Bizi gerçeklere ulaştıran nelerdir?

Düşüncelerimizi, inançlarımızı, eylemlerimizi vs. bir şekilde gerçeklere -doğrulara dayandırma zorunluluğu hissediyoruz... Bu yüzden tüm tarih boyu doğruya ulaşmak için farklı farklı yollar geliştirdi-denedi insan ve hala bu yollardan birinde kendini doğrulara ve gerçeklere ulaştırmasını umut etmeninde ötesinde -tüm gerçekliğin bunların kendisi olduğu inancı ile yürüdü. Bunlar en belirgin şekil de: Din, bilim ve felsefedir. Oysa bunların yalnızca o yüce amaca ulaştıran yollardan birine talip olduğunu gözardı edip gerçekliğin ta kendisi olduğuna inanırız. -ve doğal olarak insan, gerçekleri bunlarda arar -ya da aramıştır hep... Oysa içindeki kayıp ve tüm bunlara tanıklık eden doğasını keşfedebilse, kendinden başka gerçekliğe ihtiyaç duyabilir miydi? ya da bu deneyimi gerçekleştiren (ör. Mevlana, Buddha vs.) insanların kendilerinden başka gerçekliğe ihtiyacı kalmış mıydı? çünkü onlar zaten hakikate ermişti.

Her insan, içinde varolan zaman ve mekan kavramından bağımsız, dinginliği, aşkı, huzuru, gerçekliği, bilincini meşgul ederek kaybetmiş ve kaybettiği gerçekliği de bu meşguliyetin şiddetine oranla bulma olasılığından oldukça uzaklaşmıştır. Bu meşguliyet; geçmiş ve geleceğe dair hesaplar, anılar, acı-tatlı olaylardır ve tüm bunlar bilinci an'dan uzaklaştırır... Çünkü anı yaşamak, bilinci devre dışı bırakır. Bilincin doğasını keşfedebilmek için bilinci dizginleyip saf bilinç ile anı yaşayabiliriz. Sadece an da kaldığımız zaman gerçek doğamızın farkına varabiliriz. Sizi, dışınızda gelişen olaylardan soyutlayarak -tek gerçeğin ta kendisine bırakır bu deneyim.

Ne zaman bilincimiz bizi (geçmiş ve gelecek hesabı ile) esir etse, bu deneyimi geliştirerek onu dizginlemenin ve anın -gerçekliğinin farkındalığını yaşamaya devam edebiliriz. O an hayat artık küçük-anlamsız çıkarların ardında tüm güzelliği ile onu izlememizi bekler... ve bu deneyimle insanın tarih boyu peşinde koştuğu gerçekliğin -esasen içinde olduğu farkındalığına erdirir. Hiçbir ''yol'' bugüne dek hiçbir insanı hakikate ulaştıramamıştır. Çünkü böyle bir yol yoktur. Hakikate erenlerin hepsi, bunu kendilerinin dışında bir şeyde bulmamışlardır. Ne aramışlarsa kendilerinde bulmuşlardır...

Peki biz, gerçekleri nerede arayıp da bulduk ya da nerede arıyoruz da bulamıyoruz?
 
Üst Alt