Beyhude Serzeniş!..

Kıyılarımda ki dalgaların arasında batıp çıktıkça, fırtınaya mı tutulduğunu zannediyorsun sen? Peki, derinlerimde ne olduğunu merak ediyor musun? ! .
Sen gördüklerinle yetinirken, ben senin göremediğin “hasret” tarafından istila edilip insafsızca yağmalanıyorum…
Düşünmeden konuşmanın cezası konuştuktan sonra düşünmeye mahkûm olmakmış ya, belli ki bu yüzden bağlandım prangalara, bu yüzden zincirlendim nedamet batağına
Oysa ben “hesap kitap” yapmadım severken… İnce ince “mizan’lara” girmedim, samimiydim, içtendim, “her nasılsa bu yüreğim” işte öyle göründüm…
Her rüzgar estiğinde yön değiştiren yaprak misali “dönek” olmadım, namertlik nedir bilmedim, kırılmayı göze aldım lakin eğilmedim, ben böyle biriydim ve ne olursa olsun böyle kalmaya da yeminliyim! ..
Dürüst olmak “hesaplı” olmaktan “ iyidir” derler…
Hesap; insanı makam sahibi yaparmış ama vicdan; “insanı insan yaparmış! ” İstedim, talep ettim ama “isnat” etmedim, saldırıp suçlamadım, kem sözle sıvamadım, “kol kırılır yen içinde” diyerek avuttum(!) kendimi…
Bir insanın kendini kandırması, yalanlarla avutması ne kadar garip, ne kadar zavallı ve bir o kadar da anlamsız, öyle değil mi?
Evet, evet, “aptalca! ..”
Estağfurullah’ı falan yok! .. Mazereti yok, tutulacak bir tarafı da yok! .. Yok yok yok! ...
Kişi; kendine ne zaman “acımasız” olur, işte ancak o zaman görmeye başlar “gerçek neymiş!
O zaman anlar bir başkasının gözündeki değerini, ya da “ederini”
Bir insan kendi kendini nasıl zelil eder, nasıl naçar bırakır, kolu kanadı nasıl kırılır nahak yere o zaman görür ve o zaman anlar işte! ..
Lakin beyhude bir serzeniştir bu sitemler, beyhude bir kavrayış, beyhude bir fark ediştir artık, bu saatten sonra anlamı da yoktur, yardımı da! ..
***
Sen benim kıyılarımda dolaşırken pembe renkli sandalla, görmedin sana hissettirmediğim fırtınalarımı…
Rüzgârı kestim sen küreklere asılırken, dalgaları susturdum “temaşa” zevkini küstürmemek için… Biliyor muydun? ... Nereden bileceksin ki? !
Yüreğimi siper ettim “güneş yakmasın” tenini diye, sen yukarıda rahat gez diye, ben; kasırgalarımı dibine gömdüm umman’ın! ..
Oysa seslenseydin, “geldim” deseydin, “bende seni seviyorum” deseydin, ah! .diyebilseydin! ..
Dinecekti fırtınalar… Asude kalacaktı tüm okyanus, dinlenecekti duygularım… Tebessüm edecekti rüzgar! ..
-Seslenmedin,
--Gelemedin,
---Diyemedin! ....
Var git yoluna şimdi… Var git! ..
Kudurmuş dalgalara pusu kurmuş öfkem; sana ulaşmadan, isyana bulaşmadan, sandalına sarılmadan git! ...
Kaybolma bu toz duman içinde, benim tükenmeme sebep olduysan bile kendini tüketme
Ben; senin “yıllarına hayat katarak” yaşayabileceğin bir ömrün hayalini kurmuştum, fakat sen git; “hayatına yılları katarak” tamamla ömrünü
Sana “Git” demek yerine “Gel” demeyi ne kadar çok isterdim,
İsterdim ama
Sen “SEVİYORUM” demeyi bile beceremiyorsan,
“GELME! ..”
Hem de sonsuza kadar! ..
*

Kadir Albayrak
 
Dinecekti fırtınalar… Asude kalacaktı tüm okyanus, dinlenecekti duygularım… Tebessüm edecekti rüzgar! ..
-Seslenmedin,
--Gelemedin,
---Diyemedin! ....
Var git yoluna şimdi… Var git! ..
Kudurmuş dalgalara pusu kurmuş öfkem; sana ulaşmadan, isyana bulaşmadan, sandalına sarılmadan git! ...
Kaybolma bu toz duman içinde, benim tükenmeme sebep olduysan bile kendini tüketme
Ben; senin “yıllarına hayat katarak” yaşayabileceğin bir ömrün hayalini kurmuştum, fakat sen git; “hayatına yılları katarak” tamamla ömrünü
Sana “Git” demek yerine “Gel” demeyi ne kadar çok isterdim,
İsterdim ama
Sen “SEVİYORUM” demeyi bile beceremiyorsan,
“GELME! ..”



Dehşet bir coşku ile okudum ve özellikle son bölümde bastırmaya çalıştığım öfke ayaklandı...
Çok güzel yazmışsınız ilhamınız kaybolmasın....
 
Üst Alt