Bizim manevi varlığımızın biricik kaynağı acı değil mi?

İ

İNCİ

Ziyaretci
Siz insanların çıkarlarının yalnızca doğal, olumlu konularla ilgili bulunduğunu, yani refahın insan çıkarlarıyla ilgili olduğunu niçin bu kadar kesinlikle düşünüyorsunuz? İnsan aklının çıkarlarla ilgili konularda aldandığı olmuyor mu hiç? Belki de insan yalnızca refahtan değil, acıdan da aynı ölçüde hoşlanıyor. Hatta acının mutluluk kadar yararlı olduğu bile düşünülebilir. İnsanın yeri geldiğinde acıyı, tutkuya varan derecede sevdiği bir gerçektir. Bunu anlamak için insanlık tarihine bakmaya gerek yok, yaşamın ne olduğunu bilen bir insansanız kendi kendinize sorun yeter. Benim kişisel düşünceme göre, yalnızca refahı sevmenin biraz ayıp yanı bile vardır. İyi mi kötü mü olduğunu bilmem ama bazen bir şeyleri kırıp dökmenin bile kendine özgü bir tadı olabiliyor.

Bu açıdan, ben ne yalnız başına refahı, ne de yalnız başına acıyı yeğlerim. Ben kişisel kaprisimden, onu istediğim anda tatmin edebilme olanağımın olmasından yanayım. Komedilerde acının yerinin olmadığını biliyorum. Acı, camdan saraylara ise tümüyle yabancıdır. Acı,kuşku demektir, yadsıma demektir. İçimizde kuşku uyandıran bir camdan sarayı düşünemeyiz bile. Bununla birlikte insan gerçek acıyı tatmak istediğinden, çevresinde bir kargaşa yaratmak, yok etmek, dağıtmak hevesinden asla kendisini uzaklaştıramaz. Bizim manevi varlığımızın biricik kaynağı acı değil mi?

YER ALTINDAN NOTLAR - DOSTOYEVSKI
 
Acı çekmekte, mutlu olmakta yaşamın gerçekleridir.
Fakat bir takım insanlar vardır ki, acıyla karşılaşmaları istisnai bir durumdur.
Bir takım insanlar da vardır ki, mutlu olmaları istisnaidir.
Mesele bunun farkındalığında olmaktır önemli olan.

Elbette ölümler, kazaleyin sakat kalmalar, hastalılar vs. yaşamın kaçınılmaz acı gerçekleridir.
Fakat kimilerini açlık ve yokluğa mahkum etmekle, yaşam sürecinde ona haksızlık etmiş olmuyor muyuz.
Bu insanlara acıyı başkalarının yaşattığı gerçeğini görmemezlikten gelebilir miyiz?
Ve bu acı onların kaderidir, yaşamalıdırlar diyerek geçiştirmek doğru mudur?

Elbette ki insanların bir takım acıyı da, mutluluğu da yaşaması doğanın olmazsa olmaz kuralıdır.
Ve bu kuralı da zamanı gelince değiştirecek, yönlendirecek olan insandır.

Kısaca diyeceğim o ki, bir yanda hayat boyunca birilerini mutlu kılmak, diğerlerini de acıya gömmektir acı ve anlaşılmaz olan.
Sonuç olarak; yaşanacak acıların, olmazsa olmaz doğa kanununun dışındaki dış etkenlerden kaynaklanmamasıdır.
 
Üst Alt