Biyolojik Silahlar Konusunda Ne Yapabiliriz ?

Biyolojik Silahlar Konusunda Ne Yapabiliriz ?

1972 yılında Cenevre'de imzalanan antlaşamaya rağmen, mevcut bilgilere göre en az 17 ülkenin saldırıya yönelik biyolojik silah programı olduğu düşünülmektedir (16). 1995 yılında ABD Senatosu kayıtlarına göre bu ülkeler; İran, Irak, Libya, Suriye, Kuzey Kore, Tayvan, İsrail, Mısır, Vietnam, Laos, Küba, Bulgaristan, Hindistan, Güney Kore, Güney Afrika, Çin, Rusya olarak belirtilmektedir (2). Bu ülkeler arasında en tehlikeli olarak nitelendirilen ilk beş ülkeden (İran, Irak, Libya, Suriye, Kuzey Kore) üçünün bizim sınır komşumuz oluşu konuya daha dikkatli bir şekilde eğilmemizi gerektirmektedir.

Mevcut teknolojiyi kullanabilen bir düşman / saldırgan, yerel birimler ve tıbbi yetkililer ne olup bittiğini anlayamadan biyolojik silah saldırısını tamamlayabilir. Böyle bir durumda ilk dikkat çekecek olaylardan birisi hastalığa yakalananların beklenenden daha kısa bir sürede ölmeleridir. Çok sayıda ölü olduğu halde çok az klinik bulgu olması tıbbi otoriteleri de (eğer konuda bilgi sahibi değilseler) şaşırtacaktır. Normal bir salgındakinden farklı olarak aynı bölgede birden fazla hastalık salgını ortaya çıkabilir (17).

Günümüzde biyolojik silah saldırı tehditleri esas olarak teröristlerden gelmektedir ve büyük nüfusa sahip merkezler olası hedeflerdir. Dolayısı ile askeri yetkililerin yanı sıra sivil yetkililer de böyle bir saldırı hakkında bilgi sahibi olmalı ve meydana geldiğinde yapılacakları bilmelidirler. Böyle bir saldırının olması hiç bir zaman temenni edilmemekle birlikte, olmayacağı hiç bir zaman garanti edilemez.

Olası bir biyolojik silah saldırısına hazırlıklı olmak için öncelikle aşağıdaki önlemlerin alınması yerinde olacaktır:

1. Uluslararası işbirliği sağlamalıdır.
2. Hedef olma olasılığı yüksek olan kitleler bu konuda eğitilmelidir. Böyle bir saldırı durumunda yapılacakları konu alan bir "faaliyet planı" geliştirilmelidir. Böylelikle saldırı durumunda aksayacak durumlar önceden ortaya konabilir.
3. Biyolojik silah üretme ve kullanma olasılığı bulunan kişi, grup ve devletlerin faaliyetleri takip edilmelidir.
4. Biyolojik silah geliştirmede kullanılabilecek teknikler ve malzemeler yakından takip edilmelidir. Biyolojik silah saldırılarını saptayabilecek teknikler konusunda yetişmiş personel temin edilmeli (yoksa yetiştirilmeli) ve mevcut gelişmeler takip edilmelidir. Özellikle devamlı olarak dolaşan inzibat araçları ve polis araçları gibi vasıtalar ortamın kontrolü için donatılmalı ve kullanılmalıdır.
5. Saldırı durumlarında ölüm ve hastalıkların önlenmesi için kullanılan biyolojik silahların tiplerinin erken dönemde anlaşılmasının çok önemli olduğu unutulmamalı, bu tür bir durumda müdahalenin gecikmesini engellemek için uygun donanımlı uçak veya helikopter gibi araçlar hazırlanmalıdır.

Sonuç olarak, tıbbın temel yaklaşımı "Koruyucu Hekimlik ve Halk Sağlığı" yaklaşımıdır; yani hastalık ve zararlar ortaya çıkmadan önce gerekli önlemleri almak gerekir. Bu yaklaşımdan hareketle, biyolojik silahlardan korunmaya yönelik aşı, antiserum veya antitoksin üretimi dinamik bir şekilde planlanmalı, bu amaçla savunmaya yönelik biyolojik silah faaliyetleri (biyolojik silah üretmeksizin, sadece koruyucu maddelerin üretimi) bir an önce başlatılmalıdır. Nükleer ve kimyasal silahlardan farklı olarak biyolojik silahlar, her kullanımda değişikliğe uğratılabileceğinden bu silahlara karşı üretilecek koruyucu maddelerin sürekli olarak geliştirilmesi gerekmektedir. Bu amaca hizmet edecek şekilde kurulan tesislerde, yurt dışındaki örneklerde olduğu gibi (USAMRIID) hekim (Halk Sağlığı uzmanları, Mikrobiyoloji uzmanları, İntaniye uzmanları), teknisyen ve hemşire istihdam edilmelidir.
 

Benzer konular ↴

Benzer konular ↴

Üst Alt