• Merhaba Ziyaretçi hoşgeldin! Forumdan daha fazla yararlanmak için buradan kayıt olunuz...

Bid’at uyuz hastalığı gibi bulaşıcıdır.Din yobazlarının kendi görüşleri DİN değildir

ARİF

Amatör
Üye
Ülkemizde, yediden yetmişe herkesin fütursuzca müdahale edebildiği, ilave ve çıkarma yapmada kendini yetkili gördüğü tek şey; dindir, dinin emir ve yasaklarıdır. Gerekçe de hazır: İslamiyet akıl, mantık dinidir; böyle olması benim mantığıma daha uygun geliyor!
Düşünemiyor ki, herkesin aklı, mantığı anlayışı farklı olduğuna göre, herkes kendi anlayışı ile hareket ederse, ortada din diye bir şey kalır mı? Herkes aklı ile doğruyu bulabilecek olsaydı, Cenab-ı Hakkın Kitap, Peygamber göndermesi -haşa- lüzümsuz olmaz mıydı?
Peki, bu kadar veballi, mesuliyetli bir konuda insanların rahat tavrının sebebi nedir? Yıllarca, dinin, dinin emir ve yasaklarının, din adamlarının, din kitaplarının aşağılanması, her fırsatta alaya alınması, herkesin bu konuda fikir yürütme hakkının olduğu düşüncesinin yayılması, özellikle de devamlı, İslamiyetin “akıl ve mantık dini” olduğu vurgusunun yapılmasıdır... Tabii ki din akla mantığa uygun, ancak kimin aklına, mantığına: Peygamberlerin ve aklıselim denilen, yanılmayan akıl sahiplerinin aklına mantığına!

BAZI BİD’ATLER
Dinimizde, dine yapılan ilave ve çıkarmalara bid’at, denilmektedir. Bid’at sahibi olmak çok tehlikelidir; tevbesi yoktur, çünkü yaptığını iyi bildiği, sevap beklediği için tevbe aklına gelmez! Sahibinin, tereyağından kıl çeker gibi imanını çeker alır, onun haberi bile olmaz.
Bid’at sahibinde ben yaptım oldu, mantığı vardır. Kendine göre iyi gördüğü her şeyi yapar: Müzik aletleri ile söylenen ilahileri dinleyerek nefsini tatmin eder, bundan da sevap umar, zengin olduğu halde kurban kesmeyip fakirlere para verir, çevresindeki fakirlere bakmadan onuncu haccını, on beşinci umresini ifa eder, aklına eser cenazede tekbir getirir, hoca dışarısı kalabalık diye cenazeyi camiye mihraba getirtir, Mekke, Medine’deki imamın arkasında namaz kılmak arzular, önüne radyoyu koyar veya televizyonu açar namazını kılar, sesi daha gür çıksın diye, üç saf insana namaz kıldırırken yaka mikrofonu kullanır; yine çok sevap alırım düşüncesiyle hoparlörü; çocukları beşikten, hastaları yataktan fırlatacak şiddette açar, mezhep imamlarını, fıkıh kitaplarını küçük görüp doğrudan ayetten hadisten hüküm çıkarmaya kalkar, kitaplarda sakalın bir tutam olması sünnet denildiği halde, hiç bırakmamaktan iyidir diyerek, yarım santim sakal bırakır, bazıları da ne kadar uzatırsa o kadar sevap olacak düşüncesiyle, göbeğine kadar uzatır. Dinin hubb-i fillah emrini hiçe sayarak gayri müslimleri kardeş bilir... Daha neler neler, akla hayale gelmeyecek ne bida’tler!

Halbuki, dinde boşluk yoktur, neyin nasıl olacağını İslam âlimleri gece gündüz çalışıp fıkıh, ilmihal kitaplarında bildirmişlerdir. Bid’atlerden, rastgele davranışlardan kaçılmasını istemişlerdir.

İMAN NURUNU ÇIKARIR!..
Bid’atler bulaşıcı hastalıktan daha hızlı yayıldığından, daha tehlikeli olacağından, Müslümanların bid’at sahipleri ile görüşmeleri, onlara, hürmet göstermeleri, konuşmaları yasaklanmıştır. Hadis-i şeriflerde, “Bid’at sahipleri ile birlikte bulunmayınız! Onların kötülükleri, uyuz hastalığı gibi bulaşıcıdır”, “Bid’at sahibine hürmet etmek için yürüyen kimse, İslâmı yıkmaya yardım etmiştir” buyuruldu.

