• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Birine Kötü Bir Haberi Nasıl Verirsiniz?

Okunuyor :
Birine Kötü Bir Haberi Nasıl Verirsiniz?

YukseLL

Emektar
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye
Birine kötü haber vermek hepimizin kaçtığı bir olay. Bu durumu atlatıp size 4 adımda kötü bir haberi nasıl verirsiniz hakkında tavsiyelerde bulunacağız.

Reality şov olan The First 48’de dedektifler uzun saatler boyunca vahşi suçlulara karşı savaşıyorlar ancak işlerinin en zor kısmının bir aileye sevdiklerinin bir cinayete kurban gittiğini söylemek olduğunu söylüyorlar.

Genelde bir insana kötü haberi özel bir yerde, sessiz bir zamanda söylemeniz gerekir – arabada işe giderken değil – hatta mümkünse akşam söylemelisiniz ki böylece o insan bu kötü haberle başa çıkabilecek olduğu rahat alanında olmalı. Bir telefon görüşmesi ideal bir yol değildir – tabi başka seçeneğiniz yoksa mecbursunuz. Email ve diğer samimi olmayan iletişim şekilleri ise hiçbir zaman makbul değildir.

Kötü haber vermek için kurulan bu 4 adımlık stratejiler yüzyüze konuşmalar için hazırlanmıştır.

Adım 1

Çok kötü hissetmeye hazır olun
İlk adım kötü haberi verdiğiniz zaman kendinizi çok kötü hissetmeye hazır olun – gerçekten kötü. Tabi ki vereceğiniz haber karşınızdaki insanı daha çok üzecektir ama vermek zorunda kaldığınız haberle karşınızdakinin hayatının nasıl alt üst olduğunu gördükten sonra siz de üzüleceksiniz. Bu çok normal ve insancıl bir refleks ama buna karşı koymalısınız.

Kötü haber vermekte deneyimi olan doktorlar bile kendilerini suçlu hissetmekten alıkoyamıyorlar. Bir araştırma gösterdi ki; onkologların dörtte biri kötü bir tıbbi tahmin yaptıktan sonra iyi bir haber vererek etkiyi hafifletmeye çalışıyor – tamamiyle doğru olmasa bile. Bir insanı iyi hissettirmek insanların doğasında var ve her zaman bunu yapmak doğru birşey değil.

Adım 2

Uyarı verin
Kötü haber vermenin bir sonraki adımı karşınızdaki insana kötü bir haber vereceğinize dair sözlü bir uyarı verin. Bir insana sevdiği birini kaybettiğini haber vermek için hiçbir zaman tam olarak hazırlayamazsınız ama basit bir uyarı bir anda söylemekten daha iyidir.

“Oturmak isteyebilirsin” veya “sana söylemem gereken ciddi birşey var” gibi kısa cümleler karşınızdakinin kendini hazırlaması için gerekli saniyeleri verir. Ama oyalanmayın; uyarıyı verin ve bir iki saniye bekledikten sonra kötü haberi iletin.

Adım 3

Basit bir dil kullanın
Kötü haber vermek için gerekli 3. adım basit bir dil kullanmak. O dedektiflere geri dönersek, onlar neredeyse evrensel basitlikte bir dil kullanıyorlar ve detaylara fazla girmiyorlar. Hatırlanması gerekli önemli bir ders: Anlaşılmaz veya örtmeceli kelimeler kullanmak sadece biraz daha kafa karışıklığına böylece daha fazla sorulara yol açıcaktır. Bu yüzden sadece basit bir dil kullanın.

Kısa cümlelerle neler söyleyeceğinizi hazırlayın ve kötü haberi verirken bunlardan vazgeçmeyin. Kötü haberi alan insanlar bu anıyı yaşadıkları sürece hatırlamaları da büyük ihtimal; sizin daha açık konuşmanız bu olaydaki herkes için daha iyi olacaktır.

Adım 4

Rahatlama sağlayın
Son adım olarak elçiden fazlası olun.

Uygun şekilde ona destek olun ve ona rahatlama sağlayın – “Senin için buradayım” veya “Gelecek haftalarda yapabileceğim herhangi birşey varsa beni aramayı unutma”. Böyle bir zamanda terkedilmediklerini bilmek bile onları rahatlatabilir.

Sadece unutmayın; vermeye hazır olmadığınız hiçbir şeyi vermeyi teklif etmeyin. Hatta onları rahatlatmak amacıyla vermek isteyebileceğinizden daha fazlasını teklif etme refleksinize karşı kendinizi hazırlayın.
Askmen

Ya siz nasıl verirsiniz?
 

