Benim İçin Özgürlük...

Sn Sosyalist, bir konu açıyorsunuz, boşlukları uygun sözcüklerle doldurunuz diye bir kolaylık da yapıyorsunuz, yetmiyor, sanki karşınızda algı eksikliği çeken insanlar varmış gibi, özellikle de bir kesime saldırarak bir örnek döşüyorsunuz.

Demek sağlanmış olan kolaylığı hakaret olarak algılamışsınız!
Türban hakkındaki düşüncemi ise saldırı olarak kabul ediyorsunuz!
Üzüldüm!!!

Tıpkı sizin tarzınızı kopyalayarak tepki göstereni de hakaret etmekle itham ediyorsunuz.

Tıpkı benim gibi yapan demek!
Karşılaştırmasını, izahatını yapabilri misiniz?

Konuya ilişkin asıl fikrinizi de iletiler sonra görebiliyoruz nedense... Sanki sırf o örneği verebilmek için bu konuyu açmışsınız gibi bir tablo var. Neden yapıyorsunuz? Bu yaklaşımda samimi ve masum bir nokta görmek imkansız.

Bu düşüncenizin ise önyargılı, yanlış algılama ve yanlış değerlendirmelerinizin bir sonucu olarak ortaya çıktığını düşünüyorum.

Sınırları kaldırmak gibi bir ideali olduğunu söyleyen biri için biraz dar, biraz sığ bir hareket tarzı değil mi bu?
Haklısınız, ilk bakışta düşündüğünüz gibidir.
Konunun açılış şekline dikkat ederseniz sizin için özgürlüğün ne anlama geldiği kısa ve öz olarak alınmak isteniyor.
Eğer anlaşılmayacak bir durum varsa daha detaylı açıklama yapabilirim elbet.

Silahsızlık diyorsunuz, insanların yarasına barut basıyorsunuz.
Silahsızlanmanın insan yarasına barut basmakla ne alakası olabilir, açıklar mısınız?
Bunun ne gibi kötü sonuçlar doğuracağını anlamadım!

Savaş karşıtı olduğunuzu söylüyorsunuz, alenen saldırıyorsunuz.
Örnek alabilir miyim lütfen?

Adım başı rastladığınız insanlarla olan sınırlarınızı bu tavırlarınızla daha fazla sağlamlaştırırken, sınırsızlık söylemleriniz ya bir rüya da ya bir masal aleminde yaşadığınız izlenimini veriyor bana…
Kusura bakmayın, bu cümenizden bir şey anlamadım!

Belki de kelimelerin anlamını bilmiyorsunuz(sınır, savaş, silah, özgürlük). Hülasa, dillendirdiğiniz idealinizle hareketiniz örtüşmüyor.
Cümlenizi tam olarak çözümleyemedim.
Yani sınırsız, (devlet kavramının ortadan kaldırılması) silahsız, savaşsız bir dünya özlemi özgürlük anlayışına darbe vurmak mıdır?
Bunu mu ifade ediyorsunuz?

Sanırım özgürlük, başka insanların seçimlerine, özgürlüklerine saygıyla başlar. Bu, ‘En iyi ben düşünürüm’ esaretini kırmanın yoludur ne de olsa… Saygı ile…
Elbette..
Fakat bu dediğiniz bireysel anlamda ki özgürlük biçimidir.
Bir de toplumsal özgürlük anlayışı var ki, o da düşündüğünüz biçindeki özgürlüğün (türban gibi) tüm toplumu saracağı ve etkisi altına alacağıdır.
Buna özgürlük diye izin verirseniz bilimsel, evrensel ve demokratik anlamda kabul gören özgürlük kavr***** darbe vurmuş olursunuz..

Aslında yorum ve eleştirilerinizi şaka olarakta algılıyorum ama gerçek olabileceğini düşünerek ayrıntılarıyla cevaplamaya çalıştım.

Sağlıcakla kalınız...
 
Demek sağlanmış olan kolaylığı hakaret olarak algılamışsınız!
Türban hakkındaki düşüncemi ise saldırı olarak kabul ediyorsunuz!
Üzüldüm!!!



Tıpkı benim gibi yapan demek!
Karşılaştırmasını, izahatını yapabilri misiniz?



Bu düşüncenizin ise önyargılı, yanlış algılama ve yanlış değerlendirmelerinizin bir sonucu olarak ortaya çıktığını düşünüyorum.