Peygamberimiz, bid’atin zararını, tehlikesini şöyle bildirmiştir: “Bid’at sahibine düşman gözü ile bakan kimsenin kalbini Allahü teâlâ emân ve îman ile doldurur. Bid’at sahibini kötü bileni Allahü teâlâ, kıyâmet gününün korkularından korur. Bid’at sahibine hakâret edene, Allahü teâlâ, Cennette yüz derece ihsân eder. Bid’at sahibini güler yüzle karşılayan veya ona iyilik eden, Allahü teâlânın Muhammed aleyhisselâma göndermiş olduğu İslâmiyeti beğenmemiş olur.”

Fudayl bin İyâd hazretleri buyurdu ki: “Bid’at sahibini seven kimsenin ibâdetlerini Allahü teâlâ yok eder ve kalbinden îman nûrunu çıkarır.”

Bid’at sahibini sevmeyenin ibâdetleri az olsa bile günahlarının affolunması umulur. İslam büyükleri, yolda, bir bid’at sahibi ile karşılaşmamak için yollarını değiştirirlerdi!
 
E

Ebu-Ahmet-Musab

Ziyaretci
Allah razı olsun! Aynen katılıyorum kardeşimizin söylediklerine. Din kemale ermiştir. Artık Allah'a ve Resulune uymaktan daha güzel bir yol yoktur. Fazla ibadet göz çıkarmaz diye düşünenlere şunu söyleyelim. Sen önce Peygamberimizin S.A.S. bildirdiklerini yapta fazlası şöyle dursun. Kendinizi hiç boşa yormayın beyler bayanlar. Bakın Allah Resulu ne demiş: "Her kim bizim bu dinimizin dışında bişey uydurursa o merduptur, dürülüp yüzüne çalınır" yani kabul edilmez deniyor kısaca, kabul edilmeyeceğine dair şüpheniz olan bir ibadeti yapmaktansa, delilleri olan ibadetlere yönelmek garanti yoldur.
 

bziya

Kıdemli
Üye
Ülkemizde, yediden yetmişe herkesin fütursuzca müdahale edebildiği, ilave ve çıkarma yapmada kendini yetkili gördüğü tek şey; dindir, dinin emir ve yasaklarıdır. Gerekçe de hazır: İslamiyet akıl, mantık dinidir; böyle olması benim mantığıma daha uygun geliyor!
Düşünemiyor ki, herkesin aklı, mantığı anlayışı farklı olduğuna göre, herkes kendi anlayışı ile hareket ederse, ortada din diye bir şey kalır mı? Herkes aklı ile doğruyu bulabilecek olsaydı, Cenab-ı Hakkın Kitap, Peygamber göndermesi -haşa- lüzümsuz olmaz mıydı?
Peki, bu kadar veballi, mesuliyetli bir konuda insanların rahat tavrının sebebi nedir? Yıllarca, dinin, dinin emir ve yasaklarının, din adamlarının, din kitaplarının aşağılanması, her fırsatta alaya alınması, herkesin bu konuda fikir yürütme hakkının olduğu düşüncesinin yayılması, özellikle de devamlı, İslamiyetin �akıl ve mantık dini� olduğu vurgusunun yapılmasıdır... Tabii ki din akla mantığa uygun, ancak kimin aklına, mantığına: Peygamberlerin ve aklıselim denilen, yanılmayan akıl sahiplerinin aklına mantığına!