Apollonius

Tecrübeli
Üye
Bunu okuyunca daha önceden okumuş olduğum şu fıkra geldi aklıma: :freakedout:

Istanbul'da üniversitede okuyan genç kiz Ankara'daki babasina telefon etmis:

-"Baba, meraba."

-"Ooooo. Güzel kizim benim. N'abersin bakalim?..."

-"Hiç sorma babacigim. Hiç keyfim yok valla..."

-"Hayirdir? Bi sorun mu var?...

Kiz aglamaya baslar; babasi ise üzüntü ve meraktan kafayi yemektedir:

-"N'ooldu kizim? Anlatsana..."

-"Murat evi terketti. Bosanmak istiyormus..."

-"Ne evi lan? Ne bosanmasi? Sen ne zaman evlendin de bosaniyorsun?..."

-"Hani senin hiç hoslanmadigin esrarkes çocuk vardi ya. Ben onunla evlendim."

-"Iyi halt ettin, zilli. Neyse, artik yapacak bi sey yok. Versin mahkemeye, hemen bosanin..."

-"Bosanalim ama benden 10 milyar istiyor. Eger vermezsem, iyi zamanlarimizda çektigi çiplak fotograflarimi Internetten herkese yollayacakmis...."

-"Püüh. Rezil... Çiplak fotograf çektirdin, öyle mi?"

-"Ama babacigim. O benim kocamdi. Ne biliyim böyle bir pustluk yapacagini."

-"Peki. Olan olmus artik. Yarin havale ederim parayi...Ögleden sonra Bankaya gidip çekersin; sonra da alip yakarsin o kahrolasi fotograflari..."

-"Sagol baba. Eeee. Sey...Bi de kürtaj için 2 milyara ihtiyacim var..."

Adam artik iyice fenalasir. Boguk bir sesle konusur:

-"Kürtaj mi? Bi de hamile mi kaldin o çocuktan sen?..."

-"Aslinda ondan degil... Zenci bi çocuk vardi...Zaten o yüzden ayriliyoruz ya...."

Adam bayilmak üzeredir. Nabzi yükselir, tansiyonu düser, artik inleyerek konusmaktadir:

-" Biz seni oraya okumaya yollamistik. Sen ne haltlar çevirmissin. Allahim. Nedir bu basimiza gelenler...Okulu bititir bitirmez Ankara'ya dönüyorsun, yoksa kirarim bacaklarini..."

-"Istersen hemen dönebilirim babacigim. Ben geçen yil okuldan atildim çünkü..."

Adam masanin üzerindeki soguk su dolu sürahiyi basindan asagiya devirir ve ancak bu sekilde konusmasini sürdürebilir:

-"Okuldan mi atildin? Hani birlikte avukatlik yapacaktik, zilli?...Eh ulan? Sen hele bi gel buraya. Ben sana yapacagimi bilirim. Evden disariya adim attirmiycam sana. Ilk isteyenle de evlendiricem...."

-"O is zor be baba. Biliyorsun, moda oldu, artik evlenmeden önce esler birbirlerinden saglik raporu istiyorlar... Pek iyi bi rapor sunacagimi zannetmiyorum ben..."

-"Allahim, çildiracagim... Bir de cinsel hastaliklar haaa.....Kesin o zencidendir..."

-"Çok pis arkadaslari vardi. Bilmem artik hangisinden kapmisimdir..."

Güm diye bir ses duyulur. Adam kisa bir süre için kendinden geçmistir; ancak hemen kendisini toparlayip tekrar telefonu alir.

-"Hemen bu aksam dayini yolluyorum oraya. Seni alip gelecek. Adresini ver bakiyim..."

-" Mahmutpasa Karakolu'ndayim... Gelirken kefalet için de biraz para getirsin yaninda..."

-"Karakol mu?...Bi de karakola mi düstün layyynnn? Ne yaptin?...."

-"Dün kafam çok bozuktu, çok içmisim. Araba kiralayip dolasmaya çiktim. O kafayla Arnavutköy'de kokoreççi dükkanina girdim. Ama neyse ki kimse ölmedi. Dükkan sahibiyle kiralik araba firmasina biraz para vermek gerekir sanirim..."

Adam artik iyice fenalasmistir. Hatta fenalasmak ne kelime; adeta kahrolmustur. Telefonda kisa bir sessizlik olur. Kiz tekrar konusmaya baslar:

-"Babacigim. Sakin üzülme. Bütün bunlar bir sakaydi. Ben sadece sinifta kaldigimi söylemek için aramistim..."

Bunun üzerine adam sevinçle ve mutlulukla haykirir:

-"Canin sagolsun be güzelim, bosveeerrr. Okul da neymis? Hiç mühim degil, tatli canin sagolsun senin...."
 
Üst Alt