Haklısınız, ilk bakışta düşündüğünüz gibidir.
Konunun açılış şekline dikkat ederseniz sizin için özgürlüğün ne anlama geldiği kısa ve öz olarak alınmak isteniyor.
Eğer anlaşılmayacak bir durum varsa daha detaylı açıklama yapabilirim elbet.


Silahsızlanmanın insan yarasına barut basmakla ne alakası olabilir, açıklar mısınız?
Bunun ne gibi kötü sonuçlar doğuracağını anlamadım!


Örnek alabilir miyim lütfen?


Kusura bakmayın, bu cümenizden bir şey anlamadım!


Cümlenizi tam olarak çözümleyemedim.
Yani sınırsız, (devlet kavramının ortadan kaldırılması) silahsız, savaşsız bir dünya özlemi özgürlük anlayışına darbe vurmak mıdır?
Bunu mu ifade ediyorsunuz?


Elbette..
Fakat bu dediğiniz bireysel anlamda ki özgürlük biçimidir.
Bir de toplumsal özgürlük anlayışı var ki, o da düşündüğünüz biçindeki özgürlüğün (türban gibi) tüm toplumu saracağı ve etkisi altına alacağıdır.
Buna özgürlük diye izin verirseniz bilimsel, evrensel ve demokratik anlamda kabul gören özgürlük kavr***** darbe vurmuş olursunuz..

Aslında yorum ve eleştirilerinizi şaka olarakta algılıyorum ama gerçek olabileceğini düşünerek ayrıntılarıyla cevaplamaya çalıştım.

Sağlıcakla kalınız...

Sn Sosyalist, sağladığınız kolaylığa seçtiğiniz konu ve işleyiş tarzınız ortada. Benim bu algımı paylaşan başkaları da var ki tepki görmüşsünüz. Neden üzülüyorsunuz ki, bunu yaparken bu sonuç gerçekten hiç mi aklınıza gelmedi? Bu kadar mı kasıtsızdı bu seçiminiz?

Siz, gerek kullandığınız kelimelerle gerekse kullandığınız mimik sembolüyle kastınızı, istihzanızı ifade etmişsiniz. Genel ve görünüşe yönelik saygı şartlarını aşmamışsınız ,yani saldırınızı maskelemişsiniz, tepki gösteren üye ise bu maskeyi kullanmamış sadece. Bu karşılaştırmaya göre arkadaş daha samimi.Tıpkı sizin gibi değil haklısınız; sizden daha samimi demeliydim. Tarzını tasvip etmesem de bunu söylemek zorundayım.

İlk bakışta da son bakışta da düşündüğüm değişmiyor. İlk cümlenizden ben sorunuzu anladım (İzahatınıza ihtiyaç hissetmeyecek ölçüde anlayış sahibiyim sanıyorum), sonraki boşluk doldurmaca oyununun, oyundan sonra gelen örneğe zemin oluşturmaktan öteye geçmediği fikrini veren de sizin işleyiş şekliniz örneğinizi. Ön yargılı mıyım? Haksız ithamlarda mı bulundum? Kimsenin kalbini okuyamam, yanlış hissettiysem, haksız yargıda bulunduysam özür diliyorum. Siz de, kelimelerinizin sebep olduğu yanlış anlaşılmadan dolayı hedef kitleden özür dileyiniz şu durumda, bir şeyiniz eksilmez.

Bu ülkede adım başı türban, başörtü vs kullanan veya destekler inanca sahip insanla karşılaşırsınız. Özgürlükten filan bahsederken istihza ile dile dolarsanız bu kabulü, bu inancı, acizlikle, mantıksızlıkla kıyaslarsanız, bu insanlara saldırıyorsunuz anl***** gelir bu. Manevi silah, manevi savaş anlamları içerir, kışkırtma içerir bu davranışınız. Dünyadaki tüm silahlar imha edilse bile tüm sınırlar ortadan kaldırılsa bile, daha donanımlılarını daha derinlerini imal edecek, ikame edecek zemin, kaynak oluşturur bu bakış açısı, bu kabullenememe. Kullandığı herhangi bir kimlik sembolünden muzdarip olan fakat vazgeçemeyen yekûn, yüzdenin yarısıysa, diğer yarı o sembolle mutludur. Silahsızlanmaya, savaş ortamlarını yok etmeye asıl darbe, ortak paydalarda birleşme eğilimi yerine, bazı özel noktaları inatla törpüleme eğilimidir. Çözümleyemediğiniz cümle için de bu paragraf benim açımdan uygundur.

