINI SÖYLEYECEK BİR KİŞİNİN ALNINDAN ÖPECEĞİM...
 
Değerli komando nikli kardeşim. Bana bir soru sormuşsunuz ve demişsiniz ki.

( Ayni seyi dtp icinde söylermiydiniz..? Son secimde Apo aday olsaydi bir sekilde anayasanin bir eksiginden yararlanip (olmaz ya oldu diyelim ) illaki secilecekti, secildi diye icerde olmamasi gerekirdi diyebilirmisiniz...?)

Bizler eğer nefsimizi ben, sen, o şeklinde bir adalet anlayışı ile güdülersek, bu tür sorularlada karşılaşır yada aklımıza getiririz. Millet vekili olmanın şartlarını getiren, yine bizlerin koyduğu kanunlardır. Bu kanunlar her şahsa aynı şekilde uygulanmalıdır. Eğer seçilme hakkını kazanıp da seçilmiş ise bir kişi, burada ayrım yapmam söz konusu bile olamaz.

Eğer bahsettiğiniz şahıs, seçilme şartlarına haiz ise, elbette aday olurdu. Seçildiğinde de hapisteyse serbest bırakılması gerekirdi. Demekki aday olma şartlarını taşımıyormuş ki olamadı. Gelelim yine aynı düşünceyi taşıyan milletvekillerine. Elbette onlarda diğerlerinden hiç bir farkı yoktur. Madem aday olma şartlarını taşıyor, seçim kurulu bir sakınca görmemiş, o halde seçilmişler olarak, milletvekili olmuş diğer kişilerin haklarından istifade etmelidir. Allah birisini sevmemeniz ona adaletsiz davranmanızı gerektirmez der ve bizleri uyarır. Benim rehberim Kur'an dır. Kur'an neyi öneriyorsa, ben onun yolundan giderim.

Size sorsam ve desem ki, acaba hapiste son seçimde seçilmiş milletvekilleri içinde, AKP den bir kişi dahi olsaydı, bugün onların durumları aynı mı olurdu? Bu sorunun cevabını lütfen kendi nefsinize veriniz.
Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK
 
Son zamanlarda okuduğum en iyi yazıydı. İktidarın kendi marifetlerini hukuktan gizleme çabası apaçık anlatılmış. On numaralık bu yazı için teşekkürler Haluk GÜMÜŞTABAK
 

feryad

Uzaklaştırıldı
Engin Alan'ın, Mehmet Haberal'ın SUÇLARINI SÖYLEYECEK BİR KİŞİNİN ALNINDAN ÖPECEĞİM...
Sen Yargıya MÜDAHALE ediyorsun NEDEN ? İddianameyi okumadan ve görmeden neyin İDDİASINDA bulunuyorsun ?

TC Tarihinde 1 onbaşı bile YARGILANAMAZDI ama Milletin Seçtikleri İDAM edilerek BEDEL öderdiler artık o günler BİTTİ Türkiye ESARET ve BASKIDAN ve Askeri VESAYETTEN kurtuluyor.....
12BİN FAİLİ MEÇHULLER OHAL ve Sıkıyönetim bölgelerindeydi Hatırlatırım...
 
Faili mechulları başka yerlerde aramayalım derim ben. Bakın Mitin içinde, savcının bulduğu bulgular, eğer doğruysa, faili mechulleri işaret ediyordu. Yine hükümetimizin bir bakanı, içlerine girebilmek için elbette suç işleyeceklerdi, başka türlü nasıl içlerine girsinler diyorsa, lütfen faili mechul suçlardan artık bahsetmeyelim. Aklı olan anlayacaktır.
 

feryad

Uzaklaştırıldı
ETÖ-JİTEM-PKK -MAFYACILAR ve DARBECİLER suç üstü yakalandılar şimdi YARGIYA HESAP VERİYORLAR...
150 yıllık FAŞİZM sona eriyor hiç boşuna Debelenmeyin...
 
Üst Alt