BAZI BİD�ATLER
Dinimizde, dine yapılan ilave ve çıkarmalara bid�at, denilmektedir. Bid�at sahibi olmak çok tehlikelidir; tevbesi yoktur, çünkü yaptığını iyi bildiği, sevap beklediği için tevbe aklına gelmez! Sahibinin, tereyağından kıl çeker gibi imanını çeker alır, onun haberi bile olmaz.
Bid�at sahibinde ben yaptım oldu, mantığı vardır. Kendine göre iyi gördüğü her şeyi yapar: Müzik aletleri ile söylenen ilahileri dinleyerek nefsini tatmin eder, bundan da sevap umar, zengin olduğu halde kurban kesmeyip fakirlere para verir, çevresindeki fakirlere bakmadan onuncu haccını, on beşinci umresini ifa eder, aklına eser cenazede tekbir getirir, hoca dışarısı kalabalık diye cenazeyi camiye mihraba getirtir, Mekke, Medine�deki imamın arkasında namaz kılmak arzular, önüne radyoyu koyar veya televizyonu açar namazını kılar, sesi daha gür çıksın diye, üç saf insana namaz kıldırırken yaka mikrofonu kullanır; yine çok sevap alırım düşüncesiyle hoparlörü; çocukları beşikten, hastaları yataktan fırlatacak şiddette açar, mezhep imamlarını, fıkıh kitaplarını küçük görüp doğrudan ayetten hadisten hüküm çıkarmaya kalkar, kitaplarda sakalın bir tutam olması sünnet denildiği halde, hiç bırakmamaktan iyidir diyerek, yarım santim sakal bırakır, bazıları da ne kadar uzatırsa o kadar sevap olacak düşüncesiyle, göbeğine kadar uzatır. Dinin hubb-i fillah emrini hiçe sayarak gayri müslimleri kardeş bilir... Daha neler neler, akla hayale gelmeyecek ne bida�tler!

Halbuki, dinde boşluk yoktur, neyin nasıl olacağını İslam âlimleri gece gündüz çalışıp fıkıh, ilmihal kitaplarında bildirmişlerdir. Bid�atlerden, rastgele davranışlardan kaçılmasını istemişlerdir.

İMAN NURUNU ÇIKARIR!..
Bid�atler bulaşıcı hastalıktan daha hızlı yayıldığından, daha tehlikeli olacağından, Müslümanların bid�at sahipleri ile görüşmeleri, onlara, hürmet göstermeleri, konuşmaları yasaklanmıştır. Hadis-i şeriflerde, �Bid�at sahipleri ile birlikte bulunmayınız! Onların kötülükleri, uyuz hastalığı gibi bulaşıcıdır�, �Bid�at sahibine hürmet etmek için yürüyen kimse, İslâmı yıkmaya yardım etmiştir� buyuruldu.

Peygamberimiz, bid�atin zararını, tehlikesini şöyle bildirmiştir: �Bid�at sahibine düşman gözü ile bakan kimsenin kalbini Allahü teâlâ emân ve îman ile doldurur. Bid�at sahibini kötü bileni Allahü teâlâ, kıyâmet gününün korkularından korur. Bid�at sahibine hakâret edene, Allahü teâlâ, Cennette yüz derece ihsân eder. Bid�at sahibini güler yüzle karşılayan veya ona iyilik eden, Allahü teâlânın Muhammed aleyhisselâma göndermiş olduğu İslâmiyeti beğenmemiş olur.�

Fudayl bin İyâd hazretleri buyurdu ki: �Bid�at sahibini seven kimsenin ibâdetlerini Allahü teâlâ yok eder ve kalbinden îman nûrunu çıkarır.�

Bid�at sahibini sevmeyenin ibâdetleri az olsa bile günahlarının affolunması umulur. İslam büyükleri, yolda, bir bid�at sahibi ile karşılaşmamak için yollarını değiştirirlerdi!
Kıymetli kardeşim ARİF ; Allahü Teala senden razı olsun nefslerini rab edinen cahillere en ince noktadan darbeyi indirmiş putlarını yerle bir etmişsin.

Müslümanın yapması gereken tek şey Efendimize uymak için onun ve kur'anı kerimin uyun diye emrettiği Ehli sünnet alimlerine uymak böylece ebedi seadete kavuşmaktır.Bu alimlerin gerçek Ehli sünnet olmalarının senet ve delilleri vardır , mesela hocadan talebeye efendimize kadar silsilesi bellidir.İcazet yani diplomaları vardır.Bunların dışında din adına konuşan cahillere kulak vermemeli , yüzkaralıklarını insanlara hizmet için anlatmalı ,bildirmelidir.Ehli sünnet alimleri Efendimizden öğrendiği bilgilere bir nokta ekleyip bir nokta dahi çıkarmamışlardır.Her sözleri Efendimizden nakildir.Herbiri müctehid , fadıl , faruk , furkandır.Ne mutlu bu büyüklere uyup seadete kavuşan seçilmiş bahtiyar kimselere , hepsine selam ve dualar olsun.
 

benzer konular


Üst Alt