Bahsettiğimiz sembolü inancının vazgeçilmezi olarak kabul eden insanlar var ve bunların arasında başını örtmeyen kadınları bu inançtan dışlayan, karşılarına çıkan tüm kadınları sadece başörtüsüyle değerlendiren insanlar var. Siz bu insanlara ne diyorsunuz? Yobaz mı? Çağ dışı mı? Oyun oynamayalım, siz bu insanlara ne diyorsanız, nasıl hitap ediyorsanız başörtüsüyle değerlendirdiğiniz insanlar yüzünden siz de aynı hitabın muhatabısınız. Baş örtmek, kimi için dini bir gereklilik kimi için bir gelenek kimi için bir alışkanlık kimi için bir ibadet aracıyken, bu kadar farklı amaçlar barındırıyorken, sonuçta kişisel bir seçimken, siz tüm başını örtenleri aynı düşünce aynı ideoloji aynı amaç altında bir tutup çözümleyemezsiniz. Her inanış, her ideoloji diğeri için tehdit bahsettiğiniz anlamda. Diyelim ki tüm bu baş örtülüler aynı amaç uğruna başlarını örtüyorlar( cumhuriyetçi, sosyalist, komünist vs başörtülüleri yok sayalım). Kıyafete yansımayan amaçlar tehdit oluşturmuyor, fakat bu tehdit…. Böyle mi? Böyleyse neden? Aslında bir yanıt beklemiyorum. Yansız, net bir cevap alabileceğim konusunda ne yazık ki ön yargı sahibiyim... Saygı ile...
 
Özgürlük; bireyin sadece toplumdaki otorite bicimlerine karsi tepki olarak degil: Bireyin ''kafasinin icindeki polislere'' karsida bir tepkidir. Özgürlükcü her akimin karsisina, tüm tarih boyu degisik bicimlerde fakat ayni karanlik kutsal üclü cikmistir: Tanri, devlet ve sermaye.

Özgürlügü savunus, ister istemez bu üclü ile de hesaplasmayi gerektirir.

Fakat bunlarin yaptigi körü körüne din düsmanligidir. O kadar ki, peygamberleri Marx'in bir sözünü (din afyondur) tutup yalan yanlis cevirip karanlik düsüncelerine alet etmislerdir. Kafalardaki polislerden bahsettik ya: bunlarinda kafasinda bu polisler var iste. Özgürlükcü olsa da güya.

Iste bu kuru din düsmanligi bu memlekette iscileri soldan tiksindirdi. Bunlar hayatlarinda Hikmet Kivilcimli'nin ne demek istedigini anlamamis, anlayabilecekte insanlar degildir. Marx, düsmanlari burjuvazinin ilerici aydinlanmaci gücünü aleni söyledi ama bunlar tarihsel ilerlemeye itici güc katmis islami göremeyecek kadar düsman.

İslam hakkında son cümle için filan değil, sadece kesişen bir bakış-algılayış için teşekkür ederim... Saygı ile...
 
Sn Sosyalist, sağladığınız kolaylığa seçtiğiniz konu ve işleyiş tarzınız ortada. Benim bu algımı paylaşan başkaları da var ki tepki görmüşsünüz. Neden üzülüyorsunuz ki, bunu yaparken bu sonuç gerçekten hiç mi aklınıza gelmedi? Bu kadar mı kasıtsızdı bu seçiminiz?

Siz, gerek kullandığınız kelimelerle gerekse kullandığınız mimik sembolüyle kastınızı, istihzanızı ifade etmişsiniz. Genel ve görünüşe yönelik saygı şartlarını aşmamışsınız ,yani saldırınızı maskelemişsiniz, tepki gösteren üye ise bu maskeyi kullanmamış sadece. Bu karşılaştırmaya göre arkadaş daha samimi.Tıpkı sizin gibi değil haklısınız; sizden daha samimi demeliydim. Tarzını tasvip etmesem de bunu söylemek zorundayım.
Yani açık bir şekilde mizahi eleştiriyi değil, kapalı olarak hakaret etmeyi daha uygun buluyorsunuz, öyle mi?

İlk bakışta da son bakışta da düşündüğüm değişmiyor. İlk cümlenizden ben sorunuzu anladım (İzahatınıza ihtiyaç hissetmeyecek ölçüde anlayış sahibiyim sanıyorum), sonraki boşluk doldurmaca oyununun, oyundan sonra gelen örneğe zemin oluşturmaktan öteye geçmediği fikrini veren de sizin işleyiş şekliniz örneğinizi. Ön yargılı mıyım? Haksız ithamlarda mı bulundum? Kimsenin kalbini okuyamam, yanlış hissettiysem, haksız yargıda bulunduysam özür diliyorum. Siz de, kelimelerinizin sebep olduğu yanlış anlaşılmadan dolayı hedef kitleden özür dileyiniz şu durumda, bir şeyiniz eksilmez.
Özür dilenmesi gereken bir yanlışım sözkonusu değildir.
Şundan dolayı özür dilemelisin diyeceğiniz noktayı belirtirseniz elbetteki bunu yaparım.
Ama dediğim gibi, böyle bir durum göremiyorum..

Bu ülkede adım başı türban, başörtü vs kullanan veya destekler inanca sahip insanla karşılaşırsınız. Özgürlükten filan bahsederken istihza ile dile dolarsanız bu kabulü, bu inancı, acizlikle, mantıksızlıkla kıyaslarsanız, bu insanlara saldırıyorsunuz anl***** gelir bu. Manevi silah, manevi savaş anlamları içerir, kışkırtma içerir bu davranışınız. Dünyadaki tüm silahlar imha edilse bile tüm sınırlar ortadan kaldırılsa bile, daha donanımlılarını daha derinlerini imal edecek, ikame edecek zemin, kaynak oluşturur bu bakış açısı, bu kabullenememe. Kullandığı herhangi bir kimlik sembolünden muzdarip olan fakat vazgeçemeyen yekûn, yüzdenin yarısıysa, diğer yarı o sembolle mutludur. Silahsızlanmaya, savaş ortamlarını yok etmeye asıl darbe, ortak paydalarda birleşme eğilimi yerine, bazı özel noktaları inatla törpüleme eğilimidir. Çözümleyemediğiniz cümle için de bu paragraf benim açımdan uygundur.

Eleştiriyi saldırı olarak algılamışsınız.
Bunun doğru bir yaklaşım olduğunu düşünmüyorum.
Bu konuda kesinlikle yanıldığınızı belirtmek isterim.

Bahsettiğimiz sembolü inancının vazgeçilmezi olarak kabul eden insanlar var ve bunların arasında başını örtmeyen kadınları bu inançtan dışlayan, karşılarına çıkan tüm kadınları sadece başörtüsüyle değerlendiren insanlar var. Siz bu insanlara ne diyorsunuz? Yobaz mı? Çağ dışı mı? Oyun oynamayalım, siz bu insanlara ne diyorsanız, nasıl hitap ediyorsanız başörtüsüyle değerlendirdiğiniz insanlar yüzünden siz de aynı hitabın muhatabısınız. Baş örtmek, kimi için dini bir gereklilik kimi için bir gelenek kimi için bir alışkanlık kimi için bir ibadet aracıyken, bu kadar farklı amaçlar barındırıyorken, sonuçta kişisel bir seçimken, siz tüm başını örtenleri aynı düşünce aynı ideoloji aynı amaç altında bir tutup çözümleyemezsiniz. Her inanış, her ideoloji diğeri için tehdit bahsettiğiniz anlamda. Diyelim ki tüm bu baş örtülüler aynı amaç uğruna başlarını örtüyorlar( cumhuriyetçi, sosyalist, komünist vs başörtülüleri yok sayalım). Kıyafete yansımayan amaçlar tehdit oluşturmuyor, fakat bu tehdit…. Böyle mi? Böyleyse neden? Aslında bir yanıt beklemiyorum. Yansız, net bir cevap alabileceğim konusunda ne yazık ki ön yargı sahibiyim... Saygı ile...

Son paragrafınız sizin doğrularınız, buna saygı duyarım ama asla kabul etmem ve doğru olarak niteleyemem.

Galiba birbirimizi anlamakta sıkıntı yaşıyoruz.

Size birkaç soru sordum fakat cevap olarak net bir yanıt alamadım.
Siyasiler gibi bir yuvarlama yaptığınızı görüyorum.
Bu da beni zan altında bırakmanıza sebep oluyor ve aynı zamanda sizi anlamakta sıkıntıya düştüğüm için net bir cevap veremiyorum.
Eğer bir hakaret algılıyorsanız, (ki öyle olduğunu belirtmişsiniz) yorumlarımdan alıntı yaparak önümüze koyabilirsiniz.
Bu şekilde daha net bir cevap vereceğimden emin olabilirsiniz.
Özür dileyecek bir durumda olduğumu ise görmüyorum.

Evet, ilk ve ortaöğretimde, ünivesite ve kamusal alanda türban giyilmesine kesinlikle karşıyım.
Bunun ne amaçla olursa olsun (masumlar, dini siyasete alet etmeyenler hariç) giyilmesi, tek tipe bürünmesi, kitleselleşmesi insanların şeriat özlemini ortaya koymaktadır.
İstisnaların dışında bu böyledir.
Bir de türbanlıların bağlı bulunduğu siyasi parti, tarikat, cemaat, dinci burjuvazi gibi güçlerin bunları yönlendirmesini düşünecek olursak, bizleri götürmek istediği, götüreceği nokta bellidir.
Belki siz bunu benim gibi düşünmeyebilir, masum görebilirsiniz.
Ama devrimlerin örgütlenerek güçlenmesi sonucunda gerçekleştiği gerçeğini de unutmamak lazım.

Öte yandan, inancı gereği okullarda ve kamusal alanda hıristiyan, yahudi, alevi, aczimendi, satanist….gibi farklı inanca sahip insanların istekleri karşısında ne yapmak gerekecek.
Onlara, sizin inancınızı kabul etmiyoruz, siz bu kıyafetle bu alana giremezsiniz mi diyeceğiz?
Hadi onlara da müsaade edelim:
Peki, devlet kavramı, anayasa, toplumsal yasal hakların bireysel istekler karşısındaki konumu, laiklik gibi değerlerin durumu ne hale gelecek?
Bu gibi etkenlerin zamanla kemikleşmesi, kutuplaşması ve bu yapılanmaların sonuçlarını görebiliyor musunuz?

Neyse, uzatmanın gereği yok.
Laiklik anlayışına dayanarak yapılandırılan ve tüm toplumu, farklılıkları bir arada barış içinde yaşatmaya çalışan demokratik devlet anlayışının bozulmamasını istiyorsak, bilimsel ve aydın yasalar karşısında gereğini yapmak gerekir diye düşünüyorum.

Sağlıcakla…
 
Benim için özgürlük;

Var olmasına sebep olduğum devletin sağlık, ekonomik ve tüm sosyal haklarımın koruyucusu ve kollayıcısı olmasıdır.
 
İlk özgürlük açıklamasını ben yapayım isterseniz:

Benim için özgürlük,
'' Saçlarımı türban veya başörtüsüne hapsetmek değil, onları özgür bırakarak sağlıklı yaşamasına yardımcı olmaktır.'' :prv:

Fakat dini inancım bu özgürlüğe müsade etmemektedir.


“Sağlık gerekliliklerinden bihaber bi tanrıya inanıyorum. Sağlığım için gerekeni biliyorum ama bu bilim yoksunu tanrı yüzünden, bana dayattığı kıyafet yüzünden, saçlarımın mağduriyeti karşısında bişey yapamıyorum. Tüm bunların da farkındayken, hâlâ bu idraksizliğe acizce boyun eğiyorum; hâlâ yarattığını söylediği insanın ihtiyaçlarını bile bilmeyen bu tanrıya inanıyorum… Bu acizlikten bi kurtulabilsem özgürlük ne demek cümle alem öğrenecek.”

Sizin mizah diye nitelediğiniz cümlelerinizin açılımı aşağı yukarı budur. Eksik vardır fazla yoktur.Tıbben uygun sayılmayan bir kıyafeti dayatan tanrı cahildir, bu cahilliği yüzünden acizdir, bu acizliği ve cahilliği fark ettiği halde ona uyan insan da idraksizdir. Acizlik, cahillik, idraksizlik yüklemeleri başını örten biri için pek öyle gülümsenecek ifadeler, mizah anlayışınız da masum gibi gelmedi bana. Cümlelerinizdeki istihzayı anlatmaya, açıklamaya uğraşmak bile sıkıntı veriyor. Türkçe bilen herkes açıklamaya ihtiyaç hissetmeden bu hakareti görür ve saldırı niteliğini fark eder. Eleştiri, sadece eleştiri olarak kalacaksa, eleştiriyi yapanın kastı buysa, eleştirirken saldırmayacaksa, kelimeleri bir araya getirirken oluşan anlamı objektif değerlendirmeli değil mi?

Tüm o uzayıp giden cümleler, yukarıdaki ifadelerinizin, tutumunuzun, şahsi özgürlük anlayışınız olarak yazdığınız cümlelerle olan çelişkisi sebebiyleydi(Bunu da ifade etmiştim).Yoksa konu başörtüsü, kamusal alan vs değil. Bu sebeple diğer noktalara değinmek gereksiz. Keşke ben de sizi anlamakta sıkıntı çekseydim…. Saygı ile….
 
“Sağlık gerekliliklerinden bihaber bi tanrıya inanıyorum. Sağlığım için gerekeni biliyorum ama bu bilim yoksunu tanrı yüzünden, bana dayattığı kıyafet yüzünden, saçlarımın mağduriyeti karşısında bişey yapamıyorum. Tüm bunların da farkındayken, hâlâ bu idraksizliğe acizce boyun eğiyorum; hâlâ yarattığını söylediği insanın ihtiyaçlarını bile bilmeyen bu tanrıya inanıyorum… Bu acizlikten bi kurtulabilsem özgürlük ne demek cümle alem öğrenecek.”

Sizin mizah diye nitelediğiniz cümlelerinizin açılımı aşağı yukarı budur. Eksik vardır fazla yoktur.Tıbben uygun sayılmayan bir kıyafeti dayatan tanrı cahildir, bu cahilliği yüzünden acizdir, bu acizliği ve cahilliği fark ettiği halde ona uyan insan da idraksizdir. Acizlik, cahillik, idraksizlik yüklemeleri başını örten biri için pek öyle gülümsenecek ifadeler, mizah anlayışınız da masum gibi gelmedi bana. Cümlelerinizdeki istihzayı anlatmaya, açıklamaya uğraşmak bile sıkıntı veriyor. Türkçe bilen herkes açıklamaya ihtiyaç hissetmeden bu hakareti görür ve saldırı niteliğini fark eder. Eleştiri, sadece eleştiri olarak kalacaksa, eleştiriyi yapanın kastı buysa, eleştirirken saldırmayacaksa, kelimeleri bir araya getirirken oluşan anlamı objektif değerlendirmeli değil mi?

Tüm o uzayıp giden cümleler, yukarıdaki ifadelerinizin, tutumunuzun, şahsi özgürlük anlayışınız olarak yazdığınız cümlelerle olan çelişkisi sebebiyleydi(Bunu da ifade etmiştim).Yoksa konu başörtüsü, kamusal alan vs değil. Bu sebeple diğer noktalara değinmek gereksiz. Keşke ben de sizi anlamakta sıkıntı çekseydim…. Saygı ile….
Tebrik ederim, ufkunuz çok genişmiş.
Ama bu kadar olumsuz bakmamak gerek.
Çünkü ben sizin ifade ettiklerinizi düşünmemiştim bile.
Sizden daha ılımlı olduğumu düşünmeye başladım bir an.:)

Sağlıcakla kalınız...
 
Dostum bir karar versen artik?

Sinirsiz - sinifsiz bir dünya mi özgürlük?
Yoksa;
Yagmalanmis topraklara kök salan hiyerarsinin sana lütfettigi hak mi?

Kararlı olduğumu bilmen gerekirdi sevgili dostum.
Sınırsız ve sınıfsız bir dünya elbetteki özgürlüklerin en anlamlısı ve üst aşamasıdır.

Diğer söylemimde ise mevcut düzenin sınırları kapsamında yapılması gereken özgürlüğü ifade etmeye çalıştım.
Umarım aradaki fark anlaşılmıştır...:prv:



heheh ya ondadır ya bunda:Winlk_Tongue:
Hayırdır sn.ümmi?
Anlaşılmayan bir olduğunu hissediyorum.
Yardımcı olacağımı belirtmek isterim.
Bilirsin, bizler, yardımlaşma ve dayanışmayı iyi bilir ve bu yönde mücadele ederiz...:prv:
 
Üst Alt